Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2889 E. , 2024/6275 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2889 Karar No : 2024/6275 TEMYİZ EDENLER (DAVALI) :1- (DAVALI) …Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) …Madencilik Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- … 2- … … 151- … 152- … VEKİLLERİ : Av. … MÜDAHİLLER (DAVACILAR YANINDA) : 1- … Derneği 2- … 3- … 4- … VEKİLLERİ : Av. …, Av. … İSTEMİN KONUSU : …İda…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2889 E. , 2024/6275 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2889 Karar No : 2024/6275 TEMYİZ EDENLER (DAVALI) :1- (DAVALI) …Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) …Madencilik Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- … 2- … … 151- … 152- … VEKİLLERİ : Av. … MÜDAHİLLER (DAVACILAR YANINDA) : 1- … Derneği 2- … 3- … 4- … VEKİLLERİ : Av. …, Av. … İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E: …, K: …sayılı kararının, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Denizli İli, Tavas İlçesi, …Mahallesi sınırları içerisinde …Madencilik Enerji San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan S:…(ER:…), S:…(ER:…), S:…(ER:…), S:…(ER:…) numaralı ruhsat sahaları Açık Ocak Kömür İşletmeciliği Kapasite Artışı ile ilgili olarak verilen …tarihli, …sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava konusu uyuşmazlığın davacılardan; …, …, …, …yönünden incelenmesinden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinde; "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır." hükmünün yer aldığı, 2. fıkrasında da yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin iptal edileceğinin hükme bağlandığı, davacılardan …, …, …, …'ın dava açtıktan sonra vefat ettikleri ve bu suretle taraf ehiyetini yitirdikleri, davanın da yalnızca ölen davacıları ilgilendirdiği ve mirasçılarına intikal eden bir hak niteliğinde olmadığı anlaşıldığından, adı geçen davacılar yönünden dava dilekçesinin iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, dava konusu uyuşmazlığın diğer davacılar yönünden incelenmesinden ise; dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunda ziraat mühendisi bilirkişi tarafından yapılan tespit ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; Denizli İli, Tavas İlçesi, …Mahallesi sınırları içerisinde …Madencilik Enerji San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan S:…(ER:…), S:…(ER:…), S:…(ER:…), S:…(ER:…) numaralı ruhsat sahaları açık ocak kömür işletmeciliği kapasite artışı projesiyle, müdahil şirketin 471,09 hektarlık ÇED Alanının 686,1 hektara ulaşacağı, buna göre Çed Alanı-I'in 659,4, Çed Alanı-II'nin 26,7 hektar olduğu ve toplam Çed alanının %81,87’sinin (560,46 hektar) açık Ocak Alanı olduğu ve ÇED alanlarının büyük bir kısmının tarım arazilerinden olduğu dikkate alındığında (ÇED-2 alanı tamamen; ÇED-1 alanının ise güneydoğu kısmı orman alanı; kalan kısmı ise tarım arazisi) dava konusu projenin tarım alanlarını etkileme potansiyelinin olduğu, ... Mahallesinin mevcut arazi varlığının açık kömür işletmeciliği yapılacak (686.1 hektar) alandan daha az olduğunun dosyada yer alan 2022 yılı çiftçi kayıt sisteminden elde edilen verilerle ortaya konulduğu dikkate alındığında, her ne kadar 375,2109 hektar alanın tamamı için (242,4634 hektar alanı marjinal tarım arazisi, 120,8216 hektar alanı mutlak tarım arazisi, 2,9259 hektar alanın dikili tarım arazisi olduğu) tarım dışı kullanım izninin dava açıldıktan sonra alındığı görülmüş ise de kömür madeninin işletilmesi ve kömürün taşınması esnasında oluşacak kömür tozlarının bitkilerin stomalarını kapatarak solunumu güçleştirme, güneş ışığının yapraklara ulaşmasını azaltarak fotosentezde gerilemeye neden olma ve çiçeklenme döneminde dişi organlara yapışarak polenlerin dişi organlara ulaşmasını önleme gibi olumsuz etki yapma potansiyeli olduğunun teknik raporla ortaya konulması karşısında, tozun tarımsal üretim üzerine olumsuz etkilerinin kaçınılmaz olduğu, dolayısıyla planlanan kapasite artışının bölgedeki tarımı olumsuz yönde etkileyeceği, bu itibarla dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davacılardan …, ……, …yönünden dava dilekçesinin iptaline, diğer davacılar yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin usul ve hukuka uygun olarak tesis edildiği, Bilirkişi Raporunda ve Ek Bilirkişi Raporunda Harita ve Planlama, Maden, Jeoloji ve Hidrojeoloji, Arkeoloji, Biyoloji, Meteoroloji, Çevre ve Orman uzmanlık alanları bakımından yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; dava konusu ÇED Olumlu Kararına konu projeye ilişkin Nihai ÇED Raporunda öngörülen önlemlerin, taahhütlerin yeterli olduğunun dayanakları ile birlikte açıklandığı, iptal kararının Ziraat Mühendisi tarafından yapılan olumsuz değerlendirmeye dayanılarak verildiği, olumsuz değerlendirmenin sadece risk faktörüne dayalı olarak yapıldığı, ÇED Raporunda yer alan önlem ve taahhütlerin nazara alınmadığı, birbirlerine mücavir olan ve rezerv bütünlüğü bulunan sahalardaki madencilik faaliyetine devam edilebilmesi