(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/3082 E. , 2010/10244 K. "" MAHKEMESİ :Kartal Asliye 4. Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkilince zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan ve davalıya ait olan motosikletin, davalı tarafından ye…
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2010/3082 E. , 2010/10244 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kartal Asliye 4. Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkilince zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan ve davalıya ait olan motosikletin, davalı tarafından yeterli ehliyeti olmaksızın kullanıldığı sırada bir başka araca çarparak kaza yaptığını, motosiklette yolcu olan üçüncü kişinin kazada öldüğünü, müvekkilince yakınların 34.834,00 TL destek tazminatı ile karşı araç sürücüsünün kasko sigortasına 2.712,00 TL hasar bedeli ödendiğini, ancak bu zararın teminat dışı olduğunu ileri sürerek, anılan meblağ toplamının faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ceza davasında kusur oranının yeterli bir şekilde ispat edilemediğini ve sonucunun beklenmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davalı malik ve sürücünün kazada tam kusurlu olduğu ve istenen tazminatın yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, anılan meblağın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazasına dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davaya konu kazaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında, arıza nedeniyle kaldırıma bir metre mesafede dörtlüleri yakarak duran araca çarpan davalı motosiklet sürücüsünün kusurlu olduğu belirtilmiştir. Kusur oranının belirlenmesi bakımından, ceza dosyasında alınan 16.10.2006 tarihli bilirkişi raporuna göre ise kazada hem davalının hem de usulsüz park eden araç sürücünün kusurlu olduğu belirlenmiştir. Bu rapora göre Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20.11.2007 tarih ve 2006/420-2007/428 sayılı kararı ile hem motosiklet sürücüsü davalının hem de park halindeki araç sürücüsünün kusurlu oldukları gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmiş, ancak bu karar yasa değişikliği nedeniyle Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından bozulmuş, karar henüz kesinleşmemiştir. Bu davada alınan Adli Tıp Kurumu raporunda ise; yolda gece aydınlatmasının bulunduğu, arıza nedeniyle park halindeki aracın dörtlü ışıklarının yandığı, her iki yöne üçer şeritli yol olduğu, fren ve manevra yapmayan davalının asli ve tek kusurlu olduğu, arızalanan minibüs sürücüsünün kusursuz olduğu belirlenmiş, buna göre tazminat hesabı yapılmıştır. BK'nın 53. maddesine ve yerleşik Yargıtay uygulanmasına göre, hukuk hakimi, ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ile bağlı değil ise de; ceza kararındaki kusur durumu, bir maddi olguyu tespit ediyorsa bu kusur tespiti ve buna dayalı verilen karar hukuk hakimini de bağlayacaktır. Ayrıca, aynı maddi olgulara dayalı ceza ve hukuk mahkemelerince ayrı kusur oranlarının tespiti adalete duyulan güveni de zedeler nitelikte olacaktır.