Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/2726 E. , 2024/600 K. T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/2726 Karar No : 2024/600 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı-… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : …Müş. ve Loj. Hiz. Ltd. Şti. İSTEMİN KONUSU : Davacı adına, sahte fatura kullandığından bahisle düzenlenen vergi tekniği raporu done alınmak suretiyle takdir komisyonu kararına dayanılarak re'sen tarh edilen 2007/Şubat,Mart,Mayıs-Kasım dönemleri katma değer…
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/2726 E. , 2024/600 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/2726 Karar No : 2024/600 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı-… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : …Müş. ve Loj. Hiz. Ltd. Şti. İSTEMİN KONUSU : Davacı adına, sahte fatura kullandığından bahisle düzenlenen vergi tekniği raporu done alınmak suretiyle takdir komisyonu kararına dayanılarak re'sen tarh edilen 2007/Şubat,Mart,Mayıs-Kasım dönemleri katma değer vergisi ile bir kat kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı; dava konusu cezalı tarhiyatın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle kabul eden Vergi Mahkemesi kararının Danıştay Dördüncü Dairesince bozulması üzerine bozma kararına uymayarak ilk kararda ısrar eden Vergi Mahkemesi kararının Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından dava konusu cezalı tarhiyatın zaman aşımına uğramadığı, işin esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine bozma kararına uyularak dava dosyası yeniden incelenmek suretiyle, davacının 2007 dönemi için 20/11/2012 tarihinde takdir komisyonuna sevk edilmesi üzerine tarh zamanaşımı süresinin durduğu, takdir komisyonu tarafından verilen kararın 08/04/2013 tarihinde idareye tebliğ üzerine aynı tarihte düzenlenen ihbarnamelerin 10/04/2013 tarihinde davacıya tebliğ edildiği dolayısıyla olayda tarh zamanaşımının bulunmadığı yine takdir komisyonu kararının verildiği tarih itibarıyla davacı hakkında düzenlenmiş vergi tekniği raporu bulunduğundan re'sen tarh nedeninin bulunduğu sonucuna varılan olayda, davacıya fatura düzenleyen mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporununda yer alan tespitler dikkate alındığında, adı geçen mükellef tarafından davacı adına düzenlenen ve üzerinde taşıma irsaliyesi ve araç plakası numarasına yer verilmeyen ihtilaf konusu faturaların gerçek bir taşıma işine ilişkin olduğundan söz edilemeyeceği sonucuna varılmakla birlikte davacı şirketin, 2009/Şubat döneminde 950.000,00-TL matrah beyan etmek suretiyle 5811 sayılı Kanun kapsamında verilen vergi beyannamesinin 25/02/2009 tarihinde onaylandığı, tahakkuk eden 47.500,00-TL tutarındaki verginin 30/03/2009 tarihinde ödendiğini gösterir belge sunulduğu bu hususun vergi tekniği raporunda da belirtildiği, davacının 50.000,00-TL olan sermayesini 26/02/2009 tarihli karar ile 1.000.000,00-TL olarak artırdığının 03/03/2009 tarihli 7261 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, vergi tekniği raporunda 5917 sayılı Kanun ile getirilen hüküm ve yine anılan Kanun ile 5811 sayılı Kanun'a eklenen geçici 4. madde uyarınca davacının 25/02/2009 onay tarihli sermaye artırımı nedeniyle 5811 sayılı Kanun'un eski hükümlerine göre işlem yapılması gerektiği dolayısıyla indirimi reddedilen katma değer vergisi tutarları ile ilgili mahsup hakkının bulunmadığı belirtilmiş ise de 5811 sayılı Kanun'un 3/5. maddesinde "diğer nedenlerle bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu Kanun kapsamında beyan edilen tutarlar mahsup edilerek tarhiyat yapılır." hükmüne yer verilmiş olması karşısında davacının 5811 sayılı Kanun kapsamında mahsup hakkı bulunmadığından bahisle düzenlenen vergi tekniği raporu done alınmak suretiyle takdir komisyonu kararına dayanılarak takdir edilen matrah farkından 5811 sayılı Kanun uyarınca beyan edilen tutarın mahsup edilmesi suretiyle işlem yapılmadığı görüldüğünden, davacı adına tarhiyat yapılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, cezalı tarhiyatın kaldırılmasına, karar veren Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun kararı ile bozmaya uygunluk yönünden reddedilip, bozma kapsamı dışında kalan hükümlerine ilişkin temyiz incelemesi için dosyanın Dairesine gönderilmesi üzerine, temyizen incelenerek bozulması istemine ilişkindir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: 5811 sayılı Kanuna ilişkin 1 Seri Nolu Genel Tebliğin 5.5.bendi uyarınca mahsup uygulamasının kanun kapsamında beyan edilen matrahtan katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkının mahsubuyla sınırlı olduğu, haksız iadeden kaynaklanan tarhiyatların bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, vergi tekniği raporu done alınmak suretiyle verilen takdir komisyonu kararına dayanılarak yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Vergi Mahkemesi kararının dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi usul ve kanuna uygun olduğundan, temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı adına, sahte fatura kullandığından bahisle düzenlenen vergi tekniği raporu dikkate alınmak suretiyle verilen takdir komisyonu kararına dayanılarak re'sen tarh 