3. Hukuk Dairesi 2024/3840 E. , 2025/2988 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/877 E., 2024/1237 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Bayat (Çorum) Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/58 E., 2024/32 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlana
**3. Hukuk Dairesi 2024/3840 E. , 2025/2988 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/877 E., 2024/1237 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Bayat (Çorum) Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/58 E., 2024/32 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalıdan satın aldığı 2500 kg Kızıltan 91 makarnalık buğday tohumunu tarlalarına ektiğini ancak, vaat edilen miktarda verim elde edemediğini, alınan buğdayın tohumunun tamamının ayıplı çıktığını, Bayat (Çorum) Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/4 D. İş sayılı dosyasında müvekkilinin zararının 15.371,00 TL olarak tespit edildiğini, nadastan kaynaklı olarak da gelir kaybının bulunduğunu ileri sürerek; arazinin nadasa bırakılmasından ve tohumların ayıplı çıkmasından kaynaklı zarara ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 15.371,00 TL'nin tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap süresi geçtikten sonra vermiş olduğu dilekçesinde; yetki, işbölümü, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev, derdestlik, husumet, hukuki yarar ve dava şartı yokluğu yönünden itirazları olduğunu, davaya konu tohumların üretimi ve satışının TİGEM tarafından yapıldığını, satışı yapılan tohumlukların tamamının Tahıl Tohumu Sertifikasyonu ve Pazarlaması Yönetmeliğinde belirtilen standartlara uygun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Tohumculuk Kanunu'nun 11. maddesinde davanın, zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabileceğinin hüküm altına alındığı davacı tarafça zarar tespitinin delil tespit dosyasında görevlendirilen bilirkişinin 05.08.2022 havale tarihli raporu ile yapıldığı, raporun davacı vekiline 29.08.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 19.07.2023 tarihinde, 6 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı belirlenerek davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddine dair inceleme konusu kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu belirlenerek, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; zarar tespit edilmeden hak düşürücü sürelerin başlatılmasının söz konusu olmayacağını, hükme esas alınan 05.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu tohumdan kaynaklı zararın tespiti değil, yapılan masrafların tespiti yapıldığını, tespit yapılamayan ve zararın varlığı konusunda herhangi bir tespit içermeyen bilirkişi raporunun süreyi başlattığından bahsedilemeyeceğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalıdan alınan tohumun ayıplı olduğu iddiasına dayalı meydana geldiği belirtilen zararın tazmini istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Tohumculuk Kanunu 11. maddesi gereği 6 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra eldeki davanın açılmış olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY 1- Somut olayda davacı, davalı Kurum’dan satın aldığı buğday tohumlarının ayıplı olduğu gerekçesiyle zararının tazmini talebinde bulunmuş, Mahkemece hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 2- Olaya uygulanacak 5553 S. Tohumculuk Kanunu’nun 11. Maddesinde yer alan; “Fiillerinin ayrıca suç sayılma hâli saklı kalmak üzere, zarara neden olan kusurlu tohumluğu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlüdür. Bunlar zararı, kusurları oranında birbirlerine rücu edebilirler. Dava, zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabilir.” Şeklindeki dava açma süresinin zamanaşımı mı yoksa hak düşürücü süre mi olduğu irdelenmelidir. Doktrinde, dava açma sürelerinin zamanaşımı süresi mi yoksa hak düşürücü süre mi olduğunu tespit etmek için “kurumun niteliği ve süre koyan hükmün amacı” dikkate alınmaktadır. Genel olarak alacak hakkına ilişkin bir talep söz konusuysa dava açma süresinin zamanaşımı süresi olduğu, buna karşın yenilik doğuran hakların kullanılmasına ilişkin sürenin hak düşürücü olduğu ifade edilmektedir (Oğuzman/Öz, s. 627, Nr. 1905; Oğuzman/Barlas, s. 229, Nr. 800.). Bilimsel yaklaşım doğrultusunda, davacının talebinin yenilik doğurucu bir hak niteliğinde olmadığı, tam tersine bir alacak talebine ilişkin olduğu, hak düşürücü sürelerin kısa ve uzun süre olarak ayrılmadığı, buna mukabil, zamanaşımı sürelerinin kısa/uzun şeklinde ayrıldığı da dikkate alındığında somut olaydaki düzenlemenin zamanaşımı süresi olduğu, davalı tarafın da zamanaşımı def’inde bulunmadığı dikkate alındığında, davanın hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine dair kararın onanmasının hak kaybına yol açacağı düşüncesinde olduğumdan Daire çoğunluğunun aksi yöndeki düşüncesini isabetli bulmuyorum.