Başvuru, karar sonucunu etkileyecek esaslı iddialara kanun yolu incelemesi aşamasında ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, karar sonucunu etkileyecek esaslı iddialara kanun yolu incelemesi aşamasında ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. 1995 doğumlu olan başvurucu, bireysel başvuru konusu olayın meydana geldiği tarihte Diyarbakır'da ikamet etmektedir. Diyarbakır'ın Yenişehir ilçesindeki bir otelin yanında park hâlinde bırakılan müşteki Y.A.ya ait otomobilin 22/1/2015 tarihinde sol arka camı kırılmış ve arka koltukta bulunan siyah renkli çanta ile birlikte çantanın içindeki bilgisayar çalınmıştır. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) olayla ilgili olarak başlattığı soruşturma kapsamında kolluk görevlilerinin olay yerinde yaptığı inceleme sonucunda müştekiye ait aracın sol arka kapısının iç tarafındaki kapı açma kolu üzerinde başvurucunun parmak izini tespit etmiştir. Müşteki Y.A. kollukta verdiği beyanında başvurucuyu tanımadığını, ismini kolluk görevlilerinden öğrendiği başvurucudan şikâyetçi olmadığını ifade etmiştir. Başvurucu 6/8/2015 tarihli kolluk ifadesinde olayla ilgili bir bilgisi olmadığını, bugüne kadar hakkında herhangi bir adli işlem yapılmadığını, bu durumun sabıka kaydına bakılması durumunda görülebileceğini ve suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir. Başsavcılığın 17/3/2016 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle hırsızlık suçundan kamu davası açılmıştır. İddianamede müştekiye ait aracın sol arka kapısının iç tarafındaki kapı açma kolu üzerinde başvurucunun parmak izinin tespit edildiğine ilişkin kolluk raporuna delil olarak yer verilmiştir. Parmak izi delili dışında herhangi bir delile yer verilmeyen iddianamede müştekinin ve başvurucunun araç içinde tespit edilen parmak izinin nedenini açıklayamadıkları gerekçesiyle atılı suçun başvurucu tarafından işlendiği iddia edilmiştir. Diyarbakır Asliye Ceza Mahkemesinde görülen yargılamada 25/3/2016 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda müştekinin beyanının alınması için duruşma gününün kendisine bildirilmesine ve duruşmanın ilk celsesinin 3/5/2016 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir. Duruşmanın 3/5/2016 tarihli ilk celsesinde başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında özetle suçlamayı kabul etmediğini, bazı özel restaurantlarda vale olarak hizmet verdiğini, müştekinin aracına da vale olarak çalıştığı dönemde binmiş olabileceğini, aracın içindeki parmak izinin de bu şekilde oluşabileceğini ileri sürmüştür. Mahkeme, müştekinin duruşmaya zorla getirilmesine ve duruşmanın bir sonraki celsesinin 21/6/2016 tarihinde yapılmasına karar vermiştir. Başvurucunun hazır bulunmadığı duruşmanın 21/6/2016 tarihli son celsesinde müştekinin beyanı alınmıştır. Müşteki beyanında özetle aracını valeye teslim etmediğini, başvurucuyu tanımadığını ve başvurucudan şikâyetçi olmadığını belirtmiştir. Duruşmanın tamamlanmasının ardından Mahkeme, başvurucunun kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararda, başvurucunun tanımadığı müştekiye ait aracın sol arka kapısının iç tarafındaki kapı açma kolu üzerinde parmak izinin bulunmasının nedenini izah edemediği gerekçesiyle atılı suçu işlediği kanaatine varıldığı ifade edilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"Sanığın, müştekinin park halinde bulunan kapıları kilitli aracının sol arka camını kırarak, arka koltuk üzerinde bulunan laptop çantasını ve bilgisayarını çaldığı, sanığın müştekinin zararını gidermediği anlaşılmıştır.Her ne kadar sanık suçlamayı reddetmiş, vale olarak çalışırken sanığın arabasına binmiş olabileceğini ve bu nedenle parmak izinin çıkmış olabileceğini savunmuşsa da; müştekinin aracını valeye emanet etmediğini belirtmesi ve sanığın, tanımadığı müştekiye ait aracın sol arka kapı iç açma kolu üzerinde parmak izinin bulunma nedenini izah edemediği anlaşıldığından savunmaya itibar edilmemiştir." Başvurucu 1/9/2016 tarihli temyiz dilekçesiyle diğerlerinin yanı sıra müştekiyle kovuşturma süreci boyunca yüz yüze gelmedikleri için suça konu araçta parmak izinin bulunmasının nedenini tahminen açıklamaya çalıştığını, öğretmenleri olan A. ve H.A.yla birlikte suç tarihinden önce halı sahada top oynamaya gitmek için müştekinin aracına bindiklerini, bu kişilerin kendisine söylemesi sonucu olayı hatırladığını, dolayısıyla söz konusu kişilerin tanık olarak dinlenmesi durumunda maddi gerçeğin ortaya çıkacağını ileri sürmüş; temyiz talebinde bulunmuştur. Diğer taraftan müşteki de temyiz mahkemesine 6/9/2019 havale tarihli bir dilekçe göndermiştir. Müşteki bu dilekçede başvurucuyla duruşma sırasında yüz yüze gelmedikleri ve başvurucunun ismini de hatırlamadığı için kovuşturma aşamasında başvurucuyu tanıyamadığını, daha sonra halı sahada top oynamak için birlikte oldukları A. ve H.Anın halı sahada futbol oynamaya gitmek için aracına binen kişilerden birinin de başvurucu olduğunu söylemesi üzerine durumu anladığını, parmak izinin de bu şekilde meydana geldiğini belirterek başvurucudan şikâyetçi olmadığını ifade etmiştir. Karar, Yargıtay Ceza Dairesince 9/9/2019 tarihinde onanmıştır. Onama kararında başvurucunun temyiz dilekçesinde belirttiği tanık dinletme talebi ile müştekinin yukarıda yer verilen 6/9/2019 tarihli dilekçesi hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunulmamıştır. Onama kararının ilgili kısmı şöyledir:"Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye, nitelendirmeye ve hâkimin takdirine göre sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, 09/09/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi." Başvurucu 9/10/2019 tarihinde nihai kararı öğrendikten sonra 8/11/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.