T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/993 - 2025/1594 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/993 KARAR NO : 2025/1594 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/04/2024 NUMARASI : 2021/503 Esas - 2024/314 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11/12/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 12/12/2025 Mahalli mahkemesince verile…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/993 - 2025/1594 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/993 KARAR NO : 2025/1594 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/04/2024 NUMARASI : 2021/503 Esas - 2024/314 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11/12/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 12/12/2025 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 29/12/2013 tarihinde dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki kendisine ait ... plakalı araç ile yaya müvekkili ...'a çarpması neticesinde, müvekkilinin kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığını, söz konusu kazanın gerçekleşmesinde dava dışı araç sürücüsü ...'ın tam ve asli kusurlu olduğunu, davacının ailesinin çocuğun sağlığı için uzun süreçli bir tedavi sürecine girdiğini, arabaları olmadığı için bunu bazen araba kiralayarak, bazen tanıdıkları aracılığı ile bazen de taksi ile gerçekleştirdiklerini, ayrıca okula gidemeyen ...’nın derslerinden geri kalmaması için özel ders aldırdıklarını, yine mağdur çocuğun annesi ...'un bu süreçte ...'a bakmak için çalışamadığını, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/459 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, sürekli iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararın 46.912,83- TL olarak hesaplandığını, ancak dosyada davalı vekilinin sigorta konusunda hatalı beyanda bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin de bu konuda gerekli araştırmayı yapmadığını ve hatalı hüküm kurulduğunu, yapılan araştırma sonucunda dava konusu aracın plakasının değiştiğini, şase numarası ile yapılan sorgulamada kaza tarihindeki sigorta kaydının ... Sigorta A.Ş.'de olduğunun öğrenildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacak davası olarak diğer davada, talep edilmeyen ve Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/459 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda 46.912,83- TL olarak hesaplanan maddi tazminat ve iş göremezlik tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 250.000,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların daha önce maddi tazminat talepli olarak Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/459 E. sayılı dosyası ile dava açtıklarını, dosyadaki yargılama neticesinde, 29.04.2021 tarihinde, "... Sigorta yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine" karar verildiğini, bu sebeple işbu davanın da reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise, birbirini ve müvekkili şirketin ödeyeceği tutarı etkileyecek olan bağlantılı iki dosyanın birleştirilmesi veya bekletici mesele yapılması gerektiğini, bahsi geçen ... plakalı aracın kaza tarihindeki sigortacısının müvekkili şirket olmadığını, davacı tarafından müvekkiline dava açmadan önce başvuruda bulunulmadığını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, KTK'nın 91 ve 85. maddelerine göre; "sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa işletene ve dolayısıyla sigortacıya düşen bir sorumluluk bulunmadığını", sigortalı araç sürücüsü tüm kurallara riayet ederek yolunda seyretmekte iken davacı yayanın tam kusuruyla işbu kazanın gerçekleştiğini, SGK tarafından yapılan bir ödeme var ise bunun araştırılmasını ve mahsup edilmesini, davacının kaza tarihinde çocuk olduğunu ve çalışma yaşında olmadığını, bu sebeple tazminatın asgari ücret üzerinden hesaplanmasını, dosyanın kusur tespiti için Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini, davacının kalıcı maluliyeti bulunmamakla birlikte, maluliyet oranı ile geçici iş göremezlik süresi ve geçici olarak bakıma muhtaç olup olmadığının belirlenebilmesi amacıyla davacının tam teşekküllü bir devlet hastanesinden son durum raporunun alınarak Adli Tıp Kurumuna sevkine karar verilmesini, hesaplamada aktüer sıfatına sahip bir bilirkişinin görevlendirilmesini, davacının “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” ve PMF tablosu üzerinden sürekli iş göremezlik zararının hesaplanmasını, davacı kaza tarihinde 9 yaşında olduğundan geçici iş göremezlik tazminatına kural olarak hak kazanamadığını, ayrıca geçici iş göremezlik tazminatının ve geçici bakıcı gideri tazminatının, sağlık giderleri teminatı kapsamına girmesi sebebiyle ilgili mevzuat gereği SGK tarafından karşılanması gerektiğini, müvekkilinin söz konusu taleplerle ilgili sorumluluğunun olmadığını bildirerek, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; “Davalı tarafça ZMMS ile sigortalı araç sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken kazanın meydana geldiği 29/12/2013 tarihinde gece vakti, mevsim itibari ile yer yer buzlanmaların da olabileceğinin, aracının lastiklerinin kış koşullarına uygun olması gerektiğinin ve neticede yokuş aşağı eğimli yolda seyir halinde iken azami hız limitinin aşılmaması yanı sıra kavşak noktasına yaklaştığında seyir hızını da azaltması gerekirken bu kurallara uymayarak, kaza tarihi itibariyle yaşı küçük davacı yayaya, akabinde dava dışı başka bir araca çarptığı olayda %100 oranında kusurlu olduğu, davacının ise kazanın oluşumunda herhangi bir kusur ve ihmalinin bulunmadığı anlaşılmış, meydana gelen kaza nedeniyle davacının tüm vücut engellilik oranının %3,3 olduğu, tespit edilen sürekli iş göremezlikten kaynaklı talep edebileceği maddi tazminat miktarının 378.750,76 TL olmasıyla birlikte, davalının kaza tarihi itibariyle poliçe limitinin 250.000,00 TL olduğu alınan ATK ve bilirkişi raporları ile sabittir. Meydana gelen kazadan kaynaklı maddi zarardan davalı, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumludur. Davacının yaralanması sonucu sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı dikkate alınmakla, davacının sürekli iş göremezlikten kaynaklı 250.000,00 TL maddi tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,...” karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirket kayıtlarında yapılan incelemede, dava konusu olay tarihi olan 29/12/2013’de ... plakalı araca ait herhangi bir ZMSS poliçesine rastlanılmadığını, kaza tarihindeki poliçenin ... Sigorta A.Ş. tarafından yapıldığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, davacı tarafın 19.02.2024 tarihli satış sonrasında araç plakasının değiştiği iddiasıyla işbu davayı ikame ettiğini ancak, dosya muhteviyatında araç satış belgesi, satış zeyilnamesi ve plaka değişikliğine ilişkin herhangi bir zeyil belgesi yer almadığı gibi yerel mahkeme tarafından da iptal zeyil belgelerinin temin edilmesi adına herhangi bir işlem yapılmadığını, davacının bakiye zarar iddiası ile eldeki davayı açma imkanı bulunmadığını, bahse konu Ankara Batı Asliye Ticaret 2018/459 E. sayılı dosyasında davacının hesap raporuna itiraz etmediğini, müvekkili sigorta şirketi lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, davacının bakiye zararının olduğu iddiasıyla ek dava açması ve bu dava yönünden yeniden tazminat hesabı yapılmasının haksız olduğunu, davacının kuruşlandırmak suretiyle belirsiz alacak davası açamayacağını, eldeki davanın kısmi dava niteliğinde olduğunu, bu doğrultuda 2013 yılında gerçekleşen kaza ile ilgili olarak ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Tüm dosya kapsamından, olay tarihi olan 29/12/2013 günü saat 17:00 sıralarında dava dışı ...'ın davalı şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı araç ile Ankara İli, Etimesgut İlçesi, Piyade Mahallesi 1544. Cadde üzerinde seyir halinde iken bu caddenin 2022 numaralı cadde ile kesiştiği kavşağa girdiğinde aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek kaldırıma yakın bir noktada bulunan davacı/yaya ...’a çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiği ve davacı tarafından sürekli iş göremezlikten kaynaklanan zararlarının ödetilmesi istemiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı vekili tarafından kazaya karışan aracın müvekkili şirkete sigortalı olmadığını ileri sürülmüş ise de, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden, dava dışı ...’ın kazaya karışan aracı 06/09/2013 tarihinde satın aldığı, aracın öncesinde ... plaka numarası ile kayıtlı iken satış sonrası ... plakaya kaydedildiği, kaza tarihini de kapsar şekilde 23/09/2013-23/09/2014 tarihleri arasında davalı şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu anlaşılmış olup, davalı sigorta şirketinin husumet itirazlarına itibar edilmemiştir. Dava konusu kaza nedeniyle sigortalı araç sürücüsü ... hakkında Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesine açılıp, 2014/180 Esas sayılı dosya üzerinden görülen kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, kazanın meydana gelmesinde sanık ...’ın kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu kabul edilerek TCK’nın 89/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği ve söz konusu kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesinin denetiminden geçmek suretiyle kesinleştiği anlaşılmıştır. Dava konusu kaza nedeniyle ..., ... ve ... vekili tarafından ... ve ... Sigorta A.Ş. hakkında Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/459 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan davada, davacıların maddi ve manevi tazminat talep ettikleri, davacılar vekilinin 11/12/2018 tarihli dilekçesinde, maddi tazminat taleplerinin, ... için istenen 350,00 TL'sinin okuldan geri kalmaması için verilen özel ders giderine, ... için istenen 350,00TL'sinin tedavi için yol giderine, ... için istenen 350,00 TL'sinin davacı küçüğün hastanede kalırken yapılan refakatçi giderine ilişkin olduğunu beyan ettiği, 18/01/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı ... ve davacı ... yönünden maddi tazminat talebini 5.477,76 TL'ye artırdığı, davacı tarafın kazadan kaynaklı yol gideri, refakatçi gideri, özel ders gideri ve manevi tazminat talep ettiği, davacı tarafın sürekli iş göremezlikten kaynaklı tazminat talebi bulunmadığı, mahkemece kazaya karışan aracın o tarihte davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olmaması nedeniyle ... Sigorta A.Ş. hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalı hakkında açılan maddi ve manevi tazminat istemli davaların kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2021/1562 Esas - 2023/905 Karar sayılı ilamı ile kararın kaldırılması üzerine Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1331 Esas - 2024/454 Karar sayılı kararı ile maddi tazminat taleplerinin ... Sigorta A.Ş. ve ... yönünden kısmen kabulüne, manevi tazminat taleplerinin ise ... yönünden kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurmaması nedeniyle kesinleştiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı vekili tarafından yukarıda bahsedilen Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan yargılamadaki ve verilen karardaki usule ilişkin kazanılmış haklar gözetilmeksizin hüküm tesis edildiği, davacı tarafın kesinleşen dosyadaki aktüer rapor ile hesaplanan tutarlara itiraz etmediği ileri sürülmüş ise de, kesinleşen dosyada davacının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan tazminat talebi bulunmadığı, bu nedenle Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1331 Esas sayılı dosyasında yapılan hesaplamaların eldeki dosya bakımından usuli kazanılmış hak teşkil etmeyeceği anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacı tarafın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/459 Esas sayılı dosyasında hesaplanan sürekli iş göremezlik tazminatı tutarını esas alıp kuruşlandırmak suretiyle dava açtığını, dolayısı ile eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesi gerektiğini, kısmi olarak açılan davada da ıslah edilen tutar yönünden zamanaşımının dolduğunu ileri sürmüş ise de, öncelikle davacının Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/459 Esas sayılı dosyasında sürekli iş göremezlikten kaynaklanan herhangi bir talebinin bulunmadığı, bunun yanı sıra sürekli iş göremezlikten kaynaklı tazminat davasının belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olduğu, davacı vekilinin dava dilekçesinde açıkça davanın belirsiz alacak davası olduğunu belirttiği anlaşılmış olup, bir an için eldeki davanın kısmi dava olarak açıldığı kabul edilse bile, ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğinden sonra verilen ıslaha karşı beyan ve itirazları içeren dilekçede davalı tarafın zamanaşımı defi ileri sürmediği, 6100 sayılı HMK’nın 357/1. maddesine göre de ilk derece yargılaması sırasında usulüne uygun olarak ileri sürülmeyen savunmaların istinaf kanun yolu aşamasında ileri sürülemeyeceği gözetilerek, davalı vekilinin ıslah edilen tutar yönünden zamanaşımının dolduğu yönündeki istinaf itirazlarına itibar edilmemiştir. Dava konusu kazadaki kusur durumunun tespiti için mahkemece ayrıca kusur raporu alınmayarak aynı olaydan kaynaklı Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/459 Esas sayılı dosyasındaki rapor hükme esas alınmış olup, söz konusu raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, davacının ise kusursuz olduğu mütalaa edilmiş olup, kusura ilişkin bu rapor kaza tespit tutanağına, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile tespit edilen maddi olguya ve tüm dosya kapsamına uygun düştüğünden hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Dosyada mevcut Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 30/05/2019 tarihli raporda, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre, davacının vücut genel çalışma gücünden %3,3 oranında kaybettiği, erişkin olması halinde 4 ay süre ile iş göremezlik halinde kalacağı bildirilmiş olup, anılan raporun dosya kapsamına ve davacının maluliyet durumuna uygun düştüğü kanaatine varılmıştır. Dava konusu kaza nedeniyle davacının maluliyetinden kaynaklanan sürekli iş göremezlik zararının tespiti için alınan aktüer bilirkişi raporunda, TRH 2010 yaşam tablosu esas alınıp progresif rant yöntemine göre hesap yapılmasında ve alınan rapor uyarınca davacının sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi zararlarının tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazlarının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 17.077,50 TL istinaf karar harcından, peşin olarak yatırılan 4.270,00 TL harcın mahsubuyla bakiye 12.807,50 TL harcın istinaf edenden davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 11/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.