19. Ceza Dairesi 2017/1465 E. , 2018/5223 K. MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Sanığın gerçek kişi tacir olarak Ticaret Sicilinde ayrı bir kaydı olduğu, bu kaydın 29.12.2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesin…
**19. Ceza Dairesi 2017/1465 E. , 2018/5223 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Sanığın gerçek kişi tacir olarak Ticaret Sicilinde ayrı bir kaydı olduğu, bu kaydın 29.12.2014 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan ilanla sanığın bizzat müracaatıyla terkin edildiği, buna göre sanığın ortağı veya yetkilisi olduğu bir şirket bulunup bulunmadığıın dosya kapsamından anlaşılamadığı, ayrıca sanığın terk beyanında bulunurken malvarlığını eksik göstermesinden ötürü cezalandırılması gerekip gerekmediği hususunda da aşağıda yazıldığı gibi eksik inceleme yapıldığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki şikayet hakkının düşürülmesi gerektiği yönündeki düşünceye şimdilik iştirak edilmemiştir. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1-) Sanığın gerçek kişi tacir olarak mı yoksa sahibi olduğu ticari şirket için mi gerçek dışı beyanda bulunduğunun, İİK 337/a maddesinde tanımlanan hangi seçimlik hareketleri gerçekleştirdiğinin, sanığın mal beyanındaki gerçek dışılığın şirket için mi yoksa gerçek kişi tacir olarak mı sahip olduğu malvarlığından kaynaklandığının, gerekçeli kararda açıkça yazılmaması nedeniyle denetime elverişli bir hüküm kurulmamış olması, 2-) Şikayetçi vekilinin, şikayet dilekçesinde sanığın ayrıca İİK’nın 338. maddesi uyarınca cezalandırılması talebinde de bulunmuş olması karşısında, bu talep yönünden sanık hakkında bir karar verilmemesi, Kabule göre de; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile" ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin aynı Kanun'un 337/a maddesinde düzenlenen suç yönünden uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, suçun işlenmesinden sonra fail ile mağdur arasındaki çekişmeyi bir uzlaştırmacının girişimiyle kısa zamanda tarafların özgür iradeleriyle ve adli merciler daha fazla meşgul edilmeden sonuçlandırmayı amaçlayan uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması ve İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin yerine geçip anılan maddenin uygulanmasını ortadan kaldırmaması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK'nın 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafi ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 26/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.