için mülkiyeti gerçek ve tüzelkişilere ait parseller üzerindeki ekili, dikili, yapılı unsurlar bulunan, tamamı ruhsatlara ait tamamı ruhsatlara ait linyit işletme izin alanları içerisinde kalan toplam 377,22 hektar alana sahip 568 parsel için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma kararı alınmasının talep edildiği, acele kamulaştırmaya konu toplam 377,22 ha alandaki parsellerin özel hukuk tüzel kişi ve şahıs arazilerinden oluştuğu, 244,64 ha alanın "kuru marjinal tarım arazisi", 2,35 ha alanın "dikili tarım arazisi", 130,23 ha alanın "mutlak tarım arazisi" vasfında olduğu, ÇED alanı dikkate alındığında, 58,8 ha kısmının orman sayılan alan, 627,3 ha kısmının ise nadassız kuru tarım arazisi olduğunun görüldüğü, alana ilişkin ilgili kurum görüşlerinin alındığı, ÇED alanındaki toprak özelliklerinin genel hassasiyet sınıflandırması ve karşılaştırılması yapıldığında proje bölgesi çevresinden alınan toprak örneklerinin düşük hassasiyetli olduğunun tespit edildiği, herhangi bir riskin söz konusu olmadığı, Ziraat Mühendisi bilirkişi tarafından madenin sevki sırasında ortaya çıkacak tozun tarım alanlarına zarar vereceği belirtilmiş ise de, Çevre Mühendisi bilirkişi tarafından aksi yönde değerlendirme yapıldığı, projeden kaynaklanabilecek toz emisyonunun mevzuatla belirlenen sınır değerler içerisinde olduğu, bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu değerlendirmesinin yapıldığı, Mahkeme kararının; dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare yanında Müdahil tarafından; davalı idarenin temyiz gerekçelerine ek olarak; Çevresel Etki Değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörüldüğü, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesinin esas olduğu, gelişmekte olan ülkemizin sanayileşmeden vazgeçmesinin mümkün olmadığı, ülkemizdeki doğal kaynaklarından en verimli şekilde yararlanılmasının zorunlu olduğu, yaşamın her safhası için geçerli olduğu gibi mühendislik projesindeki faaliyetlerin bir risk içereceği, Mühendisin görevinin, bu riskler konusunda ilgili devlet kurumları ve toplumu faaliyet öncesinde bilgilendirmek ve mühendislik uygulamalarının insan sağlığı ve çevre kalitesine etkisi açısından en az risk içerecek uygun koşullarda yapılmasını sağlamak olduğu, çevresel planlama çalışmalarında bu araştırmaların yapılmasının bilimsel olarak şart olduğu, aksi takdirde, madenciliğin önemini göz ardı eden, salt çevreci zihniyetin, bilinçsizce sektör aleyhine kamuoyu oluşturmaya devam edeceği, bu durumun hem madenciliğimiz hem de ülkemiz açısından olumsuz bir gelişme olacağı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu bir bütün olarak incelendiğinde, dava konusu ÇED Olumlu Kararına konu projeye ilişkin Nihai ÇED Raporunda öngörülen önlemlerin, taahhütlerin yeterli olduğunun dayanakları ile birlikte açıklandığı, Bilirkişi raporundaki ziraat mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; dosya içeriği ve ÇED süreci boyunca yapılan teknik incelemelerin, Emisyon Değerleri ölçümleri gözetilmeksizin eksik incelemeyle, varsayıma dayalı olduğu, Ziraat Mühendisliği yönünden yapılan değerlendirme ve varılan sonucun ÇED'in mahiyetine ve Nihai ÇED Raporunda yer verilen hususlara uyarlık taşımadığından, hükme esas teşkil edecek niteliğinin olmadığı, Ziraat Mühendisliği yönünden konu başlıklarına ilişkin hususların, bilirkişi heyetinde yer alan meteoroloji mühendisinin, jeoloji/hidrojeoloji mühendisinin, biyolog, çevre mühendisinin de uzmanlık alanlarına dahil olan hususlardan olduğu; anılan bilirkişiler tarafından ÇED raporu yeterli ve olumlu bulunduğu, ÇED sahasında daha önce Termik Santral yapılmak üzere işlemler ve ruhsatlandırma süreçleri başlatıldığı ancak mahalli yönetim ve yöre halkının talepleri neticesinde Termik Santral yapımından vazgeçilerek yer üstü madencilik faaliyetleri çerçevesinde bölgede bulunan yirmi milyon ton linyit kömürün, rezerv alanından çıkarılarak bölgeye en yakın kurulu Yatağan Termik Santraline sevki sağlanmak suretiyle mevcut milli sermayenin (kömür) ülke bütçesine katılması için nakledildiği, bölgede hem devlet bütçesinden hem de müdahil şirket tarafından toplamda 10.000.00,00 USD'nin üzerinde yatırım yapıldığı, birçok makine ve ekipman, taşıt, araç alımı yapıldığı, buna bağlı olarak da doğrudan ve dolaylı olmak üzere yaklaşık 5000 kişi istihdam edildiği, bilirkişi heyetinde sadece ziraat mühendisi tarafından sunulan, herhangi bir gerekçesi de olmayan olumsuz görüşe bağlı olarak dava konusu işlemin iptalinin hukuka uygun olmadığı, kararın; dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının, Dairemiz kararının karşı oyunda belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Denizli İli, Tavas İlçesi, …Mahallesi sınırları içerisinde ... Madencilik Enerji San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan S:…(ER:…), S:…(ER:…), S:…(ER:…), S:…(ER:…) numaralı ruhsat sahaları Açık Ocak Kömür İşletmeciliği Kapasite Artışı Projesine ilişkin olarak …tarihli, …sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı verildiği, bu kararın iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 2872 sayılı Çevre Kanununun "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde; "Çevre: Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortam, Çevre korunması: Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütünü, Sürdürülebilir çevre: Gelecek kuşakların ihtiyaç duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeye atmadan, hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresini oluşturan tüm çevresel değerlerin her alanda (sosyal, ekonomik, fizikî vb.) ıslahı, korunması ve geliştirilmesi süreci, Sürdürülebilir kalkınma: Bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulması esasına dayalı kalkınma ve gelişme, Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları" olarak tanımlanmış, "İlkeler" başlıklı 3. maddesinde: "Çevrenin korunmasına, iyileştirilmesine ve kirliliğinin önlenmesine ilişkin genel ilkeler şunlardır: a) Başta idare, meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup bu konuda alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdürler... c) Arazi ve kaynak kullanım kararlarını veren ve proje değerlendirmesi yapan yetkili kuruluşlar, karar alma süreçlerinde sürdürülebilir kalkınma ilkesini gözetirler. d) Yapılacak ekonomik faaliyetlerin faydası ile doğal kaynaklar üzerindeki etkisi sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde uzun dönemli olarak değerlendirilir..." düzenlemesine, Çevresel etki değerlendirilmesi" başlıklı 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." düzenlemesine yer verilmektedir. 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 'Geçiş süreci' başlıklı Geçici 1. maddesinde yer alan düzenleme de dikkate alınarak idarece, dava konusu işlemin; dava konusu işleme konu ÇED Başvuru dosyası hazırlanmaya başladığı zaman yürürlükte bulunan ve (mülga) 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hükümleri uyarınca tesis edildiği, adı geçen Yönetmeliğin Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak; Çevresel Etki Değerlendirme Süreci: Gerçekleştirilmesi planlanan projenin çevresel etki değerlendirmesinin yapılması için; başvuru, inşaat öncesi, inşaat, işletme ve işletme sonrası çalışmaları kapsayan süreç olarak tanımlanmış, 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Çevresel etki değerlendirmesi süreci ile gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır. Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir. Dava konusu ÇED Olumlu Kararına dayanak Nihai ÇED Raporunun incelenmesinden; …Madencilik Enerji San. ve Tic. A.Ş. tarafından Denizli ili, Tavas ve Kale ilçeleri sınırları içerisinde, yatırımcıya ait işletme ruhsat sınırları içerisinde, farklı çalışma alanları için 25.11.2014 tarihli ve 29186 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği çerçevesinde; S:…numaralı ruhsat sahası sınırları içerisindeki 1672,66 ha alanın 24,91 hektarlık kısmı için …tarih ve …karar numaralı, S:…numaralı ruhsat sahası sınırları içerisindeki 1867,32 ha alanın 134,2986 hektarlık kısmı için …tarih ve …karar numaralı, S:…numaralı ruhsat sahası sınırları içerisindeki 332,79 ha alanın 16,40 hektarlık kısmı için …tarih - …karar numaralı ve 131,60 hektarlık kısmı için …tarih ve …karar numaralı, S:…numaralı ruhsat sahası sınırları içerisinde 163,89 ha alanın 139,32 hektarlık kısmı için …tarihli, …karar numaralı ve 24,57 hektarlık kısmı için 31/05/2013 ilgili "ÇED Gerekli Değildir" kararları alındığı; …Mahallesi mevkiinde “S:…(ER:…), S:…(ER:…), S:…(ER:…) ve S:…(ER:…) numaralı ruhsat sahalarında toplam 686,1 hektarlık alanda "Açık Ocak Kömür İşletmeciliği Kapasite Artışı Projesi” planlandığı, projenin daha önce planlanan saha içerisinde yatırımcı şirketi tarafından 2016 yılı başında “... Termik Santrali (2×150 MWe/2×151,75 MWm/2×391,2 MWt Termik Santral, Endüstriyel Atık (Kül-Cüruf) Depolama Alanı, Kömür Ocakları ve Kireç Taşı Ocağı Dâhil) Entegre Proje” olarak planlandığı, Bakanlıkça yürütülen süreçte Termik Santral Projesinin iptal edilmesi üzerine, söz konusu alanda tesis edilmesi planlanan termik santralden vazgeçilerek, belirlenen ruhsat sahalarını da kapsayacak şekilde toplamda 686,1 ha’lık alanda “Açık Ocak Kömür İşletmeciliği Kapasite Artışı Projesi”nin yapılmasına karar verildiği, tespit edilen kömür miktarının yaklaşık 30.500.000 ton olduğu, ancak “ÇED Gerekli Değildir” kararı bulunan sahalar dikkate alındığında, bölgedeki kömürün parçalı alanlarda üretiminin yürütülemeyeceği, proje kapsamında belirlenen ÇED Alanında söz konusu rezervin açık ocak işletme yöntemiyle işletilerek, 14.985.271 ton kömür cevherinin üretilebileceğinin belirlendiği, bu kapsamda daha önce karar alınan sahaların birleştirilerek bir bütün olarak işletilmesine karar verilmesiyle Açık Ocak Kömür İşletmeciliği Kapasite Artışı Projesi kapsamında belirlenen ÇED alanı sınırları içerisinde, 686,1 ha alanda (mevcut 471,09 ha, artış 215,01 ha) açık ocak madenciliği faaliyetleriyle, 4 faz aşaması, 7,5 yıl işletme ömrü ve ortalama yıllık 2.000.000 ton kömür üretimi hedefi ile dayanak Nihai ÇED Raporunun