a arka plan bilgisi başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir başvuru numarası karar tarihi avukat olan başvurucu olayların meydana geldiği tarihte bursa aile mahkemesinde görülen velayet davasında davacı vekilidir başvurucunun müvekkili müvekkil yabancı uyruklu olup evlendikten sonra türkiyede yaşamaya başlamıştır müşterek iki çocuğu olan taraflar yılında türkiyede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle kazakistana yerleşmiş burada bir çocukları daha olmuştur müşterek
a arka plan bilgisi başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir başvuru numarası karar tarihi avukat olan başvurucu olayların meydana geldiği tarihte bursa aile mahkemesinde görülen velayet davasında davacı vekilidir başvurucunun müvekkili müvekkil yabancı uyruklu olup evlendikten sonra türkiyede yaşamaya başlamıştır müşterek iki çocuğu olan taraflar yılında türkiyede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle kazakistana yerleşmiş burada bir çocukları daha olmuştur müşterek çocuklar babaları tarafından yılında annelerinin muvafakati alınarak türkiyeye getirilmiş ancak daha sonra kazakistana geri götürülmemişlerdir şiddetli geçimsizlik üzerine taraflar kazakistan hukukuna göre boşanmışlardır boşanma ilamının türk hukuk sisteminde de geçerli olabilmesi için başvurucu tarafından müvekkili adına tanıma ve tenfiz davası açılmış bursa aile mahkemesinin tarihli kararı ile kazakistandaki yerel mahkemece verilen karar kesin bir mahkeme hükmü olarak kabul edilmiştir b velayet davasına süreç tanıma ve tenfiz kararı üzerine başvurucunun müvekkili aleyhine velayet davası açılmıştır başvurucu da cevap dilekçesi ile müvekkili adına karşı dava açmıştır bireysel başvuru formuna ek belgelerin incelenmesinden başvurucu ile kazakistanda yaşayan müvekkilinin elektronik posta eposta aracılığı ile iletişim kurdukları müvekkilin velayet davası ile ilgili talep ve başvurucuya yönelik talimatlarını bu şekilde ilettiği anlaşılmaktadır müvekkilinin başvurucuya gönderdiği epostalarda eski eşinin ve çocuklarının durumu hakkında bazı bilgi ve iddialar ile delillere yer verdiği görülmektedir epostalarda müvekkil eski eşinin tasvip edilmeyen ahlaki vasıfları olduğunu ileri sürmektedir müvekkil eski eşinin çalışmayı sevmediği için gayrimeşru işlerle uğraştığını dolandırıcılık yaptığını öz babasını bıçakladığı için hapse girdiğini kendisini ve çocuklarını alacaklıların tehdit ve tacizine maruz bıraktığını sonunda da kazakistana kaçmak zorunda kaldıklarını iddia etmiştir müvekkil boşanmaya karar verdiğini eski eşine söyledikten sonra eşinin yaz tatilinde çocukları geri getirmek şartıyla türkiyeye dedelerinin yanına götürdüğünü ancak bir daha kazakistana geri getirmediğini sürekli yalan söylediğini ifade etmiştir müvekkil babalarının çocuklarını türkiyede bırakarak kazakistana döndüğünü ve yılından bu yana burada yaşadığını kazakistanda kalabilmek için defalarca pasaportunu kaybettiğini söyleyerek konsolosluğu ve polisi de kandırdığını sahtekarlık yaptığını ileri sürmüştür müvekkil başvurucuya epostalarda yer alan iddialarını ve çocuklarının velayetini istemekteki haklılığını kanıtlamak için ilgili belgeleri göndereceğini belirtmiş ve dava dilekçesini bu doğrultuda hazırlaması talimatını vermiştir bu talimat üzerine başvurucu tarafından müvekkili adına tarihinde mahkemeye sunulan beş sayfadan ibaret dilekçenin ilgili kısımları şöyledir il davacı müvekkilemin tarafıma göndermiş olduğu metni ekte sunulmuştur davalı baba dürüst olmayıp yalancı ve dolandırıcı bir mizaçtadır