10. Hukuk Dairesi 2023/8989 E. , 2024/11806 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1046 E., 2022/389 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Elbistan İş Mahkemesi SAYISI : 2020/236 E., 2020/495 K. Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin açılan davadan dolayı yapılan yargılamada İlk Derce Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmişti
**10. Hukuk Dairesi 2023/8989 E. , 2024/11806 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1046 E., 2022/389 K. KARAR : Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Elbistan İş Mahkemesi SAYISI : 2020/236 E., 2020/495 K. Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin açılan davadan dolayı yapılan yargılamada İlk Derce Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edildiği, temyiz incelemesinin davacı vekili ile davalılardan ... İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş vekili tarafından duruşmalı olarak talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşıldığından duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra murafaa yapılmak üzere tayin olunan 14.03.2023 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av. ... ile davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. adına Av. ... ve davalı ... Müh. Ltd. Şti. Adına Av. ... ... geldiler. Murafaalı temyiz eden davalı ... İnş. Turz. San. ve Tic. A.Ş. adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır olan avukatların beyanları alındıktan sonra 120 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile buna dayalı olarak Yargıtay Başkanlar Kurulu tarafından alınan 13.02.2023 tarihli karar gereğince duruşmanın 09.05.2023 Salı gününe talik edilmesine karar verilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av. ... ile davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. adına Av. ... ve davalı ... Müh. İnş. Turz. Dış. Tic. Ltd. Şti. adına Av. ... ... geldiler. Murafaalı temyiz eden davalı ... İnşaat Turizm San. ve Tic.A.Ş. adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır olan avukatların beyanı alındıktan sonra duruşmaya son verilerek, noksan tespit edilen hususların ikmali için dosya geri çevrilmiştir. Geri çevirme üzerine dosya Dairemize gelmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kolin inşaatın asıl işveren, ... Mühendisliğin alt işveren olduğu Kayseri yolu ... Şantiyesinde elektrik teknisyeni olarak çalışmakta iken 28.12.2014 tarihinde müvekkilinin verilen talimat gereğince tünel içerisine çalıştığı esnada ekskavatör denilen iş makinasının geri geri gelerek sol ayağının üzerinden geçmesi nedeniyle ... tehlike arzedecek şekilde yaralandığını ve sol ayağını tamamen kabettiğini, kazanın oluşumunda tünel içerisinde yeterli tedbirleri almayan, iş makinası çalışırken gözcü bulundurmayan, gerekli özen ve tedbirleri almayan, iş sağlığı tüzüğüne aykırı hareket eden işverenin kusurlu olduğunu, kaza sonrası %100 iş gücü kaybının meydana geldiğini, kendisi ve ailesinin ciddi tehlike altında olduğunu iddia ederek müvekkili lehine 1.000 TL iş gücü kaybı, 1.000 TL çalışamadığı günlere ilişkin tazminat olmak üzere toplam 2.000 TL maddi ve 1.000.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiş, 2. Davacı vekili 09.09.2015 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde noksan olarak gösterilen ... İnş. San. ve Tic. A.Ş.'nin davaya dahil edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... inşaat vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın davacının tedbirsizliği nedeniyle meydana geldiğini, elinde aydınlatma veya fener bulundurması gerekirken aydınlatma bulundurmayı ihmal ettiğini, çalışmaya başlamadan önce tünel şefine bildirmesi gerekirken bildirmediğini, her ne olursa olsun iş makinasına 25 metreden daha fazla yaklaşılmaması gerekirken davacının makinenin 50 cm yakınına gelerek olayın meydana gelmesine sebep olduğunu, müvekkili şirketin hiçbir kusuru bulunmadığını, mevzuat çerçevesinde işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin alınması gereken bütün önlemleri yerine getirdiğini, davacının 2.000,00 TL net maaş aldığını, aynı zamanda davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı ... İnşaat vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının diğer davalı ... Mühendisliğin işçisi olduğunu, her türlü güvenlik önleminin alınması ve eğitiminin verilmesinin bu şirkete ait olduğunu, ... Mühendislik ile ...-Kolin arasında yapılan sözleşme gereği işgüvenliği ile ilgili tüm yetki ve denetimin taşeron firmaya ait olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. 3.Davalı ... inşaat vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, işgücü kaybı oranını kabul etmediklerini, dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. 4.İhbar olunan Anadolu Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; sorumluluklarının sadece ... Müh. İnş. Şirketi çalışanları için geçerli olduğunu, işverene karşı iş kazalarından dolayı ikame edilebilecek rücu davaları sonucunda ödenecek tazminat miktarını, poliçede yazılı limitlere kadar temin edeceğini, olayın meydana gelmesinde kazalının kusurunun, zarar miktarına oranlanarak düşülmesi gerektiğini, ayrıca kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında; dava konusu iş kazasında davalı asıl ve alt işverenlerin müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere toplamda %80, davacı işçi ...'