2007/Şubat,Mart,Mayıs-Kasım dönemleri katma değer vergisi ile bir kat kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Re'sen vergi tarhı" başlıklı 30. maddesinin 1. fıkrasında, re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hâllerde, takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış ve maddenin 2. fıkrasının 3. bendinde; tutulması zorunlu olan defterlerin hepsi veya bir kısmının tutulmaması veya tasdik ettirilmemesi veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmemesi hâli, 6. bendinde de; tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması hâli re'sen tarh nedeni olarak sayılmıştır. Aynı Kanun'un "Takdir kararı" başlıklı 31. maddesinde, takdir komisyonunca belli edilen matrah veya matrah kısmının takdir kararına bağlanacağı belirtilmiş, "Komisyonların görevleri" başlıklı 74. maddesinin (a) fıkrasının 1. bendinde, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak; 2. bendinde de vergi kanunlarında yazılı fiyat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmek, komisyonun görevleri olarak belirlenmiştir. Kanun'un "Maksat" başlıklı 134. maddesinde; vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu düzenlenmiştir. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinde de katma değer vergisi indirim mekanizması düzenlenmiş, anılan maddenin (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıdaki Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla düzenlenen fatura ve benzeri vesikaların gerçeği yansıtmadığı ve sahte olduğu hususunun ortaya konulmuş olması durumunda, 3065 sayılı Kanun ile getirilen ve katma değer vergisine özgü bir mekanizma olan indirim mekanizmasından yararlanamayacakları, ancak davacının sahte fatura kullandığı hususunun, Vergi Usul Kanunu'nun 134. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılacak vergi incelemesi sonucunda düzenlenecek vergi inceleme raporu ile tespit edilebilecek bir durum olduğu, zira, burada tespit edilecek hususun, matrahın beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi değil, mükellefin yasal defterlerine kaydetmek suretiyle indirim konusu yaptığı fatura ve belgelerin gerçek durumu yansıtıp yansıtmaması olduğu, söz konusu fatura ve belgelerin gerçek durumu yansıtmaması durumunda ise vergi dairesince, mükellefin katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle hakkında tarhiyat yapılabileceği anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, davacının 2007 yılı hesap ve işlemlerinin incelemesi için takdire sevk edilmesi üzerine, hakkında takdire done yapılması amacıyla vergi tekniği raporu hazırlandığı, takdir komisyonu tarafından ilgili rapor dikkate alınarak tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin davacıya tebliğ edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Takdir komisyonlarının görevi; Vergi Usul Kanunu uyarınca, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak ile vergi kanunlarında yazılı fiyat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmektir. 3065 sayılı Yasa'da öngörülen indirim mekanizması ise vergilendirme tekniği açısından, matrah takdirinden farklı bir müessese olup mükelleflerin; gerek sahte fatura kullanmaları, gerek defter ve belgelerini ibraz etmemeleri durumlarında, matrah takdirini gerektiren bir husus bulunmaması nedeniyle, bu tür fiillerin, Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29 ve 34. maddelerinde düzenlenen, indirim mekanizması içinde değerlendirilmesi suretiyle, katma değer vergisi indirimleri yönünden yapılacak vergi incelemesi ile bir sonuca bağlanması gerekmektedir. Bu nedenle, bu gibi hâllerde, mükelleflerin matrah takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilmesi ve kendisine matrah, servet ve kıymet takdiri görevi verilmiş olup katma değer vergisi indirim reddi yetkisi bulunmayan takdir komisyonlarınca takdir edilen matrah üzerinden mükellefler adına cezalı tarhiyat yapılması mümkün değildir. İdari işlem ve tasarruflarla kişilerin hukukunda haricen değişiklik yapma yetki ve imtiyazına sahip olan idarenin, bu yetkisini kullanırken öncelikle yetkinin kullanılmasına ilişkin şekil ve koşullarının belirlendiği usul kanunlarının kendi üzerine yüklediği görevler çerçevesinde hareket etmesi gerekir. Zira Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucu da idarenin işlem ve eylemlerini, hukuk kuralları çerçevesinde ve yine bu kuralların yüklediği görev ve yetki kapsamında yürütmesidir. Bu nedenle, yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca, davacı şirketin takdir komisyonuna sevk edilmesi üzerine, katma değer vergisi indirim reddi yetkisi bulunmayan takdir komisyonunca alınan karara istinaden davacı adına yapılan dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından davanın kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararında sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davalının temyiz isteminin reddine, ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda yazılı gerekçeyle ONANMASINA, 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY: Vergi Mahkemesi kararının dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi usul ve kanuna uygun olduğundan, aynı gerekçe ve nedenlerle temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.