çalışmayı sevmemektedir gayri meşru işlerle uğraşmaktadır başvuru numarası karar tarihi taraflar evlendikten sonra bursa da oturmaktayken davalının yaptığı ve ödemediği borçlarından dolayı hakkında çok sayıda icra takipleri yapılmış alacaklılar kapıya dayanmış davalı alacaklılardan kaçtığı için çalan kapıyı davacı müvekkilem açmak zorunda kalmış alacaklıların hakaretamiz ağır söz tehdit taciz ve davranışlarına müşterek çocuklarıyla birlikte muhatap olmuştur sonuçta davalı baba açıklanan şartlar altında bursa da güven altında olmadığından çareyi kazakistan a kaçmakta bulmuş ancak kazakistan da da aynı şekilde davranmayı sürdürmüş aynı şeyleri yapmıştır davalı baba davacı müvekkilem tarafından haklı eleştiriye karşı da her zaman bağırıp çağırmış susturmuş yıldırmış çocukları dahil herkes üzerinde baskı ve korku oluşturmuştur anlaşılacağı gibi davalı baba ahlaken dürüst olmayıp davalı müvekkileme çok zarar verdiği gibi müşterek çocuklarına da zarar vermiştir davalı baba davacı müvekkileme karşı bu güne kadar dürüst olmadığı gibi hep yalan söyleyip kandırdığı gibi müşterek çocukları da kandırmaktadır bu bağlamda davalı baba davacı müvekkilem tarafından kendisine karşı kazakistan almatı mahkemesinde boşanma davası açtığında müşterek çocukları memleketi olan bursa ya gezmeye götürmek niyet ve sözüyle bursa ya getirmiş ancak sözünde durmamış bu güne kadar kazakistan a hiç getirmediği davacı anneyle görüştürmediği gibi telefonla veya internetle görüşmelerini de ya tamamen engellemiş ya da çok fazla kısıtlamıştır o kadar ki davalı baba kazakistanda birlikte yaşadıkları müşterek çocukları davacı anneyi kandırıp bursa ya getirince çocukları kazakistan a davacı annelerinin yanına götürmediği gibi çok acı şekilde müşterek çocuklara davalı annelerinin öldüğünü söyleyebilmiştir müşterek çocuklar davacı anne bir şekilde yolunu bulup kendilerine ulaşıncaya kadar arada geçen uzun zaman boyunca davacı annelerini öldü bilmişler annelerinin yüzünden uzun zaman çok derin üzüntü duymuşlar bu yüzden ruh sağlığı da olumsu etkilenmiştir davalı baba hayatta olan annelerini müşterek çocuklarına öldü diyebilecek kadar merhametsiz duyarsız ve vurdumduymazdır davalı babanın yukarıda açıklandığı gibi evine bakmadığı müşterek çocuklarıyla yeterince ilgilenmediği velayet görevini yerine getirmekten aciz olduğu çocukları aşırı şekilde ihmal ettiği açıktır bugün için davalı baba da bursa da oturmayıp iş için gittiği kazakistan da almatı da oturmaktadır müşterek çocuklarını hiç düşünmeden onları bursa da bırakmıştır müşterek çocuklara davalı baba bizzat bakmadığı ilgilenmediği gibi bakabilecek durumda da değildir kendi araştırmamıza göre müşterek çocuklardan ve y bursada dede ve babaannesiyle kalmakta aa ise mustafa kemal paşa ilçesinin bir köyünde halası ve eniştesiyle kalmaktadır müşterek çocukların yanlarında kaldıkları aileler tarafından yeterince bakılmadığı ihmal edildiği öksüz muamelesi gördükleri yanlarında kaldıkları kişilerin hiçbir zaman başvuru numarası karar tarihi kendi anneleri gibi olamayacakları annelerinin yerini dolduramayacakları anne sevgisi şefkati ve sıcaklığından mahrum kalacakları ortadadır ayrıca velayet verirken çocuğun bedeni fikri ve ahlaki gelişimine zarar gelmemesi zorunludur bu yönden müşterek çocukların velayetlerinin davacı anneye verilmesi usul ve yasaya uygun düşeceği gibi yüce yargıtayın istikrar kazanmış yerleşik görüş ve kanaatine de uygun düşecektir davalı babanın bu husustaki kötü niyeti davacı anne ve müşterek çocukların velayet konusundaki ortak haklı çıkarları