10. Hukuk Dairesi 2024/6204 E. , 2024/10394 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1706 E., 2024/336 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaneli Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/80 E., 2023/98 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafın
**10. Hukuk Dairesi 2024/6204 E. , 2024/10394 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1706 E., 2024/336 K. KARAR : Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaneli Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/80 E., 2023/98 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirkete ait iş yerinde 1986- 1999 yılı Ekim ayı arasında çalıştığını, davalı iş yerinde silisli uygulama yapıldığını, söz konusu üretimin yapılması için gerekli önlemlerin alınmaması sebebiyle meslek hastalığına yakalandığını, Sağlık Bakanlığı, İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin 05.06.2009 ve 11.05.2012 tarihli sağlık kurulu raporları ile hastalığın C grubu pnömokonyozlardan olup, %21,02 sürekli iş göremezlik derecesinin tespit edildiğini ve bu oran doğrultusunda maluliyet maaşı bağlandığını, Mahkemenin 2000/6 Esas sayılı dosyası ile eksik ödenen yasal haklarının olması gereken ücrete göre ödenmesi amacıyla açılan davada verilen kararın kesinleştiğini, Mahkemenin kesinleşmiş ilamı ve iş yerinde uygulanan TİS'ler gereği müvekkilinin olması gereken ücretlere göre maddi tazminat hesaplamasının gerektiğini iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; maddi ve manevi tazminatın işgöremezlik tespit tarihi olan 05.06.2009 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 23.10.1999 tarihinden sonra müvekkili şirkete ait işyerinde çalışmadığını, hastalık takibinin ise 2009 yılında başladığını ve 2012 yılında Sağlık Kurulu Raporu ile meslek hastalığı olduğu yolunda rapor verildiğini, SGK Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun işten ayrıldıktan sonra hastalığın meydana gelmesi halinde hastalık yükümlülük süresinin aşılmaması gerektiğini hükme bağladığını, yükümlülük süresi aşılmış olduğundan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, diğer yandan Yüksek Sağlık Kurulu raporu gerektiğini, işçinin çalıştığı tüm işyerleri ile sorumluların tespit edilmesi gerektiğini, şirkete atfedilecek bir kusurun bulunmadığını, işyerinde denetlemelerde verilerin olumlu olarak tespit edildiğini, yetersizlik görülmediğini, davacıya korunma yöntemleri konusunda eğitimler verildiği gibi koruyucu malzemeler verildiğini ve kullanmasının sağlandığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kabulüne, 148.683,58 TL maddi tazminatın ve 30.000,00 TL manevi tazminatın hastalığın teşhis tarihi olan 05.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, birleşen davanın kabulüne, 100.000,00 TLmaddi tazminatın hastalığın teşhis tarihi olan 05.06.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat yönünden fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bozmadan sonra Mahkemenin yargılamaya devam edip eksiklikleri tamamlamaya çalıştığını, yeniden bir maddi tazminat miktarı belirleyerek hüküm verdiğini, asıl dava ve birleşen dava ile tespit edilen maddi tazminat hesabının hatalı olduğunu, SGK tarafından tahsil edilecek/ edilebilecek alacak kalemlerinin maddi tazminat hesabından/ miktarından indirilmesi gerektiğini, Mahkemece SGKdan PSD ve diğer indirilecek alacak kalemlerinin bildirilmesinin istenildiğini, Kurumtarafından nasıl hesaplandığı belli olmayan bir kısım rakamlar bildirildiğini ve bu rakamlar dikkate alınarak bir tazminat miktarı belirlendiğini, hesabın doğru olmadığını, aynı mahkemenin 2013/288 Esasına kayıtlı, derdest, SGK tarafından açılmış rücuan tazminat davası bulunduğunu, bekletici mesele yapılması gerektiğini, SGK rücu davası nedeniyle PSD ve diğer indirilecek alacak kalemlerinin miktarlarının kesinleşmediğini, manevi tazminat yönünden de hükmün hatalı