10. Hukuk Dairesi 2023/1595 E. , 2023/2055 K. "İçtihat Metni" ... MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/333 E., 2022/2057 K. ... ... KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçaabat 1. Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi SAYISI : 2018/679 E., 2021/873 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ve itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı -birleş
**10. Hukuk Dairesi 2023/1595 E. , 2023/2055 K.** **"İçtihat Metni"** ... MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/333 E., 2022/2057 K. ... ... KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçaabat 1. Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi SAYISI : 2018/679 E., 2021/873 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ve itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı -birleşen davada davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-birleşen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptalini, aylığın yeniden bağlanmasını talep etmiştir. Birleşen davada davacı Kurum vekili, yersiz ödenen aylıkların iadesi için yapılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ve eski eşine ait adres hareketleri, nufüs kayıt tablosu, seçmen kütükleri, elektrik ve su faturaları, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1998/198 Esas 1998/182 karar sayılı ilamı, kolluk birimince yapılan araştırma sonucu tutulan araştırma tutanakları ve kamu ve davacı birleşen dosya davalısı tanık beyanları incelendiğinde esas dosya davacısı birleşen dosya davalısı ile dava dışı eski eşinin 03.06.1998 tarihinde boşandığı, esas dosya davacısı birleşen dosya davalısı ile eski eşinin aynı seçmen sandığında oy kullandıkları, ikamet edilen eve ait Elektrik faturasının 2018 yılı içerisine kadar esas dosya davacısı birleşen dosya davalısının boşandığı eşi üzerinde olduğu, esas dosya davacısı birleşen dosya davalısının boşandığı eşinin en son yurt dışında 2014 yılında olduğu 2015 yılında ise geri döndüğü, bu hususun dosya kapsamında dinlenen bir kısım esas dosya davacısı birleşen dosya davalı tanıklarının beyanları ile çeliştiği, kurum tespit raporunda ifadesi alınan ... 'ün Mahkemece alınan ifadesinde kurum kayıtlarında geçtiği şekilde kayıt tuttuğunu bu hususu mahalleye gelen SGK denetmenine aktardığını beyan ettiği, tanıkların beyanları arasında bulunan çelişkileri gidermek amacıyla 13.07.2018 tarihli raporu düzenleyen denetmen ... kamu tanığı sıfatıyla dinlenildiği, kurum işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, davalı borçlunun Akçaabat İcra Müdürlüğünün 2019/70 Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına, 102.685,26 TL asıl alacağın %20'si olan 20.537,05 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-birleşen dava davalısı istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı (birleşen dosya davalısı) vekili; yargılama sürecinde denetmen raporunun aksinin dinlenen tanık beyanları, kolluk araştırması ve toplanan diğer tüm deliller ile açıkça ispatlandığını, kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından yapılan incelemelere dayalı tutanakların, değerlendirilmesi noktasında araştırılması gereken hususların yokluğu halinde yalnızca kurum tutanağının, raporunun ve raporu düzenleyen davalı kurum nezdinde çalışan memurun taraflı beyanlarının hükme esas alınamayacağının açık olduğunu, yine ilk derece mahkemesi tarafından raporu tanzim eden SGK müfettişinin mahkemece hatalı olarak kamu tanığı olarak dinlendiğini, tanıkların, davacının eşi ile boşandığını ve boşandıktan sonra herhangi bir şekilde bir araya gelmediklerini doğruladığını, tutanakların imzasız olduğu hususu da göz önüne alındığında mahkeme huzurundaki yeminli beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini, dosya içerisinde mevcut 12.02.2020 tarihli tutanak ile maaş kesme işleminin kapsamında ilgili mahallede kimlerin muhtarlık yaptığı mahkemeye bildirilmiş olmasına rağmen sadece 2014-2019 yılında muhtarlık yapmış olan ...'ın dinlendiğini, bu kişilerin kamu tanığı olarak dinlenmesi gerektiğini, İlk derece mahkemesinin davacı lehine olan delilleri toplamadığını, kurum işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, iptal edilmesi gerektiğini, bu sebeple davacının, davalı-birleşen davacı kuruma herhangi bir borcunun mevcut olmadığını belirterek kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ; dosya kapsamı, MERNİS ve SEÇSİS kayıtları, taraflara ait abonelikler, denetim raporu ve denetmenin beyanı bir arada değerlendirildiğinde davalı ile eşinin uyuşmazlık konusu dönemde boşandıkları halde birlikte yaşadıklarına ilişkin Kurum tespitinin aksinin ispat edilemediği gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleşen dosya davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı-birleşen davada davalı vekili, SGK müfettişinin davanın tarafı olduğundan beyanı esas alınarak karar verilemeyeceğini, köy imamı, muhtar ve azalarının dinlenmediğini, denetim raporunda beyanı alınan kişilerin imzası bulunmadığını, bunların tespit edilerek mahkemece dinlenmediğini, ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5510 sayılı Kanun'un 56/2 nci fıkrası uyarınca davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali, kesilen aylığın yeniden bağlanması, birleşen dava ise itirazın iptaline ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96'ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir. 5510 sayılı Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96'ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56'ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20 nci 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu, 100 üncü, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28 inci, 45 inci, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3 üncü, 45 – 53 üncü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32 inci, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6 ncı, 24 – 33 üncü, 189 uncu, 190 ıncı, 191 inci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı, 19 uncu, 20 inci, maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. 3. Değerlendirme Mahkemece, yukarıda açıklanan çerçevede araştırma genişletilerek; 13.07.2018 tarihli denetmen raporunda köyde 4 numaralı evde oturduğu belirtilen kişiler ile köy imamı tespit edilerek beyanları alınmalı, ihtilaf konusu dönem içerisinde köyde görev yapan muhtar ve azalar ile davacının evine yakın oturan komşuları tespit edilerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacının boşandığı eşinin yurda giriş çıkış kayıtları yersiz ödeme dönemini kapsayacak şekilde incelenmeli ve birlikte yaşama olgusu yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında araştırılarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle ; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...