11. Ceza Dairesi 2010/11583 E. , 2012/22488 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Özel sağlık kuruluşunda çalışan doktorun gerçeğe aykırı rapor düzenlemesi, HÜKÜM : Sanık ... ...için: 765 sayılı TCK'nun 342/1, 59. md.leri uyarınca erteli 1 yıl 8 ay hapis cezası Sanıklar ... ve ... için: 5237 sayılı TCK'nun 204/2, 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezanın türü ve süresine göre koşulları bulunmadığından…
**11. Ceza Dairesi 2010/11583 E. , 2012/22488 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Özel sağlık kuruluşunda çalışan doktorun gerçeğe aykırı rapor düzenlemesi, HÜKÜM : Sanık ... ...için: 765 sayılı TCK'nun 342/1, 59. md.leri uyarınca erteli 1 yıl 8 ay hapis cezası Sanıklar ... ve ... için: 5237 sayılı TCK'nun 204/2, 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezanın türü ve süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi uyarınca reddine oybirliğiyle karar verilerek yapılan incelemede gereği görüşüldü: 1-Sanık ... ...hakkında kurulan hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; suç tarihinde Özel Adıyaman Polikliniğinde doktor olarak görevli olan sanığa yüklenen ilgilisinin görmeden sahte doktor raporu düzenlemek şeklindeki eyleminin 765 sayılı TCK’nun 354. maddesi, kapsamında memur olmayan ya da özel yasalarına göre memur gibi cezalandırılmaları gerekmeyen doktor, eczacı veya sağlık memurunun resmî makamlara sunulmak üzere özel nitelikte sahte rapor düzenleyip vermesi ve verilen bu sahte raporların kullanılması suçunu oluşturduğu ve değişen suç vasfına göre sanığa yüklenen “özel sağlık kuruluşunda çalışan doktorun gerçeğe aykırı rapor düzenlemesi” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihi olan 28.03.2005 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 2-Sanıklar ... ve ... haklarında kurulan hükümlere yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Adıyaman ili Merkez ilçesi 75. Yıl TOBB İlköğretim Okulu sınıf öğretmeni olan ...'in yurtdışında bulunduğu sırada, Adıyaman 7 nolu sağlık ocağında doktor olarak görev yapan sanıklar Dr. ... ve Dr. ...'ün Adıyaman İl Emniyet Müdürlüğü tarafından alınan Pol-net tahdit ve hudut kapıları projesinden yapılan sorgulama sonucunda 12.12.2005 günü tanık ...’in yurt dışına çıkış yaptığı ve 27.12.2005 günü ile 16.12.2005 günü görev yaptığı okulda ve yurt içinde bulunmadığı, yine aynı şekilde 27.03.2005 gününde yurt dışına çıkış yaptığı ve 28.03.2005 gününde görev yaptığı okulda ve yurt içinde bulunmadığı, ancak sanık Dr. ... tarafından tanık ...’in okulunda ve yurt içinde olmadığı ve Adıyaman 7 nolu sağlık ocağına gelmediği halde Adıyaman 7 nolu merkez Sağlık Ocağına gelmiş gibi ve huzurda muayene edilmiş gibi muayene edip 27.12.2005 tarihinden itibaren 5 günlük rapor düzenlendiği bu durumun 27.12.2005 günlü ve 9418 sayılı sevk kağıdı ile Adıyaman 7 nolu merkez sağlık ocağına ait protokol defteri içeriğinden tespit edildiği, sanık Dr. ... tarafından tanık ...’in okulunda ve yurt içinde olmadığı ve Adıyaman 7 nolu sağlık ocağına gelmediği halde, Adıyaman 7 nolu merkez sağlık ocağına gelmiş gibi ve huzurda muayene edilmiş gibi 16.12.2005 tarihinden itibaren 10 günlük rapor düzenlendiği, bu durumun 16.12.2005 günlü ve 8505 sayılı sevk kağıdı ile Adıyaman 7 nolu merkez sağlık ocağına ait protokol defteri içeriğinden tespit edildiği ve bu raporların gerçeğe aykırı olduğu, sanıkların resmi belgede sahtecilik suçlarını ayrı ayrı işledikleri iddiasından ibaret olayda, memur olan sanık doktorlar ... ve ...'