Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/524 E. , 2024/3148 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/524 Karar No : 2024/3148 TEMYİZ EDEN :1- (DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- (DAVALI İDARE YANINDA MÜDAHİL): ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... DAVACI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- ... Derneği 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- ... 7- ... 8- ... 9- ... 10- ... 11- ... 12- ... 13-... ... 2…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/524 E. , 2024/3148 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/524 Karar No : 2024/3148 TEMYİZ EDEN :1- (DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- (DAVALI İDARE YANINDA MÜDAHİL): ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... DAVACI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- ... Derneği 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- ... 7- ... 8- ... 9- ... 10- ... 11- ... 12- ... 13-... ... 22- ... 23- ... 24- ... VEKİLLERİ : Av. ... 25- ... Barosu Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bursa İli, Yenişehir İlçesi, ... Mahallesi ... pafta, ... numaralı IV. Grup ruhsatlı alanda kurulması planlanan Çinko-Kurşun-Bakır Zenginleştirme (Flotasyon) Tesisi ve Atık Barajı Projesi için verilen ... tarih ve ... sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; Bursa İli, Yenişehir İlçesi, ... Mahallesi ... pafta, ... numaralı IV. Grup ruhsatlı alanda kurulması planlanan Çinko-Kurşun-Bakır Zenginleştirme (Flotasyon) Tesisi ve Atık Barajı Projesi için verilen ... tarih ve ... sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararının iptali istemiyle açılan davada; Mahkemelerinin 08.04.2020 tarihli ara kararıyla davalı idareden dava konusu ... tarih ve ... sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararının yöre halkına duyurulmasına ilişkin ilanların askıya çıkış ve askıdan iniş tutanaklarının birer örneğinin istenildiği, dava konusu kararın Yenişehir Belediye Başkanlığı, ... Kaymakamlığı ve ... Mahalle Muhtarlığı ilan panosunda sürekli olarak ilana çıkarıldığı ve davanın açıldığı 10.02.2020 tarihi itibarıyla da askıda bulunduğu, davacının dava konusu işleme konu tesisin yer aldığı Kirazlıyayla Mahallesinde taşınmazlarının olduğu, buna göre davanın süresinde olduğu ve işlemin davacının menfaatini ihlal ettiği sonucuna varıldığı, "davanın reddine" ilişkin olarak verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı Mahkeme kararının bozulmasına ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin 18.10.2022 tarih ve E:2022/2667, K:2022/8734 sayılı kararında da bu hususlarda (ehliyet ve süre aşımı) herhangi bir bozma gerekçesine yer verilmediği, bozma kararından sonra da bu hususlarda "aksi bir maddi ve hukuki durum oluşturabilecek mahiyette" herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, dikkate alındığında, davalı idare ve müdahil şirketin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasının incelendiği, 15.05.2020 tarihli ara kararı ile mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek, orman, maden, ziraat, çevre, kimya, arkeoloji ve jeoloji alanlarında uzman bilirkişi heyeti ile 29/06/2020 tarihinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun sonrasında Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "...dava konusu ÇED raporuna ilişkin taraf iddia ve savunmaları, yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporu, bu rapora yapılan itirazlar ve Mahkememizce yapılan tespit ve değerlendirmeler neticesinde Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek III kısmında sayılan çevresel etki değerlendirmesi genel formatının ihtiva etmesi gereken parametrelere uygun şekilde ÇED raporunda yeterince irdeleme yapıldığı, ''Çinko-Kurşun-Bakır Zenginleştirme (Flotasyon) Tesisi ve Atık Barajı Projesi'' ile ilgili olarak alınan "çevresel etki değerlendirmesi olumlu" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle "davanın reddine" karar verildiği; anılan karara karşı davacı ve davacı yanında müdahiller tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin 16.06.2021 tarih ve E:2021/1975, K:2021/8424 sayılı kararıyla "...bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin, ÇED Raporunun incelenmesi suretiyle çürütüldüğü; ancak bu inceleme sonucunda elde edilen bilgiler çekince olarak sunulmak suretiyle, söz konusu verilere rağmen ÇED Raporunun eksik ve yetersiz kabul edilip edilemeyeceği yönünde mevcut bilirkişilerden ek rapor almak ya da gerekli görülmesi halinde, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmak suretiyle söz konusu hususlar da açıklığa kavuşturulmak üzere yeniden bir keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği.." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği; Mahkemece bozma kararına uyularak, dava konusu projenin zeytinliklere etkisinin incelenmesi amacıyla, orman mühendisliği, ziraat mühendisliği ve kimya mühendisliği alanlarından öğretim üyelerinden oluşan bir bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak, 10/01/2022 tarihli bilirkişi raporunun alındığı, bozma kararından önce dosyaya sunulan 30/07/2020 tarihli bilirkişi raporunda yer verilen tespitlere ilişkin olarak ise aynı bilirkişi heyetinden, 11/10/2021 tarihli ek raporun alındığı; anılan raporlardan 10/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda, "projenin zeytinliklere etkisi açısından dava konusu tesis merkez kabul edildiğinde 3 km'lik mesafe içerisinde zeytinlik alan bulunmadığı, 120 ada, 1 ve 2 numaralı parsel sınırları merkez kabul edildiğinde 3 km'lik mesafe içerisinde zeytinlik bulunduğu, ancak proje kapsamında doğaya açık bir şekilde, kuru kırım ve eleme işlemi yapılmadığı, yapılması planlanan tesisin toz ve kimyevi atık ortaya çıkaracak bir tesis niteliği taşımadığı, bu itibarla tesisin, 3 km mesafedeki zeytinlikleri olumsuz etkileyecek düzeyde bir kimyevi atık, duman, toz çıkışı gibi çevreye zarar verecek bir etkisinin olmasının mümkün olmadığı" yönünde kanaat bildirildiği; 11/10/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda ise, "dava konusu projenin yer seçimi ile su kaynakları, flora, tarım ve hayvancılık üzerindeki etkileri yönünden daha önce kök raporda eksiklik olarak saptanan hususların, dosyaya yeni sunulan bilgi ve belgeler ışığında değerlendirildiğinde, ÇED raporunu yetersiz kılacak düzeyde eksiklikler olmadığı sonucuna varıldığı şeklinde kanaat bildirildiği, çevre mühendisi ve jeoloji mühendisi bilirkişilerin ise, alanın 1. derece deprem bölgesi olmasından kaynaklanan riskler ve tehlikeli atıkların karayolu ile taşınması sırasında yönetmeliklere ne derece uyulacağı ve bu atıkların hangi kapsamda taşınacakları, atık barajının üstünün atmosfere açık olması nedeniyle çevreyle etkileşim halinde olması, bu konuda alınacak tedbirler ve çevresel risk analizinin dosyada bulunmaması, atık barajının etkilerinin ve alınacak önlemlerin daha detaylı bir şekilde irdelenmesi gerektiği hususlarında karşı oy kullandıkları, anılan ek raporda oy çokluğuyla dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu yönünde kanaat bildirildiği; bununla birlikte, ek raporun su kaynaklarına etkilere ilişkin bölümünde ilgili bilirkişi tarafından, proje kapsamında kullanılacak suyun bir kısmının İznik Gölünden sağlanmasına ilişkin daha önce kök raporda sunulan eleştirilere ek raporda da yer verilmekle birlikte su kaynaklarının yönetiminden ana sorumlu kuruluşun DSİ olduğu, İznik Gölünden temin edilecek suyun miktarsal açıdan değerlendirilmesi ve bu kaynaktan diğer su kullanıcılarının yıllık bazda kullandıkları miktarın kümülatif olarak değerlendirilmesi yetkinliği ve sorumluluğunun anılan kurumda olduğu ve proje kapsamında İznik Gölünden su kullanımının da ... Bölge Müdürlüğüyle yapılan protokol kapsamında gerçekleştirileceğinden bahisle ilgili hususun dava konusu işlemi sakatlar mahiyette olmadığı kanaatine varıldığının; raporun projenin floraya etkilerine ilişkin kısmında ise, kök raporda özellikle su ihtiyacının nasıl karşılanacağı konusundaki belirsizlikten dolayı olumsuz kanaat bildirilmiş olduğu, DSİ ile yapılan protokol kapsamında ise su ihtiyacının karşılanacağı hususunun açıklığa kavuşturulduğu" gerekçesiyle, kök rapordaki olumsuz görüşün aksine görüş bildirildiği ve Mahkemece, "çevre mühendisi ve jeoloji mühendisi bilirkişilerce eksiklik olarak ileri sunulan hususların ihtimale dayalı öngörüler ve somut ve bilimsel veriler içermeyen tespitler olduğu, ayrıca, anılan hususlarda Nihai ÇED Raporunda yer verilen inceleme ve değerlendirmelerin yeterli olduklarından bahisle söz konusu hususların ÇED Raporunu sakatlamayacağı sonucuna ulaşıldığı" belirtilerek çoğunluk bilirkişi görüşü doğrultusunda, ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla "davanın reddine" karar verildiği; karara karşı davacı ve davacı yanında müdahiller tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin 18.10.2022 tarih ve E:2022/2667, K:2022/8734 sayılı kararıyla "DSİ görüşünün ya da bilirkişilerce eksiklik olarak saptanan bir hususun, DSİ ile yapılan bir protokole dayanmasının, tek başına, söz konusu hususun teknik ve bilimsel açıdan hukuka uygun olarak kabul edilmesi sonucunu doğurmayacağı, Mahkemece hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda ise, projenin su kaynaklarına ve floraya etkileri yönünden, kök bilirkişi raporunda varılan kanaatin aksine, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu yönünde kanaat bildirilmesinin tek sebebinin, proje kapsamında endüstriyel amaçlı kullanılacak olan suyun İznik Gölünden temin edilmesinin, DSİ ... Bölge Müdürlüğüyle yapılan protokole dayanması olarak gösterildiği, öte yandan, davacı ve davacı yanında müdahiller tarafından sunulan temyiz dilekçelerinde, mevcut bilirkişilerin görüş değiştirmesinin makul gerekçelere dayanmadığı, ek raporda eksiklik ve sorun olarak belirtilen hususların tek başlarına dahi işlemin iptalini gerektirdiği, bu itibarla, söz konusu eksikliklere rağmen, ilk rapordan farklı sonuca varılarak dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu yönünde kanaat bildirilmesinin, ek raporun kendi içinde çelişkili olduğunu gösterdiği şeklindeki iddialara yer verildiği, bu durumda, tarafların iddia ve savunmaları, Nihai ÇED Raporunu hazırlayanların uzmanlık alanları, bölgenin ve projenin özellikleri de dikkate alınarak, dava konusu projenin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin en aza indirilmesi için alınması gereken önlemlerin ÇED Raporunda yeterli şekilde değerlendirilip değerlendirilmediğinin, bu doğrultuda verilen taahhütlerin ve alınan önlemlerin teknik ve bilimsel açıdan yeterli olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle yeniden karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulduğu, bozma kararı uyarınca, "dava konusu taşınmaz mahallinde üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilecek, birer Çevre Mühendisi, Kimya Mühendisi, Maden Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Orman Mühendisi, İnşaat Mühendisi ve Jeoloji Mühendisinden oluşturulacak bilirkişi heyeti marifetiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına" karar verildiği, kararda özetlenerek alıntılanan ve taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna taraflarca yapılan itirazlar; bilirkişi raporunun bazı bölümlerinde yer alan değerlendirmelerden "maden ocağı" ve "pasa alanına" ilişkin olan kısımlar dava konusu ... tarih ve ... sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararına konu "zenginleştirme (flotasyon) ve atık barajı tesisi" ile ilgili olmadığından, ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu Kararına konu "Bakır-Kurşun-Çinko Ocağı ve Zenginleştirme Tesisinde Kapasite Artışı" ile ilgili olduğundan, haklı görüldüğü, raporda bazı bölümlerde yer verilen "maden ocağı" ve "pasa alanına" ilişkin değerlendirmelere itibar edilmeyerek, bu kısımlar inceleme ve değerlendirme dışında tutularak yapılan nihai değerlendirmede sonuç itibarıyla; 1-) Dava konusu ... tarih ve ... sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararına konu alanda yer alan, Bursa İli, Yenişehir İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan toplam 2.4698 hektar alanın tarım dışı amaçla kullanılmasının uygun bulunmasına ilişkin, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün ... tarihli ve E... sayılı işleminin, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "iptaline" karar verilmiş olması, nihai ÇED Raporunda yer verilen taahhüdün davalı yanında müdahil şirket tarafından yerine getirilememiş olması nedeniyle, dava konusu işleme konu sahada yer alan toplam 2.4698 hektar alanın "tarım dışı amaçlı" olarak kullanılabilir olduğundan söz edilebilmesine hukuken olanak bulunmaması; 2-) Dava konusu taşınmazda yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenerek sunulan, ayrıntılı gerekçeleri içeriğinde yer alan ve ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu Kararına konu "Bakır-Kurşun-Çinko Ocağı ve Zenginleştirme Tesisinde Kapasite Artışı" ile ilgili olup "maden ocağı" ve "pasa alanına" ilişkin değerlendirmelere yönelik kısmı Mahkemece inceleme ve değerlendirme dışı tutularak, dava konusu işleme konu "zenginleştirme (flotasyon) tesis ve atık barajı projesi" ilgili tespit ve değerlendirmelere yönelik kısmının ise hükme esas alınabilir yeterlik ve nitelikte bulunan 23.10.2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda yer verilen ve ayrıntılı gerekçeleri kararda alıntılanarak aktarılmış olan hususlardan; ÇED raporunda projenin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin en aza indirilmesi yönünden açıklanan jeolojik özelliklerin yeterli olmaması, alanın kütle hareketleri ve depremsellik açısından değerlendirilmesi, asbest oluşturan mineraller ile asit maden drenajı ve metal çözünürlüğü konularının değerlendirilmesinde önemli hata ve eksiklikler bulunması, sahanın hidrojeolojik özelliklerinin açıklanması ve değerlendirilmesi yönünden önemli eksiklikler bulunması, dava konusu alandaki potansiyel heyelanlı şev ve yamaçlar ile birim üzerindeki heyelan ve akma türü jeolojik risklerin ÇED raporunda hiç açıklanmaması, tesisin şiddetli deprem üretme potansiyeline sahip fay hatlarına olan konumu itibarıyla, olası şiddetli bir depremin yörede heyelan oluşturma ve atıkların doğaya karışmasına neden olabileceği ve ÇED raporunun depremin çevre üzerinde yaratacağı olumsuz etkilerin, alınacak önlemlerin ve taahhütlerin açıklanması konularında yeterli olmaması, ÇED raporunda sahada yapılan gözlem sonucunda pasanın içeriğinde bulunduğu düşünülen amfibol grubu asbest minerallerinden lifli yapıdaki tremolit-aktinolit minerallerinin, olabilecek etkinlikler sonucu havaya karışması ve rüzgarla uçuşması sonucu yakın yörede yaşayan çevre halkı üzerinde oluşturabileceği kanser dahil önemli sağlık sorunları riskinden ÇED raporunda bahsedilmemesi, önemli miktarda kükürtlü mineral içeren dava konusu alanda asit maden drenajı gelişme olasılığının mümkün olması, bu hususta yapılan değerlendirmelerin ise cevher ve yan kayaçta yapılmamış olmasının ve yağış suyu birikintileriyle metal çözünürlüğünün değerlendirilmesinin yanlış olması, yüzey ve yeraltı su noktalarının jeolojik harita üzerinde gösterildiği bir hidrojeolojik harita sunulmaması, tüm proje alanının üzerinde bulunduğu Eosen volkanik kayaçlarının geçirimsiz olarak yorumlanması, akifer özelliğinde olmadığının ve yeraltı suyu içermediğinin açıklanması, hidrojeolojik değerlendirmelerde kaya birimlerinin hidrojeolojik özelliklerinin hatalı olarak belirlenmesi, hidrojeolojik risk ve tehditlerin yeterli düzeyde açıklanmaması; tesisin içinde bulunduğu maden ruhsatlı alandaki cevher rezervinin raporda verilmemiş olması, başka bölge ve şehirlerden cevher getirilerek tesiste işlenmesinin düşünülmesi ancak hangi cevherlerin getirilecek olduğunun belirlenmemiş olması, dolayısıyla bu cevherlerle ilgili gerekli özelliklerin tanımlanmamış olmasının önemli bir belirsizlik olması, ÇED raporundan sonra tesise kil yıkama ünitesi kurulması ve ağır ortam ile zenginleştirme ünitesi kurulmakta olması, kil yıkama ünitesinden kil ürünü, mevcut durumda satılabilir olmayan kurşun konsantresi alınabileceğinin öngörülememiş olması ve bunların ne şekilde depolanacağının belirsiz olması, ÇED raporunda genel iş akım şemasında su kütle dengesinin (balansının) verilmemiş olması, atık barajına gönderilecek ve atık barajından tesise geri beslenecek su miktarları, yağış, buharlaşma ve temiz su ihtiyacı ile atık barajında depolanacak atık ve su miktarlarını gösteren Tablo 69’un önemli hatalar içermesi, yine ÇED raporunda atık barajından tesise geri beslenmesi düşünülen suyun tesiste kullanım için gerekli özellikleri taşımaması ve/veya planlanan miktarda geri dönüş suyu beslenememesi durumuna karşı alınacak herhangi bir önlem belirtilmemesinin temiz su ihtiyacı ve atık barajı kapasitesi açısından eksiklik olması, bu eksiklikleri gidermek amacıyla dava dosyasına sonradan eklenen Su ve Atıksu Yönetimine İlişkin Teknik Raporun imzasız ve onaysız olması, ÇED raporunda atık barajının katılaşmış atık ve seddenin yükseltilmesiyle yeni lotlar oluşturmak suretiyle geliştirileceği ifade edilmekte olup, 100 mikrondan ince atıkların ne şekilde katılaştırılıp stabil hale getirileceğinin açıklanmamış olması, ÇED raporu EK-6 Atık Yönetim Planında yalnızca Lot-1A için stabilite analiz sonuçlarının verilmiş olması, diğer lotlarla ilgili veri olmaması, ÇED raporu EK-6 Atık Yönetim Planı pasaların tehlikelilik durumunun yalnızca kükürt (S) içeriğine göre belirlenmiş olması, yapılan analiz çalışmalarının verilmemesi, pasa yığınlarının stabilitesi ile ilgili veri olmaması, dava dosyasına sonradan eklenen TÜBİTAK-MAM tarafından hazırlanan Maden Atığı 2 Numunesinin Atık Yönetimi Yönetmeliği EK-3/B Test ve Analiz Raporunda kullanılan zenginleştirme atığı numunenin pH değerinin 6,7 (nötre yakın asidik) olmasının, demir içeriğinin de keşif sırasında tesis yetkilileri tarafından belirtilen değerden çok küçük olmasının izaha muhtaç olması; ÇED raporunda özellikle atık depolama tesisi (barajı) etrafındaki şevlerinde/yamaçlarında ve baraj seddesinde yüksek eğimler nedeniyle yoğun yağışlarda akma ve heyelan riskini yeterince ortadan kaldırıcı stabilite artırıcı tedbirlere yer verilememesi ve bu tedbirlerin tamamlanmış ve kullanılmakta olan atık depolama tesisinde de uygulanmaması, ayrıca, söz konusu tesise başka alanlardan getirilecek maden cevherinin taşınması esnasında yöredeki yolları kullanacak ağır tonajlı araç trafiğinin depolama alanı çevresindeki kırsal yaşam için risk oluşturma potansiyelinin yüksek olacağı, buna karşın bu riski ortadan kaldırabilecek veya minimize edebilecek güvenlik tedbirlerinin de raporda yeterince göz önüne alınmaması; ÇED sahası içinde olup kesin izin verilen alanların dışında yeni izin başvurusuna konu alanlar açısından yapılan incelemelerde, tam kapalı orman varlığının bulunduğu, bu alanların da izne konu edilmesi ile yöredeki orman varlığının büyük bir kısmının ortadan kalkacak olması; proje sahasında yapılacak kazı işlemleri sonucu arazinin doğal drenaj seklinin bozulması sonucu havza içinde yüzey akış ve yeraltı su dengesinin değişmesi ve erozyon riskinin artmasının söz konusu olacak olması, ayrıca proje alanının iki havzanın üst sınırlarından geçmekte olması nedeniyle bu sınırın bozulmasının havzaların su miktarını etkileyecek olması, bu risklerin bölge tarımına zarar verecek olması ve mevcut ÇED raporunun bu konularda yeterli değerlendirmelere sahip olmaması; tesisten alınan örneklerin kimyasal bileşimlerini gösteren herhangi bir analiz ve değerlendirmenin raporda yer almaması, örneklerden ağır metal salımı ve bunların toprak ve yeraltı suyuna karışma potansiyellerinin ortaya konmamış olması, projede atık miktarı, atığın nem içeriği, atık depolama hacmi ve atık barajından prosese beslenecek su miktarı açısından yapılan hesaplamaların ve sunulan değerlerin tutarlı olmaması ve/veya eksik olması, zenginleştirme atığı ve pasa atığına ait asit maden drenajı oluşturma potansiyeli ile ilgili veriler, deneyler, değerlendirmelere ÇED kapsamında çok kısıtlı olarak yer verilmiş olması, bölgedeki flora ve faunayla ilgili işletmeden kaynaklanabilecek risklerin değerlendirilmesinde sunulan veriler ve Ekolojik Değerlendirme Raporunun sınırlı türleri ele almış ve bölgedeki risk altındaki birçok türe değinmeyen şekilde hazırlanmış olup, yetersiz olması nedenleriyle, dava konusu ... tarih ve ... sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, temyize konu kararın isabetli olmadığı, bilirkişi raporunun Mahkeme Kararına esas alınacak nitelikte olmadığı, bilirkişi raporunda jeolojik eksiklik olarak belirtilen hususların yerinde olmadığı, MTA Yerbilimleri Harita Görüntüleyici web sitesinde proje ünitelerini etkileyen herhangi bir aktif veya eski heyelan kütlesi bulunmadığı, ÇED Raporu Ek-6'da yer verilen Maden Atık Yönetim Planının 6. Bölümünde Atık Depolama Tesisinin yerleşeceği alanda bulunan birimlerin jeoteknik özelliklerinin ortaya konularak projelendirmenin yapıldığı, alanın depremselliğine ilişkin bilgilerinde bu bölümde yer aldığı, bilirkişi raporunda asbest oluşturan mineraller yönünden yapılan değerlendirmede Maden Atık Yönetim Planının 4. Bölümünde faaliyet sonucu oluşacak atıkların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin belirtildiği, bu bölüm öncesinde cevherleşme ve rezerv başlığı altında sahada bulunan cevher ve gang minerallerinin bilgisinin verildiği, bu mineraller içerisinde tremolit ve aktinolitin bulunmadığı, proje alanının bu mineralleri oluşturacak jeolojik süreçlerden geçmediğinin bilirkişilerce göz ardı edildiği, cevherli bölümlerin mikroskop altında görüntülerinin de bu başlık altında bulunduğu, bu görüntülerde asbestli minerallerin bulunmadığı, cevherleşmeyi oluşturan süreçlerle bu mineraller oluşsa bile cevher ile birlikte nemli ve ıslak zenginleştirme prosesinden geçerek atık depolama tesisine gönderileceği, bilirkişi raporunun asit kaya/maden drenajı ve metal çözünürlüğü yönünden yapılan değerlendirmede; ÇED raporu ekindeki Asit Maden Drenajı Raporundaki değerlendirmelere atıfla, değerlendirmenin cevher ve yan kayaç için yapılmamış olmasının eksiklik olarak vurgulandığı, halbuki zenginleştirilecek cevher sonrası oluşacak atıkların tehlikeli atık olarak sınıflandırıldığı (ÇED Raporu Bölüm 3.11.2) Maden Atıkları Yönetmeliği EK-5 kriterleri göz önüne alındığında depolanacak atıkların Atık Yönetimi Yönetmeliğine göre tehlikeli atık olarak sınıflandırıldığı, Atık Depolama Tesisi projesinin planlanmasının nedeninin projeden kaynaklı atıkların tehlikeli atık olarak kabul edilmesi olduğu, bilirkişi raporunda hidrojeolojik eksiklik olarak belirtilen hususların İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu üyesi Tarım ve Orman Bakanlığınca (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü) yapıldığı ve herhangi bir eksikliğin bildirilmediği, kapsamlı bir şekilde hazırlanan Jeoloji- Hidrojeoloji Raporunun bulunduğu, bilirkişi raporunda cevher ve pasa alanına ilişkin eksiklik olarak yapılan hidrojeolojik değerlendirmelerin dava konusu işlemin konusu olmadığı, ÇED Raporu Ek-6'da verilen Maden Atıkları Yönetim Planının 6. Bölümünde Atık Depolama Tesisinin yerleşeceği alanda bulunan birimlerin jeoteknik özelliklerinin ortaya konularak projelendirmenin yapıldığı, ÇED raporunun maden mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede, tesise getirilebilecek cevhere ilişkin bilgi verilmemesinin eksiklik olarak nitelendirildiği, ancak atık barajının ve zenginleştirme tesisinin kapasiteleri ve cevher zenginleştirme yöntemine ilişkin ÇED raporunda detaylı bilgilendirme yapıldığı ve bu kapasitenin aşılması mümkün olmadığı, kapasitenin aşılacak olması durumunda yeniden çed süreci işletileceği için bu iddiaların yerinde olmadığı, zenginleştirme tesisinden ayrıca kurulduğu belirtilen kil yıkama ünitesi için inceleme yapılacağı, Atık Depolama Tesisinin yükseltme amaçlı seddelerinin alt kademedeki atıkların üzerine inşa edileceği, 100 mikrometreden küçük boyuta sahip atıkların ne şekilde katılaştırılacağının ve stabil hale getirileceğinin açıklanmadığı iddiasının ve tesis atıklarına ilişkin analizin de yerinde olmadığı, proje kapsamında zenginleştirilecek cevher sonrası ortaya çıkacak atıkların tehlikeli atık olarak sınıflandırıldığı ve atık depolama tesisinin planlamasının gerekçesinin projenin maden atıklarının tehlikeli olarak kabul edilmesi olduğu, dava konusu işlemin orman mühendisliği açısından değerlendirilmesindeki görüşlerin aksine projenin İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu üyeleri arasındaki Tarım ve Orman Bakanlığının olumlu görüşlerinin bulunduğu, işlemin ziraat mühendisliği bakımından yapılan değerlendirmede, projenin yerine ilişkin yanlış değerlendirme yapıldığı, projeye konu ünitelerin havza sınırının güneyinde ve Yenişehir Havzasında yer aldığı, projenin tarım alanlarına yönelik etkisi konusunda Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, su havzalarına yönelik etkisi bakımından değerlendirmenin Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, hidrolojik, hidrojeolojik açıdan değerlendirmelerin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapıldığı, bilirkişi raporunda uygunsuzluk olarak belirtilen hususlarda bir eksiklik tespit edilmediği, dava konusu işlemin kimya bilimi açısından değerlendirilmesinde; insan sağlığını tehdit eden, lifli yapıları nedeniyle havada uçuşma özelliğine sahip, ocak alanlarındaki pasa atıklarında belirlenen amfibol grubu asbest minerallerinden tremolit-aktinolit minerallerinin ÇED Raporunda bahsedilmemesinin önemli bir eksiklik olduğunun belirtildiği, ÇED Raporunda bahsi geçen analizin bulunmadığı, raporun Maden Atık Yönetim Planının 4. Bölümünde faaliyet sonucu oluşacak atıkların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin belirtildiği, bunların içinde tremolit-aktinolit minerallerinin bulunma olasılığının ifade edildiği, 4. Bölümün öncesinde Cevherleşme ve Rezerv başlığında sahada bulunan cevher ve gang mineralleri içerisinde tremolit-aktinolit bulunmadığı bilgisinin verildiği, cevherli bölümlerin mikroskopik görüntülerinde de asbest minerallerinin bulunmadığı, proje alanının bu mineralleri oluşturacak jeolojik süreçlerden geçmediği, cevherleşmeyi oluşturan süreçlerle bu mineraller oluşsa bile nemli ve ıslak zenginleştirme prosesinden geçerek atık depolama tesisine gönderileceği, keşif sırasında flotasyon sonrası planlandığı şekilde satılabilir özellikte kurşun konsantresi üretilemediği tespitinin ve proses sonucu atık barajına gönderilecek atığın sıvı- katı yoğunluğunun hesaplanandan farklı olduğu değerlendirmesinin de tesisin kapasitesinin dolması durumunda bu kapasitesi aşılamayacağından, projenin sıhhatini etkilemeyeceği, yine keşif esnasında, flotasyon sonucu açığa çıkan ve arıtma işlemi uygulanan atıksular için öncesinde ve sonrasında herhangi bir analiz sonucunun bulunmadığı belirtilse de bilirkişi raporunda, proses sonucu ortaya çıkan atıksuyun ÇED Raporu Bölüm 3.10.3'te yer aldığı üzere Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ve Tehlikeli Maddelerin Su ve Çevresinde Neden Olduğu Kirliliğin Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak bertarafının sağlanacağı taahhüdünün bulunduğu, yine atık analizlerinin yetersiz/hatalı olduğu değerlendirmesinin de proses neticesinde oluşacak atığın tehlikeli olarak sınıflandırılmış olması, projede Atık Depolama Tesisi planlanmasının gerekçesinin maden atıklarının tehlikeli olarak kabul edilmesi olduğu, bu anlamda iddiaların yersiz olduğu, yine bilirkişi raporunda çevre mühendisliği açısından yapılan değerlendirmelerden projede pasa malzemenin asit maden drenajı oluşturması yolunda yapılan değerlendirmeleri, dava konusu projenin maden ocakları ile ilgisi olmadığından gereksiz olduğu, dava konusu işlemin usul ve esas bakımından mevzuata uygun olduğu, Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı İdare yanında Müdahil şirket tarafından; Davalı idarenin temyiz dilekçesinde belirttiği hususlara ek olarak davanın süresinde açılmadığı, davacılardan bir kısmının projeden önceden haberdar olduğu, halihazırda tesisin %100'ünün tamamlandığı ve ihracata başlamış olduğu, dosyaya sunulan uzman görüşlerinin de dikkate alınması gerektiği, bilirkişi raporları ile çelişkiler içermesi durumunda çelişkilerin giderilmesi gerektiği, tarım dışı kullanma kararının iptaline ilişkin Mahkeme kararının henüz kesinleşmediği, ÇED Olumlu Kararının iptaline gerekçe olamayacağı, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte olmadığı, bilirkişi raporunda dava konusu işlemin konusu olmayan maden ocağı projesine yönelik değerlendirmeler yapıldığı, bilirkişi raporunda jeoloji mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmelerin bilimsellikten uzak, kanaat ve senaryolara dayandığı, hiçbir bilimsel görüş ve rapora dayanılmadığı, zenginleştirme tesisi ve diğer işletme tesisleri için iyileştirme çalışmalarının AFAD'ın belirlediği en yüksek yer ivme değerine göre yapıldığı, davalı idare tarafından da vurgulandığı üzere keşif gününde topoğrafyanın dik ve heyelanlı olabileceği ilgili öğretim görevlisi tarafından hissedilmiş, MTA haritalarına hatalı bakılarak yükseklik görseli iki katına çıkarılarak yapılan hatalı tespit ile olumsuz görüşlere yer verildiği, maden sahasında bulunan kurşun ve çinko madenlerinde asbest bulunmasının yaygın bir durum olmadığı, cevher ve gang minerallerinin mikroskop görüntülerinde de asbest varlığına rastlanmadığı, varlığı jeolojik ve jeokimyasal olarak mümkün olmayan asbest üzerinden yapılan değerlendirmelerin gereksiz olduğu, bilirkişilerin bu konudaki tenkitlerinin de gözleme dayandığı, atıkların fiziksel ve kimyasal özelliklerini değerlendirmek için analiz yapılmadığı, bilirkişi raporunun asit kaya drenajına ilişkin değerlendirmelerinin de yerinde olmadığı, bilirkişi raporunda eksiklik olarak belirtilen tüm hususlarla ilgili olarak alınan uzman görüşlerinin Mahkemece değerlendirilmediği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlem hakkında, birbirinden farklı konuların irdelendiği üç bilirkişi raporu bulunduğundan, bu raporlar arasındaki farklıların giderilmesini sağlayacak, projenin ana unsurları olan zenginleştirme tesisi ve atık barajı bakımından çevreye etkileri açısından değerlendirme yapılmasını sağlayacak şekilde yeni keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Müdahil şirket ... Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından; Bursa İli, Yenişehir İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ruhsat numaralı alanda, 24,89 ha'lık alana ilişkin olarak daha önce ... tarih ve ... karar nolu “Bakır-Kurşun-Çinko Ocağı, Kırma Eleme ve Jig Tesisi” projesi ile ilgili olarak ÇED Gerekli Değildir Kararı (Jig Tesisi kurulmamış) ve daha sonra mevcut izin alanı olan 24,89 ha'lık alanı da kapsayacak şekilde toplam 273,63 ha alan için de ... tarih ve ... karar nolu “Bakır-Kurşun-Çinko Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi Kapasite Artışı” projesi ile ilgili olarak ÇED Olumlu Kararı belgeleri mevcut olan 345,62 ha’lık maden sahasının içerisinde, 23,65 ha’lık kısımda 300.000 ton/yıl kapasiteli Kurşun-Çinko-Bakır Zenginleştirme (Flotasyon) Tesisi ve Atık Barajı kurulup işletilmesi planlanmış, gerçekleştirilmesi planlanan flotasyon tesisi ve atık barajı projesi; 25.11.2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirilmesi Yönetmeliğinin Ek-1 Listesi “27.c) Biyolojik, kimyasal, elektrolitik ya da ısıl işlem yöntemleri uygulanan cevher zenginleştirme tesisleri ve/veya bu zenginleştirme tesislerine ilişkin atık tesisleri” bendi kapsamına girdiğinden Bursa İli, Yenişehir İlçesi, Kirazlıyayla Mahallesi, H23-A4 paftada gerçekleştirilmesi planlanan "Çinko-Kurşun-Bakır Zenginleştirme (Flotasyon) Tesisi ve Atık Barajı Projesi" ile ilgili olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, ... tarihli, ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararı verilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İ LGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "Çevre korunması": Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütününü, "Sürdürülebilir çevre": Gelecek kuşakların ihtiyaç duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeye atmadan, hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresini oluşturan tüm çevresel değerlerin her alanda (sosyal, ekonomik, fizikî vb.) ıslahı, korunması ve geliştirilmesi sürecini, "Sürdürülebilir kalkınma": Bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulması esasına dayalı kalkınma ve gelişmeyi, "Çevresel Etki Değerlendirmesi": Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları, olarak ifade edilmekte, Çevre Kanununun 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmektedir. 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak; Çevresel Etki Değerlendirme Süreci: Gerçekleştirilmesi planlanan projenin çevresel etki değerlendirmesinin yapılması için; başvuru, inşaat öncesi, inşaat, işletme ve işletme sonrası çalışmaları kapsayan süreç olarak tanımlanmış, 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 13. maddesinde; "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar, b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı, c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri, d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar, e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar, f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları, g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları, için bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir. Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir..." hükmü yer almaktadır. Madenlerin aranması, çıkarılması, hazırlanması, zenginleştirilmesi veya depolanması sonucunda ortaya çıkan atıkların üretiminden nihai bertarafına kadar çevre ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde yönetilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla, 15/07/2015 tarihli, 29417 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak, yayım tarihinden iki yıl sonra yürürlüğe giren Maden Atıkları Yönetmeliğinin 4. maddesinde; "Atık barajı"; Madenlerin zenginleştirilmesi sonucunda ortaya çıkan atıkların depolanmasına yönelik olarak inşa edilen sedde ve arkasında bir rezervuar oluşturan mühendislik yapısı olarak; "Maden atığı bertaraf tesisi" 2/4/2015 tarihli ve 29314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Atık Yönetimi Yönetmeliğinin Ek-2A’sında tanımlanan bertaraf yöntemleri çerçevesinde, madencilik faaliyetlerinden kaynaklanan atıkların bertarafı amacıyla kullanılan atık barajı, atık göletleri, atık yığını, pasa yığını, çöktürme havuzları, atık havuzu, pasa depolama alanları, macun dolgu, üretimi biten yığın liç alanları olarak tanımlanmış, Yönetmelikte, maden atıklarının geçici depolanması, taşınması ve işlenmesi sırasında uyulması gereken temel kurallara, sürecin yönetilmesine ilişkin Bakanlığın, İl Müdürlüğünün ve işletmecinin görev ve sorumluluklarına yer verilmiş, maden atıkları bertaraf tesisine ve maden atıklarının depolandığı tesislerin geçirimsizlik sistemine ilişkin detaylı düzenlemelere yer verilmiştir. Yönetmeliğin "Maden atıklarının depolandığı tesislerin geçirimsizlik sistemi" başlıklı 11. maddesinde; "(1) Maden atıklarının depolandığı tesislerin kurulacağı alanın jeolojik, hidrojeolojik, jeokimyasal, hidrokimyasal ve mühendislik jeolojisi çalışmasının yapılarak, tesisin kurulacağı alandaki kayaçların geçirimlilik ve iletimlilik özellikleri belirlenir. (2) Maden atıklarının depolandığıtesislerin tabanı ve yan yüzeylerinde sızıntı suyunun yer altı suyuna karışmasını önleyecek şekilde bir geçirimsizlik tabakası olması gereklidir. Bu tabaka doğal olarak bulunmuyorsa yapay yollarla oluşturulur. Doğal olarak bulunacak tabakanın kille aynı fiziksel, kimyasal, mekanik ve hidrolik özellikleri taşıması gereklidir. (3) Geçirimsizlik teşkilinde kullanılacak kil grubu mineraller, öncelikli olarak maden ruhsat alanında yapılan sondajlar/kazılarla aranır. (4) Tehlikeli maden atıklarının depolanacağı tesislerin tabanında ve yan yüzeylerinde oluşturulan geçirimsizlik tabakası teşkilinde, en az iki tabaka olarak sıkıştırılmış ve uygun koşullarda nemlendirilmiş minimum 50 cm kalınlığında ve geçirimliliğien fazla 10-9 m/sn olan kil grubu mineral serilir ve bu tabaka HDPE (yüksek yoğunluklu polietilen) jeomembran kullanılarak güçlendirilir. Jeomembranın korunması amacıyla üstüne uygun doğal malzeme ya da jeotekstil serilir. Yan yüzeylerde, topoğrafik koşullar nedeniyle şev eğiminin düşürülmesinin teknik olarak zor olması ve dik şev eğimlerinde de stabilitenin sağlanmasının mümkün olması durumunda, kil yerine jeosentetik kil tabakası HDPE jeomembran ile birlikte uygulanır. (5) Tehlikesiz maden atıklarının depolanacağı tesislerde, eğer ruhsat sahasında geçirimsizlik sistemi teşkili için gerekli olan kil grubu mineral bulunuyorsa, kil tabakası uygun nemlendirme ve en az iki tabaka olarak sıkıştırma ile toplam 50 cm kalınlığında ve geçirimliliği en fazla 10-9 m/sn olacak şekilde tabana serilir. Eğer ruhsat sahasında geçirimsizlik sistemi teşkili için gerekli olan kil grubu mineral bulunmuyor ve tesis dışından getirilmeyecekse, bu sistem jeosentetik malzemelerle oluşturulur, bu durumda tesisin tabanında yapılan kazı sonrası tabanda bulunan tampon tabakası üzerine jeosentetik kil tabakası ve HDPE jeomembran birlikte uygulanır. Yan yüzeylerde ise, kil tabakası veya jeosentetik kil tabakası ve HDPE jeomembran birlikte uygulanır. (6) Jeosentetik geçirimsizlikmalzemelerinin kullanıldığı tehlikeli ve tehlikesiz maden atık depolama tesislerinde, yan yüzeylerde malzemelerin yüzeyde akmadan durması için pürüzlü jeomembran ve palyelisistem uygulanır. (7) Maden atıklarının depolandığı tesislerin tabanında yer altı suyu bulunması ya da yer altı suyunun yükselerek tabanda teşkiledilecek geçirimsizlik sistemine zarar verme olasılığı bulunması durumunda, tabanda yer altı suyunu drene edecek bir sistem oluşturulur. Bu sistemde doğal ya da jeosentetik malzemeler kullanılır. (8) Sızıntısularının toprak ve yer altısuları için oluşturacağı potansiyel risklerin engellenmesi ve kapatma sonrası maden atıklarının depolandığı tesisin duraylılığının uzun vadede sağlanması için, geçirimsizlik sistemine ilave olarak depo tabanında sızıntı suyu drenaj, toplama ve gerekirse arıtma sistemi inşa edilir. Drenajsistemi teşkilinde, atığın tane boyutu ve kil içeriği gibi özellikleri dikkate alınarak sızıntıyı toplamaya uygun doğal ya da jeosentetik malzemeler seçilir. (9) Yağmur sularının maden atıklarının depolandığı tesislere girişini ve dolayısıyla oluşturacağı hidrolik yükü önlemek amacıyla gerekli yağış hesabı yapılarak kuşaklama kanalları inşa edilir ve depolama tesisinde gerekli hava payı bırakılır. (10) Toplanan sızıntı sularının alıcı ortama deşarj edilmesi durumunda 31/12/2004 tarihli ve 25687 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Su Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği ve 30/11/2012 tarihli ve 28483 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yüzeysel Su KalitesiYönetimi Yönetmeliği hükümleri uygulanır. (11) Geçirimsizlik teşkilinde kullanılacak HDPE jeomembranın kalınlığı en az 2 mm, yoğunluğu en az 941 – 965 kg/m3 olmalıdır. Ayrıca, geçirimsizlik malzemeleri teknik özellikleri bakımından ulusal ya da uluslararasıstandartlara uygun olmalıdır. (12) Yığın liçi tesislerinin taban teşkilinde en az bu maddenin dördüncü fıkrasında yer alan kalınlık ve geçirimlilik hükümleri uygulanmak zorundadır. (13) Atık çöktürme havuzlarında bu madde hükümleri uygulanmamakla birlikte,atıkla temas edecek tüm yüzeylere özelsızdırmaz beton kaplanır. (14) Pasa depolama alanlarıiçin bu madde hükümleri uygulanmamakla birlikte, uygun yükseklikte ve şev eğiminde stabilite önlemleri alınır. Ayrıca, sülfür içeren ve asit kaya drenajı potansiyeli bulunan pasalar hava ve su ile teması kesecek şekilde, nötrleştirme kapasitesi bulunan pasalarla tamponlanarak ya da sızıntı suyunun toplanarak arıtılması için gerekli tekniklerle, uygun şev eğimi ve palyelisistemlerle depolanır ve depolama sonrası rehabilite edilir. Bu sahaların yüzeysel/yer üstü ve yer altı suyuna etkileri gözlem noktaları ve gözlem kuyularından alınacak su numuneleri ile izlenir. (15) İnert maden atıklarının depolandığı tesisler için bu madde hükümleri uygulanmaz. " düzenlemesine yer verilmiştir. 