ın ise %20 kusurlu olduğu anlaşılmış, bu doğrultuda 29.04.2016 ve 09.07.2017 tarihli kusur bilirkişisi raporlarının örtüşmesi ile kusur oranı kesinleşmiş olup kesinleşen bu kusur oranları ile aktüerya hesaplamasının gerçekleştiği, zira kusur oranları davalıların iç ilişkilerini ilgilendireceği gibi rücu hususu bu davanın konusu da olmadığı, dosyada 03.07.2018 tarihli hesap raporu alındığı bilirkişi raporuna davalılar tarafından itiraz edilmiş ve itiraz konuları hakkında SGK'dan gerekli evraklar temin edilerek ve 12.01.2019 tarihli ek bilirkişi raporu alındığı, alınan bilirkişi raporları dosya içeriğine uygun olup, yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından maddi tazminata ilişkin alacak taleplerinin 28.02.2019 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar verildiği, davacının manevi tazminat talebi, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının maluliyet durumu, maluliyetin şekli ve vücut fonksiyonlarına göre neticesi bakımından günlük yaşamına yönelik etkisi, kaza tarihi ile kazanın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı gözetilerek takdir edildiği ve talebin kısmen kabul edildiği belirtilerek; davanın kısmen kabulü ile 4.337,19 TL net maddi, 130.000,00 TL manevi olmak üzere tazminatın kaza tarihi olan 28.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının manevi tazminat miktarının azlığı yönünden kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabul ve kısmen reddi suretiyle; 4.337,19 TL net maddi, 160.000,00 TL manevi olmak üzere tazminatın kaza tarihi olan 28.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyadaki kusur kabulünün SGK raporuyla çeliştiğini, sürekli iş göremezlik oranının %100 esas alınması gerektiğini, hesabın da %100 kusurdan yapılması gerektiği halde %80 kusurdan yapılmasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından daha önce 95.000 TL’lik manevi tazminat az bulunduğu, Mahkemece 130.000 TL hükmetmesine karşın bu miktarın yeterli bulunmayarak 160.000 TL’ye hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kaza tarihinden itibaren işleyecek faizler dikkate alındığında manevi tazminatın fazla olduğunu, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü dikkate alınmadığını, davacının diğer davalı ... Mühendislik işçisi olduğundan müvekkili şirket yönünden davanın reddi gerektiğnii beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... Mühendislik İnş. Turz. Dış Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; manevi tazminat kararının istinaf edilmeyip icra dosyalarına ödemeler yapıldığını; ilk karar üzerine (Elbistan İcra Müdürlüğünün 2019/2057 Esasa) ikinci karar üzerine ise (Elbistan İcra Müdürlüğünün 2020/2187 Esasa ödemeler yapıldığını, yargılama sırasında maddi tazminat yönünden işveren mali mesuliyet sigortasından azami limitli ödeme aldığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 4. Davalı ... İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkiline husumet yöneltilmeyeceğini davalı ... Mühendislik şirketi işçisi olduğunu, Müvekkilinin kusurunun ve sorumluluğunun olmadığını, Taraflarınca daha önce 95.000 TL’lik manevi tazminat az bulunmuş yerel Mahkeme 130.000 TL hükmetmesine karşın bu miktarın yeterli bulunmayarak 160.000 TL’ye hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kaza tarihinden itibaren işleyecek faizler dikkate alındığında manevi tazminatın fazla olduğunu, kaza tarihindeki paranın satın alma gücünün dikkate alınmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" açısından 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı Kanun hükümleri ile ilgili yönetmelik hükümleridir. "Usuli kazanılmış hak" açısından 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı ve 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile "Bilirkişi Raporuna İtiraz etmemekle oluşan usuli kazanılmış hak açısından" 6100 sayılı HMK'nın 281 inci maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E.- 2021/111 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi "Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile, diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)" yönündeki ilkedir. 3. Değerlendirme A) Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. Öte yandan hukuk doktrininde "atlamalı temyiz yolu" olarak adlandırılan istinaf başvurusunun atlanarak, temyiz incelemesinin yapılıp yapılamayacağı üzerinde de durmak faydalı olacaktır. 4. Hukuk Mahkemelerinin kesin olduğu yasalarla belirtilenler dışındaki kararlarının kanun yolu denetimi 5235 sayılı Yasa ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihine kadar sadece Yargıtay tarafından " Temyiz yolu ile " yapılmakta iken 5235 sayılı Kanun ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde faaliyete geçirilmesi üzerine kanun yolu denetimi iki kademeli ... gelmiştir. Başka bir deyişle İlk Derece Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra verdiği kararlara karşı doğrudan bir başka değişle atlamalı temyiz yolu kapatılmıştır. 5. 6100 sayılı HMK. daki yeni düzenleme ile getirilen istinaf kanun yolu, İlk Derece Mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. 