DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1332 E. , 2024/412 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1332 Karar No : 2024/412 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) … Vergi Dairesi Başkanlığı -… (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ: Av. … 2- (DAVACI) Tasfiye Halinde … Elektrik İnşaat Turizm Gıda Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi İSTEMİN KONUSU :… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YAR
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/1332 E. , 2024/412 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1332 Karar No : 2024/412 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) … Vergi Dairesi Başkanlığı -… (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ: Av. … 2- (DAVACI) Tasfiye Halinde … Elektrik İnşaat Turizm Gıda Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi İSTEMİN KONUSU :… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, ilgili dönemde Galata Vergi Dairesi mükellefleri …Elektrik Elektronik İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile … Elektrik İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden aldığı faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığından bahisle re'sen tarh edilen 2009 yılının Mayıs, Haziran, Ağustos, Ekim ve Kasım dönemlerine ait katma değer vergileri ile verginin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının ve aynı yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: I-Cezalı tarhiyatlar yönünden yapılan inceleme: Anılan şirketler hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarında yer alan tespitlerin incelenmesinden, düzenledikleri faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının ortaya konulamadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, söz konusu mükelleflerden alınan faturalarda yer alan katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarında hukuka uygunluk bulunmamıştır. II. Özel usulsüzlük cezası yönünden yapılan inceleme: Olayda özel usulsüzlük cezasını gerektiren unsurların bir arada gerçekleşmediği anlaşıldığından kesilen özel usulsüzlük cezasında da hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. IV. Karar sonucu: Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle vergi ve cezaları kaldırmıştır. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 05/11/2020 tarih ve E:2016/12626, K:2020/4255 sayılı kararı: Özel usulsüzlük cezası yönünden yapılan inceleme: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, temyize konu Vergi Mahkemesi kararının özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir. Vergi ziyaı cezalı tarhiyatlar yönünden yapılan inceleme: Davacının ilgili dönemde fatura aldığı mükelleflerin herhangi bir mal stoğunun olmadığı, beyan edilen matrahı elde edecek iş yeri donanımına sahip olmadıkları, adlarına kayıtlı herhangi bir araç ve depo bulunmadığı, Ba-Bs analizlerinde uyumsuzluk bulunduğu, mal alımı yapılan firmalar hakkında olumsuz tespitlere yer verildiği ve vergi borçlarının ödenmediği dikkate alındığında, düzenlenen faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, Mahkeme kararının cezalı tarhiyatları kaldıran hüküm fıkrasında hukuka uygunluk görülmemiştir. Karar sonucu: Daire bu gerekçeyle temyize konu kararın özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasını onamış, cezalı tarhiyata ilişkin hüküm fıkrasını bozmuş; davalı tarafından yapılan kararın düzeltilmesi istemini reddetmiştir. .. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararı: Cezalı tarhiyatların …Elektrik Elektronik İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınan faturalara isabet eden kısmı yönünden yapılan inceleme: Anılan mükellefin herhangi bir mal stoğunun olmadığı, beyan edilen matrahı elde edecek iş yeri donanımına sahip olmadığı, adlarına kayıtlı herhangi bir araç ve depo bulunmadığı, Ba-Bs analizlerinde uyumsuzluk bulunduğu, mal alımı yapılan firmalar hakkında olumsuz tespitlere yer verildiği ve vergi borçlarının ödenmediği dikkate alındığında, düzenlenen faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, dava konusu tarhiyatların bu firmadan alınan faturalara isabet eden kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Cezalı tarhiyatların … Elektrik İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınan faturalara isabet eden kısmı yönünden yapılan inceleme: Anılan mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda bir takım olumsuz tespitler bulunsa da, mal alımında bulunduğu firmaların özel esaslara tabi olanlardan yaptığı alışların da sahte olarak değerlendirildiği, satış yaptığı firmalar hakkında herhangi bir tespit bulunmadığı, mükellefin mal veya hizmet alış/satışı yaptığı mükelleflerin beyanlarının alınmadığı dikkate alındığında, şirketin ilgili dönemlerde düzenlediği tüm faturaların gerçek bir mal teslimine veya hizmet ifasına dayanmadığının davalı idare tarafından somut olarak ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, dava konusu tarhiyatların bu firmadan alınan faturalara isabet eden kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Karar sonucu: Vergi Mahkemesi, bozma kararına kısmen uyarak cezalı tarhiyatların … Elektrik Elektronik İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınan faturalara isabet eden kısmı yönünden davanın reddine, bozma kararına kısmen uymayarak cezalı tarhiyatların … Elektrik İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alınan faturalara isabet eden kısmı yönünden davanın kabulüne karar vererek bu kısım yönünden ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak belirtilen gerekçeyle ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Taraflarca ısrar kararının aleyhlerine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMASI: Taraflarca cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davacı şirketin tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinmekle sona erdiği görüldüğünden, ısrar kararının 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca işlem yapılmak üzere bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Davacı şirketin ticaret sicili kaydının terkin edildiğine dair … tarih ve … sayılı genel kurul kararının 28/08/2020 tarihinde tescil edildiği hususu, 02/09/2020 tarih ve 10151 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilân edilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik'' başlıklı 26. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına, gerçek kişi olan tarafın ölümü halinde idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği; (4) numaralı fıkrasında ise dosyaların işlemden kaldırılmasına dair kararların diğer tarafa tebliğ edileceği kurala bağlanmıştır. Aynı Kanun'un Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun uygulanacağı halleri düzenleyen 31. maddesinde, Kanun'da hüküm bulunmaması durumunda hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun uygulanacağı belirtilen haller arasında "ehliyet" de sayılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taraf ehliyeti" başlıklı 50. maddesinde, medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu; "Dava ehliyeti" başlıklı 51. maddesinde dava ehliyetinin, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un "Dava takip yetkisi" başlıklı 53. maddesinde ise dava takip yetkisi, talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi olarak tanımlanmış ve bu yetkinin, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edileceği düzenlenmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 48. maddesinde tüzel kişilerin, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehil olduğu; 49. maddesinde ise tüzel kişilerin, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanacağı belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 125. maddesinde ticaret şirketlerinin tüzel kişiliği haiz olduğu ve Türk Medenî Kanunu'nun 48. maddesi çerçevesinde, kanuni istisnalar saklı kalmak şartıyla bütün haklardan yararlanabileceği ve borçları üstlenebileceği düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun limited şirketlerin tasfiyesine ilişkin 643. maddesinde, tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş; anonim şirketlerin sona ermesi ve tasfiyesine ilişkin hükümlerin düzenlendiği bölümde yer alan 543. maddesinde, tasfiye hâlinde bulunan şirketin borçları ödendikten ve pay bedelleri geri verildikten sonra kalan varlığın esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa pay sahipleri arasında ödedikleri sermayeler ve imtiyaz hakları oranında dağıtılacağı; 545. maddesinde tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret ünvanının sicilden silinmesinin tasfiye memurları tarafından sicil müdürlüğünden isteneceği düzenlenmiş; "Ek Tasfiye" başlıklı 547. maddesinde, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde son tasfiye memurlarının, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahiplerinin veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilirse, ek tasfiye için şirketin yeniden tesciline karar verileceği ve bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanacağı ve bu hususun tescil ve ilân ettirileceği belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdari yargılama hukukunda objektif ehliyet, bir davada davacı ve davalı olabilme ve davayı takip ehliyeti olarak ifade edilmekte ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesindeki atıf nedeniyle bu hususta 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda taraf ehliyeti, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'ndaki medeni haklardan yararlanma ehliyeti olan hak ehliyetine, dava ehliyeti ise medeni hakları kullanma ehliyetine yani fiil ehliyetine karşılık gelmektedir. Medeni yargılama usulünde hem taraf ehliyeti hem de dava ehliyeti dava şartıdır ve yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. İdari yargıda da tarafların bizzat davacı ya da davalı olabilmesi öncelikle taraf ehliyeti ve dava ehliyetine sahip olmasına bağlıdır. Ticaret şirketleri kendisini oluşturan şahıslardan ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliği haiz olup mevzuatın öngördüğü şekilde kurulmalarıyla hak ehliyetine ve mevzuatın öngördüğü organlara sahip olmalarıyla birlikte fiil ehliyetine sahip olurlar. Bunun sonucu olarak tüzel kişiliğin sona ermesiyle de taraf ve dava ehliyetleri sona erer. Dava açıldıktan sonra herhangi bir sebeple davacı şirketin kişilik veya niteliğinde değişiklik olması nedeniyle taraf veya dava ehliyetinin sona ermesi durumunda ise İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki düzenleme gereği dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda tarafların ehliyeti ve davayı takip yetkisi yönünden ayrıca düzenlemelere yer verilmemiş olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na ve dolayısıyla özel hukuk hükümlerine atıf yapılmış olduğundan gerçek kişilerde ölüm, ticaret şirketlerinde tür değiştirme, bölünme, sona erme gibi çeşitli durumlarda davayı takip yetkisinin kime geçtiğinin tespiti noktasında her durumun özel hukuk kurallarına da uygun olarak ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Davaya taraf olan ticaret şirketinin dava açıldıktan sonra ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliğinin sona ermesi durumunda davayı takip yetkisinin ortak, temsilci veya başka bir kimseye geçtiği yönünde gerek medeni yargılama hukukunda gerekse medeni hukuk ve ticaret hukukunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun, anonim ve limited şirketlerde ek tasfiyeyi düzenleyen 547. maddesinin gerekçesinde, ticaret sicilinden terkin edilen şirketin yeniden sicile kaydedilmesi ve ek tasfiye yapılmasını zorunlu kılabilecek durumlar arasında şirketin yararına sonuç doğuracak bir davanın açılması veya şirketin bir davada davalı olarak bulunması açıkça sayılmıştır. Bu durumda dava devam ederken ticaret şirketinin tüzel kişiliğinin sona ermesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılması halinde davanın kaldığı yerden devam edebilmesi ancak, taraflardan birinin istemi üzerine asliye ticaret mahkemesinin terkin işleminin türüne göre Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi uyarınca tüzel kişiliğin ihyasına karar vermesi durumunda mümkün olacaktır. İncelenen dosyada, ısrar kararının verildiği tarihten önce davacı şirketin ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliğinin sona erdiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, ticaret sicilinden kaydı silinen şirketin ilgililer tarafından ihyası sağlanarak dosyanın yeniden işleme konulması isteninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenmek suretiyle verilen ısrar kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1-… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 2-Yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden, yatırılan yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, 3-Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/04/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.