7. Ceza Dairesi 2024/4707 E. , 2024/9211 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/146 E., 2023/300 K. SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İddianamedeki anlatıma göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereğince katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenm
**7. Ceza Dairesi 2024/4707 E. , 2024/9211 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/146 E., 2023/300 K. SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İddianamedeki anlatıma göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereğince katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenmiştir. Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Suçtan Zarar Gören Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Vekilinin Temyiz Sebepleri Şekerbank T.A.Ş'nin yargılama sırasında şikâyetten vazgeçmesi nedeniyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 162 nci maddesinde düzenlenen yazılı başvuru şartı sona erdiğinden, söz konusu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devam edilerek mahkûmiyet hükmü tesisinin bozmayı gerektirdiğine ve re'sen tespit edilecek sebeplere ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, 11.02.2020 tarihli bozma ilâmının gereklerinin yerine getirilmediğine, bozma ilâmında belirtilen fiş asılları banka tarafından imha edildiğinden imza incelemesi yaptırılamadığından bu durumun sanığın lehine yorumlanması gerekirken sanığın aleyhine olacak şekilde yorumlandığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması için gerekli şartların bulunmadığına, zimmet suçunun yasal unsurlarının bulunmadığına, sanığın suç kastıyla hareket etmediğine, sanığın kasa açığını bankaya bildiren kişi olduğuna, bilirkişi raporunda sanığın bankadaki görev ve eğitim durumunun irdelenmediğine, sanığın zimmetine geçen bir para olmadığına, sanığın kendi kusurundan kaynaklanmayan kasa açığını kapatmak gayesiyle hareket ettiğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, aksi halde erteleme, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ve erteleme müesselerinin tatbikine ve re'sen tespit edilecek sebeplere ilişkindir. II. GEREKÇE 5411 sayılı Kanun'un 162 nci maddesindeki düzenleme ile yazılı başvuru şartı atılı suç yönünden soruşturma ve kovuşturma şartı olarak düzenlenmekle birlikte, bankacılık zimmeti suçu şikâyete bağlı hale getirilmemiştir. Şikâyet koşulunun aksine madde metininde düzenlenen yazılı başvuru şartı sonradan geri alınamayan soruşturma ve kovuşturma şartıdır. Bu nedenle suçtan zarar gören Şekerbank T.A.Ş'nin yargılama sırasında sanık hakkındaki şikâyetinden vazgeçmesi nedeniyle yazılı başvuru şartının ortadan kalktığı yönündeki temyiz itirazı yerinde görülmemiş olup; Şekerbank.... şubesi gişe yetkilisi olan sanık ... hakkında banka müşterileri olan ..., ..., ..., .... ..., ..., ..., ..., ... ve ...'un hesaplarından sahte imzalı, imzasız veyahut şubede bulunamayan fişlerle usulsüz tediye işlemleri gerçekleştirmek suretiyle bankacılık zimmeti suçunu işlediği iddiasıyla, 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin ikinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 55 inci maddesi uyarınca zincirleme nitelikli banka zimmeti suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 25.03.2009 tarihli banka kanuni soruşturma raporu dosya arasında mevcuttur. Sanığın üzerine atılı suç zorunlu müdafiiliğe tabi olup, sanığın müdafii bulunmaksızın alınan ancak 05.11.2010 tarihinde mahkeme huzurunda müdafii eşliğinde alınan savunmasında doğrulamış olduğu savcılık ifadesinde; ortaya çıkan kasa açığını kapatmak için, isimleri okunan müşteri hesaplarından para çektiğini, daha sonra ise geri yatırdığını, ... adlı müşteriye ait olan fiş dışındaki fişlere imza atmadığını, bir kısım müşterilerin ise telefonla talimat verip personellerini şubeye göndermek suretiyle işlem yaptırdıklarını belirttiği, mahkemedeki savunmalarında ise; işlemleri görevinin gerektirdiği şekilde yaptığını, müşterilerin çalışanlarını göndererek ya da telefon açarak işlem yaptırmakta olduğunu, bu işlemlerden sonra ilgili müşterinin fişlere imzalarını alıyor olduklarını ancak zaman