3. Ceza Dairesi 2023/10272 E. , 2025/5972 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/142 E. - 2021/253 K. SUÇ : Terör örgütü propagandası yapmak İNCELEME KONUSUKARAR : Durma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında milletvekili seçilmeden önce terör örgütü propagandası yapmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yapılan yargılamasında, İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.09.2021 tarihli ve 202-142 Esas - 2021/253 sayılı Karar…
**3. Ceza Dairesi 2023/10272 E. , 2025/5972 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/142 E. - 2021/253 K. SUÇ : Terör örgütü propagandası yapmak İNCELEME KONUSUKARAR : Durma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında milletvekili seçilmeden önce terör örgütü propagandası yapmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yapılan yargılamasında, İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.09.2021 tarihli ve 202-142 Esas - 2021/253 sayılı Kararıyla Anayasanın 83 üncü maddesi gereğince yasama dokunulmazlığı nedeniyle durma kararı verilmiş, verilen karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 29.03.2023 tarihli ve 94660652-105-35-24008-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2023 tarihli ve 2023/38924 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A.Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Terör örgütü propagandası yapmak suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama neticesinde, sanığın 24.06.2018 tarihinde yapılan 27. Dönem Milletvekili seçimlerinde Muş ilinden milletvekili seçilmesi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 83/2 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8 inci maddeleri uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının durmasına dair İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/03/2019 tarihli ve 2019/15 Esas, 2019/141 sayılı Kararına yönelik kanun yararına bozma yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 17.01.2020 tarihli ve 2019/11436 esas, 2020/506 karar sayılı ilâmı ile anılan kararın bozulmasını müteakip, yeniden yapılan yargılama sonucunda bu kez aynı konuya ilişkin farklı bir milletvekilinin Anayasa Mahkemesine yapmış olduğu bireysel başvuru sonucunda hak ihlali kararı verildiğinden bahisle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 83/2 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8 inci maddeleri uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının durmasına ilişkin İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/09/2021 tarihli ve 2020/142 esas, 2021/253 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre sanığın 24.06.2018 tarihinde yapılan 27. Dönem Milletvekili seçimlerinde Muş ilinden milletvekili seçildiği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Milletvekili Hizmetleri Başkanlığının 24/10/2018 tarihli ve 25311425-180.02 sayılı yazısı ile görevinin devam ettiğinin belirtildiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 26/02/2018 tarihli ve 2018/9346 Esas sayılı iddianamesinde ayrıntıları belirtilen eylemleri gerçekleştirmek suretiyle terör örgütü propagandası yapmak suçunu işlediği iddiası ile kamu davasının açıldığı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Yasama Dokunulmazlığı" başlıklı 83/2 nci maddesinin; "Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır." ve "Temel Hak ve Hürriyetlerin Kötüye Kullanılamaması" başlıklı 14 üncü maddesinin de; " Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir." şeklinde, Geçici 20 nci maddesinin ise "Bu maddenin Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildiği tarihte; soruşturmaya veya soruşturma ya da kovuşturma izni vermeye yetkili mercilerden, Cumhuriyet başsavcılıklarından ve mahkemelerden; Adalet Bakanlığına, Başbakanlığa, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına veya Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığına intikal etmiş yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyaları bulunan milletvekilleri hakkında, bu dosyalar bakımından, Anayasanın 83 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi hükmü uygulanmaz." şeklinde olduğu, Sanık hakkındaki kamu davasının durmasına yönelik İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/03/2019 tarihli kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309 uncu maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına ilişkin Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 17.01.2020 tarihli ve 2019/11436 Esas, 2020/506 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, milletvekili seçiminden önce Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 14 üncü maddesi kapsamında suç işleyen milletvekilinin yasama dokunulmazlığından yararlanamayacağı, hangi suçların bu madde kapsamında olduğu tahdidi olarak sayılmadığından dolayı maddenin kapsamını belirleme görevinin uygulayıcıya ait olduğu, ülkenin bölünmez bütünlüğüne ve anayasal düzene yönelik suç oluşturan söylem ve eylemlerin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 14. maddesi kapsamındaki hakkın kötüye kullanılması niteliğinde görülmesi gerektiği, sanığın, gerek İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2018 tarihli ve 2018/9346 Esas sayılı iddianamesi, gerekse dosyada mevcut 25.11.2015 tarihli tutanakta ayrıntılı olarak belirtilen suç teşkil eden eylemleri milletvekili seçilmeden önceki bir tarihte gerçekleştirdiği, bu nedenle adı geçen sanık hakkında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Geçici 20 nci maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığı ve atılı eylemlerin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 14 üncü maddesi kapsamındaki hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun kabulünün gerektiği de nazara alındığında, yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde durma kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B.Hukuki Süreç 1.Sanığın 01.01.1979 Mazgirt doğumlu olduğu, Türkiye Büyük Millet Meclisi 27. Dönemde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş milletvekili olarak, 28. Dönemde Halkların Eşitlik Ve Demokrasi Partisi (Yeşil Sol Parti) Kars milletvekili olarak seçildiği ve görevine devam ettiği anlaşılmıştır. 2.Sanık hakkında, milletvekili seçilmeden önce, 25.11.2015 tarihinde düzenlenen gösteride slogan attığı iddiasıyla terör örgütü propagandası yapmak suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 3.İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 26.03.2019 tarihli ve 2019/15 Esas - 2019/141 sayılı Kararı ile sanığın 27. Dönem Muş milletvekili seçilmesi nedeniyle Anayasanın 83. Maddesi gereğince kamu davasının durmasına karar verilmiş ve verilen karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir. 4.Söz konusu durma kararına karşı Adalet Bakanlığı tarafından 14.11.2019 tarihinde kanun yararına bozma kanun yolu başvurusunda bulunulmuş, Yargıtay (Kapatılan) 16 Ceza Dairesinin 17.01.2020 tarihli ve 2019/11436 Esas - 2020/506 Karar sayılı ilamı ile sanığa isnat edilen eylemin Anayasanın 14/2 maddesi kapsamında yasama dokunulmazlığının istisnası kapsamında bulunduğu ve yargılamaya devam edilmesi gerekirken durma kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirilerek kanun yararına bozma talebinin kabulüne karar verilmiştir. 5.Talebin kabulüne dair verilen karar üzerine dosyanın gönderildiği İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesince 2020/142 Esas sırasına kaydı yapılan dosyanın yargılama işlemlerine başlanılmış, usulüne uygun şekilde sanığın savunması alınmıştır. Kovuşturma devam ederken, sanıkla benzer hukuki durumda olan ... ... Gergerlioğlu hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 01.07.2021 tarihli ve 2019/10634 sayılı bireysel başvuruya ilişkin ihlal kararının dosyaya sunulması üzerine İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.09.2021 tarihli ve 2020/142 Esas - 2021/253 sayılı Kararı ile Anayasanın 83. Maddesi gereğince yeniden durma kararı verilmiş, söz konusu karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir. 6.Adalet Bakanlığının, 29.03.2023 tarihli ve 94660652-105-35-24008-2021-Kyb sayılı yazısı ile İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.09.2021 tarihli ve 2020/142 Esas - 2021/253 sayılı Kararının CMK 309 uncu maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2023 tarihli ve 2023/38924 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmiştir. C.İlgili Hukuk Konu ile ilgili yasal düzenlemeler 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 14, 83. ve Geçici 20 nci maddeleri, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8 inci ve 309/5 inci maddeleri ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2 nci maddesidir. D.