hazırlanmasıyla …tarihli, …sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının verildiği görülmektedir. Mahkeme kararına dayanak teşkil eden ve mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde; Maden Mühendisi, Orman Mühendisi, Çevre Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Jeoloji/Hidrojeoloji Mühendisi, Harita Mühendisi, Meteoroloji Mühendisi, Biyolog, Arkeolog ve Şehir Plancıdan oluşan Bilirkişi heyetince hazırlanan 12/12/2023 tarihli Bilirkişi Raporunun sonuç bölümünde; Harita ve Planlama açısından yapılan değerlendirmede; Denizli İli, Tavas İlçesi, …Mahallesi, S:…(ER: …), S:…(ER:…), S:…(ER:…), S:…(ER:…) numaralı ruhsatlı sahalarda ... Madencilik Enerji San ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı 4 adet Ruhsat Alanı olduğu, ruhsat alanında toplam 686,10 hektar alanın ÇED Alanı olarak belirlendiği, ÇED Alanı içinde olarak belirlendiği, Toplam 686.10 Ha.'lık Nihai ÇED alanında “Açık Ocak Kömür İşletmeciliği Kapasite Artışı Projesi”nin planlandığı, Nihai ÇED alanına en yakın yerleşim yerinin davacıların ikamet ettiği …Köyü olduğu ve uzaklığın 600 m mesafede olduğu, …Mahallesine olan uzaklığın 2.300 m, Denizoğlu Mahallesine olan uzaklığın da 2.520 m olduğu ayrıca, proje alanının …Köyüne en yakın noktasının uzaklığının ise 270.00 m. olarak belirlendiği, Ruhsat alanı içerisinde belirlenen ÇED alanları, Projeye ait koordinatlar ve genel vaziyet planı ile 1/25.000 ölçekli topoğrafik harita, 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı, Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı birlikte incelendiğinde, Proje Tanıtım Dosyası içeriğinde projeye ilişkin yeterli bilgilere yer verildiği, koordinatların gösterildiği, dava konusu alanın bu aşamada “…Madencilik Enerji San ve Tic. A.Ş. tarafından “S:…(ER:…), S: … (ER: …), S:…(ER:…), S:…(ER:…) numara ruhsatlı sahalarda “Açık Ocak Kömür İşletmeciliği Kapasite Artışı Projesi” planlanmasında Harita ve Planlama açısından sakınca bulunmadığı değerlendirmesinin yapıldığı, Maden Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; dava konusu sahada çevre-orman-tarım açısından net kanıtlara dayanan olumsuz tespitlerin bulunmaması durumunda, ileride titiz çalışılması ve gerekli denetimlerin yapılması koşuluyla madencilik faaliyetinin yapılmasında, izin istenen alanın olduğu gibi korunmasının gerekliliği tespit edilmesi durumunda ise madencilik faaliyetine izin verilmemesinde üstün kamu yararının olacağı değerlendirmesinin yapıldığı, Jeoloji Mühendisliği (Jeolojik/Hidrojeolojik) Açısından Değerlendirmede; gerek dava konusu sahada yapılan keşif çalışmaları esnasında elde edilen veriler ve gerekse de proje tanıtım dosyasında verilen jeolojik ve hidrojeolojik veriler, ÇED alanları ve projeye ait koordinatlar ile genel vaziyet planı, 1/25.000 ölçekli topografik harita, MTA tarafından hazırlanan jeoloji ve diri fay haritaları, T.C. İçişleri Bakanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Deprem Dairesi Başkanlığı'na ait deprem kataloğu ile Türkiye Deprem Tehlike Haritasında belirlenen 475 Yıl Tekrarlanma Periyodu için en büyük yer ivmesi değeri (PGA 475) ve yer hızı (PGV 475) değerlendirildiğinde, Proje Tanıtım Dosyası içeriğinde projeye ilişkin yeterli jeolojik ve hidrojeolojik bilgilere yer verildiği, hidrojeolojik etüd çalışmaları ile susuzlaştırma çalışmalarının projelendirildiği ve açık ocak ile pasa döküm alanına ait şev stabilitesine yönelik gerekli analizlerin yapıldığı görüldüğünden dava konusu alanın bu aşamada belirtilen sahalarda “Açık Ocak Kömür İşletmeciliği Kapasite Artışı Projesi” planlanmasında Jeoloji ve Hidrojeoloji açısından sakınca bulunmadığı değerlendirmesinin yapıldığı, Arkeoloji Açısından yapılan değerlendirmede; Proje sahası ve etki alanı içerisinde yapılan incelemede; taşınır veya taşınmaz herhangi bir kültür varlığına veya parçalarına rastlanmadığı, nitelikli herhangi bir taşınmaz kültür varlığı yapı veya yapı kalıntısına rastlanmadığı, herhangi bir kültür varlığına rastlanmaması durumunda, ilgili Kurumlarca yüzeyde tespit edilen kültür varlıklarına ait parçaların “etütlük” nitelikte olabilecek, yöreye ait bilimsel çalışmalar için yeterli bulunacak miktardaki kırık parçaların alınarak tespit ve belgelendirilmelerinin yapılmasından sonra çalışmaların kültür varlıkları yönünden yeterli olacağı ve bu alanında çalışma sahası içerisinde değerlendirilerek işletme faaliyetlerinin yapılmasında bir sakınca olmayacağı değerlendirmesinin yapıldığı, Biyoloji açısından yapılan değerlendirmede; Davaya konu olan alanda baskın şekilde bulunan maki elemanlarının, diğer otsu bitkilerin ve farklı hayvan türlerinin ülkemizde zaten geniş bir yayılışa sahip oldukları ve bunların aralarında kritik düzeyde risk altında bulunan bir türün bulunmadığı, kömür ocağı faaliyetleri neticesinde oluşabilecek olumsuz çevresel etkilerin alınacak önlemler sonucunda ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde tutulabileceği, dolayısıyla belirtilen sahada Açık Ocak Kömür İşletmeciliği Kapasite Artışı Projesi”nin planlanmasında sakınca bulunmadığı, ayrıca