Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/8073 E. , 2024/2604 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/8073 Karar No : 2024/2604 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … - .. 2- .. Bakanlığı-ANKARA VEKİLLERİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Mersin ili, Akdeniz ilçesinde ilan edilen rezerv yapı alanı içerisinde bulunan ve ekli listede kamulaştırma bilgileri belirtilen taşınmazların, çoğunluğu imar mevzuatına aykırı olan, afet riski taşıyan, genel asayiş ve güvenlik yönünden sakınc
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/8073 E. , 2024/2604 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/8073 Karar No : 2024/2604 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … - .. 2- .. Bakanlığı-ANKARA VEKİLLERİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Mersin ili, Akdeniz ilçesinde ilan edilen rezerv yapı alanı içerisinde bulunan ve ekli listede kamulaştırma bilgileri belirtilen taşınmazların, çoğunluğu imar mevzuatına aykırı olan, afet riski taşıyan, genel asayiş ve güvenlik yönünden sakınca teşkil eden yapıların tasfiye edilerek ulaşım ve altyapısıyla birlikte fen ve sanat kurallarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 03/10/2023 tarih ve 32328 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 02/10/2023 tarih ve 7666 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Akdeniz ilçesi, ... Mahallesi, .. ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırmanın şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediği, acele kamulaştırmanın istisnai bir yöntem olduğu, davacının geçimini sağladığı, istihdam yarattığı Ülke ekonomisine fayda sağladığı hususlar tamamen göz ardı edilerek işyerlerinin acelece kamulaştırılmasında hiçbir kamu yararının bulunmadığı, acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik gerekli tespitler yapılmalı, sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulmalı, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında bu yöntemin uygulanma gerekçesinin, olağanüstü durumların, bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının, kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin somut olarak ortaya konulması gerektiği, öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşmanın gerçekleşememesi halinde de yine ilk önce olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942 sayılı kanunun 27. maddesinde yer alan acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde anılan madde uyarınca acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması gerektiği, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. DAVALILARIN SAVUNMALARI: Akdeniz İlçesi, ...Mahallesi sınırları içerisinde yer alan yaklaşık 24,5 hektar yüzölçümlü alandaki taşınmazların, Bakanlık Makamı'nın ...tarihli ve ...sayılı Olur'u ile "Rezerv Yapı Alanı" olarak belirlendiği, söz konusu alanın 9,5 hektar yüzölçümüne sahip kısmının 1. etap olarak belirlendiği, uyuşmazlığa konu taşınmazın 1. etap sınırları içerisinde yer aldığı, Akdeniz İlçesinde kentsel donatı alanlarının standartların altında kaldığı, kentsel altyapının yetersiz olduğu, söz konusu alanın büyük kısmının herhangi bir mühendislik hizmeti almadan inşa edildiği, ruhsatsız yapıların, can ve mal kaybına yol açma, yıkılma ya da ağır hasar görme riski taşıdığı, söz konusu alanda yer alan yapıların tasfiye edilmesinin, ulaşım ve altyapısıyla birlikte fen ve sanat kurallarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması, mülkiyet birliğinin gerçekleştirilerek kullanılması amacıyla uzlaşma sağlanamayan hak sahiplerinin taşınmazlarının acele kamulaştırılmasına ihtiyaç duyulduğu, ancak, söz konusu alanda hak sahiplerinin taşınmazlarının arsa tapulu olması, alandaki taşınmazların özelliklerine bağlı olarak (bazı maliklere ulaşılamaması, taşınmazların elbirliği mülkiyetinde ve çok hissedarlı olması, veraset intikallerinin yapılmaması, hak sahiplerinin yurt dışında bulunması, sahibine ulaşılamayan taşınmazlardaki ipotek ve haciz takyidatların kaldırılamaması vb. özellikler dikkate alındığında) uzlaşma ve kamulaştırma işlemlerinin uzun yıllar süreceğinin öngörüldüğü, söz konusu alanda ruhsatsız yapıların da etkisiyle ortaya çıkan afet riskinin bertaraf edilmesinin ancak hak sahiplerinin sağlıklı ve güvenli bağımsız birimlere taşınması, yeni yerleşim alanlarının üretilmesi, risk taşıyan yapıların yıkılarak imar mevzuatına uygun, dayanıklı, çevre ile uyumlu, enerji tasarruflu modern binaların üretilmesi ile mümkün olabileceği, alandaki ulaşım, altyapı ve donatı eksikliği sorunlarının çözülmesinin, bölgede ihtiyaç duyulan sanayi ve depolama alanı ihtiyacının karşılanmasının amaçlandığı, anılan rezerv yapı alanında yer alan tüm taşınmazlarda mülkiyet birliğinin sağlanması ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması için projeye ivedilikle başlanılması gerektiği, söz konusu rezerv yapı alanına ilişkin konsept proje ve mimari avan projelerin tamamlandığı, alanın tamamında anlaşma ve kamulaştırma işlemleri tamamlanmadan proje uygulamaya geçirilemeyeceğinden acele kamulaştırma yoluna gidildiği, uzlaşma görüşmelerinin sona erdiği, hak sahipliği bazında % 88, tapu alanı bazında %79 oranında uzlaşma sağlandığı, dava konusu işlemin usul ve yasaya uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava; Mersin ili, Akdeniz ilçesinde ilan edilen rezerv yapı alanı içerisinde bulunan ve ekli listede kamulaştırma bilgileri belirtilen taşınmazların, çoğunluğu imar mevzuatına aykırı olan, afet riski taşıyan, genel asayiş ve güvenlik yönünden sakınca teşkil eden yapıların tasfiye edilerek ulaşım ve altyapısıyla birlikte fen ve sanat kurallarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 03/10/2023 tarih ve 32328 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 02/10/2023 tarih ve 7666 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Akdeniz ilçesi, ... Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Anayasanın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasaya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Öte yandan, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği kuralına yer verilmiştir. 2942 sayılı Yasanın 27. maddesinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği, bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde, bu Kanunun amacının afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğu ifade edilmiş, "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde " Rezerv Yapı Alanı: Bu Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda (...) kullanılmak üzere ,TOKİ' nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya resen Bakanlıkça belirlenen alanları", (d) bendinde ise; "Riskli yapı: Riskli alan içinde veya dışında olup ekonomik ömrünü tamamlamış olan ya da yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı ilmi ve teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapıyı" ifade eder hükmü yer almıştır. Aynı Kanununun 5. maddesinde: '' 1) Riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi esastır. Anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine kiracılarına ve yapıda ikamet etmek şartıyla sınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı yapılabilir. (2) Uygulamanın gerektirmesi hâlinde, birinci fıkrada belirtilenler dışında olup Kanun kapsamındaki yapıları kullanmakta olan kişilere de geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımı yapılabilir. Bu kişiler ile yapılacak olan anlaşmanın, bunlara yardım yapılmasının, enkaz bedeli ödenmesinin ve bankalardan kullanacakları kredilere dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanmak üzere faiz desteği verilmesinin usul ve esasları Cumhurbaşkanınca belirlenir. (3) Uygulamaya başlanmadan önce, riskli yapıların yıktırılması için, bu yapıların maliklerine altmış günden az olmamak üzere süre verilir. Bu süre içinde yapı, malik tarafından yıktırılmadığı takdirde, yapının idari makamlarca yıktırılacağı belirtilerek ve tekrar süre verilerek tebligatta bulunulur. Verilen bu süre içinde de maliklerince yıktırma yoluna gidilmediği takdirde, bu yapıların insandan ve eşyadan tahliyesi ve yıktırma işlemleri, yıktırma masrafı ile gereken diğer yardım ve krediler öncelikle dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanmak üzere, mahallî idarelerin de iştiraki ile mülki amirler tarafından yapılır veya yaptırılır. (4) Birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarda belirtilen usullere göre süresinde yıktırılmadığı tespit edilen riskli yapıların yıktırılması, Bakanlıkça yazılı olarak İdareye bildirilir. Buna rağmen yıktırılmadığı tespit edilen yapılar, Bakanlıkça yıkılır veya yıktırılır. Uygulamanın gerektirmesi hâlinde Bakanlık, yukarıdaki fıkralarda belirtilen tespit, tahliye ve yıktırma iş ve işlemlerini bizzat da yapabilir. "hükmü, 6. maddesinin 1 ve 2. bendinde: '' (1) Üzerindeki bina yıkılarak arsa hâline gelen taşınmazlarda daha önce kurulmuş olan kat irtifakı veya kat mülkiyeti, ilgililerin muvafakatleri aranmaksızın Bakanlığın talebi üzerine ilgili tapu müdürlüğünce resen terkin edilerek, önceki vasfı ile değerlemede bulunularak veya malik ile yapılan anlaşmanın şartları tapu kütüğünde belirtilerek malikleri adına payları oranında tescil edilir. Taşınmazların niteliği resen mevcut duruma göre tescil edilir. Bu taşınmazların sicilinde bulunan ayni ve şahsi haklar ile temlik hakkını kısıtlayan veya yasaklayan her türlü şerh, hisseler üzerinde devam eder. Belirtilen haklar ve şerhler, tapuda; tevhit, ifraz, alan düzeltme,taksim,ihdas, terk, tescil, kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisine ilişkin işlemlerin yapılmasına engel teşkil etmez ve bu işlemlerde muvafakat aranmaz. Yeni yapılar için kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisi safhasında belirtilen haklar ve şerhler, muvafakat aranmaksızın sadece söz konusu haklar ve şerhlerden yükümlü olan malike düşecek bağımsız bölümler üzerinde devam ettirilir. Uygulama alanında cins değişikliği, tevhit, ifraz, alan düzeltme, taksim, ihdas, terk ve tescil işlemleri muvafakat aranmaksızın Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından resen yapılır veya yaptırılır. Bu parsellerin malikleri tarafından değerlendirilmesi esastır. Bu çerçevede riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etap veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde, yapılar yıktırılmadan önce, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karara katılmayanların arsa payları, Bakanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır. Bu suretle paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu paylar, Bakanlığın talebi üzerine, tespit edilen rayiç bedeli de Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edilir ve yapılan anlaşma çerçevesinde değerlendirilmek üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır veya Bakanlıkça uygun görülenler TOKİ’ye veya İdareye devredilir... (2) Üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde en az üçte iki çoğunluk ile anlaşma sağlanamaması hâlinde, gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar için Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna da gidilebilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalar, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır ve ilk taksit ödemesi, mezkûr fıkraya göre belirlenen tutarların beşte biri oranında yapılır. Tapuda mülkiyet hanesi açık olan taşınmazlar ile mirasçısı belirli olmayan, kayyım tayin edilmiş, ihtilaflı veya üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilmiş olan taşınmazların kamulaştırma işlemleri aynı madde hükümlerine tabidir. Bakanlık, TOKİ veya İdare; kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi için mirasçılık belgesi çıkartmaya, kayyım tayin ettirmeye veya tapuda kayıtlı son malike göre işlem yapmaya yetkilidir. ... Kamulaştırma için anlaşma sağlanması hâlinde, Bakanlık, TOKİ veya İdare ile ilgililer arasında taşınmazın tescil veya terkinine ilişkin ferağ ve muvafakati de ihtiva eden sözleşme ve uzlaşma tutanağı tanzim edilir ve ilgili tapu müdürlüğüne gönderilerek kamulaştırmanın resen tapu siciline işlenmesi sağlanır.'' hükmü yer almaktadır. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun yukarıdaki maddeleri değerlendirildiğinde, rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesinin esas olduğu, uygulama alanındaki yıkım işlemlerine başlamadan önce yapılması gereken işlemlerin Kanunda tahdidi olarak sayıldığı, tahliye ve yıkım işlemleri gerçekleştikten sonra da arsanın malikleri tarafından değerlendirilmesinin esas olduğu üzerindeki bina yıkılmış olan yapılar yıktırılmadan önce yapılması gereken uygulamalarda paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verileceği, bu karara katılmayanların paylarının diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılacağı, paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde rayiç bedeli ile Hazine adına tescil edilebileceği ancak, arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde en az üçte iki çoğunlukla anlaşma sağlanmaması halinde gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar için Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği anlaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu taşınmazın içinde bulunduğu yaklaşık 24,5 hektar büyüklüğüne sahip alanın, ...tarihli, ...sayılı Bakanlık oluru ile " Rezerv Yapı Alanı" olarak ilan edildiği, dosyada mevcut " Acele Kamulaştırma Gerekçe Raporunda"; Mersin ili, Akdeniz ilçesinde kentsel donatı standartlarının ve alt yapının yetersiz olduğu riskli alanda, büyük kısmı herhangi bir mühendislik hizmeti almadan inşa edilmiş, ruhsatsız ve kaçak yapılar, can ve mal kaybına yol açma, yıkılma ya da ağır hasar görme riski taşıdığından yapıların tasfiye edilmesi, ulaşım ve altyapısıyla birlikte fen ve sanat kurallarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulmasının hedeflendiği ancak taşınmazın bulunduğu alanda taşınmazların arsa tapulu olması, çok hissedarlı olması, veraset intikallerinin yapılmaması, hak sahiplerinin yurt dışında bulunması ve bazı maliklere ulaşılamaması gibi durumlar nedeniyle uzlaşma ve kamulaştırma işlemlerinin uzun yıllar süreceğinin öngörüldüğü; bu nedenle taşınmazlarda mülkiyet birliğinin gerçekleştirilerek, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması için ihtiyaç duyulan projeye ivedilikle başlanılması amacıyla taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı olduğu düşünülerek acele kamulaştırma kararının alınmasına ihtiyaç duyulduğunun belirtildiği; sonrasında, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı (Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü) tarafından, yürütülen uzlaşma çalışmalarının sona erdiği ve uzlaşma sağlanamayan hak sahiplerinin taşınmazlarının kamulaştırılmasında kamu yararı olacağı düşünülerek söz konusu alandaki özel mülkiyete konu taşınmazların; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin işlemlere başlanılması için Cumhurbaşkanı kararı alınmasının talep edildiği, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığının 10/07/2023 tarihli, 6840109 sayılı yazısı üzerine de dava konusu 03/10/2023 tarih ve 32328 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 02/10/2023 tarih ve 7666 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanununda belirtildiği üzere öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi, taşınmazların malikleri tarafından değerlendirilmesinin esas alınması, Kanunda belirtilen uygulamaların Bakanlıkça yerine getirilmesi, ancak üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın malikleri üçte iki çoğunluğu sağlayamazsa acele kamulaştırma yoluna gidilmesi gerekirken anılan hususlar gözetilmeksizin rezerv yapı alanına ilişkin Bakanlık Oluru üzerine dava konusu taşınmazın acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin davacılar parseli yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ...tarihli ve ...sayılı işlemi ile; Akdeniz İlçesi ...Mahallesi sınırları içerisinde yaklaşık 24,5 ha yüzölçümlü alan, rezerv yapı alanı olarak ilan edilmiştir. Akdeniz Belediye Encümeninin ...tarih ve ...sayılı kararıyla; 14/03/2022 tarihinde hak sahipleri ile görüşülmeye başlanıldığı, arsa alanının % 76,96’sı ile anlaşmaya varıldığı, anlaşan hak sahiplerine rezerv yapı alanında üretilen bağımsız bölümlere yönelik 14/01/2022 ve 06/04/2023 tarihinde kura işlemleri tamamlanarak anahtar teslimlerinin yapılmakta olduğu, rezerv yapı alanında belediye başkanlıklarına yetki verildiği, mevcut yapıların yıkımı ile ihale sürecinin bir an önce başlatılması amacıyla uzlaşma sağlanamayan taşınmazların temini için acele kamulaştırma kararı alınmasına karar verilmiştir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ...tarihli ve ...sayılı işlemi ile; Akdeniz Belediye Encümeninin ...tarih ve ...sayılı kararında belirtilen ada ve parsel numaralarında alanda yapılan imar uygulamaları nedeniyle değişiklik olduğu ve listenin güncellenmesi gerektiği, kamu mülkiyetinde olan parsellerin listede yer aldığı hususlarının tespit edildiği belirtilerek konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Akdeniz Belediye Encümeninin 07/06/2023 tarih ve 111 sayılı kararıyla; 14/03/2022 tarihinde hak sahipleri ile görüşülmeye başlanıldığı, arsa alanının % 76,96’sı ile anlaşmaya varıldığı, anlaşan hak sahiplerine rezerv yapı alanında üretilen bağımsız bölümlere yönelik 14/01/2022 ve 06/04/2023 tarihinde kura işlemleri tamamlanarak anahtar teslimlerinin yapılmakta olduğu, rezerv yapı alanında belediye başkanlıklarına yetki verildiği, mevcut yapıların yıkımı ile ihale sürecinin bir an önce başlatılması amacıyla uzlaşma sağlanamayan taşınmazların temini için acele kamulaştırma kararı alınmasına karar verilerek, Akdeniz Belediye Encümeninin ...tarih ve ...sayılı kararındaki ada ve parsel numaraları revize edilmiştir. Dava konusu 02/10/2023 tarih ve 7666 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile, Mersin ili, Akdeniz ilçesinde ilan edilen rezerv yapı alanı içerisinde bulunan ve ekli listede kamulaştırma bilgileri belirtilen taşınmazların, çoğunluğu imar mevzuatına aykırı olan, afet