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlığın usule ilişkin ön sorun yönünden kapsamı, daha önce kanun yararına bozma kararı verilen bir dosyada farklı gerekçe ile verilen karara karşı yeni bir kanun yararına bozma talebinde bulunulup bulunulamayacağı ile; esasa ilişkin kapsamı ise, 27. Dönem Milletvekili seçimleri öncesinde başlatılan soruşturma sonucunda terör örgütü propagandası yapmak suçunu işlediği iddiası ile 3713 sayılı TMK'nın 7/2 ve 5237 sayılı TCK'nın 53. maddelerine göre cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında, soruşturma aşamasında milletvekili seçilen sanık hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden, Anayasa'nın 83 üncü maddesi gereğince verilen durma kararında isabet bulunup bulunmadığı hususundadır. 1-Usule ilişkin ön sorun yönünden yapılan incelemede; 5271 sayılı CMK'nın 309/5 inci maddesinde kanun yararına bozma yoluna başvurulması üzerine Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından verilen bozma kararlarına direnilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle Yargıtay tarafından verilen kanun yararına bozma kararlarına uyulması zorunlu olup bozma ilamı doğrultusunda ve bozma gerekçesinde belirtilen hususlar çerçevesinde yargılama yapılıp bir karar verilmesi gerekmektedir. Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; a)Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, b)Bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak, c)Bozma sonrasında yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak, d)İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçelerle veya sonradan yürürlüğe girip lehe hükümler içermekle uygulanması gereken yeni kanun normlarına dayanarak hüküm kurmak, suretiyle verilen hüküm, özde direnme kararı olmayıp yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi hâlinde veya şartları oluşmuş ise kanun yararına bozma konusu yapılması durumunda Yargıtayın ilgili dairesi tarafından incelenmesi gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.11.2014 tarih ve 20103/7-296 Esas - 2014/516 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, kanun yararına bozma kararı sonrasında önceki karardan farklı, başka bir gerekçeyle verilen karar yeni bir karar olup, hukuken direnme niteliğinde değildir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığın usul hukukuna ilişkin yönü değerlendirildiğinde; Somut olayda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi tarafından 17.01.2020 tarihli ve 2019/11436 Esas - 2020/506 Karar sayılı kanun yararına bozma kararının verilmesinden sonra İlk Derece Mahkemesince yargılama işlemlerine yeniden başlanıldığı, sanığın savunmasının alındığı, kamera görüntülerinin çözümünün yaptırılması için bilirkişi görevlendirildiği, özetle kanun yararına bozma kararı doğrultusunda işlemler yapıldığı, kovuşturma devam ederken sanıkla benzer suçlardan başka mahkemelerde yargılanan ve milletvekili seçilmeleri nedeniyle yasama dokunulmazlığına sahip olan .... ve ... ... isimli başvurucuların, yargılanmalarına devam edilmesi nedeniyle Anayasal haklarının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvurularda bulunmaları üzerine, Anayasa Mahkemesi tarafından başvurucuların Anayasa'nın 67 nci maddesinde güvence altına alınan seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının ihlal edildiğine dair kararlar verilmesi üzerine, verilen kararların yargılama konusu dosya açısından da emsal nitelikte olduğu kabul edilerek, bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesi kararları sonrasında ortaya çıkan yeni duruma göre ve öncekinden farklı bir gerekçe ile İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.09.2021 tarihli ve 2020/142 Esas - 2021/253 Karar sayılı kararı ile yeniden durma karar verilmesinin, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi tarafından verilen önceki kanun yararına bozma kararına direnme olarak değil yeni bir karar hükmünde olduğu değerlendirilmiş ve bu nedenle yeni bir kanun yararına bozma talep ve incelemesine konu olabileceği kabul edilmiştir. 