proje tanıtım dosyası için verilen "ÇED Olumlu" kararının doğru bulunduğu değerlendirmesinin yapıldığı, Meteoroloji Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; Dava konusu proje alanını Denizli Meteoroloji İstasyonunun temsil ettiği, bu verilerin kullanılmasının doğru olduğu, ÇED Raporunda yararlanılan hava kalitesi değerlendirme modellemesi ile bu modelleme yapılırken kullanılan meteorolojik veri setinin dava konusu proje için yeterli olduğu, sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanmasına gerek olmadığı, raporda belirtilen taahhütlere uyulması durumunda projenin hidrolojik olarak uygun olduğu hususları dikkate alındığında, ÇED sahalarında yapılacak madencilik faaliyetlerinin Meteoroloji Mühendisliği açısından mahzuru olmayacağı değerlendirmesinin yapıldığı, Çevre Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; ... Madencilik Enerji San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan “açık ocak kömür işletmeciliği kapasite artışı projesi”nin ÇED Yönetmeliği EK 1 listesi kapsamında ÇED Raporu hazırlanması gereken projeler arasında yer aldığı, Bakanlıkça belirlenen özel ÇED raporu formatına uygun olarak ÇED raporunun hazırlandığı, ÇED süreci kapsamında yapılan işlemlerin mevzuata uygun olarak yürütüldüğü, proje hakkında ilgili kurum görüşlerinin alındığı, yapılan değerlendirmeler sonucunda "ÇED Olumlu" kararının verildiği, ÇED raporunda projenin çevrede oluşturabileceği olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerinin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza İndirilmesi için alınacak önlemler yönünden değerlendirmeler içerdiği, bu kapsamda evsel nitelikli atıklar ve diğer atıkların yönetimi, atıksu, gürültü, toz vepartikül madde emisyonlarına ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı, hava kalitesi modelleme raporu, akustik rapor, ekosistem değerlendirme raporu, maden atık yönetim planı, çevre ile uyum/rehabilitasyon planı hazırlandığı, paket evsel atıksu arıtma tesisinin planlandığı, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi için gerekli her türlü izinlerin alınacağının taahhüt edildiği, aynı işletme ruhsat sınırları içerisinde mevcut ÇED olumlu kararı öncesinde, farklı ÇED alanları için “ÇED Gerekli Değildir” kararlarının verildiği de dikkate alındığında, proje kapsamında alınan önlemlerin yeterli olduğu, ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu ve teknik olarak uygulanabilir olduğu değerlendirmesinin yapıldığı, Orman Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; ÇED sahasının 48,57'lik kısmının Karahisar Orman İşletme Şefliğine bağlı kızılçam ormanları ile kaplı vaziyette olduğu, ormanın kısmen bozuk kısmen verimli ormanlardan oluştuğu, sahada herhangi bir korunan alan statüsü bulunmadığı, dava konusu alanın floristik ve faunistik açıdan ayrıcalıklı herhangi bir özelliği bulunmadığı, alanın yaban hayatı açısından kritik bir bölge olma özelliği taşımadığı, bölgede orman alanlarının tahribatı ve doğanın korunması ile ilgili bir olumsuzluğa sebep olup olmaması açısından değerlendirildiğinde bugüne kadar orman alanlarında yürütülen madencilik faaliyetlerinin yarattığı olumsuzluklardan fazla olmayacağı hususları dikkate alındığında ÇED sahalarında yapılacak madencilik faaliyetlerinin Ormancılık açısından mahzuru olmayacağı değerlendirmesinin yapıldığı, Ziraat Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; davaya konu proje sahasının tarım arazilerine yakın mesafede olduğu, ortaya çıkacak tozun tarım arazilerini olumsuz etkileme potansiyelinin olduğu, dolayısıyla söz konusu projenin gerçekleştirilmesinde ziraat mühendisliği açısından mahzuru olacağı değerlendirmesinin yapıldığı, Ziraat Mühendisi bilirkişi tarafından yapılan mahzurlu değerlendirmesinin; şirketin önceden dört ruhsat sahası içinde toplam 471,09 hektarlık ÇED Alanı bulunduğu, planlanan kapasite artışı ile bu alanın 686,1 hektara ulaşacağı, buna göre Çed Alanı-l 659,4, Çed Alanı-lI'nin 26,7 hektar olduğu, toplam Çed Alanının 481,87'sinin (560,46 hektar) Açık Ocak Alanı olduğu, sahanın büyük bir kısmının tarım arazilerinden oluştuğu, ÇED-2 alanının tamamen tarım arazilerinden oluştuğu, ÇED-I alanının ise güneydoğu kısmı orman alanında (102 ada 1 parsel Kabaçam Devlet Ormanı) kalan kısmın ise tarım arazilerinden ibaret olduğu, Nihai ÇED raporunda “Proje sahasında yer alan tarım alanlarının tarım dışı amaçla kullanılması ve bu arazilerin tarım dışı maksatla kullanımı izninin alınması için Denizli Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü'ne başvuru yapılacağı, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereğince Tarım Dışı Kullanım İzni alınacaktır” denildiği, saha arazilerinin toprak derinliğinin çok derin (150 cm den fazla) olduğunun görüldüğü, proje alanı içerisinde büyük toprak gruplarından; kahverengi orman toprakları, alüvyal topraklar, kolüvyal topraklar, kestane rengi topraklar, kırmızımsı kestane rengi topraklar yer aldığı, sahada daha önceden izin alınan kısımlarda hali hazırda açık işletme tarzında kömür üretimi yapıldığı, söz konusu