T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/701 Esas KARAR NO : 2025/1579 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 09/02/2024 NUMARASI : 2022/273 Esas, 2024/25 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 10/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. M…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/701 Esas KARAR NO : 2025/1579 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 09/02/2024 NUMARASI : 2022/273 Esas, 2024/25 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 10/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın "..." markasının tüm dünyadaki ve Türkiye’deki tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, uzun yıllardır yapmış olduğu reklam ve tanıtım harcamaları ile kaliteli üretimi sayesinde ... markalarını hem dünya çapında hem de Türkiye’de maruf hale getirdiğini,... sayılı "..." markasının davalı tarafından müvekkilinin tanınmış markalarını kopyalamak suretiyle kötü niyetli olarak oluşturulduğunu ve müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya meyilli olduğunu, SMK'nın 9. Maddesi uyarınca dava konusu markanın tescile uygun olarak kullanılmama sebebiyle iptal edilmesinin gerektiğini ileri sürerek, davalı markasının kullanmama sebebiyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yabancı menşeili olan davacının dava açılırken teminat yatırmadığını, müvekkili şirket ile davacı şirket tarafından kullanılan markaların benzer olmadığının bariz olduğunu, ortak olarak geçen "..." ibaresinin Medikal kelimesinden geldiği ve sağlık alanında markalar açısından oldukça kullanılan bir ibare olduğunu, davacı şirketin iddia ettiği kullanmama iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın, Türkiye piyasasında tekelleşme amacında olup, esasen haksız rekabet sağlamaya çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davalının davaya konu 2007/29840 tescil numaralı "..." ibareli markası 07/04/2008 tarihinde sicile tescil edildiği, davalının markasını "...-..." şeklinde kullandığı, bu kullanımın davacı markalarına yanaşmak amacıyla kötüniyetle gerçekleştirilmiş olup olmadığı hususlarının, kullanılmama nedeniyle iptal davasının konusunun olmaması nedeniyle değerlendirmeye alınmadığı, davalının, sunulan delillere göre davaya konu markası ile dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde varis çorabı ürününde 34.510 adet satış gerçekleştirdiği, bu satıştan 2.228.577,30-TL hasılat elde ettiği, bu miktarın, davanın toplam ticari hacmine göre ciddi bir kullanım sayılması gerektiği, ancak söz konusu markasının tescilli olduğu diğer sınıflar bakımından kullanımını ispata yarar yeterli delil sunulmadığı, heyete eklenen sektör bilirkişisi ile alınan ek raporda tespit edildiği üzere varis çorabının tıbbi bir malzeme olduğu, bu itibarla 10. Sınıfta yer alan "Tıbbi ortopedik malzemeler" emtiasına dahil olduğu, söz konusu sınıfta bu malzemelerin ayrıca tek tek neler olduğu alt sınıf olarak belirlenmemiş olduğundan, kullanımın alt sınıf olarak sınıfta yer almayan (belirtilmeyen) "varis çorapları" emtiasına indirgenemeyeceği, bu itibarla davacının bu yöndeki talep ve itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davasının kısmen kabulü ile; davalıya ait 2007/29840 tescil numaralı markanın tescilli olduğu 5.10 ve 35.sınıftaki bir kısım emtia ve hizmetleri yönünden kullanılmama nedeniyle iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sırasındaki beyan ve itirazlarını tekrar ederek; davalının davaya konu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde ciddi ve temel işlevine uygun şekilde, ayırt edici karakterini zedelemeden, tescile konu tüm ürün ve hizmetler bakımından kullanılması yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ilgili ürünlerin son 5 yıl içindeki faturaları incelendiğinde ise; dava konusu ... markasının tescile uygun olmayan bir şekilde, ... ve ... kelime unsurları iki ayrı kullanım şeklinde kullanılmasının, kanuna uygun markasal kullanım teşkil etmeyeceğini, bir an için dahi davalının kullanımları ispata elverişli kabul edilse bile, sadece varis çorabı üzerindeki kullanımların 10.sınıftaki tüm “tıbbi ürün ve malzemeler” bakımından ciddi biçimde kullanıldığına anlamına gelmeyeceğini, davanın tümden kabulünün gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sırasındaki beyan ve itirazlarını tekrar ederek; müvekkil şirket ile davacı şirket tarafından kullanılan markaların aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığı bariz olduğundan, davanın reddinin gerektiğini, davacı şirketin hukuki dayanağı olmayan tanınmış marka olduğu iddiasına yaptıkları itirazın değerlendirilmediğini, davacının marka kopyalama kullanmama, haksız yarar sağlama iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bilirkişinin davaya konu markanın kayıtlı olduğu sınıflar bakımından ayrıma giderek değerlendirmelerini işbu sınıflar bakımından ayrı ayrı olacak şekilde gerçekleştirmiştir. işbu tespit ve değerlendirme şeklinin hukuka aykırı olduğunu, sevk irsaliyelerinin markanın kullanımını ispata yönelik, tescile uygun ve ciddi kullanımını ispatlayan somut delil niteliğinde olduğunu, davacıdan teminat alınmaksızın yargılamaya devam edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, kullanmama nedeniyle marka iptali talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 9/1. maddesinde tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği hükmünün düzenlendiği, davacının SMK nın 26/2 madde kapsamında davayı açabilecek ilgili kişiler kapsamına girdiği, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu davalı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın 10. sınıfta yer alan “Tıbbi ortopedik malzemeler.” kapsamındaki varis çoraplarında ciddi bir şekilde kullanımı olduğunun, markanın tescil kapsamındaki diğer mal ve hizmetlerde kullanım olmadığının tespit edildiği, raporun denetime elverişli olduğu, davacı şirketin Alman uyruklu olduğu, 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Sözleşmeye taraf olan Almanya ile ülkemiz arasında karşılıklılık bulunduğundan, mahkemece teminat alınmamasının yerinde olduğu, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE3-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davalıdan alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/12/2025