Başvuru, öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, öldürülme veya kötü muameleye maruz kalma riski bulunan ülkeye sınır dışı edilme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/1/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvurucu bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur. Başvurucu, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) maddesi uyarınca sınır dışı işleminin yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Komisyonca tedbir talebinin ve kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Birinci Bölüm tarafından 20/1/2016 tarihinde başvurucunun ülkesine sınır dışı edilmesine ilişkin işlemin geçici olarak (tedbiren) durdurulmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ilgili kurumlardan temin edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1985 doğumlu olup Kırgızistan Cumhuriyeti (Kırgızistan) vatandaşıdır. Başvurucu 6/1/2014 tarihinde yasal yollardan Türkiye'ye giriş yaptığını ve İstanbul'da yaşadığını beyan etmektedir. 15/5/2015 tarihinde polise yapılan bir ihbarda DAEŞ'e katılmak amacıyla iki kızın Rusya'dan geldiğinin bildirilmesi üzerine bu kişileri Atatürk Havalimanı'ndan alan araç polislerce takip edilerek bu kişilerin gittikleri ev tespit edilmiştir. Evde 16/5/2015 tarihinde yapılan aramada ihbar edilen iki kızla birlikte bir erkek şahıs ve başvurucu yakalanmıştır. Evdekilerin hepsinin Kırgızistan uyruklu olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu 17/5/2015 tarihinde Güvercintepe Güvenlik Amirliğinde şüpheli sıfatıyla ifade vermiştir. Başvurucu, ifadesinin bir bölümünde Z. isimli arkadaşının Suriye'ye cihada gideceği için Rusya'dan gelen kızları kendisinin karşılaması için ricada bulunduğunu, bu kızların Suriye'ye gitmesi konusuna müdahil olamayacağını, kızları karşılamak istemediğini söylemesine rağmen arkadaşının bu kızlardan biriyle evlenebileceğini ifade etmesi karşısında karşılamayı kabul ettiğini beyan etmiştir. Başvurucu, kendisi evli olduğu için bir arkadaşının bu kızlardan biriyle evlenmesini sağlamayı amaçladığını söylemiştir. İfadesinin alınması sonrasında başvurucu, İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edilmiştir. Başvurucunun İstanbul Valiliğinin 20/5/2015 tarihli kararıyla 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) ve (g) bentleri uyarınca sınır dışı edilmesine ve idari gözetim alınmasına karar verilmiştir. Başvurucu tutulmakta olduğu geri gönderme merkezinde 19/6/2015 tarihinde uluslararası koruma talebinde bulunmuştur. Başvurucu talep dilekçesinde; ülkesinde Müslüman olarak yaşamak istemesi sebebiyle ailesinin ve kendisinin eziyete maruz kaldığını, bu nedenle eşiyle birlikte Türkiye'ye geldiğini, ülkesine dönmesi hâlinde aynı sorunlarla karşılaşacağını, bu durumun kendisi için intihar anlamına geleceğini belirtmiştir. Başvurucu hakkında alınan sınır dışı işleminin iptali için İstanbul İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) 1/7/2015 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde özetle İslam inancına sahip olması sebebiyle ülkesinde kendisinin ve ailesinin takip altında olduğunu, gözaltına alınıp işkenceye uğradığını, bazı akrabalarının tutuklanması üzerine kendisinin de aynı akıbete uğrayacağından korktuğu için ailesiyle birlikte ülkesini terk ederek yasal yollarla Türkiye'ye geldiğini belirtmiştir. Geldikten sonra ikamet tezkeresi talebinde bulunduğunu ve sonucunu beklediğini beyan eden başvurucu; hiçbir suça karışmadığını, ülkesinde gönderildiği takdirde öldürülebileceğini veya işkence görebileceğini iddia etmiştir. Davalı idare sunduğu cevap dilekçesinde sınır dışı etme işleminin hukuka uygun olduğunu, başvurucunun ülkeye geldikten sonra aldığı ikamet tezkeresinin süresinin 2/10/2014 tarihinde dolduğunu fakat sonrasında uzatma talebinde bulunmadığını, ayrıca başvurucunun ülkeye gelişinden sonra uluslararası koruma başvurusu yapmadığını belirtmiştir. İdare Mahkemesinin 13/11/2015 tarihli kararıyla başvurucunun açtığı dava kesin olarak reddedilmiştir. Kararda, başvurucunun sergilediği davranışlar nedeniyle kamu düzeni ve güvenliğini tehdit ettiği, ayrıca süresi dolan ikamet tezkeresini yeniletmek amacıyla başvuru yapmadığı ve ülkede kalmasını sağlayan yasal bir nedenin bulunmadığı hususlarına vurgu yapılarak tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu belirtilmiştir. Verilen karardan başvurucu 6/12/2016 tarihinde haberdar olmuş ve 7/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Yusuf Ahmed Abdelazim Elsayad, B. No: 2016/5604, 24/5/2018, §§ 37, 38; A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, §§ 28-38;