alanlarda tespit edilen kömür damarı üzerinde ortalama 60-70 metre toprak tabakası yer aldığı, işletmede öncelikle 30 cm derinliğinde bitkisel toprak sıyrılacağı ve rehabilitasyon çalışmalarında kullanılmak üzere depolanacağı, daha sonra kömür üzerindeki toprak tabakasının iş makineleri vasıtasıyla basamaklar düzenlenerek kaldırılacağının ifade edildiği, Nihai ÇED raporuna göre proje alanlarına en yakın yerleşim yeri, açık ocak sınırının 270 m mesafesinde yer alan …Mahallesi olduğu, dava konusu alan çevresinde tarım arazileri bulunduğu, dolayısıyla dava konusu projenin tarım alanlarını etkileme potansiyeli olduğu, Denizli ili, Tavas ilçesi, …Mahallesinin 2022 yılı çiftçi kayıt sistemine göre 6081.98 dekar ekili ve dikili arazileri bulunduğu, ... Mahallesinin ürün deseninin oldukça geniş olduğu, (Zeytin, tütün, buğday arpa, yulaf, ceviz, kavun, üzüm, nohut, mercimek, kekik vb.) mevcut arazi varlığının açık kömür işletmeciliği yapılacak (686.1 hektar) alandan daha az olduğu, Türkiye'deki tarımsal arazi kullanımında yaşanan değişim incelendiğinde; nüfus artışı ile beraber tarıma açılan arazi miktarında yıllar itibarıyla önemli artışlar gerçekleştiği, 1928 yılında 6,6 milyon hektar alanda tarım yapılmakta iken, bu rakam, makineli tarımın yaygınlaşması ile birlikte önemli miktardaki arazinin tarımsal üretimde kullanılmaya başlanması sonucu 1950 yılında 25,3 milyon hektara, 1980'li yılların sonunda yaklaşık 28 milyon hektar seviyesine ulaştığı, bununla birlikte, tarım arazisi alanının 1990'lı yılların başından itibaren daralmaya başladığı, azalışın en önemli nedenlerinden birinin, tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanıma tahsis edilmesi olduğu, geri dönüşümü mümkün olmayan toprağın korunması ve sürdürülebilir şekilde kullanılmasının çok önemli olduğu, toprağın diğer üretim faktörlerinden farklı olarak yeniden üretilemez nitelikte olduğu, sürdürülebilir kullanımının özel bir önem taşıdığı, her geçen gün artan gıda ihtiyacının karşılanması konusunda dünyada ve ülkemizde karşılaşılan sorunlar göz önüne alındığında tarım arazilerinin öneminin daha iyi anlaşılacağı, proje kapsamında belirlenen İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu üyesi kurumlardan Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün …tarih ve …sayılı “ÇED Raporu Özel Formatı” için vermiş olduğu görüşünde; “5996 sayılı Yasa çerçevesinde, söz konusu alanlara gidilerek inceleme yapılmış ve yapılan incelemede; ... Mahallesinde 2020 yılı ÇKS kayıtlarında olduğu gibi 1517 da alanda tütün bitkisinin yoğun olarak yetiştirildiği, 1000 da alanda hububat ve 340 da alanda da kapama zeytin bahçelerinin bulunduğu görülmüştür. Kömür madeninin işletilmesi ve kömürün taşınması esnasında oluşacak kömür tozlarının çevreye dağılması kaçınılmaz bir gerçektir. Bitkiler yaprak yüzeyinde bulunan stomalar aracılığı ile fotosentez yaparak büyüyüp gelişebilmekte ve besin biriktirebilmektedir. Söz konusu tozların yaprak yüzeyinde tutunması ile fotosentez alanının daralacağı ve verimi yoğunluğa bağlı olarak 96100'e varan oranlarda olumsuz etkileyebileceği düşünülmektedir. Ayrıca tütün bitkisi pütürlü bir yaprak yapısına sahip olup tozları bünyesinde tutan yapışkan bir salgı üretmektedir. Hatta bu konuda; Kale İlçesi Gülbağlık Mahallesinde kömür madeni ocağına yakın zeytin ve tütün alanlarında ürün kaybı yaşanmış ve üreticinin 02.08.2019 tarihinde Kaymakamlık Makamına verdiği dilekçe ile zarar tespiti yapılmıştır. Kale Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğü teknik elemanlarınca yapılan hasar tespit raporuna göre tütünde ürün kaybı 9650 olarak tespit edilmiştir. Bölgenin coğrafi koşulları incelendiğinde, kuzeyden alınacak hakim rüzgarlarla kömür madeni işletmelerinden yayılacak tozların Merkez Ovaya kadar ulaşabileceği ve …(12.628 da), …(10.313 da), …(21.974 da), …(12.151 da), …(17.069 da), …(7.080 da), …(10.291 da), …(8.446 da) ve …Mahallelerinde (6.416 da) olmak üzere toplam 106.418 da alanda yoğun ekimi yapılan çerezlik ayçiçeği, mısır, bostan ve hububat bitkilerinde verim kayıpları oluşturabileceği”nin ifade edildiği, proje sahasında ve nakliye sırasında oluşacak tozun, bitkilerin stomalarını kapatarak solunumu güçleştirme, güneş ışığının yapraklara ulaşmasını azaltarak fotosentezde gerilemeye neden olma ve çiçeklenme döneminde dişi organlara yapışarak polenlerin dişi organlara ulaşmasını önleme gibi olumsuz etki yapma potansiyeli olduğu, ancak, söz konusu faaliyetin bitkilere zarar verip vermemesi hususunun muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının belirlenmesi, hem etkilenen hem de etkilenmeyen alanlardan alınacak aynı çeşit bitkilerin belirli zaman aralıklarıyla incelenerek, gerekli parametrelerin ölçümü ile mümkün olduğu, dolayısıyla, Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün görüş yazısında ifade edilen verim kayıbı oranlarının tam olarak tespitinin detaylı inceleme ve araştırma sonucunda elde edilebileceği, Nihai ÇED raporunda “Arazide oluşabilecek tozlanmayı minimuma indirgemek için emisyon kaynağında sulama, savurma