02.04.2015 tarihli, 29314 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak, atıkların oluşumundan bertarafına kadar çevre ve insan sağlığına zarar vermeden yönetiminin sağlanması amacıyla yürürlüğe giren Atık Yönetimi Yönetmeliğinin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde; "... Madenlerin aranması, çıkarılması, işleme tabi tutulması veya depolanması sonucu oluşan atıklar ile inşaat ve yıkıntı atıklarının tanımlanmasında EK-4 atık listesi, tehlikelilik özelliklerinin belirlenmesinde EK-3/A’da verilen tehlikelilik özellikleri ve EK-3/B’de verilen sınır değerler ile bu atıkların yönetiminde EK-2/A ve EK-2/B’de belirtilen atık işleme yöntemleri kullanılır; ancak bu Yönetmeliğin diğer hükümleri uygulanmaz." düzenlemesine yer verilmiş, 26.03.2010 tarih ve 27533 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmeliğin , Dördüncü Bölümünde, "Düzenli depolama tesislerinin inşaatı" üst başlığı, "Yer seçimi" alt başlığı ile düzenlenen 15. maddesinde; "1)Düzenli depolama tesis sınırlarının yerleşim birimlerine uzaklığı I. sınıf düzenli depolama tesisleri için en az bir kilometre, II. sınıf ve III. sınıf düzenli depolama tesisleri için ise en az iki yüz elli metre olmak zorundadır. 2) Ayrıca, düzenli depolama tesisinin yer seçiminde; a) Düzenli depolama tesisinin hava ulaşım güvenliğini etkileyip etkilemediği, b) Orman alanları, ağaçlandırma alanları, yaban hayatı ve bitki örtüsünün korunması gibi özel amaçlarla koruma altına alınmış alanlara uzaklığı, c) Bölgede bulunan yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve koruma havzalarının durumu, yeraltı su seviyesi ve yeraltı suyu akış yönleri, ç) Sahanın topografik, jeolojik, jeomorfolojik, jeoteknik ve hidrojeolojik durumu, d) Taşkın, heyelan, çığ, erozyon ve yüksek deprem riski, e) Hâkim rüzgâr yönü ve yağış durumu, f) Doğal veya kültürel miras durumu dikkate alınır. (3) Sahada akaryakıt, gaz ve içme-kullanma suyu naklinde kullanılan boru hatları, yüksek gerilim hatları bulunmaz. (4) Çevresel etki değerlendirmesi sürecinin tamamlanmasını müteakip seçilen alan, ilgili planlara işlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanun'un "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. HUKUKİ DERĞERLENDİRME: Tarım dışı kullanım izninin iptali bakımından; Dava konusu ... tarih ve ... sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararına konu alanda yer alan, Bursa İli, Yenişehir İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan toplam 2.4698 hektar alanın tarım dışı amaçla kullanılmasının uygun bulunmasına ilişkin, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün ... tarihli ve E... sayılı işleminin iptali istemiyle TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanlığı tarafından açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "iptaline" ilişkin karar verilmiş olmakla birlikte, söz konusu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin E:... sayılı dosyasında yargılaması devam ettiği, dolayısıyla karar henüz kesinleşmediğinden, tarım dışı kullanım izninin iptaline ilişkin yargı kararının, dava konusu işlemin iptaline doğrudan gerekçe olamayacağı, Mahkeme kararı henüz kesinleşmeden nihai ÇED Raporunda yer verilen taahhüdün davalı yanında müdahil şirket tarafından yerine getirilememiş sayılamayacağından, dava konusu işlemin iptaline ilişkin Kararda, kesinleşmemiş yargı kararının da gerekçe gösterilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. İşlemin esası bakımından yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde verilen Karar bakımından ise; ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir. Temyize konu Mahkeme Kararında, tüm hususları ile detaylı bir şekilde yer verilen 23.10.2023 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; jeoloji mühendisliği yönünden yapılan incelemede; dava konusu ÇED raporu ve eklerinde açıklanan jeolojik bilgilerin genellikle saha gerçekleriyle uyumlu olmakla birlikte sahanın hidrojeolojik özelliklerinin açıklanması ve değerlendirilmesi yönünden önemli eksiklikler içerdiği; keşif gününde yapılan gözlemlerde altere ve ayrışmış volkanik kayaçların bulunduğu alanda topoğrafik eğimin yüksek olduğu yamaçların ve şevlerin potansiyel heyelanlı olabileceği izlenimi edinildiği, buna karşın ÇED raporunda ve eklerindeki kapsamlı jeolojik raporların hiç birinde bu konuya değinilmemiş olmasının eksiklik olarak değerlendirildiği, proje alanında yapılacak olan atık barajının duraylılığı ile ilgili zemin emniyetinin sağlanması için yapılan hesaplama sonucunda belirlenen güvenlik katsayılarına ve şev açılarına göre projelendirildiği, bu nedenle, yapılacak kazı çalışmaları sırasında veya sonrasında stabilite sorunları ile ilgili (toprak kayması, kaya düşmesi vb.) gibi olaylar beklenmediği açıklamasının yeterli olmadığı, bahsedilen EK-23’deki AFAD görüşünde, 2. maddede “Deprem, orman yangını, heyelan, kaya düşmesi, vb. doğal ve insan kaynaklı afetlere karşı alınacak önlemlerin ÇED raporuna eklenmesi gerektiğinin vurgulandığı, buna karşılık ÇED raporunda EK-22’de açıklanan acil eylem planında verilen kitabi bilgiler ve diğer konulardaki taahhütlerin yeterli olmadığı; dava konusu alandaki potansiyel heyelanlı şev ve yamaçlar ile birim üzerindeki heyelan ve akma türü jeolojik risklerin ÇED raporunda açıklanmamasının önemli bir eksiklik olarak değerlendirildiği; atık barajı yapımı sırasındaki yapılan kazılar ve oluşturulan yapıların bulunduğu alanın riskli olduğu kanaatine varıldığı, atık barajı ve zenginleştirme tesisi alanında yapılmış olan geoteknik değerlendirme raporunun yapılacak yapının sağlam ve taşıma gücüne yönelik bilgiler içermekle birlikte alanın potansiyel heyelanlı olmasına yönelik bilgiler ve alınması gereken önlemler konusunda yeterli olmadığı; depremsellik ile ilgili olarak, proje alanın 1. derece deprem bölgesinde yer alması ve 7 ve üzeri deprem üretme potansiyeli olan Kuzey Anadolu Fay hattının güney kolu olan İznik-Mekece Diri Fayı’nın proje alanının yaklaşık 3.85 km kuzeyinden geçmekte olduğu açıklamaların doğru olduğu, bununla birlikte depremin çevre üzerinde yaratacağı olumsuz etkilerin, alınacak önlemlerin ve taahhütlerin açıklanması konularının yeterli olmadığı, ÇED raporunda EK-22’de açıklanan acil eylem planında verilen kitabi bilgiler ve taahhütlerin yeterli olmadığı, olası şiddetli bir depremin yörede heyelan oluşturma ve atıkların doğaya karışması tehlikesi bulunduğu, ÇED raporunun depremin çevre üzerinde yaratacağı olumsuz etkilerin, alınacak önlemlerin ve taahhütlerin açıklanması konularında yeterli olmadığı kanaatine varıldığı; Asbest oluşturan mineraller yönünden değerlendirmede, dava konusu etkinlikle ilgili hazırlanmış olan “Atık Yönetim Planı” raporunda 4. Bölüm olarak faaliyet sonucu oluşacak atıkların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin belirtildiği, ÇED Raporunun söz konusu bölümünde “ocak alanındaki pasa atıklarının fiziksel ve kimyasal özellikleri belirlemek için analiz yapılmadığının, sahada yapılan gözlem sonucunda pasanın içeriğinde hematit(Fe2O3),kuvars(SiO2),diyopsit(CaMgSiO2epidot{Ca2}{Al2Fe3+}(Si2O7)(SiO4)(OH),aktinolit– tremolit (Ca2(Mg,Fe)5Si8O22(OH)2), granat (X3Y2Si3O12), kalsit(CaCO3) ve klorit ((Mg,Fe,Al)6 (Si,Al)4O10 (OH)8) mineralleri olduğunun düşünüldüğünün belirtildiği, dava konusu pasa alanında bulunan lifli yapıdaki minerallerin olabilecek etkinlikler sonucu havaya karışması ve rüzgârla uçuşması sonucu yakın yöredeki yaşayan köyler için sağlık açısından riskli olabileceği kanaati edinildiği, Asit kaya/maden drenajı ve metal çözünürlüğü yönünden değerlendirmede, ÇED raporu EK-24’de sunulan Asit Maden Drenajı raporunun değerlendirmeler açısından önemli hatalar ve eksiklikler içerdiği, Asit Maden Drenajı (AMD) analiz ve değerlendirmelerinin cevher ve yan kayaç için yapılmamış olması yönüyle eksik olduğu, yağış suyu birikintileriyle metal çözünürlüğünün değerlendirilmesinin yanlış olduğu kanaatine varıldığı; ÇED raporunun hidrojeoloji kısmı ile ilgili olarak, yüzey ve yeraltı su noktalarının jeolojik harita üzerinde gösterildiği bir hidrojeolojik harita sunulmaması, tüm proje alanının üzerinde bulunduğu Eosen volkanik kayaçlarının geçirimsiz olarak yorumlanması, akifer özelliğinde olmadığının ve yeraltı suyu içermediğinin açıklanması gibi konularda önemli hatalar olduğu, bu değerlendirmenin doğru olmayıp az geçirimli veya yarı geçirimli benzeri değerlendirme yapılması gerektiği, ÇED raporundaki hidrojeolojik değerlendirmelerde özetle; sahadaki jeolojik birimin geçirimsiz olması ve daimi akışlı derelerin olmaması nedenleriyle atık barajında veya tesiste olabilecek kirlenmelerin yeraltı suyunu ve yüzey suyunu etkilemeyeceğinden önemli bir çevresel etki yaratmayacağının savunulduğu, bu değerlendirmenin doğru olmadığı, atık barajının zarar görmesi veya olası sızıntı durumlarında kirleticilerin zeminden süzülerek derinlerdeki killi şeyl katmanlarına kadar erişmesi ve yeraltı suyu akım yönünde yavaş akmayla ilerlemesinin söz konusu olduğu, yukarıda belirtilen metal çözünme riskleri bu yönüyle değerlendirildiğinde proje özelinde önemli riskler bulunduğu, bu riskin başta proje alanına yakın bölgeyi, akış halinde yeraltı su kaynaklarını ve daha ileri boyutta Yenişehir Ovası’nı tehdit ettiği, ÇED raporundaki hidrojeolojik değerlendirmelerde bu tehditlerin göz ardı edildiği, kaya birimlerinin hidrojeolojik özelliklerinin hatalı olarak belirlendiği, hidrojeolojik risklerin, tehditlerin yeterli düzeyde açıklanmadığı kanaatine varıldığı, maden mühendisliği yönünden yapılan incelemede; mevzuatın izin verdiği alanlarda, mevcut ve potansiyel tüm tehlike ve risklere karşı gerekli önlemler alındıktan sonra tesislerin madenlerin çıkarıldığı yerlere yakın yerlere kurulmasının kabul edilebilir olduğu, flotasyon yönteminin zenginleştirilmesi amaçlanan sülfürlü kurşun-çinko cevheri için uygun yöntem olduğu, bununla birlikte, cevher açısında yapılan değerlendirmede, tesisin içinde bulunduğu maden ruhsatlı alandaki cevherleşme hakkında bilgi verilmekte ancak, “Proje sahibine ait 200610145 ruhsat numaralı sahanın rezerv bilgisinin verilmediği, cevher rezervi, hem tesis kapasitesini belirlemek hem de atık barajı kapasite ve planlaması açısından önemli olduğundan bu verinin olmamasının eksiklik olarak değerlendirildiği; zenginleştirme tesisi açısından değerlendirmede, ÇED raporunda zenginleştirme tesisi kapsamında “Hammadde Stok Alanı”, “Kırma-Eleme Ünitesi”, “Öğütme Ünitesi”, “Flotasyon Ünitesi”, “Susuzlaştırma Ünitesi”, “Konsantre Stok Alanı” ve “Atık Barajı” yapılması planlandığı, tesiste %75 tenörlü kurşun (Pb) konsantresi ve %50 tenörlü çinko (Zn) konsantresi ve atık üretilmesi planlandığı, bunlar dışında başka bir ürün ya da ara ürün elde edilmeyeceğinin ifade edildiği, konsantre kapalı stok deposunun 900 m2 alana sahip olduğu ve plana göre burada satılana kadar günlük yaklaşık 13 ton kurşun (Pb) konsantresi ve 42 ton çinko (Zn) konsantresi depolanacağı, ancak fiili olarak %75 tenörlü Pb konsantresi üretilemediği, satılabilir olmayan ve bir ara ürün niteliği taşıyan bu Pb konsantresinin teknolojik bir çözüm üretilene kadar tesis çalıştığı sürece bu alanda sürekli olarak depolanacağının anlaşıldığı, raporda bu durumun öngörülememiş ve birikecek bu ara ürünle ilgili önlemlerin belirtilmemiş olmasının eksiklik olduğu, ÇED raporunda verilen genel iş akım şemasında katı kütle dengesi (balansı) verilmiş olmasına rağmen su kütle dengesinin (balansı) verilmediği, ÇED raporunun 3.9. numaralı “Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Su Temini Sistemi Planı, Suyun Nereden Temin Edileceği, Suyun Temin Edileceği Kaynaklardan Alınacak Su Miktarı ve Bu Suların Kullanım Amaçlarına Göre Miktarları” başlığı altında proses suyu ihtiyacının açıklandığı, buna göre tesis ilk 3,5 yıl 500 ton/gün kapasiteli olarak çalışırken ilk çalışma sürecinde günlük 300 m3 suya ihtiyaç olacağı, ancak depolama alanında toplanan su yeniden prosese alınacağından, tesisin temiz su ihtiyacının Tablo 69’da belirtildiği şekilde ilk 3,5 yıl için 8 m3/saat, daha sonraki yıllar için 16 m3/saat olarak belirlendiğinin ifade edildiği, Tablo 69 incelendiğinde su dengesinin (atık barajına gelecek ve tesise geri beslenecek su miktarları) rapor içeriğinde belirtilenden farklı verilerle hesaplandığıın görüldüğü, tablodaki verilere göre baraja gelen suyun 3,6 katı kadar buharlaşma olacağı, tesise saatte 42.000 ton su besleneceği gibi normal dışı, gözden geçirilmeye ve açıklanmaya muhtaç veri içerdiği, ÇED Raporunda atık barajından tesise geri beslenmesi düşünülen suyun tesiste kullanım için gerekli özellikleri taşımaması ve/veya planlanan miktarda geri dönüş suyu beslenememesi durumuna karşı alınacak herhangi bir önlem belirtilmemesinin temiz su ihtiyacı ve atık barajı kapasitesi açısından eksiklik olduğu; Atık depolama tesisi (barajı) açısından yapılan değerlendirmede, ÇED raporunda 100 mikrometreden küçük boyuta sahip atıkların ne şekilde katılaştırılacağının ve stabil hale getirileceğinin açıklanmamış olmasının önemli bir eksiklik olduğu, ÇED raporu EK-6 “Atık Yönetim Planında yalnızca atık barajının ilk lotunun(Lot-1A) stabilite analizinin yapıldığı, diğer lotlarla ilgili herhangi bir veri içermediği, ÇED Raporu EK-6 Atık Yönetim Planında atık barajına gönderilecek proses atığının içereceği minerallerin isimleri ile kurşun (Pb) ve çinko (Zn) miktarları verilmiş ancak bunlar dışında niceliksel olarak kimyasal analizlerinin (özellikle ağır metaller ve miktarları) verilmediği, ayrıca yine EK-6’nın 21. sayfasında pasaların (ocak üretim atıkları) kükürt (S) içeriklerinin %0,1’den küçük olması nedeniyle tehlikeli atık olarak değerlendirilmediğinin belirtildiği, tehlikeli atık olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin tek ölçütünün kükürt (S) içeriği olmadığı, bununla birlikte ağır metal içerikleri ile bunların çözünerek alıcı ortama geçişi ile ilgili analiz ve değerlendirmelerin de yapılması gerektiği, ÇED Raporu EK-6’nın 21. sayfasında “Konuyla ilgili yapılan analiz çalışmaları EK-4’te verilmektedir” denmesine rağmen EK-6’nın EK-4’ün raporda mevcut olmadığı, dolayısıyla hangi analiz ve değerlendirmenin yapıldığının belirsiz olduğu, aynı sayfada “Pasa yükseklikleri ve yerin eğimi makul sınırlarda olduğundan stabilite bozulma riski görülmemiştir” denmesine rağmen değerlendirme için herhangi bir sayısal veri sunulmadığı, Asit Maden Drenajı Oluşum Potansiyeli açısından değerlendirmede, ÇED raporunun EK-24“Bursa-Yenişehir Kirazlıyayla Maden Atıklarının Asit Maden Drenajı (AMD) Oluşturma Potansiyelinin İncelenmesi” başlıklı raporda örneklerin yüzeyden alındığının anlaşıldığı, yüzeyden alınan örneklerin çoğunlukla atmosferik koşullara maruz kalarak oksitlenebilir ve sonuçları doğru şekilde yansıtmayabileceği, bu çalışma için alınan numunelerin sondaj karotlarından ve/veya mümkün olduğunca ocaktan çıkacak tüm pasa malzemesini temsil edecek şekilde seçilmiş olması ve hesapların da her bir litolojik katmanı ağırlıksal olarak göz önünde bulundurarak yapılmış olması gerektiği, rapor kapsamında alınan pasa numunelerine farklı tür statik testler uygulandığı ve sonuçlarının ayrı ayrı sunulduğu, ancak farklı türdeki bu testlerin sonuçlarının birbirini teyit etmediği, toprak ve yeraltı suyuna karışma potansiyellerinin ortaya konmamış olmasının diğer bir önemli eksiklik olduğu, ÇED Olumlu Kararının jeoloji mühendisliği açısından uygun olmadığı; inşaat mühendisliği yönünden yapılan incelemede; özetle, ÇED raporuna konu olan tesiste yapılacak/yapılmış betonarme, çelik yapıların yapımının ilgili yönetmelik, deprem şartnamesi ve standartlara uygun olarak projelendirilip idarenin onayına sunulduktan sonra yapılacağından bahsedildiği, teknik olarak ilgili standartlara ve yönetmeliklere uygun yapılacak söz konusu yapıların hem yapımının hem de bu yapıların yapımında kullanılan malzemelerin yöredeki inşaatlardaki malzemelerle benzer olması nedeniyle bu yapıların çevreye olumsuz etkilerinin olmayacaklarının düşünüldüğü, ayrıca, ÇED raporunda depo alanın yapımının ilgili genelge ve standartlara uygun planlandığının görüldüğü, projede kil ile birlikte geotekstil ve geomembran kullanımının oluşturulacak olan sızdırmazlık tabakasının geçirimsizliğini sağlamanın yanı sıra oluşturulan tabakanın kırılganlığını, delinmeye ve çatlamalara karşı direncinin artmasına da katkı verebileceği, söz konusu ÇED raporunda depo alanına depolan atıkların üzerinin de uygun malzemelerle örtülmesi ve bitki örtüsüyle kaplanmasının da genel hatları bu depolanan malzemeden kaynaklanabilecek kirliliğin önlenmesinde fayda sağlayabilecek uygulama olduğu, yüzeysel proje alanını etkisi altına alabilecek yağışların dikkate alındığı, yüzeysel akış debilerine göre drenaj kanalları tasarlandığının dosyadaki bilgilerden anlaşıldığı, yapılacak bu uygulamanın depo alanının yüzeysel sulardan korunması açısından fayda sağlayabileceği, ancak yüzeysel suların deşarjı için planlanan kanalların kaç yıllık taşkın periyoduna göre (en az 200 yıllık taşkın tekerrür periyodu göz önüne alınmalı) projelendirildiği bilgisine dosyada rastlanma dığı, ÇED raporuna konu olan tesisin bulunduğu alanın engebeli ve yüksek eğimlere sahip topoğrafik yapısı göz önüne alındığında; özellikle atık depolama tesislerinin (atık barajlarının) yan yüzlerinin statik, dinamik vb etkiler ve heyelan riskinin göz önüne alınarak stabilitesinin sağlanmasının büyük önem arz ettiği, davaya konu ÇED raporunda atık depolama tesisinin ve bu alana bakan şevlerin/yamaçlarının topoğrafik durum göz önüne alındığında; bu şevlerin/yamaçların stabilitesinin nasıl sağlanacağı konusunda yeterli açıklamaların bulanmadığı, alandaki mevcut uygulamalarda da şevlerde/yamaçlarda/atık barajı seddesinde stabiliteyi artırıcı tedbirlerin yerince alınmamasının önemli bir eksiklik olduğu, bu eksikliklerle Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu kararının İnşaat Mühendisliği yönünden uygun olmadığı yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği, orman mühendisliği yönünden yapılan incelemede; ÇED alanı kapsamında henüz izin talebinde bulunulan ve orman varlığının tam kapalı olduğu sahalar olduğu, bu sahalarda henüz madencilik faaliyeti bulunmadığı, orman alanları açısından davalı şirketin orman işletme izin başvurusu ve kesin olur alınan sahalarda madencilik faaliyetinn başladığı ve orman varlığının bu alanlarda ortadan kaldırıldığı, ormancılık mevzuatı açısından davalı şirketin orman işletme izinlerinin verilmesinde yasal bir engel bulunmadığı ve mevzuat açısından izin verilemeyecek alanlar içinde de yer almadığı, sahanın endemik tür açısından koruma altına alınan sahalardan olmadığı ve daha önce de yangın görmediğinin anlaşıldığı, dolayısıyla orman mevzuatı açısından raporda ve orman izni ile ilgili olarak kısıtlayıcı alanlardan olmadığı, fakat ÇED sahası içinde olup kesin izin verilen alanların dışında yeni izin başvurusuna konu alanlar açısından yapılan incelemelerde tam kapalı orman varlığının bulunduğu, bu alanların da izne konu edilmesi ile yöredeki orman varlığının büyük bir kısmının ortadan kalkacağı, iklim değişikliği ve karbon tutumu ile ormanların su rejimine yaptığı katkı ve yaban hayatının da yaşam alanı olması sebebiyle bu alanların korunması gerektiği, zeytin alanlarına olan etkisi açısından bir değerlendirme yapılacak olursa zeytinlik alanların maden tesisinin faaliyetlerinden etkilendiğine dair bir tespit yapılamadığı, uydu görüntüsü üzerindeki gösterilen yükseltiler göz önüne alındığında, zeytinlik alanların tesise 3 km mesafede olduğu, dosyadaki teknik raporlardan rüzgar akımını engelleyen (704m) bir yükselti olduğu, meteorolojik verilerden hakim rüzgar yerinin zeytinlik alanlardan tesis yönünde olduğu ve ayrıca yükseltinin hava akımını engellediği, bu hususlara bağlı olarak dava konusu işlemin Orman Mühendisliği yönünden uygun olmadığı yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği, ziraat mühendisliği yönünden yapılan incelemede; özetle, ÇED Alanı Arazi Örtüsü/Arazi