2-Esasa ilişkin yapılan incelemede; Uyuşmazlık konusunun, Anayasa'nın seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile yasama dokunulmazlığı düzenlenmeleri ve emsal nitelikteki Anayasa Mahkemesi kararları ile Dairemizin benzer nitelikteki davalarda verdiği kararlar çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasama dokunulmazlığı, yasama organı üyelerinin korkusuzca görev yapabilmelerini sağlayacak, milletvekilinin fikir ve söz hürriyetini eksiksiz ve serbestçe kullanması amacını güden bir anayasal hukuku kuralıdır (H.G.K 1981/4-1166,1984/365). Bir diğer yönden, milletvekilleri aleyhinde yasama sorumsuzluğuna girmeyen ve suç olan fiillerinden ötürü Meclisin kararı olmadıkça kovuşturmaya girişilememesidir (Dönmezer-Erman Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku cilt 1 sayfa 272). Yasama dokunulmazlığı kurumu Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 83 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre, seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır. Anayasa'nın anılan hükmü, yasama dokunulmazlığını bir 'kovuşturma engeli' olarak düzenlemiştir. Bu nedenledir ki, tahdidi olarak sayılan, tutulma/yakalama - gözaltına alma, sorguya çekilme ve tutuklama dışında kalan tüm soruşturma işlemleri yapılabilir ve soruşturma sonunda şartları oluşmuşsa kamu davası açılabilir. Ancak kovuşturma yapılamaz. 5271 sayılı Kanun'un 223/8 maddesi gereğince açılan davanın durmasına karar verilmelidir. Anayasa'nın anılan 83. Maddesinin ikinci fıkrasında yasama dokunulmazlığının istinasları da düzenlenmiştir. Buna göre ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa'nın 14. maddesindeki durumlar yasama dokunulmazlığı kapsamı dışındadır. Anayasa'nın 14. Maddesi, temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması başlığı altında, Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbirinin, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağını düzenlemekle birlikte, bu düzenlemenin, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'kanunilik' ilkesine açık aykırılık oluşturduğu ve belirsiz-öngörülemez nitelikte olduğu hususunda doktrinde görüşler ileri sürülmüştür. Bununla birlikte Anayasa'nın, hangi suçların 14 üncü madde kapsamında kalacağı yönündeki takdir hakkının hakime ait olmasını isteyen bilinçli bir boşluk bıraktığı da söylenebilmektedir. Bu nedenle hangi suçların 14 üncü madde kapsamında kalacağına ilişkin değerlendirme yapılırken aynı konuya ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafından bireysel başvuru üzerine verilmiş ihlal kararları ile Dairemizin içtihatlarının irdelenmesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi (... ... Gergerlioğlu [GK], B. No: 2019/10634, 1/7/2021) kararında özetle; başvurucunun milletvekili seçilerek dokunulmazlık hakkını kazanmasına rağmen, terör örgütü propagandası yapma suçunu işlediğinden bahisle hakkında yargılamaya devam edilmesi nedeniyle, Anayasa'nın 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrasından ve Anayasa'nın seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkını düzenleyen 67 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerinden hareketle, Anayasa'nın 83 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar" ibaresinin kapsamına hangi suçların girdiği konusunda kanun koyucunun düzenlemesi dışında yargı organlarınca yapılan yorumlarla belirlilik ve öngörülebilirliği sağlamanın mümkün olmadığı, ayrıca başvurucunun milletvekili seçilmesinden ve genel olarak yasama dokunulmazlığına sahip olmasından sonra yargılanmasına devam edilerek mahkûm edilmesinin Anayasa'nın 67. maddesi ile korunan haklarını ihlal ettiği belirlenerek başvurucunun seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi (Kadri Enis Berberoğlu (2) [GK], B. No: 2018/30030, 17/9/2020) kararında özetle; Başvurucunun, milletvekili olarak dokunulmazlık hakkını yeniden kazandıktan sonra siyasal veya askerî casusluk ile silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından yargılamaya devam edilmesi ve tutukluluğun sürdürülmesi nedenleriyle, Anayasa’nın 83 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tekrar seçilen milletvekilinin yeniden dokunulmazlık kazanacağı kuralı esastır ve geçerliliğini koruduğu, Geçici 20 nci madde açık bir şekilde ikinci fıkraya bir istisna getirdiğine göre tekrar seçilen milletvekilinin 83 nci maddenin dördüncü fıkrası uyarınca yasama dokunulmazlığını kazanmasını engelleyen bir istisna hükmünün bulunmadığı, böyle bir istisna hükmü anayasa koyucu tarafından ayrıca ve açıkça konulmadığına göre yeni seçilen bir milletvekilinin 83 üncü maddenin sağladığı dokunulmazlıktan tam olarak faydalanabileceği, TBMM'ce yeniden dokunulmazlığı kaldırmadığı sürece hakkında soruşturma yürütülemeyeceği