ün, ... isimli kişiye rapor verdiklerinin doğru olduğunu, mesleklerinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle kişilerin kendilerini aldatmak istediklerinde ellerinde olmayan nedenlerden dolayı bir şey yapamadıklarını, normalde sevkle gelen bir hastanın kendisinin görülmesi gerektiğini, sağlık karnesi ile muayene etmenin zorunlu olmadığını, bir hastanın sağlık karnesi ile gelmediği zamanlarda ilaçlarını reçeteye yazdıklarını, ancak bu kişinin ilaçlarını alamadığını, hastanın ilaçlarını daha sonra yazdırmayı talep ettiklerini, özellikle memur olan hastalara da güvenmek durumunda olduklarını, sağlık ocağına sevkle gelen hastayı fotoğrafı ile kendisini karşılaştırdıklarını ancak işlerinin yoğunluğundan dolayı ayrıntılı bir karşılaştırma yapamadıklarını, sağlık karnesindeki kişi ile gelen şahsın birbirlerine benzemeleri halinde yapabilecekleri bir şey kalmadığını, olayda kasıtlarının olmadığını savunmaları, tanık ...'in alınan beyanında, olay tarihlerinde bir arkadaşını özel polikliniğe ve sağlık ocağına kendisinin yerine rapor alması için 3 ayrı tarihte gönderdiğini, yerine gönderdiği bu arkadaşına mümkün olduğunca kendisi imiş gibi davranmasını, görevli herhangibir doktora muayene olup bu şekilde kendi adına düzenlenmiş rapor almasını istediğini sonuçta da arkadaşının suça konu raporları aldığını beyan etmesi, İl Sağlık Müdürlüğünde görevli müdür yardımcısı tanık ...'nun uygulamada hastaların sağlık karnesini getirmeden yalnızca sevk kağıtları ile geldiğinde sağlık karneleri olsun yada olmasın muayenelerinin yapıldığını, doktorların kişilerin beyanlarına göre kayıtları yaptıklarını ve beyan edilen kişiye göre rapor ve reçete düzenlediklerini, sağlık karnesinde resim varsa kontrol ettiklerini, heyet raporu gibi rapor gerekiyor ise ayrıca kimlik kontrolü yapıldığını, şuanda da T.C kimlik sorgulaması ile muayenelerin yapıldığını, doktorların gelen hastaların iyi niyetli olduğunu düşünerek muayeneyi yaptıklarını, kurum içi mevzuatında doktorların sevk kağıdı ile hastanın bizzat kendilerinin olup olmadığı yönünde özel bir düzenleme olmadığını, ancak kamu hukukunda ibraz edilen evraka göre hastanın sevk kağıdındaki kişi olup olmadığını araştırmaları gerektiğini, araştırmanın ise bu şekilde olduğunu belirtmesi, sağlık merkezi görevlisi tanık Sabiha'nın beyanında, uygulamada karnelerin topluca alındığını, deftere kaydedildiğini ve doktorlara karnenin açık bir şekilde verildiğini, hastanın içeri alınarak doktor tarafından muayenesinin yapıldığını ve karneye ilaçların doktor tarafından muayene yapıldıktan sonra yazıldığını ve kendilerince de teşhisin poliklinik defterine yazıldığını, sanıkların bu eylemleri ile ilgili olarak da muhtemelen böyle yapıldığını, sağlık karnelerindeki fotoğrafların karşılaştırılmasını da kendilerinin yaptığını belirtmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi ve suç unsurlarının tespiti bakımından, tanık ...'in tekrar beyanına başvurulması ile kendi yerine rapor almak üzere gönderdiği şahsın açık kimlik ve adres bilgilerinin sorulması, bu şahsa ilişkin bilgilere ulaşılabildiği takdirde olay hakkındaki beyanlarının alınması, sağlık raporuna başvuru ve raporun alınmasına kadar sevk aşamasını da kapsar şekilde hastanın kimliği ile ilgili hangi denetim ve kontrollerden geçildiğinin, görevli doktorların muayene için gelen hastaların kimliklerini kontrol etme yükümlülüklerinin bulunup bulunmadığının bulunuyor ise kapsamının araştırılması ve sonucuna göre sanıkların resmi belgede sahtecilik kastıyla hareket edip etmedikleri, eylemlerinin “görevi ihmal mi” yoksa “memurun resmi belgede sahteciliği” suçunu mu oluşturacağı karar yerinde tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 26.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.