yapmadan doldurma ve boşaltma işlemlerinin yapılması, yolların ıslah edilmesi, malzeme taşınması sırasında araçların üzerinin branda ile kapatılması ve malzemenin üst kısmının 96 10 nemde tutulması gibi önlemler alınacaktır” denildiği, Nihai ÇED raporunda hakim rüzgar yönünün güneybatı (SW) olduğunun ifade edildiği, ayrıca, hava kalitesi standartlarını karşılama hususlarına uyulacağı taahhüt edildiği, ancak dava konusu projenin, özellikle hakim rüzgar yönünde (Güneybatı (SW)) olan tarım alanlarını olumsuz etkileme potansiyelinin olması nedeniyle projenin gerçekleştirilmesinin ziraat mühendisliği açısından uygun olmayacağı şeklinde temellendirildiği görülmektedir. Bilirkişi raporuna taraflarca yapılan itiraz üzerine, Mahkemenin 09/02/2024 tarihli Ara Kararı ile 19/12/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda yer verilen bazı tespitlerin bilimsel verilerle ortaya konulmadığı, raporda belirtilen hususlara taraflarca yapılan itirazlarda dikkate alınmak ve yapılan bu itirazlar bilimsel verilerle karşılanmak suretiyle bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verildiği, bu kapsamda; bilirkişilerden; Maden Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmenin sonuç kısmının bilimsel-teknik olarak yapılmış bir değerlendirme bulunmadığı, Çed Olumlu kararı verilen projeye yönelik taraflarca yapılan itirazlarda dikkate alınmak ve yapılan bu itirazların bilimsel verilerle karşılanmak suretiyle yeniden değerlendirilmesinin, sonuç kısmındaki değerlendirmenin olasılıklara dayandırılmadan açık ve net ifadelerle yapılmasının istenilmesine ve Ziraat Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede; mevcut durum itibariyle projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının belirlenmesinin istenilmesine, projenin hakim rüzgar yönünde olan tarım arazilerini olumsuz etkileme potansiyelinin olduğu şeklindeki değerlendirmenin bilimsel olarak açıklanmasının istenilmesine, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının, proje neticesinde sahada ve nakliye sırasında oluşması muhtemel olumsuz etkiler yönünden yapılan değerlendirmelerin, davalı yanında müdahil tarafından sunulan emisyon raporunda yer verilen görüşler de dikkate alınarak değerlendirilmesi ve belirtilen hususların açıklığa kavuşturulmasının istenilmesine, bilirkişilerden belirtilen hususların da yer aldığı, ayrıntılı ve kesin ve ortak bir sonuç içeren ek rapor istenilmesine karar verildiği, 29/03/2024 tarihli Ek Bilirkişi Raporunda; Ziraat Mühendisi bilirkişi tarafından; sahada daha önceden izin alınan kısımlarda hali hazırda açık işletme tarzında kömür üretimi yapıldığı, dava konusu sahada üretime geçilmesi durumunda açık işletme tarzında bir çalışma olacağı, Nihai ÇED raporunda ifade edildiği gibi çalışmanın hemen hemen her aşamasında toz oluşacağı ve tozun izin verilen sınır değerlerin altında tutulacağının taahhüt edildiği, ancak, tozun bitkiler üzerine olumsuz etkilerinin söz konusu olacağı, tozun bitki yapraklarını kaplayarak solunumu ve fotosentezi engellediği, çiçeklenme döneminde döllenmeyi zorlaştırdığı ve meyve/tohum oluşumunu azalttığının bilinen bir gerçek olduğu, tozun yapraklara konması, gece nem ile yapışması ve gündüz kuru hava ile yaprak üstünde bir kabuk haline gelmesinn söz konusu olduğu, yüzeyi tozdan oluşan kabuk ile kaplanan yaprakların yeterli güneş ışığı alamayacağı, fotosentez ve solunum gücünün azalacağı, bu durumun bitkinin beslenme, meyve oluşumu ve meyvenin gelişimi açısından olumsuz etki yaptığı, ince tozun yaprakların solunumunu gerçekleştiren stoma deliklerini tıkadığı, gözeneklerin açılma/kapanma fonksiyonu ortadan kalktığı için yapraklarda devamlı terleme ile su kaybetme ve fizyolojik kuraklık etkisi ortaya çıktığı, projenin bitkiler üzerine olumsuz etkilerinin alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının belirlenmesinin uzun süreli araştırmalar sonucunda tespit edilebileceği, İl Tarım Müdürlüğünün görüş yazısında, verim kayıplarının olduğundan bahsedildiği, rüzgarın, partiküllerin daha uzun mesafelere taşınmasında en önemli faktör olduğu, dava konusu alan çevresinde, hakim rüzgar yönüne maruz kalacak olan tarım arazileri üzerindeki bitkilerin tozdan daha fazla etkileneceği, özellikle kritik dönemlerde (bitkilerin döllenme vb.) tozun etkisinin daha belirgin hale geleceği, tarımsal üretimde, verim ve kalitenin azalacağı, sonuç olarak, davaya konu proje sahasının tarım arazilerine yakın mesafede olması ve ortaya çıkacak tozun tarımsal üretimi olumsuz etkileyecek olması nedeniyle söz konusu projenin gerçekleştirilmesinin Ziraat Mühendisliği açısından uygun olmayacağı kanaatinin tekrarlandığı, Mahkemece Bilirkişi Heyetinden ek rapor istenmesi gerekçesi olan; değerlendirmelerin bilimsel verilerle desteklenmek suretiyle yapılması isteminin karşılanmadığı görülmektedir. Temyize konu Mahkeme kararına esas bilirkişi kök ve ek raporlarında, davaya konu ÇED Olumlu kararının dayanağı olan Nihai ÇED Raporunun Ziraat Mühendisi bilirkişi dışındaki diğer tüm uzmanlarca 2872 sayılı Çevre Kanununa, bu kanuna