Kullanım Özellikleri dikkate alındığında, büyük bölümünün fundalık olarak tabir ettiğimiz bitki değişim alanları ile geniş ve karışık orman alanları içerisinde yer almakta olduğu, ÇED alanı toprak özellikleri ve arazi varlığı verileri incelendiğinde ÇED alanının tamamının kireçsiz kahverengi orman toprağı sınıfına dâhil olduğu, toprak özelliklerinin ise çok sığ ya da sığ profilli ve arazi kullanım kabiliyet sınıflandırılmasına göre ÇED alanının VI. sınıf arazi olarak tanımlandığı, bu arazilerin ormanlık veya çayır olarak kullanılmasa dahi orta derecede tedbirler alınmasını icap ettiren araziler olduğu, fazla meyilli ve şiddetli erozyona maruz olduğu, proje sahasında yapılacak kazı işlemleri sonucu arazinin doğal drenaj seklinin bozulması nedeniyle havza içinde yüzey akış ve yeraltı su dengesinin değişmesi ve erozyon riskinin artmasının söz konusu olacağı, proje alanında yer alan iki havzanın üst sınırlarından geçmekte olduğu, bu sınırın bozulmasının havzaların su miktarını etkileyeceği, bu risklerin bölge tarımına zarar vereceği, mevcut ÇED raporunun bu konularda yeterli değerlendirmelere sahip olmadığı, bu hususlara bağlı olarak dava konusu işlemin Ziraat Mühendisliği yönünden uygun olmadığı, kimya temel bilimi yönünden yapılan incelemede; özetle, havada uçuşma özelliğine sahip olan ve ocak alanındaki pasa atıklarında belirlenen amfibol grubu asbest minerallerinden tremolit-aktinolit minerallerinin, çevre halkı üzerinde oluşturabileceği kanser dahil önemli akciğer hastalıkları riskinden ÇED raporunda bahsedilmemesinin önemli bir eksiklik olduğu, sonuç olarak, dava konusu pasa alanında bulunan lifli yapıdaki minerallerin olabilecek etkinlikler sonucu havaya karışması, rüzgârla uçuşması sonucu yakın yörede yaşayan köyler için sağlık açısından riskli olabileceği, insan sağlığını tehdit eden metaller ve diğer kimyasallar açısından yapılan değerlendirmede, ÇED raporu incelendiğinde, baraja gönderilecek atığın %25 katı (%75 su) içereceği belirtilmesine rağmen yapılan hesaplarda katı içeriğinin %75 (%25 su) kabul edildiğinin görüldüğü, bu çelişkili durumun açıklanmasının, katı atık depo kapasitesinin değerlendirilmesi açısından önemli olduğu, Pb (kurşun) ve Zn (çinko) zenginleştirme prosesinde farklı pH değerlerinde çalışılması gerekliliğinin açıklandığı, buna göre, oldukça bazik koşullarda (pH 11,0-12,0) Zn zenginleştirmesi yapılıyorken, Pb zenginleştirmesi aşamasında pH 8,5-9,0 aralığında çalışılmakta olduğu, tesiste pH’in 8,5-9,0 aralığına düşürülmesinin, dinlendirme ve 2/3 oranında taze su eklenmesi ile yapıldığının belirtildiği, ancak bu şekilde pH’ın istenilen aralığa çekilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca, keşif esnasında firma yetkilileri tarafından flotasyon sürecinde açığa çıkan suların dinlendirme havuzlarında bekletilmek suretiyle arıtma işlemi uygulandığının belirtildiği, ancak bu süreçlerin öncesi ve sonrasında su örneklerine ilişkin herhangi bir analiz sonucunun sunulamadığı, bu durumun da metal iyonları ile diğer olası tehlikeli kimyasal bileşenlerin birikimi açısından herhangi bir önlem planlanmadığını düşündürmekte olup çevre halkı açısından tehdit unsuru olan önemli bir konu olduğu, zira, tesiste zenginleştirilmesi hedeflenen metallerden Pb'nin, insan sağlığını tehdit eden en tehlikeli ağır metallerden biri olduğu ve nörotoksik özellikte olduğu, kurulum aşamasında gerekli testlerin yeterli planlanmaması ve bu risklerin ÇED raporunda göz önüne alınmamış olmasının önemli bir eksiklik olarak değerlendirildiği, atık depolama alanı açısından yapılan değerlendirmede, ÇED Raporu EK-6 Atık Yönetim Planında, atık depolama alanına gönderilecek atığın içereceği metallerin isimleri (kurşun-Pb ve çinko-Zn), miktarları verilmiş olmakla birlikte, bunlar dışında bulunması olası diğer kimyasallar (özellikle ağır metaller) ve atık içeriğinin kantitatif analizine ilişkin bir bilgi verilmediği, bununla birlikte, ÇED Raporu EK-6’nın 21. sayfasında ocak üretim atıklarının kükürt (S) içeriklerinin %0,1’den küçük olması nedeniyle tehlikeli atık olarak değerlendirilmediğinin belirtildiği, bir atığın “tehlikeli” olarak nitelendirilmesinin tek belirleyicisinin, kükürt (S) içeriği olmayıp metal içeriklerinin de riski belirlemekte etkin olduğu, bununla birlikte, keşif sırasında tesis yetkilileri tarafından cevherin demir içeriğinin %30’lara kadar ulaşabildiği, demir minerallerinin atıkta kalması için bastırıcı reaktif kullanıldığının ifade edildiği, ancak 19.10.2022 tarihli TÜBİTAK-MAM raporunda, analizi yapılan atığın demir içeriğinin %4 olarak belirtildiği, demirin de kurşun ve çinko gibi insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olan bir diğer ağır metal olduğu, bu hususlara bağlı olarak Kimya Temel Bilimi yönünden uygun olmadığı yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği, çevre mühendisliği yönünden yapılan incelemede; özetle, Atık Depolama Alanı (S23) başlığında hangi tehlikesiz ve tehlikeli atıklardan bahsedildiğinin belli olmadığı, bu alan/alanların geçici olacağı anlaşılmakla beraber tesisin hangi noktalarından ne tür atıkların çıkması beklendiğinin belirtilmediği, Üretim Miktarları tablosunda (Tablo 8, S26) yer alan üretimlere ilişkin bilgilerin, tesis içi bir kütle dengesi oluşturmaya yetmeyecek eksik bilgilere sahip olduğu, genel iş akımı ve ilgili şema incelendiğinde, (S27-28) prosese %5 nemde hammadde girişi varken, aynı şekilde su girişi olduğu da görünmekte, ancak bunun miktarı, yeniden kullanım oranı, kayıplar ve atıktaki nem içerikleri hakkında tutarlı açıklamaların yer almadığı, bu sebeple, zenginleştirme atığı depo alanına (atık barajına) ulaşan atık ve içerdiği su hakkında ÇED raporunda sunulan bilgilerin tutarsız, dolayısı ile depolama hacmine ilişkin hesaplamaların da uygun olmadığı, zenginleştirme çalışmaları sonucunda elde edilecek atıkta mevcut sülfürler/sülfürlü mineraller gibi analizleri yaptırması ve Asit Maden Drenajı potansiyelini belirleyerek ÇED kapsamında sunmasının, alınması gereken çevresel önlemlere ÇED raporunda kapsamlı olarak yer verilmesi ve bu konuda netlik sağlanması açısından önem taşıdığı, işletmelerin sahada yürüttükleri ÇED öncesi çalışmalardan elde ettikleri cevher örneklerinde yürütecekleri zenginleştirme çalışmaları sonucunda elde edilecek atıkta mevcut sülfürler/sülfürlü mineraller gibi analizleri yaptırması ve Asit Maden Drenajı potansiyelini belirleyerek ÇED kapsamında sunulması, alınması gereken çevresel önlemlere ÇED raporunda kapsamlı olarak yer verilmesi ve bu konuda netlik sağlanması açısından önem taşıdığı, ÇED Raporu kapsamında bu tür bir belirsizliğin yer almasının eksiklik olarak değerlendirildiği, flora ve fauna konusundaki değerlendirmede, ÇED Raporu kapsamında yürütülen Ekosistem Değerlendirme Raporu Tablo 5.7.1 ve 5.7.2'de yer alan korunan bitki türlerinin bölgedeki durumuna ilişkin herhangi bir tartışmaya yer verilmediği, fauna araştırması kapsamında nesli tehlike altında ve hassas türlerin 2021 yılı İl Çevre Durum Raporunda belirtilenlerle kısmen örtüşmekte ise de, bölgeye has risk altındaki türlerin tamamını kapsamadığı, fauna ve flora araştırmalarında Bursa ilinde bulunduğu bilinen tüm risk altındaki türlerin işletme faaliyet alanı ve yakın çevresinde bulunup bulunmadığının belirtilmediği, bu hususlara bağlı olarak dava konusu işlemin Çevre Mühendisliği yönünden uygun olmadığı yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki; yargılamaya konu proje, Bursa İli, Yenişehir İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ruhsat numaralı alanda, yapılması planlanan, 345,62 ha’lık maden sahasının 23,65 ha’lık kısımda 300.000 ton/yıl kapasiteli Kurşun-Çinko-Bakır Zenginleştirme (Flotasyon) Tesisi ve Atık Barajı projesi olup, müdahil şirket tarafından, 24,89 ha'lık alana ilişkin olarak daha önce 01.08.2013 tarih ve 13345 karar nolu “Bakır-Kurşun-Çinko Ocağı, Kırma Eleme ve Jig Tesisi” projesi ile ilgili olarak ÇED Gerekli Değildir Kararı (Jig Tesisi kurulmamış) ve daha sonra mevcut izin alanı olan 24,89 ha'lık alanı da kapsayacak şekilde toplam 273,63 ha alan için de ... tarih ve ... karar nolu “Bakır-Kurşun-Çinko Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi Kapasite Artışı” projesi ile ilgili olarak ÇED Olumlu Kararı bulunmakta olup, değerlendirmelerin 19.04.2019 tarihli, 5482 sayılı ÇED Olumlu Kararına konu olan Kurşun-Çinko-Bakır Zenginleştirme (Flotasyon) Tesisi ve Atık Barajı üzerinden yapılması gerekirken; bilirkişi raporunun ve bilirkişi raporunda maden ocağına ilişkin değerlendirmeler ayrı tutularak karar verildiği belirtilmesine rağmen, Mahkemece 2013 yılından itibaren işlemeye başlayan ve zamanla büyütülen maden ocağını da içine alacak şekilde değerlendirme yapılmak suretiyle karar verildiği, bu kapsamda; jeoloji mühendisi bilirkişi tarafından eksiklik olarak belirtilen ÇED Raporu EK-24'te sunulan Asit Maden Drenajı Raporunda yer alan değerlendirmelerin, cevher ve yan kayaç için yapılmadığı tespitinin, maden mühendisi bilirkişi tarafından yapılan sahanın rezerv bilgisine ilişkin eksik veri olduğu değerlendirmenin, projeyi kusurlandıracak bir niteliği bulunmadığı görüldüğünden, Mahkeme kararının; Kurşun-Çinko-Bakır Zenginleştirme (Flotasyon) Tesisi ve Atık Barajının dışında kalan hususlarla ilgili değerlendirmelerinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Dava konusu işlemin dayanağı Nihai ÇED Raporunda; zenginleştirme tesisinin içinde bulunduğu maden ruhsatlı alandaki bakır- kurşun- çinko ocağından ve tesisin ve atık barajının kapasitesinin el vermesi durumunda çevre ocaklardan getirtilecek malzemenin işlenerek 10 yıllık tesis ömrü içinde faaliyet göstereceği, zenginleştirme tesisinde 1000 ton cevherin zenginleştirilmesi sonucunda günlük 894,88 ton atık oluşmasının beklendiği, proje kapsamında 11,24 ha büyüklüğünde ve 3.780.000 m3 depolama hacmine sahip depolama alanı (atık barajı) kurulmasının planlandığı, flotasyon işlemleri sonucunda oluşacak maden atıklarının, Maden Atıkları Yönetmeliğine uygun olarak projelendirilen atık barajında bertaraf edileceği, sürecin Nihai ÇED Raporu EK-6'da yer alan Maden Atığı Yönetim Planında detaylandırıldığı, atık barajının geçirimsizliğinin; Maden Atıkları Yönetmeliğinin 11. maddesinde verilen geçirimsizlik sistemine uygun olarak projelendirileceği, proje alanında yapılacak tesisin, taban kotu itibariyle taşkın riski altında olmadığı, atık barajının proje firması tarafından projelendirilirken kot farkları göz önünde bulundurularak heyelan ve statik hesaplarına dayanılarak yapıldığının belirtildiği, Nihai ÇED Raporunda Doğal Afet ve Deprem Durumuna İlişkin Alınacak Önlemler başlığı altında, atık barajının inşaasının yüksek şiddetli depremlere dayanıklı olarak tasarlandığı, çalışacak personelin deprem durumunda yapması gerekenlere ve alınacak önlemlere ile ilgili dökümanlar, acil müdahale planı ve risk değerlendirme tabloları içerisinde Ek.22'de verildiği, flotasyon tesisinin ve atık barajının işletme sürecinde de; Maden Atıkları Yönetmeliği ve Atık Yönetimi Yönetmeliği hükümleri gereğince yapılması gerekenlere uygun olarak çalışılacağının belirtildiği, atık barajının statik hesaplamalarının Nihai ÇED Raporunda “3.24. Zemin Emniyetinin Sağlanması İçin Yapılacak İşlemler” başlığı altında anlatıldığı, Zenginleştirme Sonucu Oluşacak Maden Atığı Miktarı, Maden Atığının Karakterizasyonu, Maden Atık Bertaraf Tesisinin Sınıfı: Günlük 894,88 ton atık da 3.780.000 m3 hacimli atık depolama alanında depolanacağı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı yazısında yayımlanan açıklamaya göre bakır kurşun ve çinko madenleri ile bunları ihtiva eden pirit, kalkopirit, pirotin, sfalerit, galen vb. ile kompleks cevherlerin zenginleştirilmesinden kaynaklı atıkların Atık Yönetimi Yönetmeliğinin Ek-4 listesinde yer alan “010304” koduyla (A) koduyla analiz gerekmeksizin doğrudan tehlikeli atık olarak kabul edileceği, bu madenlerden kaynaklanan pasaların da potansiyel asit üretici olarak tanımlanır denildiği, madencilik faaliyetleri sonucu oluşacak atıkların; Maden Atıkları Yönetmeliği Ek-3’te belirtildiği üzere Atık Yönetimi Yönetmeliği; Ek-4 Atık Listesi, tehlikelilik özelliklerinin belirlenmesinde Ek-3/A’da verilen tehlikelilik özellikleri ve Ek 3/B’de verilen sınır değerlerin kullanılacağı, Atık Yönetimi Yönetmeliği; Ek-4 Atık Listesi’ne göre tesisten kaynaklanan atıkların; Atık barajı inşaatını yüklenen firma tarafından stabilite bozulma riski değerlendirilerek projelendirildiği, Maden Atıkları Yönetmeliği Ek-5 kriterleri göz önüne alındığında; depolanacak atıkların Atık Yönetimi Yönetmeliği’ne göre Tehlikeli Atık olarak sınıflandırıldığı, yine tesisteki tehlikeli atık düzeyi göz önüne alındığında ilgili Yönetmeliğin Ek-5 Maden Atık Bertaraf Tesisi Sınıflandırma Kriterleri B bendi: ‘’Tesisteki mevcut tehlikeli atık düzeyi’’ kriterine göre atık barajının ‘’Kategori A’’ olarak sınıflandırıldığı belirtilmiştir. Yapılmakta olan projenin doğası gereği, tehlikeli madde çıkışı ihtiva ettiği, atık barajının da, bu tehlikeli maddelerin bertarafı amacıyla kurulduğu, kurşun- çinko- bakır zenginleştirme tesisi ve atık barajı projesinin gerek inşaat, gerekse çalışması esnasında uyulması gereken kurallara, işin niteliği gereği, yukarıda yer verilen mevzuatta sıkı şekil şartları ile yer verildiği, Nihai ÇED Raporunda da tesisin ve atık barajının inşasının, mevzuatın öngördüğü şekilde gerçekleştirildiğinin belirtildiği görülmektedir. Mahkeme kararına dayanak bilirkişi raporunda; jeoloji mühendis bilirkişi tarafından yapılan topoğrafik değerlendirme, yamaç ve şevlerin heyelan potansiyeline jeolojik raporlarda değinilmediği, alanın stabilite sorunlarına karşı açıklamaların detaylı olmadığı, proje alanın deprem bölgesinde olduğu, olası depremin etkilerinin yeterince irdelenmediği yönündeki tespitleri, Nihai ÇED Raporundaki hidrojeolojik risklerin, tehditlerin yeterince açıklanmadığı yönündeki tespitleri, maden mühendisi bilirkişinin ocaktan çıkacak tüm pasa malzemenin toprak ve suya karışma potansiyelinin ortaya konulmamış olmasının jeolojik açıdan uygun olmadığı yönündeki değerlendirmesi ve inşaat mühendisi bilirkişi tarafından; teknik olarak ilgili standartlara ve yönetmeliklere uygun yapılacak söz konusu yapıların hem yapımının hem de bu yapıların yapımında kullanılan malzemelerin yöredeki inşaatlardaki malzemelerle benzer olması nedeniyle bu yapıların çevreye olumsuz etkilerinin olmayacağı değerlendirmesinin yapıldığı, ÇED raporunda depo alanın yapımının ilgili genelge ve standartlara uygun planlandığının görüldüğü, projede kil ile birlikte geotekstil ve geomembran kullanımının oluşturulacak olan sızdırmazlık tabakasının geçirimsizliğini sağlamanın yanı sıra oluşturulan tabakanın kırılganlığını, delinmeye ve çatlamalara karşı direncinin artmasına da katkı verebileceği, söz konusu ÇED raporunda, depo alanında depolanan atıkların üzerinin de uygun malzemelerle örtülmesi ve bitki örtüsüyle kaplanmasının da genel hatları ile bu depolanan malzemeden kaynaklanabilecek kirliliğin önlenmesinde fayda sağlayabilecek uygulama olduğu değerlendirmesinin yapıldığı, ancak ÇED raporuna konu olan tesisin bulunduğu alanın engebeli ve yüksek eğimlere sahip topoğrafik yapısı göz önüne alındığında; özellikle atık depolama tesislerinin (atık barajlarının) yan yüzlerinin statik, dinamik vb. etkiler ve heyelan riskinin göz önüne alınarak stabilitesinin sağlanmasının büyük önem arz ettiği, davaya konu ÇED raporunda atık depolama tesisinin ve bu alana bakan şevlerin/yamaçlarının topoğrafik durum göz önüne alındığında; bu şevlerin/yamaçların stabilitesinin nasıl sağlanacağı konusunda yeterli açıklamaların bulanmadığı, alandaki mevcut uygulamalarda da şevlerde/yamaçlarda/atık barajı seddesinde stabiliteyi artırıcı tedbirlerin yerince alınmamasının önemli bir eksiklik olduğunun belirtildiği, yine ziraat mühendisi bilirkişi tarafından da proje alanında yapılacak kazı çalışmaları neticesinde arazinin doğal drenaj şeklinin bozulması sonucu havza içinde yüzey akış ve yeraltı su dengesinin değişmesi ve erozyon riskinin artmasının söz konusu olacağı değerlendirmesinin yapıldığı, ancak bu değerlendirmeler yapılırken bilirkişiler tarafından incelenen tesisinin, mevzuatta öngörülenenin aksine bir yapı olup olmadığı yönünde teknik bir değerlendirme yapmaksızın, somut ve bilimsel veriler içermeyen neticelere vardığı, bilirkişi raporunda; gerek Maden Atıkları Yönetmeliği, gerekse Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelikte yer alan, tesisin; yapılacağı sahanın topografik, jeolojik, jeomorfolojik, jeoteknik ve hidrojeolojik durumu, taşkın, heyelan, çığ, erozyon ve yüksek deprem riski, yapılacağı yer, yapı malzemesi, geçirimsizliği vb. sağlaması gereken şartlar yönünden mevzuata uygun tasarlanmadığı şeklinde bir değerlendirme yapılmadığı, teknik olarak tesis hakkında mevzuata aykırı olduğu tespiti yapılmaksızın, bilirkişilerce teknik olarak detaylandırılmayan birtakım olumsuz görüşlerin belirtildiği görüldüğünden, bu hususlar bakımından bilirkişi raporunun, dava konusu işlemin iptaline gerekçe oluşturamayacağı sonucuna varılmıştır. Yine; faaliyet sonucu oluşacak atıkların fiziksel ve kimyasal özellikleri, pasa içinde yer aldığı düşünülen minerallerin kimyasal özelliklerinin açıklanması için analiz yapılmadığı, pasa alanında bulunan lifli yapıdaki minerallerin uçuşarak insan sağlığına vermesi muhtemel zararlar, asit maden drenajı, pasa atıklarında belirlenen amfibol grubu asbest mineralinden olan aktinolit- tremolit minerallerinin varlığı ve bunların insan sağlığına olan zararları açısından, jeoloji mühendisliği ve kimya bilimi yönünden yapılan değerlendirmelerin de, atık barajının tehlikeli atıkların bertarafına ilişkin bir tesis olması ve atık barajının Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelikte düzenlenen koşullara aykırı olarak inşa edildiği ve çalıştırıldığına yönelik bir tespitin bilirkişi raporunda yer almaması nedeniyle bu hususlar bakımından da bilirkişi raporu, dava konusu işlemin iptaline dayanak alınamaz. Bununla birlikte; zenginleştirme tesisinden çıkacak ürünün içeriğine ilişkin ve atık barajına gönderilecek atığın su ve katı oranlarına ilişkin olarak yapılan değerlendirmelerin de, dava konusu projenin çevresel etkilerinden ziyade tesisten elde edilecek faydaya ilişkin olduğu sonucuna varıldığından, bu hususlar da yine ÇED Raporunun sıhhatini etkileyecek nitelikte görülmemiştir. Bu itibarla; yukarıda yer verilen hususlar dikkate alındığında; bilirkişi raporunda bulunan ve Mahkeme kararına dayanak alınan değerlendirmelerin, Nihai ÇED Raporunu kusurlandırıcı nitelikte bulunmadığı, Nihai ÇED Raporunda, zenginleştirme tesisi ve atık barajı projesi ile ilgili olarak muhtemel çevresel etkilere ve olumsuz etkilerin giderilmesi için alınacak önlemlere yer verildiği, projenin ve öngörülen önlemlerin bilimsel esaslara uygun ve yeterli olduğu sonucuna varıldığından, Çinko-Kurşun-Bakır Zenginleştirme (Flotasyon) Tesisi ve Atık Barajı Projesi için verilen dava konusu ... tarih ve ... sayılı Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararında hukuka aykırılık, işlemin iptali yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE, 3. Aşağıda ayrıntısı gösterilen ...- TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı yanında müdahiller tarafından yapılan ...-TL ve ...- TL yargılama giderlerinin, davacı yanında müdahiller üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı idarece temyiz aşamasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen ...-TL yargılama gideri ile ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yapılan yargılamada, 28/10/2020 tarihinde yapılan duruşmada, davalı idare, vekil ile temsil edilmediğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Davalı yanında müdahil tarafından yapılan ...- TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine, 6. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 7. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 16/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyize konu İdare Mahkemesi kararında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, Mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.