6. İstinaf kanun yolu uygulamasında, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı ... gelmiştir. Önce İlk Derece Mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtay’da temyiz incelemesine gidilmektedir. Yeni sistemde temyiz edilen karar İlk Derece Mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır. Artık İlk Derece Mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi mümkün değildir. 7. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2022 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 107.090,00 TL olup, maddi ve manevi tazminat istemlerinin bağımsız bir dava olduğu gibi, davalılar tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf edilmediği, bu yönle İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan tutarlar yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu, Bölge Adliye Mahkemesince ise manevi tazminatın arttırılması yönünden hüküm tesis edildiği, bu kapsamda atlamalı kanun yolu incelemesinin de olmadığı gözetildiğinde davalıların temyize getirebilecekleri miktarın Bölge Adliye Mahkemesince artırılan miktar olduğu ve bu miktarın da 30.000 TL olup kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, davacı ve davalılar vekillerinin maddi ve manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. B) Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; kusur oran ve aidiyeti yönünden mahkemece alınan 29.04.2016 tarihli kusur raporuna davacı vekilinin itiraz etmemesi ile davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alındığında bu yönün bozma konusu yapılamayacağı, sürekli iş göremezlik oranının ise dosya içeriği ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Olay tarihinden yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. 3.Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene veya ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. 4. Manevi tazminat davalarında, gelişmiş ülkelerde artık eski kalıplardan çıkılarak caydırıcılık unsuruna da ağırlık verilmektedir. Gelişen hukukta bu yaklaşım, kişilerin bedenine ve ruhuna karşı yöneltilen haksız eylemlerde veya taksirli davranışlarda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranlarda manevi tazminat takdir edilmesi gereğini ortaya koymakta; kişi haklarının her şeyin önünde geldiğini önemle vurgulamaktadır. 5. Bu ilkeler gözetildiğinde; aslolan insan yaşamıdır ve bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı derin ızdırabı hiçbir değerin telafi etmesi olanaklı değildir. Burada amaçlanan sadece bir nebze olsun rahatlama duygusu vermek; öte yandan da zarar veren yanı da dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek bir yaptırımla, caydırıcı olabilmektir.(HGK 23.6.2004, 13/291-370) 6. Dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere göre somut olayda; Davalı ... İnşaat Tur. San. ve Tic. A.Ş. ve ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş.’nin oluşturduğu adi ortaklığın, dava harici Karayolları Genel Müdürlüğünden bir kısım yol inşaatı işini üstlendiği ve taşeron sözleşmesi ile kendilerinin isteyecekleri cins ve miktarda her türlü toprak işleri, sanat yapıları, tünel işleri , üst yapı işleri ile çeşitli işlerin yapılması işini ise davalı ... Mühendislik İnş. Tur. Dış Tic. San. Ltd. Şti.’ye vermiştir. Davacı sigortalı ... ... İnşaat şirketinde elektirik teknikeri olarak olay günü tünel içerisinde aydınlatmanın arıza yapması nedeniyle yürüyerek çalışma alanına gittiği sırada, aynı işte ekskavatör operatörü olarak çalışan dava harici ... ’in ekskavatörü geri hareketi sırasında ekskavatör’ün tepe aydınlatması haricinde tünel içinde aydınlatma olmaması nedeniyle davacıyı fark etmeyerek davacının sol ayağı üzerinde ekskavatörün paletiyle geçip ezmesi neticesinde davacının bacağından yaralandığı ve kaldırıldığı hasatanede yapılan ameliyatlar neticesinde sol bacak femur ½ ortadan ampute olacak şekilde iş kazasına uğradığı ve bu iş kazasına bağlı olay nedeniyle iş göremezlik oranın %53 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. İş kazasının gerçekleşmesinde usuli kazanılmış haklara göre mahkemece esas alındığı anlaşılan kusur raporuna göre davalı adi ortaklığı oluşturan şirketlerin asıl işveren olarak müştereken %40, davalı ... Mühendislik şirketinin ise alt işveren olarak %40 oranında kusurlu olduğu, davacının %20 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği olay kapsamında davacının manevi zararının giderilmesi için Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan 160.000 TL tutarındaki manevi tazminatın açıkça çok az miktarda olduğu anlaşılmaktadır. 7. O halde, Mahkemece davacının uğradığı iş kazası nedeniyle açıklanan olgulara göre uğradığı şiddetli elemi telafi ile doğrudan orantılı miktarda uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde çok az miktarda manevi tazminata karar verilmiş olması hatalı olmuştur. 8.Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 9.O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar veren Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1.Davalılar vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Davacı vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sair temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, 4. Dairemizde icra edilen duruşmada davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle 28.000 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 5. Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.