dayanılarak hazırlanan ÇED Yönetmeliğine ve kamu yararına uygun olduğunun, davaya konu kararın iptalini gerektirir bir husus bulunmadığının tespit edildiğinin belirtildiği, yalnızca Ziraat Mühendisi bilirkişi tarafından, detaylarına Karar metninde yer verilen, projenin, tarım alanlarına, tarım üretimine olacağı belirtilen olumsuz etkilerin ve boyutlarının teknik verilerle somutlaştırılmadığı görüldüğünden, yapılan tespitlerin davaya konu karara dayanak Nihai ÇED Raporunu kusurlandırmayacağı, Nihai ÇED Raporunda yapılan tespitlerin ve taahhüt edilen önlemlerin yeterli olduğu, davaya konu projenin ülke ekonomisine enerji ihtiyacı bakımından sağlayacağı katkıdan kaynaklanan kamu yararı da göz önüne alındığında, projenin çevreye olan olumsuz etkilerinin kabul edilebilir seviyelerde olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Bu durumda; yukarıda belirtilen gerekçelerle, Açık Ocak Kömür İşletmeciliği Kapasite Artışı Projesine ilişkin ÇED Olumlu Kararında, hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca DAVANIN REDDİNE, 3.Aşağıda ayrıntısı gösterilen …-TL yargılama giderinin, davacılar üzerinde, …- TL yargılama giderinin, davacılar yanında müdahil …Derneği üzerinde; …-TL yargılama giderinin, davacılar yanında diğer müdahiller üzerinde bırakılmasına, 4. Hazineden karşılanan …-TL keşif harcı, keşif yol ücreti ile bilirkişi ücretinin davacılardan tahsili için Mahkeme tarafından ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, 4. Davalı tarafından yapılan …-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak, davalıya verilmesine, davalı yanında müdahil tarafından yapılan …-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak, davalı yanında müdahile verilmesine, 5.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen …-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, 6. Varsa posta gideri avansından artan tutarın, kararın kesinleşmesinden sonra istemleri halinde taraflara iadesine, 7.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 8.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak 11/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir. Dosyanın incelenmesinden; davanın; (diğer iddiaların yanı sıra) projeden kaynaklı çıkacak toz emisyonunun, yaşam alanlarına ve tarım alanlarına etkisinin olacağı, hava kirliliğine sebep olacağı, proje alanının ... mahallesine en yakın tarım alanlarının üzerine kurulduğu ve proje alanının doğusunda kalan tarım arazilerine erişimi kolaylaştıracak herhangi bir önlemin alınmadığı, bölge halkının zeytincilik ile uğraştığı, Tavas İlçesinde nüfusun yaklaşık %70'inin geçimini tarımdan sağladığı, toz emisyon sonuçlarının yeterli olarak değerlendirilmediği, toz dağılımının yanlış gösterildiği iddialarıyla açıldığı görülmektedir. Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda dava konusu "ÇED Olumlu Kararı"nın, ziraat mühendisliği disiplini haricindeki bilim dalları bakımından uygun olduğunun belirtildiği, Ziraat Mühendisi bilirkişi tarafından da; proje sahasında ve nakliye sırasında oluşacak tozun, bitkilerin stomalarını kapatarak solunumu güçleştirme, güneş ışığının yapraklara ulaşmasını azaltarak fotosentezde gerilemeye neden olma ve çiçeklenme döneminde dişi organlara yapışarak polenlerin dişi organlara ulaşmasını önleme gibi olumsuz etki yapma potansiyeli olduğu, ancak, söz konusu faaliyetin bitkilere zarar verip vermemesi hususunun muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının belirlenmesi, hem etkilenen hem de etkilenmeyen alanlardan alınacak aynı çeşit bitkilerin belirli zaman aralıklarıyla incelenerek, gerekli parametrelerin ölçümü ile mümkün olduğu değerlendirmesinin yapıldığı, bununla birlikte; Çevre Mühendisi bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede de; yapılması planlanan Açık Ocak Kömür İşletmeciliği Kapasite Artışı Projesinin; ÇED süreci kapsamında yapılan işlemlerin mevzuata uygun olarak yürütüldüğü, ÇED raporunda projenin çevrede oluşturabileceği olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerinin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemler yönünden değerlendirmeler içerdiği, bu kapsamda toz ve partikül madde emisyonlarına ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı, proje kapsamında alınan önlemlerin yeterli olduğu, ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu ve teknik olarak uygulanabilir olduğu değerlendirmesinin yapıldığı, bu haliyle Çevre Mühendisi Bilirkişi ile Ziraat Mühendisi Bilirkişi tarafından yapılan bu değerlendirmelerin kendi içinde çelişki arz ettiği görülmüş olup, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi ve Mahkeme kararında yer verilen, projenin tarım alanlarına ve tarımsal üretime etkilerine ilişkin iddiların açıklığa kavuşturulması amacıya yeniden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek rapor dikkate alınarak işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere bozulması gerektiği görüşüyle; İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddi yolunda verilen Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz.