DAVACI : ... (T.C. Kimlik No: ...)VEKİLİ : Av. ... - ...DAVALILAR : 1 -... - (T.C Kimlik No: ...) : 2 -... VEKİLİ : Av. ... ...DAVA : Şirket Ortağı Olmadığının Tespiti ve AlacakİSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ : 17/01/2020YAZIM TARİHİ : 13/02/2020Davacı tarafından, davalı aleyhine Konya Asliye ... Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olmadığının tespiti ve alacak davasında 05/11/2018 tarihinde tesis edilen karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna baş
DAVACI : ... (T.C Kimlik No: ...)VEKİLİ : Av. ... - ...DAVALI : ... Holding A.Ş. (Eski Ünvan: ... Holding A.Ş.)VEKİLİ : Av. ... - ...DAVA : Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak (İstirdat)İSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ : ...YAZIM TARİHİ : ...Davacı tarafından davalı aleyhine Konya Asliye ... TİCARET Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak davasında ... tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin de içinde bulunduğu ... Grubu tarafından Almanya başta olmak üzere birçok ülkede "yatırılan paraların istendiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği" garantisi ile para toplanıldığını,davacının yurtdışında çalışarak biriktirmiş olduğu parasını Türkiye'de değerlendirilmesi, ülke ekonomisine katkı sağlanması ve yatırım yapılması amacıyla verdiğini, ayrıca kâr payı dağıtılacağının söylendiğini ve daha sonra verilecek olan hisse senetleriyle şirkete ortak olacağı konusunda ikna edildiğini, hisse senetlerinin iadesiyle istediği her an parasını geri alabileceğinin söylendiğini, faizin haram olduğu kavramından hareketle, müvekkilinin bu beyanlara güvenerek davalıya bir miktar para verdiğini, müvekkili davacı tarafın verdiği parayı geri istemesine rağmen davalı tarafça müvekkilin parasının iade edilmediğini, davalının TTK, Bankacılık Kanunu, SPK ve sair kanun hükümlerini ihlal ettiğini, davalı şirket veya şirketlerin yöneticilerinin özetlenen eylemleri nedeni ile ceza dava dosyalarında yargılandıklarını, birçok devlet kuruluşunca davalı tarafın denetlendiğini ve denetlemelere ilişkin birçok rapor düzenlendiğini,davalı şirket veya şirketlerin ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığını, SPK'dan gelen yazılarında incelenmesi sonucunda ortaklardan hisse karşılığı tahsil edilen tutarlar ile ortaklar arasındaki hisse değişimi nedeniyle tahsil edilmiş gibi gözüken meblağlara ilişkin listeler incelendiğinde davacının davalı şirketlere yaptığı ödemeler ve miktarların belirlenebileceğini belirterek müvekkilinin hukuka uygun surette kurulmuş bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespiti, tespitler sonucunda davacıdan tahsil edilen paranın şimdilik 1.000 Euro’sunun davalı tarafa verildiği tarihten (ödeme tarihinden) itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Euro cinsinden bir yıllık mevduata uygulanan faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 16/10/2018 havale tarihli harcı ikmal edilmiş ıslah dilekçesiyle, dava değerini 30.076,400 Euro olarak yükseltmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin HMK'ya aykırı olduğunu, davacının davalı şirkete hangi tarihte ne miktarda para yatırdığını belirtmediğini, davanın belirsiz alacak davası ve tespit davası olarak açılamayacağını, davacının yurtdışında ikamet ettiğini, bu sebeple teminat göstermesi gerektiğini, davacının ödediğini iddia ettiği bedele dayanak yaptığı belgedeki imzanın davalı şirket yetkililerine ait olmadığını, bu belgenin iddianın ispatlanması açısından yeterli olmadığını, davacının elinde hisse senetlerinin aslı mevcut ise bu hisse senetlerini üçüncü kişilerden aldığını, davacının hisse senetleri karşılığında ödemeyi davalı şirkete değil akidine yaptığını, uygulanacak yasa hükmü açısından davacının işlem tarihini açıklaması gerektiğini, davacının işbu davada bankacılık mevzuatı hükümlerinin uygulanması yönündeki beyanlarının kabulünün de yasal olarak mümkün olmadığını ayrıca eski TTK ve Borçlar Kanunu hükümlerinin ihlal edildiği yönündeki iddialarının da gerçeğe uygun düşmediğini, hile iddiasının yasal dayanağının bulunmadığını, haksız fiil hükümlerinin açılan davada uygulanmasının söz konusu olamayacağını, davalı şirketin SPK mevzuatı hükümlerine aykırı davrandığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, SPK raporlarının hiçbir yerinde davacının şirket ortaklığını kazanmadığı yönünde bir değerlendirme ve tespitin bulunmadığını, davalı şirketten hisse edinen tüm ortakların ortaklıklarının geçerli ve hukuki olduğunu kabul ederek kurul kaydına aldığını, ayrıca SPK kontrolünde davalı şirketin İMKB'de borsaya kotasyon çalışmalarının tamamlandığını, davacının yedinde halen hisse senetlerinin bulunması taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin göstergesi olduğunu, ortakların şirket aktifinde bulunan malvarlığı üzerinde şirket sermayesindeki payları oranında hak sahibi olduklarını, davacının hile, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeye dayalı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, keza şirket ile ortaklar arasındaki davaların beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu sürenin de geçtiğini,davacının taleplerinin hak düşürücü süre nedeni ile reddi gerektiğini, davacının talebinin hukuki dayanağının olmadığını tüm iddiaların yazılı delille kanıtlanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; davacı tarafın davalı şirketin ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının kabulüne, davacı tarafın talebinin alacak kısmı yönünden; davalı tarafın hak düşürücü süre ve zaman aşımı def'inin yerinde olmadığı, davalı şirketin SPK'ya kendisinin sunduğu CD'ler gereğince alınan bilirkişi raporuna göre davacının davalı şirkete 30.076,00 Euro ödeme yaptığı, davacı taraf ıslah dilekçesinde davalı taraftan 30.076,00 Euro'nun tahsilini talep ettiği, davacı tarafın davalı taraftan aldığı herhangi bir para olmadığından davacı tarafın alacağı aynen varlığını koruduğundan, davacı tarafın 6098 sayılı TBK'nın 117. maddesinde belirtilen şekilde dava açmadan önce davalı borçluyu temerrüde düşürdüğüne ilişkin bir belge sunmaması nazara alınarak hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının Euro cinsinden bir yıllık mevduata uyguladıkları faiz oranında faiz işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının davacının iddiasını ispat etmesine yönelik kabulünün dosya içeriğine ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafından geri alma taahhüdü verildiğine dair hiç bir somut delil bulunmadığını, aksi düşünülse bile, ortaklık ilişkisinin mi, yoksa geri alma taahhüdünün mü hükümsüz olduğu konusunda ayrım yapılmadığını, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığına ilişkin mahkemenin değerlendirmesinin TTK'nın 329 ve 405 maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, geçersiz hükümsüz bir ilişkide zaman aşımı ve hak düşürücü sürelerin uygulanamayacağı ile zaman aşımı def'isinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğuna ilişkin gerekçenin de yerinde olmadığını, hak dürüşücü süre ve zaman aşımı süresinin geçtiği, hatta kanunda öngörülen 10 yıllık süreninde dolduğunu, haksız fiil kurallarında öngörülen zaman aşımı kurallarının yasaya aykırı bir şekilde ortadan kaldırıldığını, davacının ıslah talebinin de zaman aşımına uğradığını, davalı tarafından SPK'ye sunulan CD ve üst yazı içeriğinin yanlış değerlendirildiğini, davalı lehine olan kayıt ve tespitlerin hiç değerlendirilmediğini, gerekli delillerin toplanmadığını, eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiğini, yemin delilini kullanma hakkının engellendiğini, isticvap istemlerinin yasaya aykırı şekilde reddedildiğini, mahkemece davacının yedinde bulunduğu iddia edilen hisse senetlerinin davalıya iadesine karar verilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, dava tarihindeki yabancı paranın değeri üzerinden zarar hesabının yapılmasının da hatalı olduğunu belirtilerek bu nedenlerle ve re'sen göz önünde tutulacak sebeplerle ilk derece mahkemesinin kararının duruşmalı istinaf incelemesi sonucu kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.