Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 13/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası bakımından kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların ise kabul edilemez olduğuna ve ayrıca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığında uzman yardımcısı olarak görev yapmakta olan başvurucu, 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) talimatıyla 31/7/2016 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmış ve hakkında soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu 4/8/2016 tarihinde müdafii huzurunda Ankara Emniyet Müdürlüğünde ifade vermiştir. Başvurucu ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Başsavcılık 10/8/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu Ankara Sulh Ceza Hâkimliği tarafından aynı tarihte yapılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle eski beyanını tekrar ederek isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir. Başvurucunun müdafii, başvurucunun beyanını tekrar ettiğini ve sabit bir ikametgâh sahibi olduğunu belirterek adli kontrol tedbiri uygulanmasını talep etmiştir. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:"... atılı bulunan silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin bulunması, gelinen soruşturma aşaması itibariyle delillerin henüz tamamen toplanmamış bulunması, şüphelilerin eylemlerinin sabit olması halinde kanunda öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında şüphelilerin kaçma ve delilleri karartma ihtimallerinin mevcut olması ve açıklanan nedenlerle adli kontrol uygulamasının da yetersiz kalacağı, şüphelilerin üzerlerine atılı suçun CMK 100/3 maddesi hükmündeki suçlardan olması da değerlendirilerek CMK’nun maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS maddesindeki tutuklama şartları kapsamında isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelilerin CMK.nun 101 maddeleri uyarınca ayrı ayrı TUTUKLANMALARINA ... [karar verildi.] " Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 16/8/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucunun tahliye talebi ve tutukluluk durumunu inceleyen Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 24/2/2017 tarihinde tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvurucu bu karara 3/3/2017 tarihinde itiraz etmiş, Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 22/3/2017 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucu, kararı aynı tarihte öğrendiğini beyan etmiş ve 13/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, Başsavcılığın talebi üzerine Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/1/2018 tarihli kararı ile tahliye edilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... incelenen dosya kapsamına göre, dosyadaki mevcut delil durumu ve şüphelilerin tutukluluk süresi, kamu görevlerinden ihraç edilmiş olmaları, sosyal statüleri nazara alındığında şüpheliler Hasan Bozkurt, ... tutuklama kararlarının anılan şüpheliler yönünden kaldırılmasına, bu şüphelilerin tahliyesine ... [karar verildi.]" Başsavcılık 11/11/2019 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. FETÖ/PDY'ye ilişkin genel açıklamaların da yer aldığı iddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına, hukuka aykırı hangi tür eylemlerde bulunduğuna ve şüphelinin eylemlerine değinilmiştir. İddianamede suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:i. Başvurucunun FETÖ/PDY'ye üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı olduğu gerekçesi ile olağanüstü hâl döneminde çıkarılan 3/10/2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (675 sayılı KHK) ile kamu görevinden çıkarıldığı belirtilmiştir.ii. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin finans kaynağı olan ve örgütle bağlantısı nedeniyle kapatılan Bank Asyada birçok hesabının bulunduğu ve FETÖ/PDY ile irtibat/iltisaklı oldukları gerekçesiyle haklarında soruşturma/kovuşturma/işlem bulunan bir kısım şahısla para transfer ilişkisi olduğu ileri sürülmüştür.iii. Başvurucu hakkında FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olduğu yönünde beyanların yer aldığı belirtilmiştir. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak Başsavcılığın 2018/.. sayılı soruşturmasında şüpheli sıfatı ile ifadesi alınan ve teşhis işlemi yaptırılan S.A. isimli şahsın beyanına dayanılmıştır. Bu beyanın içeriği özetle şöyledir: "...N. (K) E. benimle beraber yapıda öğretmenlik yapacak üç şahsı benim evime getirdi. Bu şahıslar; Y.(Şamil Kod), MASAK'ta uzman, evli, iki çocuğu olan, esmer, orta boylu bir şahıstı...Hasan Bozkurt (Hakkı kod) "Gaziantepli, bilgisayar mühendisi Adalet bakanlığında uzman, evli, o dönem iki kız çocuğu olan, Keçiören tarafında oturan, kilolu, iri görünümlü bir şahıstı..." Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"MASAK raporunda şüpheli işlemlerin ve kaydın bulunduğu, şüpheli hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat ve iltisaklı olduğu yönünde beyanların yer aldığı, örgütün finans kaynağı olan kapatılan Bank Asya'da hesaplarının bulunduğu, şüphelinin idarece yapılan soruşturması neticesinde kamu görevinden ihraç edildiği, dolayısıyla şüphelinin gerek çalıştığı T. Adalet Bakanlığında gerekse de özel hayatında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapısı içerisinde yer aldığı, şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapısı içerisindeki eylemlerinin devamlılık, çeşitlilik ve yoğunluk arz eder tarzda olduğu ve şüphelinin bu eylemlerini örgütün amacını ve stratejisini bilerek gerçekleştirdiği, bu suretle şüphelinin üzerine atılı 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçunu işlediği yönünde kamu davası açmayı gerektirir yeterli delil, emare ve şüphe bulunduğu kanaatine varıldığından" Ankara Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 18/11/2019 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2019/487 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkemece 6/2/2020 tarihinde yapılan ilk duruşmada başvurucunun savunmasının tespiti için adres araştırması yapılmasına ve eksik diğer hususların tamamlanmasına karar verilmiştir. Tanığın bulunduğu adrese yazılan talimat sonrasında Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesince 12/2/2020 tarihli talimat duruşmasında tanık S.A. dinlenilmiştir. Adı geçen tanığın ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"Bana okumuş olduğunuz sanık Hasan Bozkurt'u, Ankara'da Çalışma Bakanlığı'nda görev yaparken tanıdım. Kendisi ile birlikte aynı sohbet grubuna katılırdık. Sohbet abimiz Emin kod isimli K.dir. Sohbetlere 2015 yılında katılırdık. Sohbetler zaman zaman sohbet grubu üyelerinin evlerinde yapılırdı. Sanık da benim gibi astsubaylardan sorumlu abiydi. Yukarıdan gelen talimat üzerine biz de astsubaylardan himmet parası isterdik. Sanığın da bu anlamda astsubaylardan himmet parası isteyip istemediğine bizzat şahit olmadım. Ancak bu tür talimatlar yukarıdan gelirdi, sanığın bu talimatları yerine getirip getirmediğini bilmiyorum. Ayrıca Hasan'ın kod adı Hakkı olup kendisi Adalet Bakanlığı'nda bilgisayar mühendisi olarak görev yapardı. Sanığın sohbetlerdeki eylemleri haricinde başkaca bir eylemine şahit olmadım..." Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456, 26/12/2017, §§ 19-