T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/62 KARAR NO: 2026/126 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 18/12/2024 NUMARASI: 2024/629 Esas - 2024/873 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/62 KARAR NO: 2026/126 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 18/12/2024 NUMARASI: 2024/629 Esas - 2024/873 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05.02.2022 günü davalıya zmms ile sigortalı sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın yaya olan davacıya çarpması ile meydana gelen kazada yaralanması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 300,00 TL tazminatın davalıya başvuru tarihi olan 04.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete yapılmış usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini. tedavi giderleri, bakıcı giderleri ve geçici iş göremezlik taleplerinin Sosyal Güvenlik Kurumu'na yöneltilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; 417.000,95 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 15/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan ( davalı sigorta şirketinin sorumluluğu " Sakatlanma ve Ölüm Teminatı " limiti olan 500.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere ) alınarak davacıya verilmesine, 24.498,31 TL geçici iş göremezlik tazminatının 15/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan ( davalı sigorta şirketinin sorumluluğu "Sağlık Gideri Teminatı" limiti olan 500.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere ) alınarak davacıya verilmesine, 9.757,80 TL bakıcı gideri tazminatının 15/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan ( davalı sigorta şirketinin sorumluluğu " Sağlık Gideri Teminatı " limiti olan 500.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan rapor yeterli olmayıp, dosyanın ATK'ya tevdi edilerek yeniden rapor alınması gerektiğini, söz konusu kazanın oluş tarihi ve kişinin yaşı göz önünde bulundurulduğunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin uygulanması gerektiğini, sürekli engellilik oranının saptanabilmesi için Çukurova Üniversitesi’nde yapılan radyolojik tetkikler (DICOM formatında) ile değerlendirilmesi gerektiği açık olup, davacıya ait söz konusu radyolojik tetkiklerle birlikte değerlendirme yapılması gerektiğini, davacı yaya %90 oranında asli kusurlu olduğunu, bu hususta kusur uzman görüşü dosyada bulunduğunu, 16.10.2023 tarihli rapordaki aktüer hesaplamaya ilişkin beyan ve itirazlarının mahkemece değerlendirmeye alınmadığını, aktüer bilirkişi raporunda belirtilen geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sorumlulukları bulunmadığını, Kadirli Devlet Hastanesi Epikriz Raporu incelendiğinde davacının 05.02.2022 tarihinde hastaneye girip 10.02.2022 tarihinde hastaneden çıkış yaptığını, hastanede kaldığı günler için bakıcı gideri hesabı doğru olmadığını yine net asgari ücret esas alınması gerekirken bilirkişi tarafından brüt ücret üzerinden hesaplama yapılmış olup aktüer bilirkişi raporuna bu yönüyle de itiraz edildiğini, bilirkişi tarafından yapılan tazminat hesaplamasında başvurucunun gelirini gösterir belge olarak maaş bordrolarının bulunması sebebiyle maaş bordrolarını esas alarak hesaplama yapıldığını ancak dosya kapsamında başvurucunun çalıştığını gösterir herhangi bir belge bulunmadığını, müvekkili sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinin dava tarihi olduğunu, uygulanacak faizin ise yasal faiz olduğunu, sigorta şirketinin, başvurunun ya da eksik evrak varsa eksik evrakların tamamlandığı tarihten itibaren 8 iş gününün geçmesi ile temerrüde düşeceği ve bu tarihten itibaren işleyecek faizden sorumlu olacağını, eksik evrakla başvurulduğundan müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, müvekkil sigorta şirketinin ödeme yapması hususunda kanaat oluşturması halinde uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 26/06/2024 tarih, 2024/1726 Esas, 2024/1602 Karar sayılı kararı ile "...Anayasa'nın 141/3. maddesi ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır'' hükmünü içermektedir. ...Mahkemece verilen nihai kararda sürekli iş göremezlik tazminatı geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatının kabulüne karar verildiği halde gerekçede sadece bilirkişi raporlarına atıfla yetinildiği, dosya kapsamına uygun somut bir gerekçe yazılı bulunmadığı anlaşıldığından HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, dosyanın yargılamanın devamı için yerel mahkemeye gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda Mahkemenin gerekçeli kararı biraz daha açıklanarak ilk hükmü verdiği ve istinaf taleplerinin de aynı istinaf sebeplerine dayandığı görülmüştür.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Dosya kapsamından hükme esas alınan kusur raporunun istinaf talep eden davalı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davalı vekilinin süresi içerisinde kusur yönünden rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde kusur oranı bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.Somut olayda; davacı tarafından dosyaya sunulan belgeye göre davalıya 04.10.2022 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup bu tarihten sonraki 8. işgününün sonu olan 15/10/2022 itibariyle davalı sigorta şirketi temerrüde düşmüştür. Sigortacı yönünden bu tarihten itibaren zaten yasal faizine hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından istinaf talebi yerinde değildir. TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve geçici bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, kalıcı işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalıların sorumluluklarının sona erdiğine ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları).Somut uyuşmazlıkta; kaza nedeniyle davacı hakkında alınan maluliyet raporunda 3 ay bakıcıya ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir. Davacı kazadan sonra 5 gün hastanede kaldığı sürenin yoğun bakımda geçtiğine ilişkin bilgi belge dosyada bulunmadığı bu haliyle hastanede olduğu sürede refakatçı ve bakıcı ihtiyacı olabileceğinden bu yöne ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Yine yerleşik yargıtay içtihatlarına göre brüt asgari ücret üzerinden geçici bakıcı gideri ile davacının kaza tarihinde geliri olmadığından asgari ücret üzerinden, yargılama sırasında ise devlet memuru olarak işe başladığından Temmuz 2023 tarihinden itibaren ise sunulan bordroya göre hesaplama yapılmış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 30.825,37 TL harçtan peşin alınan 7.278,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 23.119,02 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/01/2026