Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/1443 E. , 2024/12082 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/1443 Karar No : 2024/12082 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ... Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldı…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/1443 E. , 2024/12082 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/1443 Karar No : 2024/12082 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ... Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu, idari işlemin ölçülü bir tedbir olup olmadığının değerlendirilmediği, OHAL'in varlığının bu dönemde gerçekleştirilen işlemlerin hukukilik denetiminden muaf olduğu anlamına gelmeyeceği, hiçbir işlem veya eylemin dayanaksız olamayacağı ileri sürülmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır. Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 Sayılı Kanun ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. maddesinin (B) fıkrasında yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin ceza yargılaması neticesinde sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ve Yargıtayca onanarak kesinleşen ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, "...--- Buna karşın sanıktan alınan cep telefonunun incelenmesinde -ByLock vasfında olmasa da- örgüt üyelerinin birbirleriyle haberleşmek için kullandıkları sair soruşturmalardan tespit edilen KakaoTalk adlı programın uygulama uzantısına ait 13 adet sonuç bulunmuştur. Yine sanığın evinde yapılan aramada ele geçirilen CD/DVD'lerin incelenmesinde, örgüt elebaşı tarafından seslendirilen videonun da bulunduğu anlaşılmıştır (Delil- 4). Sanık savunmasında, 2011 ya da 2012 yılında Marmaris Orhaniye Köyünde marinada çalışırken kim olduğunu hatırlayamadığı bir müşterisini Türkçe Olimpiyatlarına götürdüğünü, bu şahsın kendisine iki CD hediye ettiğini, birinde türküler olduğunu, diğer CD'yi evde bıraktığını, örgüt elebaşına gönül bağı hissetmediğini beyan etmiştir. Sanığın ismini bilmediğini savunduğu kişiyi örgütçe tertip edildiği bilinen Türkçe Olimpiyatlarına götürmesi, o şahıstan aldığı ve içinde örgüt elebaşının seslendirdiği video bulunan CD'yi saklaması -tek başına değilse de- diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgütle irtibatını ve ilişkisini gösterir bir emare olarak kabul edilmiştir. --- Yine sanığın telefon iletişiminin incelenmesinde -örgütün tepe kadrosunda yer alan hatta sözde 'Emniyet İmamı' olan- A.T. ile 42 adet görüşmesinin olduğu belirlenmiştir (Delil- 5, 6). Sanık savunmasında, görüşmelerin yapıldığı dönemde İçişleri Bakanlığında çalıştığını, Bilgi İşlem Daire Başkanlığı tarafından geliştirilen modüllerle ilgili sorun çıktığında hızlı çözüm üretmek için tesisçi işçilerin telefon numaralarının verildiğini, kendisinin de bu kapsamda aranmış olabileceğini, A.T.'yi tanımadığını, örgüt yapısı içinde bir görüşme olmadığını beyan etmiştir. Her ne kadar görüşmelerin içeriği saptanamamış ve yakalamalı olmasından dolayı A.T.'nin beyanı alınamamış ise de adı geçenin örgüt içerisindeki çok önemli konumu, irtibat sayısı ve sanığın görüşmeleri gerçekçi bir şekilde açıklayamamış olması gözetildiğinde, sanığın bu irtibatları örgütsel olarak kabul edilmiştir. --- Y.S. tanık sıfatıyla alınan ifadesinde, 2011 yılında Datça ilçesine havacı astsubay olarak atanmasını müteakip birkaç ay örgütsel anlamda görüştüğü O.Y.'ın -ismini ... olarak tanıtmak suretiyle- sanıkla tanıştırdığını ve bundan sonra ...'in kendileriyle ilgileneceğini söylediğini belirtmiştir. Tanık devamla, bu şahsın tertip ettiği sohbetlere M.T. ve E.E.K. ile birlikte katıldıklarını, sohbetlerin genelde sanığın evinde bazen de Datça'da kendi evlerinde (Y., M. ve E.'in bekar evi) yapıldığını, toplantılarda Kuran okuduklarını, namaz kıldıklarını, Fettulah GÜLEN'in kitaplarını okuduklarını söylemiştir. Yine devamla, O. Y.'ın maaşlarının %10'unu örgüte yardım olarak himmet adı altında istediğini, maddi durumu iyi olmadığından kendisinin -maaş promosyonları dışında- himmet vermediğini ancak arkadaşlarının verdiğini hatırladığını, paraların bir kısmını doğrudan O.Y.'a verdiklerini bir kısmını ise O.'a iletilmek üzere ...'e verdiklerini belirtmiştir. Ayrıca toplantı gününü ve yerini yüzyüze kararlaştırdıklarını ancak değişiklik olunca -tedbir olması için- ankesörlü telefondan arayarak kendileriyle irtibat kurduklarını, 2013 yılı başlarında ...'in Ankara'ya tayini çıkınca ayrıldığını beyan etmiştir. Tanık M.T. da mahkememizde Y.S.'la benzer ve tutarlı beyanlara bulunmuş, sanıkla son görüşmesinin 2013 yılı Haziran ya da Temmuz ayı olduğunu belirtmiştir. Tanık E.E.K. da M.T. ve Y.S.'ı doğrulamış, sanığın ... kod asıyla kendilerine abilik yaptığını, bu sanıkla örgütsel toplantılar yaptıklarını beyan etmiştir. Tanık N.K. ifadesinde, Marmaris'e astsubay olarak atandığını, başlangıçta ... kod O.Y.'ın tertiplediği sohbet toplantılarına gittiğini, ... kod adlı sanıkla kendisini O.Y.'ın tanıştırdığını, yaklaşık 2 yıl kadar sanıkla görüştüklerini, görüşmelerde vakit namazı kıldıklarını, herkul.org'dan alınan yazıları ve örgüt elebaşının kitaplarını okuduklarını, bazen vaalarını da dinlettiğini, sonraki toplantının yüz yüze kararlaştırıldığını ancak değişiklik olduğunda arkadaşlar ya da ankesörlü telefon yardımıyla irtibat kurulduğunu, O.Y.'ın ankesörden aradığını hatırladığını ancak sanığın aradığını hatırlamadığını beyan etmiştir. ... Lise ve dersane döneminde bu örgütle irtibat kurduğu kendi savunmalarından anlaşılan sanığın daha sonra bu örgüt içerisinde büyük önem arz eden mahrem yapıya girdiği, tamamı TSK mensubu asker olan kişilerin 'öğretmeni - abisi' sıfatını taşıdığı, örgütün nihai hedefini gerçekleştirmek için TSK içerisindeki varlığını güçlendirme ve orduyu içten ele geçirme amacına hizmet edecek şekilde asker kişilerin örgütle bağlantısını korumaya, bağlılığını artırmaya yönelik sohbetler gerçekleştirdiği, bu sohbetlerde örgüt ideolojisini aşılamaya çalıştığı, kendisine bağlı asker kişilerin örgütsel eğitiminde rol aldığı, gizliliği korumak amacıyla kod adı kullandığı, örgüt jargonuyla 'tedbir' uyguladığı, örgüt için maddi yardım toplanmasına aracılık ettiği, örgütün tepe yöneticisi olan A.T. ile telefon irtibatı kurduğu, evinde örgütsel materyal bulundurduğu (örgüt elebaşının video cd'leri)..." yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, davacının ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 12/09/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.