8. Hukuk Dairesi 2023/949 E. , 2025/1922 K. MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2012/95 E., 2021/11 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne kar…
**8. Hukuk Dairesi 2023/949 E. , 2025/1922 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2012/95 E., 2021/11 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Yörede orman kadastro çalışmaları 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) göre 2008 yılında yapılmış ve 30.05.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Dava konusu Siirt ili ... ilçesi ... köyü 152 ada 5 no.lu parsel 08.07.2008 tarihinde tarla vasfı ile ... adına tespit edilmiş, 08.04.2009-07.05.2009 tarihleri arasında askı ilanına çıkarılmış, ilan süresi içerisinde dava açıldığından kesinleşmemiştir. Davacı ... İdaresi dava dilekçesinde özetle; Siirt ili ... ilçesi ... köyü 152 ada 5 parsel no.lu taşınmazın davalı ... adına tespit gördüğünü, dava konusu taşınmazın gerek memleket haritasında gerekse amenajman planında orman olarak görüldüğünü, bu nedenle davanın kabulü ile dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin iptali ile bu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın reddi ile davaya konu taşınmazın davalı adına tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2012/7757 Esas, 2021/10510 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının davalı yararına oluştuğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın eğimi ziraat bilirkişi tarafından %5-10, orman bilirkişi tarafından %10-15 olarak belirtilmiş, komşu 152 ada 1, 2 ve 4 sayılı parseller hükmen orman olarak tescil edilmelerine karşı dava dosyaları ve varsa dayanağı belgeler getirtilerek çekişmeli taşınmazı ne gösterdikleri belirlenmemiş, orman bilirkişileri tarafından hava fotoğrafında orman olarak göründüğünü, memleket haritasında ise açık renkli alanda olduğunu hükme esas alınan raporlarında belirtmelerine rağmen memleket haritasında boyama hatası olup olmadığı hususu değerlendirilmediği gibi mahkemece de araştırılmamış, dava konusu taşınmaz ve geniş çevresinin 6831 sayılı Yasanın 17/2 maddesi kapsamında orman içi açıklık niteliğinde olup olmadığı irdelenmemiştir. Çelişkili bilirkişi raporlarına dayanılarak yetersiz inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. " şeklinde belirtilen gerekçelerle hükmün bozulmasına karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; "taşınmazda keşif tarihi olan 2016 yılı itibariyle 4-5 yaşlarında fıstık fidanlarının ekili olduğu, taşınmazın büyük kısmının kayalık ve taşlık olduğu, ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın eğimi %33 olarak belirtilmişse de orman bilirkişi raporunda belirtildiği üzere taşınmaz eğiminin klizimetre ile ölçüldüğü şekilde %8-15 arası olduğunun kabul edildiği, orman bilirkişi raporuna göre en eski tarihli hava fotoğrafı ile bu hava fotoğrafının yorumlanması ile üretilen memleket haritası arasında uyumsuzluk bulunmadığı, boyamı hatası olmadığı tespit edilmiş, her ne kadar orman bilirkişi raporunda taşınmasın orman sayılmayan yerlerden olduğu sonucuna varıldığı belirtilmişse de son alınan ek rapora göre taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesi kapsamında orman içi açıklıklıklardan olduğunun tespit edildiği, tüm bu hususlar karşısında 6831 sayılı Kanunun 17/2 maddesi uyarınca orman içi açıklık niteliğinde olan taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı anlaşılmakla" davanın kabulü ile kadastro tespitinin iptaline, dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tesciline karar verilmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; orman bilirkişisinin sunmuş olduğu tüm raporlarda taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiğini, Mahkeme orman bilirkişisinin sunmuş olduğu ek raporda taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2 nci maddesinin orman içi açıklıklardan 3 hektardan küçük olduğu tespiti yönündeki bir satırlık cümleyi kesin hüküm kabul ederek başkaca bir araştırma yapmadan davanın kabulüne karar verdiğini fakat aynı bilirkişinin aynı raporunda taşınmazın orman ile bütünlük arz etmediği ve başkaca gerekçelerle orman sayılmayan yerlerden olduğu tespitinde bulunduğunu, davaya konu taşınmaz ana yol kenarında olduğunu, komşu parselleri orman vasfında olmadığını, orman içi açıklık olmadığından bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.