Başvuru, Cizre'de terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlar sırasında ölüm olayı meydana gelmesi ve konuya ilişkin etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının, cenazeye ulaşılırken özensiz davranılması, cenazenin teşhisi ve teslimi ile defin sürecinde zorluklarla karşılaşılması nedeniyle de kötü muamele yasağının, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; Cizre'de terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlar sırasında ölüm olayı meydana gelmesi ve konuya ilişkin etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının, cenazeye ulaşılırken özensiz davranılması, cenazenin teşhisi ve teslimi ile defin sürecinde zorluklarla karşılaşılması nedeniyle de kötü muamele yasağının, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 26/12/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. PKK terör örgütü 12/8/2015 tarihinden itibaren Cizre ilçesinin de dâhil olduğu bazı merkezlerde öz yönetim ilan etmiştir. Öz yönetim ilan ettiği bölgelerde patlayıcıyla tuzaklanmış hendekler kazmak ve barikatlar kurmak suretiyle yalıtılmış bölgeler oluşturmaya çalışan PKK terör örgütü, kamuoyunda hendek olayları olarak adlandırılan ve aylarca devam eden bu süreçte roketatarlar, keskin nişancı tüfekleri, patlayıcılar ve otomatik saldırı tüfekleri kullanarak terör saldırıları düzenlemiştir. Okullar, hastaneler, barajlar, adliye binaları, ambulanslar gibi temel kamu hizmetlerini sağlayan eşya ve binaların yanında sivilleri de hedef alan bu terör saldırılarında 335 sivil hayatını kaybederken 106 kişi yaralanmıştır. Terör saldırılarında 859 güvenlik görevlisi ve Derik kaymakamı şehit olmuş, 711 güvenlik görevlisi yaralanmıştır. Bu terör eylemlerinin engellenmesi, halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla sözde öz yönetim ilan edilen bazı bölgelerde mülki idare amirliklerince sokağa çıkma yasakları uygulanarak terörle mücadele operasyonları başlatılmıştır (hendek olayları, öz yönetim ilanları, PKK terör örgütünün şehir savaşı stratejisi ve sokağa çıkma yasakları hakkında arka plan bilgisi ile ayrıntılı açıklamalar için bkz. Gazal Kolanç ve diğerleri [GK], B. No: 2017/37897, 5/7/2022, §§ 16-28, 67, 346-348). Başvuru konusu olay, yukarıda özetlenen operasyonların gerçekleştirildiği ve sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı dönemde yaşanmış olup başvuru formu ve ekleri ile Bakanlık görüşü ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 18/2/2016 tarihinde, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının kararına istinaden, Cudi Mahallesi Niran Sokak'ta bulunan ve güvenlik güçleri tarafından C-3185 olarak belirtilen binanın kalıntıları arasında arama yapılmıştır. Tamamen yıkılmış olan binadaki moloz yığınları kepçe vasıtasıyla temizlendiğinde altısı erkeğe ve biri kadına olmak üzere toplam yedi cesede ulaşılmıştır. Arama Tutanağı'nda, olay yerinde iki adet AK-47 model silah ile boş şarjörlerin bulunduğu, cesetler üzerinden kimlik veya zati eşya çıkmadığı kayıt altına alınmıştır. Kimliği belirsiz cesetlere (1)'den (7)'ye kadar numara verilmiştir. Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma işlemlerine başlanmıştır. (4) No.lu ceset üzerinde aynı gün yapılan ölü muayene işlemi sırasında fotoğraf ve kamera çekimi de yapılmıştır. Ölü muayene işlemi neticesinde (4) No.lu kişinin ölümünün üzerinden yaklaşık 15 (on beş) günden fazla süre geçtiği tespit edilmiştir. Yine aynı gün icra edilen otopsi işlemi de fotoğraf ve kamera çekimi ile kayıt altına alınmıştır. Otopsi işlemi sırasında cesetten, sol femur kemiğinden ve sağ omuz ekleminden olmak üzere -dip kısımları yassılaşmış hâlde- 2 (iki) ateşli silah mermi çekirdeği ele geçirilmiştir. İşlem sırasında -cesedin kimliğinin tespiti maksadıyla- doku örneği de alınmıştır. Otopsi Raporu'nda kişinin ölümünün, ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı olarak gelişen kemik kırıkları ile iç organ değişimleri ve büyük damar kopması sonucu meydana geldiği mütalaa edilmiştir. Ölü muayene ve otopsi işlemlerinde, çürümeye bağlı deformasyon nedeniyle vücuttan svap örneği ve parmak izleri alınamamıştır. Olay yerinde yapılan incelemede, olay yerinin fotoğraf ve kamera çekimleri yapılmıştır. Olay Yeri İnceleme Raporu'nda olay yerinde ele geçen iki adet silahın ve şarjörlerin moloz altından çıkması nedeniyle vücut izi incelemesine uygun olmadığı belirtilmiştir. Cesetten ele geçen kıyafetler kriminal inceleme yapılmak üzere alıkonmuştur. Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 10/3/2016 tarihli uzmanlık raporuna göre cesetten alınan gömlek ve pembe renkli tişört üzerinde atış artıklarında bulunan antimion (Sb) elementi tespit edilmiştir. 4 No.lu cesetten alınan doku örneği ile Ş.İ.den alınan doku örnekleri moleküler genetik incelemeye tabi tutulmuş ve inceleme sonucunda cesedin başvurucuların yakını F.Ç.ye ait olduğun anlaşılmıştır. Soruşturma sırasında başvurulardan Abdurrahim Çağlı'nın ve Cemal Çağlı'nın ifadelerine başvurulmuştur:i. F.Ç.nin amcası olan başvurucu Abdurrahim ifadesinde -özetle- F.Ç.ye ve F.Ç.nin kardeşlerine kendisinin baktığını, sokağa çıkma yasağı ilan edildikten bir süre sonra, daha güvenli bir bölgeye gitmek için F.Ç. ve diğer aile efradı ile konutundan ayrıldığını ancak Cudi Mahallesi'nde bulunan kontrol noktasına vardıklarında F.Ç.nin yanlarında olmadığını fark ettiklerini, F.Ç.ye telefonla ulaştığını, olayların olmadığı mahallelere geçmesini söylediğini ancak F.Ç.nin çatışmaların yoğunluğu nedeniyle geçemediği şeklinde yanıt verdiğini, bir süre sonra da telefonlara bakmamaya başladığını, F.Ç.nin terör örgütü ile bir ilişkisi olmadığını beyan etmiştir.ii. F.Ç.nin kardeşi olan başvurucu Cemal ise ifadesinde -özetle- Cizre'de sokağa çıkma yasağı ilan edildikten sonra F.Ç.nin dedelerinin evine gittiğini ve orada kalmaya başladığını, bir ay kadar sonra kendisinin ve diğer aile efradının evlerini terk etmek zorunda kaldıklarını ve köyde yaşayan akrabalarının evlerine gittiklerini; kendileri köye geldikten sonra dedelerinin de mahalleyi terk ettiğini ancak bu sırada F.Ç.nin kaybolduğu şeklinde kendilerine haber geldiğini, F.Ç.nin terör örgütü ile ilgisinin bulunmadığını ifade etmiştir. Soruşturma kapsamında bazı gizli tanıklardan Cumhuriyet savcısı huzurunda F.Ç.yi fotoğraflarından teşhis etmeleri istenmiştir. Bu kişilerin konuyla ilgili beyanları aşağıda yer almaktadır:i. Gizli tanık : Şahsın ismini bilmiyorum kendisi YDG-H üyesiydi, Cudi Mahallesi'nde hendek ve barikatlarda kalaşnikof silahla nöbet tutardı, vatandaşları nöbet tutmaları ve barikat kurmaları yönünde tehdit ederdi.ii. Gizli tanık Ba.: Şahsın ismini F. olarak bilmekteyim, Cudi Mahallesi'nde güvenlik güçleri ile kalaşnikof silahla çatışmalara girdi ve girmiş olduğu silahlı çatışmada öldü.iii. Gizli tanık Be.: Şahıs, Cudi Mahallesi'nde ikamet ederdi, kendi ikametinin önünde bulunan hendek ve barikatlarda kalaşnikof marka silahıyla nöbet tuttuğunu ve hendekleri açan şahıslardan olduğunu bilirim. Kolluk tarafından yapılan açık kaynak araştırması neticesinde, güvenlik güçlerinin terör örgütüne müzahir yayın yaptığını değerlendirdiği bir haber ajansının internet sitesinde F.Ç.nin ölümünün, terör örgütünün silahlı aparatlarından YPS mensubu olarak sahiplenildiği saptanmıştır. Kolluk tarafından düzenlenen Arşiv Araştırma Tutanağı'nda, F.Ç. hakkında adli tahkikat veya yakalama emri bulunmadığı gibi sözü edilen kişinin aranan şahıslardan olmadığı; herhangi bir suç kaydının veya kapalı veya açık dava dosyasının da bulunmadığı, iltisaklı kurumlardan temin edilen istihbarat nitelikteki bilgiler arasında herhangi bir kayda rastlanmadığı kayıt altına alınmıştır. Soruşturma sırasında, olayın yaşandığı ve güvenlik güçleri tarafından C-3185 olarak kodlanan binanın civarında görev yapmış olan kolluk personelinin telsiz muhabere kayıtları getirtilmiştir. Telsiz kayıtlarından, C-3185 olarak kodlanan bina ve etrafında terör örgütü mensupları ile güvenlik güçleri arasında çok yoğun silahlı çatışmaların yaşandığı anlaşılmaktadır. Bu kayıtların ilgili kısmı özetle şöyledir:i. 3/2/2016-4/2/2016 tarihlerine ilişkin telsiz muharebe kayıtlarına göre saat 39'da sahadaki Poyraz 12 kodlu askerî tim, C-3182 ile C-3185 olarak kodlanan binaların arasındaki bahçe gibi yerde yaklaşık 10 kişilik terörist bir grup gördüklerini anons