göz önünde bulundurularak öncelikle çocukların velayetleri dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren davacı anneye bırakılmalı bu mümkün olmadığı takdirde müşterek çocuklar ile davacı anne arasında infazda güçlük çıkarmayacak biçimde kişisel ilişki kurulmalıdır bursa aile mahkemesinde yapılan yargılama sonunda tarihinde çocukların velayetinin başvurucunun müvekkiline verilmesine karar verilmiştir mahkeme kararının gerekçesi şöyledir tüm dosya kapsamına göre taraflar arasındaki nikah aktinin kazakistan almatı semti mahkemesi tarafından tarih ve dosya nolu kararı ile feshine karar verildiği incelenen karar içeriğine göre velayetin düzenlenmediği davalının yeniden mahkemeye müracaat ile çocukların ikamet yerinin belirlenmesini talep ettiği ve kazakistan almatı ili reşit olmayan çocukların üzerine kurulmuş mahkemesi tarafından tarih ve dava nolu kararı ile davalı annelerinin ikamet yerinde ikamet etmelerine karar verildiği bu kararın davalı annenin türkiye mahkemelerine başvurarak yasal haklarını kullandığı gerekçesi ile dikkate alınmamasına karar verildiğinin dosya içerisindeki evraklardan anlaşıldığı tarafların nikah aktinin feshine ilişkin kararın bursa aile tarihli e k sayılı ilamı ile tenfizine karar verildiği velayet hususundaki davanın atiye bırakıldığı müşterek çocukların babaları tarafından annelerinin alınarak türkiyeye getirildiği ve bir daha geri götürülmediği çocuklardan ve ynin bursa da dede ve babaanne ile birlikte kaldığı diğer küçük aanın ise bursa ili mustafakemalpaşa ilçesine bağlı bir köyde hala ve eniştesi ile birlikte kaldığı davacı babanın yurtdışında iş yaptığı ve uzun süreli ülke dışında kaldığı küçüklerin tüm bakım ve gözetiminin davacının ailesi tarafından yerine getirildiği davacının çocuklar üzerindeki velayet hakkını fiilen kullanmayarak ailesinin bakım ve gözetimine terk ettiği çocukların yaşları itibarı ile annelerine özlem duydukları ve bu hali ile hem anne hem de baba sevgi ve ilgisinden uzak yaşamak zorunda bırakıldıkları davalının tespit edilen mali ve sosyal durumunda olumsuz hiçbir hususa rastlanmadığı velayetinin annelerine verilmesi halinde küçüklerin ciddi zarar göreceklerine dair hiçbir delil sunulmadığı anlaşılmakla küçüklerin fiziki ve psiko sosyal gelişimlerini teminen velayetlerinin anneye verilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır karar yargıtay hukuk dairesince tarihinde onanmıştır c ceza yargılamasına süreç bursa aile mahkemesinde yapılan yargılamanın karşı tarafı başvurucunun tarihinde mahkemeye sunduğu dilekçesinde kendisi hakkında yer alan ifadeler başvuru numarası karar tarihi nedeniyle suç duyurusunda bulunmuş ve başvurucu hakkında hakaret suçundan kamu davası açılmıştır bursa ağır ceza mahkemesi tarihinde başvurucunun hakaret suçundan tl adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir mahkeme kararının gerekçesi şöyledir sanık av kenan gülü at vekili sıfatı ile mahkemeye sunduğu tarihi dilekçesinde katılana yönelik olarak davacı baba dürüst olmayıp yalancı ve dolandırıcı mizaçtadır çalışmayı sevmemektedir gayri meşru işlerle uğraşmaktadır davacı baba ahlaken dürüst olmayıp müvekkilime çok zarar verdiği gibi müşterek çocuklarına da kandı şeklinde ifadelere yer verdiği sanık savunmasında dilekçesindeki bu ifadelerin iddia ve savunma kapsamında hukuka uygunluk sınırları içerisinde olduğunu savunmuş ise de dilekçesinde yukarıda belirtilen şekildeki ifadelerin iddia ve savunma kapsamında olmadığı avukat olan hukukçu kimliği haiz sanığın bunu bilmesi gerektiği ayrıca yine