Başvuru, başvurucunun kolluk güçleri tarafından kötü muameleye maruz bırakılması isnadıyla şikâyetine rağmen sorumlular hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının, hukuka aykırı olarak yakalanarak hürriyetinden yoksun bırakılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, araçla seyahati esnasında durdurulduktan sonra belli bir süre seyahatine devam etmesinin engellenmesi nedeniyle yerleşme ve seyahat özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; başvurucunun kolluk güçleri tarafından kötü muameleye maruz bırakılması isnadıyla şikâyetine rağmen sorumlular hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının, hukuka aykırı olarak yakalanarak hürriyetinden yoksun bırakılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, araçla seyahati esnasında durdurulduktan sonra belli bir süre seyahatine devam etmesinin engellenmesi nedeniyle yerleşme ve seyahat özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 17/4/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre olaylar özetle şöyledir: Diyarbakır Barosuna kayıtlı avukat olan başvurucu 29/12/2012 tarihinde Batman ilinde müvekkili A.A.E.yle başka bir şirket arasında imzalanmak üzere ortaklık sözleşmesi düzenlemiştir. Sözleşmenin imzalanmasının ardından başvurucuyla müvekkili, müvekkilinin kullandığı ve yufka ürünlerinin bulunduğu koyu renkli transporter bir araçla Diyarbakır iline dönmek için yola çıkmışlardır. Seyahatleri esnasında kolluk görevlileri tarafından bulundukları araç durdurulmuştur. Başvurucu ile müvekkilinin kimlik kontrolleri yapılmış, müvekkilinin ayrıca Genel Bilgi Taraması (GBT) kayıtları incelenmiştir. Kontrolün ardından yola devam etmişlerdir. Başvurucu; yapılan bu kontrol sonrasında bir kolluk aracının kendilerini takip ettiğini, mola vermek amacıyla durdukları benzin istasyonunda takip eden aracın da durduğunu, devam ettiklerinde aracın da takibe devam ettiğini ifade etmiştir. Kolluk aracının bazen önlerinde bazen arkalarında seyre devam ettiğini, Bismil ilçe merkezindeki ışıklarda durduklarında da yaklaşık on iki kişilik kolluk ekibinin kendilerini durdurduğunu belirtmiştir. Araçtan zorla indirildikten sonra avukat olduğunu beyan edip kimliğini göstermesine rağmen"Kes lan kaldır ellerini araca yaslan!" diye hakaret edilip üstünün arandığını iddia etmiştir. Altı kolluk görevlisi tarafından tutulan olay tarihli tutanakta ve olay sonrasındakolluk görevlilerinin alınan ifadelerinde ise; kaçakçılık ve terör suçlarının yoğun yaşandığı bir bölgede olunması nedeniyle akşam saatlerinde başvurucunun bulunduğu, camları filmli olan aracın kolluk aracını hızla sollamasının dikkatlerini çektiği vurgulanmıştır. Megafonla ve selektörle yapılan ikaza rağmen aracın durmaması üzerine haber merkezine bilgi verildiği ve yönlendirme doğrultusundaaracın bir süre sonra kontrollü şekilde ışıklarda durdurulduğu anlatılmıştır. İlçede görev yapan tüm ekiplerin bulunduğu bu esnada Bismil Sulh Ceza Mahkemesinin 30/11/2012 tarihli önleme arama kararına istinaden aracın içi, başvurucu ve müvekkilinin üstü aranmıştır. Araç içinde boş bira şişelerinin fark edilmesi üzerine Bismil Başsavcılığınca adli vaka bulunmadığından trafik kuralları yönünden değerlendirilmesi gerektiği yönünde talimat verilmiştir. İşlemlerin yapılması için başvurucu ve müvekkili kolluk görevlileriyle birlikte Bismil İlçe Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet Müdürlüğü) götürülmüştür. Başvurucu, Emniyet Müdürlüğünde de ayrıntılı olarak üstü arandığı esnada kolluk görevlisinin yakasından tutarak boynunu sıkmak suretiyle fiziksel müdahalede bulunduğunu, aramanın