12. Ceza Dairesi 2012/30693 E. , 2013/29235 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Hüküm : Beraat Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” ... kullanamayacak kişinin, bu halde ... kullan
**12. Ceza Dairesi 2012/30693 E. , 2013/29235 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Hüküm : Beraat Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” ... kullanamayacak kişinin, bu halde ... kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde ... kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla; İncelenen dosya kapsamına göre, sanığın, olay gecesi saat 23.50 sıralarında idaresindeki otomobili ile meskun mahalde bölünmüş yolun sağında park halinde iken geri manevra ile çıkış yapmak isterken arka gerisindeki kaplama içerisindeki şikayetçi olmayan yayaya çarparak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralaması şeklinde gelişen olayda, olaydan yaklaşık 2,5 saat sonra yapılan ölçümde 30 promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın, yerleşmiş Adli Tıp Kurumu uygulamalarına göre alkol düzeyinin her saat % 15 oranında azalacağı dikkate alındığında kaza anında yaklaşık 67,5 promil alkollü olacağı, sanığın ifadesinde, alkol aldığını ancak kendini kaybedecek derecede almadığını, çorba içmeye gittiği lokantadan arabasıyla geri geri çıkarken farketmeden arkasındaki yayaya çarptığını savunduğu, polis memuru tanıklar ...ve ...'ın beyanlarına göre, sanığın olay sonrası alkol almış bir hali olmadığı, hareketleri ve konuşmasının normal olduğu, sanığın aldığı alkolün etkisiyle, emniyetli bir şekilde ... kullanamayacak halde olduğuna dair delil bulunmadığı ve sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamede bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılama sonunda yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu, gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan mahalli Cumhuriyet Savcısının sübuta, sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 16.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.