ve kovuşturma yapılamayacağı, yeniden milletvekili seçilmesine karşın hükmen tutuklu olarak kovuşturma sürdürülüp infaz evresine geçilerek başvurucunun yasama dokunulmazlığını koruyan Anayasa'nın 83 üncü maddesi hükmüne aykırı davranıldığı belirlenerek başvurucunun Anayasa'nın 67 nci maddesinde güvence altına alınmış olan seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi (Figen Yüksekdağ Şenoğlu ve diğerleri, B. No: 2016/39759, 30/3/2022) kararında özetle; başvurucunun milletvekili seçilmesinden ve genel olarak yasama dokunulmazlığına sahip olmasından sonra hakkında isnat edilen terör örgütü propagandası yapma suçunun Anayasanın '14 üncü maddesindeki durumlar' kapsamında görülen suçlardan olduğu kabul edilerek yargılanmasına devam edildiği ve mahkûmiyet kararının onandığı, başvurucunun yasama dokunulmazlığının bulunmadığının tespiti yönünden adli makamlarca, Anayasanın 83 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan dokunulmazlıkların Meclisce kaldırılması usulü başvurucu yönünden uygulanmadığı, bu nedenlerle başvurucunun yasama dokunulmazlığının seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının korunmasına ilişkin temel güvencelere sahip, belirliliği ve öngörülebilirliği sağlayan anayasal veya yasal bir yöntemle kaldırılmadığı belirlenerek Anayasanın 67 nci maddesi ile korunan seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Dairemizin 11.07.2023 tarihli ve 2023/27 Esas - 2023/5120 Karar sayılı kanun yararına bozma başvurusu üzerine verilen kararında özetle; Milletvekili seçilmeden önce terör örgütü propagandası yapma ile suç ve suçluyu övme suçlarını işlediği iddia edilen ... hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılamasında, sanığın üzerine atılı eylemlerin Anayasa'nın 14/1 inci maddesinde öngörülen Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler/ durumlar kapsamında değerlendirilemeyeceği, milletvekili olan sanık yönünden Anayasa'nın 83 üncü maddesi gereğince kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223/8 inci maddesi uyarınca verilen durma kararında isabetsizlik bulunmadığı kabul edilerek kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. Yine Dairemizin 04.04.2023 tarihli ve 2023/3102 Esas - 2023/1966 Karar sayılı kanun yararına bozma başvurusu üzerine verilen kararında özetle; Milletvekili seçilmeden önce terör örgütü propagandası yapma suçunu işlediği iddia edilen Ayşe Sürücü hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılamasında, sanığın üzerine atılı eylemin Anayasa'nın 14/1 inci maddesinde öngörülen Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler/durumlar kapsamında değerlendirilemeyeceği, milletvekili olan sanık yönünden Anayasa'nın 83 üncü maddesi gereğince kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223/8'inci maddesi uyarınca verilen durma kararında isabetsizlik bulunmadığı kabul edilerek kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. Bu açıklamalar ışığında ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Gerek 4709 sayılı Kanun'un 1 inci maddesiyle Anayasa'nın başlangıç kısmında yer alan 'Hiçbir düşünce ve mülahaza' ifadesi yerine 'Hiçbir faaliyet' ibaresinin getirilmesi ve yine Anayasa'nın 14 üncü maddesinin ilk halinde yer alan 'teşvik ve tahrik' ifadesinin metinden çıkarılarak 'faaliyetler' ibaresi olarak değiştirilmesi; gerekse yukarıda ilgili bölümde yer verilen ve somut olaya benzerlik gösteren olaylarda bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince verilmiş emsal nitelikteki hak ihlali kararları ile yine Dairemizin yukarıda gösterilen istikrar kazanmış emsal nitelikteki içtihatları nazara alındığında; milletvekili seçilen sanığa isnat edilen terör örgütü propagandası yapma suçunun, Anayasanın 83 üncü maddesinde düzenlenen yasama dokunulmazlığı ve 14 üncü maddesinde düzenlenen temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamamasına ilişkin istisna kapsamında Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler/durumlar olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilerek, İlk Derece Mahkemesince verilen durma kararında isabetsizlik görülmediğinden, kanun yararına bozma talebinin reddine, oy birliği ile karar verilmiştir. II.KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Soruşturma dosyasının, merciine gönderilemek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2025 tarihinde karar verildi.