geçiyor. Bu anonsa cevaben Eser 30 kodlu askerî birim, tankla belirtilen yerlere atış yaptıracağı şeklinde yanıt veriyor. Aynı askerî birim 03'te aynı telsiz kanalında muharebe yapan tüm birimlere telsiz kestirmesi neticesinde caminin yanında bulunan, yarısı inşaat hâlinde 3 katlı evden, güvenlik güçlerine saldırı yapılacağı şeklinde bilgi yakalandığını ifade ederek, askerî unsurları dikkatli olması konusunda uyarıyor. Saat 05'te Kobra 7 kodlu askerî birim, biraz önceki tank atışı sonrası terör örgütü mensuplarının sol tarafa doğru kaçtıkları, 1 kişinin yaralı olabileceği, 5'inin ise orada kaldığı yönünde anons geçiyor. Saat 26 Poyraz 12 kodlu askerî birim, terör örgütü üyelerinin soldaki 9 istikametindeki binaya girdikleri, aynı paftadaki binalara dağıldıkları yönünde anons geçiyor ve aynı askerî birim "köşede biri var roketçi olabilir" şeklinde uyarıyor.ii. 3/2/2016-4/2/2016 tarihlerine ilişkin telsiz muharebe kayıtlarına göre, saat 28'de Ejder 210 kodlu askerî birim, C-3185 ve C-3156'da terörist cesetleri ile karşılaştıkları yönünde anons geçiyor. Saat 40'ta Arama 6 kodlu askerî birim, C-3185 No.lu olayın yaşandığı bina için arama kararı çıkartılması talebini dile getiriyor. Kolluk tarafından düzenlenen Kamera Araştırma Tutanağı'nda, olay yer ve çevresinde yapılan araştırmalar neticesinde herhangi bir mobese veya kamuya ya da özel kişiye ait kamera sisteminin bulunmadığı kayıt altına alınmıştır. Soruşturma dosyası, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 28/11/2017 tarihli, soruşturmaların suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülmesinin gerektiğinden bahisle verdiği görevsizlik kararı üzerine Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) gönderilmiştir. Yürütülen soruşturma neticesinde Başsavcılık 7/2/2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararda, F.Ç.nin diğer terör örgütü üyeleri ile birlikte güvenlik güçleri ile yapılan çatışmalara katıldığı ve güvenlik güçlerine karşı silahlı faaliyet gösterdiği esnada güvenlik güçlerince öldürüldüğü kabul edilmiştir. Kararda bu kabule gerekçe olarak; F.Ç.nin cesedinin bulunduğu yerde örgüt mensuplarına ait 6 cesedin daha ele geçirilmiş olması, yine ölene ait cesedin yanında örgüt üyeleri tarafından kullanılan silahların ele geçirilmiş olması, F.Ç.nin elbisesindeki atış artıklarından olan antimon elementinin bulunması, F.Ç.nin silahlı terör örgütü üyesi olduğuna yönelik tanık anlatımları ile örgüte müzahir sitelerde F.Ç.nin örgüt üyesi olarak belirtilmesi gösterilmiştir. Bu kabul ve tespitler sonrası kararda; F.Ç.nin meşru müdafaa hakkı kapsamında güvenlik güçlerince öldürüldüğü, güvenlik güçlerinin yetkili bir merciden almış oldukları hukuka uygun bir emri yerine getirdikleri, bu emrin yerine getirilmesi esnasında kendilerine, diğer güvenlik güçlerine ve sivil halka örgüt mensuplarınca yöneltilen, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız saldırıları o anda hâl ve şartlara göre saldırı ile orantılı biçimde def etme zorunluluğunda bulundukları; güvenlik güçlerinin kanunun verdiği yetkiyi kullandıkları ve verilen emri ifa ettikleri, bu durumun da hukuka uygunluk nedenleri arasında yer aldığı sonucuna ulaşılarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararda ayrıca operasyonu gerçekleştiren güvenlik güçlerine uzun namlulu silahlarla, roket atarlarla, el yapımı patlayıcı ve mayınlarla saldırılar gerçekleştirilmiş olup, bu saldırılarda çok sayıda polis ve askerin şehit olduğu, bunun yanı sıra terör örgütünün silahlı saldırıları esnasında çok sayıda sivil vatandaşın da yaralandığı ve vefat ettiğine vurgu yapılarak kullanılan gücün orantılı olduğuna dikkat çekilmiştir. Başvurucular, karara itiraz etmişlerdir. İtirazı inceleyen Şırnak Sulh Ceza Hâkimliği 5/4/2018 tarihli kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer verilen benzer gerekçeler ile itirazın reddine hükmetmiştir. Kararda ayrıca etkin soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edilmediği tespitine de yer verilmiştir. Başvurucular, nihai kararı 27/11/2019 tarihinde öğrendikten sonra 26/12/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Gazal Kolanç ve diğerleri, §§ 208-