riski taşıyan, genel asayiş ve güvenlik yönünden sakınca teşkil eden yapıların tasfiye edilerek ulaşım ve altyapısıyla birlikte fen ve sanat kurallarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler. Cumhurbaşkanınca kabul olunan, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda, bir gerçek veya özel hukuk tüzelkişisine ödenecek kamulaştırma bedelinin o yıl Genel Bütçe Kanununda gösterilen miktarı, nakden ve peşin olarak ödenir. Bu miktar, kamulaştırma bedelinin altıda birinden az olamaz. " hükmüne, aynı Kanunun 5. maddesinde, belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş, 6. maddesinde ise belediye encümeni tarafından alınmış olan kamu yararı kararının il merkezlerinde Valinin onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, Kanun'un amacının, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğu belirtilmiş, 2. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, "Rezerv yapı alanı", Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda kullanılmak üzere, TOKİ’nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya resen Bakanlıkça belirlenen alanlar olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 6. maddesinin ikinci fıkrasında, "Üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde salt çoğunluk ile anlaşma sağlanamaması hâlinde, gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar için Başkanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna da gidilebilir. Bu Kanun uyarınca yapılacak olan kamulaştırmalar, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılır ve ilk taksit ödemesi, mezkûr fıkraya göre belirlenen tutarların beşte biri oranında yapılır..." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idare tarafından kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, yapılacak başvuru üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanlığınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı ile, tapuda mülkiyetin el değiştirmesi beklenilmeden el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı doğmaktadır. Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Şöyle ki; taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, idare tarafından 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmekte olup, anılan davada, Mahkemece 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; söz konusu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve ilgili taşınmaz malikinin iddialarının anılan davada incelenebileceği açıktır. Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır. Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM, Ali Ekber Akyol ve diğerleri, B. No: 2015/17451, 16/2/2017) Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır. Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir. Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır. Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; acele kamulaştırma gerekçe raporunda hak sahiplerinin uzlaşma görüşmelerine davet edildiği, uzlaşma görüşmelerinin gerçekleştirildiği, toplam 247 hak sahibinin 219’u ile uzlaşma sağlandığı, toplam 286 meskun konutun 235’i ile uzlaşma sağlandığı, tapu alanı bazında %79 oranında anlaşma sağlandığı, anlaşma sağlanamayan hak sahiplerinin alanının % 5,92 olduğu, anlaşma sağlanan hak sahiplerine anahtar teslimine 10/03/2023 tarihinde başlanıldığının belirtildiği, Akdeniz ilçesinde kentsel donatı standartlarının ve alt yapının yetersiz olduğu riskli alanda, büyük kısmı herhangi bir mühendislik hizmeti almadan inşa edilmiş, ruhsatsız yapılar, can ve mal kaybına yol açma, yıkılma ya da ağır hasar görme riski taşıdığından yapıların tasfiye edilmesi, ulaşım ve altyapısıyla birlikte fen ve sanat kurallarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulmasının hedeflendiği, ancak taşınmazın bulunduğu alanda taşınmazların arsa tapulu ve çok hissedarlı olması, veraset intikallerinin yapılmaması, hak sahiplerinin yurt dışında bulunması ve bazı maliklere ulaşılamaması gibi durumlar nedeniyle uzlaşma ve kamulaştırma işlemlerinin uzun yıllar süreceğinin öngörüldüğü; bu nedenle taşınmazlarda mülkiyet birliğinin gerçekleştirilerek, sağlıklı ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması için ihtiyaç duyulan projeye ivedilikle başlanılması, söz konusu alanda ruhsatsız yapıların da etkisiyle ortaya çıkan afet riskinin bertaraf edilmesinin ancak hak sahiplerinin sağlıklı ve güvenli bağımsız birimlere taşınması, imar mevzuatına uygun, dayanıklı yapılardan oluşan yeni yerleşim alanlarının üretilmesi, alandaki ulaşım, altyapı ve kentsel donatı alanı eksikliği sorunlarının çözülmesi ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması için projeye ivedilikle başlanılması amacıyla dava konusu acele kamulaştırma kararının alındığı anlaşılmaktadır. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 6. maddesinin ikinci fıkrasında; bu Kanun'a göre gerçekleştirilen uygulamalar kapsamında, idareye verilen özel acele kamulaştırma yetkisinin, idarenin, şartlarının oluşması halinde, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi çerçevesinde acele kamulaştırma kararı almasına engel bir düzenleme olarak görülemeyeceği açıktır. 2942 sayılı Kanun'da öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde acele kamulaştırma kararı alınması mümkündür. Başka bir deyişle, acelelik hali ve kamu yararı şartlarının varlığı durumunda, Cumhurbaşkanı kararıyla 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi hükmüne dayanılarak acele kamulaştırma yapılabilir. Uyuşmazlıkta, dava konusu acele kamulaştırma kararının, "Rezerv Yapı Alanı" olarak ilan edilen alanda kalan taşınmazlar hakkında, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesine dayanılarak Cumhurbaşkanı kararıyla alındığı, Akdeniz ilçesinde sınırları içerisinde bulunan alanın "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilmesine ilişkin ...tarihli ve ...sayılı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı işleminin uyuşmazlığa konu taşınmaz bakımından halihazırda yürürlükte olduğu görülmektedir. Bu kapsamda, uyuşmazlık özelinde, "Rezerv Yapı Alanı" ilanının hukuka uygunluğundan ziyade, uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanın "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilmesinin, acele kamulaştırma için gerekli olan acelelik halinin varlığı konusunda, yeterli bir dayanak teşkil edip etmeyeceği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, Cumhurbaşkanınca kabul olunan, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda, kamulaştırma yöntemi konusunda özel bir düzenleme getirilmiştir. "Rezerv Yapı Alanı" tanımı, 6306 sayılı Kanun'un, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olarak belirtilen genel amacıyla birlikte değerlendirildiğinde, "Rezerv Yapı Alanı"na yönelik ilanların, iskan projesi niteliği taşıdığı açıktır. Kaldı ki 6306 sayılı Kanunun 6. maddesinde, 6306 sayılı Kanun uyarınca yapılacak olan kamulaştırmaların, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen iskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlı kamulaştırma sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. Buna göre, "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilen bölgede gerçekleştirilecek projelerde, kamulaştırma ile ilgili diğer hususların yerine getirilmiş olması koşuluyla acelelik halinin bulunduğu tartışmasızdır. Öte yandan, uzlaşma görüşmelerinin gerçekleştirildiği, hak sahipliği bazında % 88, tapu alanı bazında %79 oranında uzlaşma sağlandığı, anlaşma sağlanamayan hak sahiplerinin alanının % 5,92 olduğu, anlaşma sağlanan hak sahiplerine anahtar teslimine 10/03/2023 tarihinde başlanıldığı hususu göz önünde bulundurulduğunda, iskan projesinin gerçekleştirilmesi sürecinde, maliklerin haklarına zarar vermeden, ancak uygulamanın da sürüncemede kalmasına yol açılmadan iş ve işlemlerin yürütülmesinin hedeflenmesi nedeniyle, uzlaşma iradesi göstermeyen maliklerin süreci uzatmalarını önlemek amacıyla acele kamulaştırma kararı alınmasında kamu yararının da bulunduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 24/06/2021 tarihli, E:2021/1179, K:2021/1308 sayılı kararı da bu yöndedir. Bu durumda; ruhsatsız yapılardaki afet riskinin bertaraf edilmesi, alandaki ulaşım, altyapı ve kentsel donatı alanı eksikliği sorunlarının çözülmesi, fen ve sanat normlarına uygun sosyal donatı alanları ve altyapısı olan depreme dayanıklı ve imar mevzuatına uygun yapıların bulunduğu yeni yerleşim alanı üretilmesinin amaçlandığı, davaya konu acele kamulaştırma kararının iskân projesinin gerçekleştirilmesi amacıyla alındığı, iskan projesinin ise projenin bütünselliği kapsamında projenin tamamının birlikte yapılması gerekliliği dikkate alındığında, iskan projesinin bir an önce tamamlanması amacıyla acele kamulaştırma yönteminin tercih edilmesinde acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, "Rezerv Yapı Alanı" ilan edilen bölgede kalan uyuşmazlığa konu taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 17.100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/04/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.