olduğunu, davacının 30,000 TL. manevi tazminat talebiyle davasını açtığını, ilk hükümde 10,000 TL. kabul edildiğini, ikinci kararda 30,000 TL. manevi tazminata hükmedildiğini, manevi tazminatın artırılması için bir neden bulunmadığını, yeni gelişen bir durum, maneviyatını, acısını arttıracak hiçbir husus bulunmadığını, kaldı ki BAM kararı ile manevi tazminat yönünden davalı lehine müktesep hak oluştuğunu, birleşen dava yönünden, cevap dilekçesinde, zamanaşımı defi ileri sürülmesine rağmen mahkemece dikkate alınmamasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hastalığın meslek hastalığı olduğunun, husumetin, iş göremezlik derecesinin, kusur oranının, faiz başlangıç tarihinin uyuşmazlık dışı olduğu, hükme esas kusur bilirkişi heyet raporunda, kazanın oluşumunda davalı işverenin %80 oranında, davacı işçinin %20 oranında kusurlu bulunduğu, kaçınılmazlık unsuru bulunmadığı tespitinin yapıldığı, davacının hesap raporuna genel itirazının somut olguya dayanmadığı, PSD yönünden ise; Mahkemece BAM kararından sonra Kuruma yazı yazılıp PSD yeniden sorulduğu, bilirkişi rapor ve ek raporunda yazı cevabının değerlendirildiği, SGK yazı cevabında % 21,2 maluliyet oranına göre 05.06.2009 tarihli rapora göre 15.02.2012 gelir onay tarihli 19.139,35 TL gelir bağlandığının belirtildiği, yapılan muayene sonucu 18.02.2012 tarihinde artma görüldüğü ve % 38,2 MKGO tespit edildiği, sigortalıya 01.07.2009 tarihinden 20.11.2018 tarihine kadar 13.683,37 TL fiili ödeme yapıldığı, 20.12.2018 tarihinden sonrası 20.03.2019 gelir onay tarihli 50.072,85 TL PSD gelir bağlandığının bildirildiği, denetimi yapılan bilirkişi raporunda, hesaplama yönteminin ve hesaba esas alınan unsurların, bulunan sonuç dosya kapsamı ile mevzuata, içtihada uygun olduğu, davalının, SGK rücuan tazminat davasının sonucunun beklenmesi gerektiği yönündeki itirazının dosya kapsamına nazaran yerinde olmadığı, davalı vekili tarafından ek dava yönünden; zamanaşımı itirazının gözetilmesi gerektiğinin ileri sürüldüğü, ek dava tarihinin 22.05.2019 olduğu, tespit edilen %21,02 sürekli işgöremezlik derecesinin giderek artarak, en son ATK Üst Kurulun 16.11.2021 tarihli kararına göre %35 olduğu, davalının itirazı üzerine yargılama sırasında iş göremezlik derecesinin araştırıldığı, Kurumca verilen Sağlık Kurulu kararı da "kontrol " kayıtlı olup, davacının meslek hastalığındaki artışa, artışın dosyada ATK Kurul kararı ile tespit tarihine göre, ek dava dilekçesiyle talep ettiği maddi tazminatın zamanaşımına uğradığına dair davalı itirazının yerinde görülmediği, Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamı ve oluşa uygun olduğu, somut olayda, davacının ilk talebinde %21,2 oranındaki sürekli iş göremezlik derecesini benimsediği ve buna göre davasını açtığı, yargılama sırasında davalı tarafın itirazı sonucu sürekli iş göremezlik derecesinde artış meydana geldiğinden bu artışın fark maluliyet olarak değerlendirilerek karar verildiği, ancak, davanın meslek hastalığı sonucu tazminat talepli olduğu, meslek hastalığındaki her bir artışın ayrı bir olay değerlendirilmesi gerektiği, kaldı ki İDM ilk kararına karşı davacı vekilinin de istinaf başvurusunda bulunduğu, dolayısıyla, davalı tarafın kazanılmış hakkının bertaraf edildiğinin söylenemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, meslek hastalığı nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 51, 52, ve 56 ve 417 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun maddeleri, 5510 sayılı Kanun'nun 14, 16, 19 ve 21 inci maddeleridir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalı vekilinin temyiz itirazlarının, istinaf itirazları olarak da ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında değerlendirildiği hususları da dikkate alınarak, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, tüm temyiz itirazlarının reddi ile anılan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.