zaman imza alınmadığı durumlar da olabildiğini, suçlamaları kabul etmediğini belirttiği, Sanık ...'in hesabından usulsüz işlem yaptığı belirtilen, soruşturma aşamasında ifade veya yazılı beyanları bulunmayan mudiler ..., ..., ... ve ...'nin mahkemedeki beyanları dosyada mevcuttur. Mudi ... banka müfettişine verdiği 21.07.2009 tarihli dilekçesinde kendine ait hesap ve eşi ...'a ait hesaplardan bilgisi dışında yapılan işlemler olduğunu belirtmiştir. Yerel mahkemece 09.03.2012 tarihinde sanığın zincirleme biçimde basit bankacılık zimmeti suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve 8320,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup, anılan kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.02.2020 tarihli ilâmı ile özetle; ..., ..., ..., ... ve ... adlı mudiler ile ...'in yeğeni olan ...'ın dinlenilmeleri, ...'un mahkemece tekrar dinlenilerek müfettişe verdiği dilekçe ile mahkemedeki beyanı arasındaki çelişkinin açıklattırılması, sahte imzalı fişler kullanılarak banka parasının zimmete geçirilmesinde fişlerdeki mudi imzalarının ilgili mudiler ya da sanığa ait olup olmadığına dair imza incelemesi de yaptırılmak sureti ile bilimsel nitelikte bir rapor aldırılması gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi ve sanığın bakiye zarardan ne zaman haberdar olduğu, ödeme konusunda ne zaman ve ne şekilde harekete geçtiği hususları araştırılarak neticesine göre indirim oranının belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilmiş, sanığın bozmaya karşı beyanı alınmıştır. Mudiler ..., ..., ..., ... ve ... bozma ilâmı doğrultusunda mahkemece dinlenmiş olup beyanları dosyada mevcuttur. Mudilerden ... ise vefat etmiş olduğundan mahkemece dinlenilememiştir. Mahkemece mudi ...'in yeğeni olan....'ın kolluk görevlilerince yapılan araştırmada ...'in kardeşlerinin bu isimde bir çocukları tespit edilemediğinden dinlenemediği belirtilmekle birlikte; mudi ... bozma üzerine alınan beyanında; açıkca kendi hesabından .....'a tediye edilen 2500 Eurodan haberinin olmadığını, işlemin bilgisi dışında yapılmış olduğunu belirtmiş olduğundan tüm dosya kapsamına göre adı geçenin dinlenilmesinin dosyaya bir katkı sağlamayacağı anlaşılmıştır. Banka tarafından mahkemeye gönderilen 19.07.2023 tarihli cevapta zamanaşımı nedeniyle evrak asıllarının imha edildiği cevabı verilmesi nedeniyle imza incelemesi yaptırılamadığı anlaşılmaktadır. Banka zararının ne zaman giderildiğine dair mahkemece bozma üzerine yapılan araştırmaya ilişkin bankanın 29.11.2011 ve 19.07.2023 tarihli cevabi yazıları ile bozma öncesi gönderilen 02.03.2012 tarihli yazısı dosyada mevcuttur. Mahkeme tarafından ikmali mümkün olan bozma ilamının gereklerinin yerine getirildiği belirlenmekle; Sanığın savcılık ifadesindeki kısmi ikrarı ve bu kapsamda mudilerden ... yerine imza attığını kabul etmesi, mudiler ... ve ...'un bozma sonrası alınan beyanlarında hesaplarından bilgileri dışında işlemler yapıldığını doğrulamaları, ...'ın bankaya yaptığı usulsüz işlem müracaatı içeriği, kanuni soruşturma raporundaki tespitler ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın üzerine atılı zincirleme biçimde bankacılık zimmeti suçunun sübuta erdiği, sanığın kasa açığını henüz müfettiş görevlendirilmeden önce bankaya bildirmesinin suçu ortadan kaldırmayacağı, sanığın sorumlu olduğu kasada oluşan açığı mudi hesaplarından onların bilgileri dışında tediye işlemleri yaparak kapatmaya çalışmasının zimmet suçuna vücut vereceği anlaşılmakla, sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, suçtan zarar gören BDDK vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Karar başlığında suç tarihinin ''28.06.2007-05.02.2009 tarihleri arası'' yerine ''02.03.2009'' olarak gösterilmesi isabetli bulunmamış olup, söz konusu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle suçtan zarar gören BDDK vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği gerekçeli karar başlığından suç tarihi bölümünden ''02.03.2009'' ibaresinin çıkartılarak yerine gelmek üzere hükme ''28.06.2007-05.02.2009 tarihleri arası'' ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.10.2024 tarihinde karar verildi.