sanığın hukukçu kimliğinin bulunması nedeniyle dilekçesindeki katılana yönelik hakaretamiz ifadeleri kastı olmaksızın kullanmasının mümkün olmadığı gibi her ne kadar müvekkilinin düşüncelerini dile getirdiğine hakaret kastı ile hareket etmediği gerekçesiyle suç unsurlarının oluşmadığına ilişkin savunma yapmış olsa da sanığın bu gerekçesinin ceza hukuku bakımından geçerli savunma olarak kabul edilemeyeceği ve söylenen sözlerin içeriği katılanın onur şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte bulunması itibariyle atılı suçun unsurlarının oluştuğu bu haliyle sanığın atılı hakaret suçunu işlediği tüm kapsamından anlaşılmakla sanığın eylemine uyan hakaret suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği yönünde oluşan vicdani kanı ile cmk teki koşulların bulunması nedeniyle sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesisi usul ve yasalara uygun bulunmuştur başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz bursa ağır ceza mahkemesince tarihinde reddedilmiştir ret kararı başvurucuya tarihinde tebliğ edilmiştir başvurucu tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur iv hukuk a ulusal hukuk mevzuat tarihli ve sayılı türk ceza kanununun hakaret kenar başlıklı maddesinin numaralı fıkrası şöyledir bir kimseye onur şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur şeref ve saygınlığına saldıran kişi üç aydan iki yıla kadar hapis veya para cezası ile cezalandırılır mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir sayılı kanunun ve savunma dokunulmazlığı kenar başlıklı maddesi şöyledir yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru iddia ve savunmalar kapsamında kişilerle ilgili olarak somut ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde ceza verilmez ancak bunun için isnat ve başvuru numarası karar tarihi değerlendirmelerin gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir sayılı kanunun hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası kenar başlıklı maddesinin numaralı fıkrası şöyledir hakkını kullanan kimseye ceza verilmez yargıtay kararları avukatların mesleklerinin icrası esnasındaki ifade özgürlüklerine ilişkin olarak yargıtayın değerlendirme ölçütlerini içeren yargıtay ceza genel kurulunun tarihli ve sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir sanığın avukat olmasının ve belirtilen eylemin avukatlık görevinin ifası sırasında işlenmesinin savunma dokunulmazlığını gündeme getirdiği savunma veya iddia amacıyla vaki olan yazı ve sözlerin hakaret suçları açısından hukuka uygunluk nedenlerinden birisini teşkil eden hakkın kullanılmasını oluşturabileceği davada taraf olan davalı davacı şahsi davacı katılan sanık ve savcının iddianın ve savunmanın gerektiği şekilde yapılabilmesi için belirli koşullar dahilinde bazı bulunabilecekleri bunu yaparken de hazan muhataplarını küçük düşürücü ifadeler kullanabilecekleri öngörülmekle iddia ve savunmanın gerekliliği ile orantılı olmak şartıyla bu şekilde ortaya çıkan eylemlerin hukuka uygun sayılacağı ancak bu hakkın kullanımının bazı koşullara bağlı olduğu bu koşulların a eylemin iddia veya savunma niteliğindeki evrak ile yazılı olarak veya iddia ve savunma sırasında sözlü olarak yapılması gerektiği şekil şartı b eylemin yargı organlarına verilen dilekçelerde veya bu organlar huzurunda yapılması zorunluluğu yer şartı c hak kullanılırken sınırın aşılmamasının gerekli olduğu ölçülülük şartı şeklinde sıralanabileceği b uluslararası hukuk uluslararası hukuk kurallarının yer aldığı karar için keleş öztürk b no kararına bakılabilir v