yapıldığı odada kameranın olmadığını farkettiği için 155 polis imdat telefon hattını arayarak durumu anlatan ses kaydı bıraktığını ifade etmiştir. Ardından başvurucunun ve müvekkilinin hastanede fiziki muayeneleri yapılarak sağlık raporları alınmıştır. Başvurucuda darp ve cebir izine rastlanmamıştır. A.A.E.nin bacağında sıyrık olduğu tespiti yapılarak basit tıbbi müdahaleyle giderileceği belirtilmiş,alkollü olmadığı anlaşılmıştır. Kolluk görevlileri tüm aşamalarda başvurucunun söz konusu iddialarını (bkz. §§10, 13) reddetmiş, sürekli kendilerini tahrik edici üslupla konuşan başvurucuya karşı fiziksel veya sözlü müdahalede bulunmadıklarını, arama kararına istinaden ve yasal işlemleri yapmak üzere başvurucuyu zor kullanma olmaksızın Emniyet Müdürlüğüne götürdüklerini söylemişlerdir. Başvurucunun avukat olduğunu beyan etmeden önce üstünü kabaca aradıklarını ancak bu beyandan sonra aramanın yapılmadığını ifade etmişlerdir. Ayrıca yufka ve benzeri gıda ürünleriyle yüklü aracın taşıma sınırının üzerinde yük alıp almadığına yönelik ölçüm yapılarak taşıma sınırı aşılmadığı tespit edildikten sonra sadece başvurucunun müvekkilinin dur ihtarına uymaması nedeniyle idari para cezası uygulanmıştır. Başvurucu 15/1/2013 tarihinde polis memurları hakkında idari soruşturma yapılması talebiyle şikâyetçi olması üzerine soruşturma başlatılmıştır. Olayın incelenmesi için muhakkik (soruşturmacı) atanmıştır. Soruşturmacı 25/4/2013 tarihinde dosyaya yansıyan tüm bilgi ve belgeler doğrultusunda olayla ilgili maddi delil elde edilemediği gerekçesiyle memurlar hakkında ceza tayinine mahal olmadığı yönünde görüş bildirmiştir. İdari soruşturmanın bu tarihinden sonraki safahatına dair başvuru dosyasına herhangi bir bilgi yansımamıştır. Öte yandan başvurucunun Bismil Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık)şikâyeti üzerine olay günü görevli olan tüm kolluk personeli hakkında görevi kötüye kullanma, hakaret, haksız arama, kişi hürriyetinden yoksun kılma ve kasten yaralama suçlarından soruşturma açılmıştır. Savcılıkça, başvurucu ve müvekkilinin beyanlarıyla olay günü görevli olan tüm şüphelilerin ifadeleri alınmıştır. Başvurucunun talebi üzerine 155 polis imdat haber merkezi ses kayıtları temin edilmiştir. Kayıtlarda, başvurucunun avukat olmasına rağmen üstünün arandığına dair beyanının bulunduğu tespit edilmiştir. Olay günü çekilen fotoğraflar, düzenlenen tutanak ve yapılan tüm işlemler incelenmiştir. Emniyet Müdürlüğü binasının içini ve girişini gösteren kamera kayıtları istenmiş ise de kameraların arızalı olması nedeniyle kayıtlar alınamamıştır. Başvurucunun mola vermek amacıyla durduklarını beyan ettiği benzin istasyonunu gösteren kamera kayıtları ile kolluk tarafından durduruldukları trafik ışıklarının bulunduğu bölgeyi gösterenbankaya ait kamera kayıtlarına da kayıt tarihinden belli bir süre sonra silinmesi nedeniyle ulaşılamamıştır. Hastane kamera kayıtları alınmış, kayıtlarda sadece görüntülerin bulunduğu -ses kaydının olmadığı- anlaşılmıştır. Haber merkezine suç ihbarı yapılıp yapılmadığına dair ses kayıtları ise sistemsel değişiklik nedeniyle bulunamamıştır. Bir yandan Savcılık tarafından kolluk görevlilerinin soruşturmaya konu olan suçları adli kolluk görevleri esnasında işledikleri iddia olunduğu değerlendirilerek olayla ilgili tüm deliller(bkz. § 20) toplanmıştır. Diğer yandansuç ihbarı bulunmaması ihtimaline binaen olayın suçun işlenmesini önlemek amacıyla mevcut şüphe üzerine kolluk görevlilerinin idari kolluk görevleri esnasında da gerçekleşmiş olabileceği öngörülerek Bismil Kaymakamlığından 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanmaları Hakkındaki Kanun kapsamında soruşturma izni talep edilmiştir. Kaymakamlıkça 20/1/2014 tarihinde soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir. Karara başvurucu tarafından itiraz edilmiştir. Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi, 20/3/2014 tarihinde haklarında soruşturma izni istenilen polis memurları hakkında soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlilikte bulgu ve belgelerin elde edilememiş olması gerekçesine istinaden itirazın reddine karar vermiştir. Ret kararı başvurucuya 3/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 17/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. UYAP aracılığıyla Savcılık soruşturma dosyasında yapılan araştırmada başvurucunun bireysel başvuruda bulunduktan sonra Savcılıkça 9/6/2014 tarihinde kolluk görevlileri hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı verildiği tespit edilmiştir. Savcılık gerekçesinde başvurucunun soyut iddiası dışında soruşturma kapsamında delil elde edilemediği belirtilmiştir. Mevcut delillerin şüphelilerin üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterlilikte olmadığı, dolayısıylakamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği vurgulanmıştır. Başvurucunun söz konusu karara itiraz ettiğine dair bir beyanı olmadığı gibi buna ilişkin herhangi bir bilgi de UYAP kayıtlarında görünmemektedir. A. Ulusal Hukuk 4483 sayılı Kanun’un maddesinin son fıkrası şöyledir:"765 sayılı Türk Ceza Kanununun 243 ve 245 inci maddeleri ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 154 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında açılacak soruşturma ve kovuşturmalarda bu Kanun hükümleri uygulanmaz." 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:''Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.'' 5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bentlerişöyledir:''Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,...g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.''5271 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:''Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.''B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin maddesinin "tartışılabilir" ve "makul şüphe uyandıran" kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 131). AİHM; bir bireyin, polis veya devletin benzer diğer görevlileri tarafından Sözleşme’nin maddesine aykırı muamelelere maruz kaldığını savunulabilir bir şekilde ileri sürdüğü durumlarda söz konusu maddenin etkili ve resmî bir soruşturma yapılmasını gerektirdiğini hatırlatmaktadır (Assenov ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 24760/94, 28/10/2008, § 102). Öte yandan AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialarda soruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini ancak iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usulle soruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05, 45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91). AİHM, 4483 sayılı Kanun’da maddesinin son fıkrasının kolluğun zor kullanma yetkisini aştığı durumları 4483 sayılı Kanun'un kapsamından çıkardığını değerlendirmiştir (Tüfekçi/Türkiye, B. No: 52494/09, 22/7/2014, § 28; İşeri ve diğerleri/Türkiye, B. No: 29283/07, 9/10/2012, § 29). Bu bağlamda soruşturma izni istenmesinin başvurucuların Sözleşme’nin maddesine aykırı bir muameleye maruz kaldığını ileri sürdüğü başvurularda gerçek koşulların ortaya konulmasını engellediği kanısına varmıştır (Tüfekçi/Türkiye,§ 47; İşeri ve diğerleri/Türkiye, § 42; Karahan/Türkiye, B. No: 11117/07, 25/3/2014, § 45).