8. Hukuk Dairesi 2014/14944 E. , 2014/17379 K. MAHKEMESİ : Elmalı Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 17/01/2013 NUMARASI : 2011/126-2013/15 E.. S.. ve İ.. S.. ile A.. G.. ve müşterekleri aralarındaki Miras taksim sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Elmalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.01.2013 gün ve 126/15 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar ve davalılardan A.. G.. tarafından süresinde olmakla; dosya incelendi, gereği düşü…
**8. Hukuk Dairesi 2014/14944 E. , 2014/17379 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Elmalı Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 17/01/2013 NUMARASI : 2011/126-2013/15 E.. S.. ve İ.. S.. ile A.. G.. ve müşterekleri aralarındaki Miras taksim sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Elmalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.01.2013 gün ve 126/15 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar ve davalılardan A.. G.. tarafından süresinde olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacılar, muris babaları H. S.'in 28.06.2001 tarihinde vefat ettiğini mirasçılarının 25.08.2001 tarihinde miras mallarını paylaşmak için anlaştıklarını ve sözleşmeyi imzaladıklarını, davalıların tapuda akit yapmaya yanaşmadıklarını, bu anlaşmaya göre 01.11.2001 tarihinde davalı Rabia'ya 7.200 Amerikan Doları vermeleri gerektiğini; ancak, ödeme günü gelmeden davalı A.. G..'in anlaşmayı bozduğunu beyan ederek ödenecek parayı da kasıtlı olarak istemediğini, davalıların kendilerine düşen evde 92 ay fazladan oturduklarını bildirerek, sözleşme gereği 3 nolu parseldeki 2 katlı ev, 9 nolu parseldeki yolluk nitelikli taşınmazın tamamı ile 73, 239, 597 ve 646 parsel sayılı taşınmazların 2/8 hissesi ve 632 nolu parselin ise 6/256 hissesi ile 457 nolu parselin de 2/8 hissesinin adlarına eşit hisse ile tescil edilmesini ve R.. S..'e ödemede bulunmak için talimat verilmesini istemişler. Islah tarihi, dava konusu edimlerin gecikmiş ifası nedeni ile uğranılan 56.100-TL tutarındaki müspet zararın Borçlar Kanunu 106/2. maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalılar, ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde, özetle: Davalı R.. S..'in okuma yazma bilmediğini, sözleşmeye atılan imzanın tanıklarca tasdik edilmesi gerektiğinden, bu sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacıların sözleşmede belirlenen bedeli ödemediklerini, bu nedenle dava açamayacaklarını, sözleşmenin açık olmadığını, kime, neresinin verileceğinin belli olmadığını ve ıslah talebini de kabul etmediklerini, davacıların kendi edimlerini yerine getirmedikçe, davalıyı temerrüde düşüremeyeceklerini, ayrıca müspet zarar kavramı adı altında istenen bedelin ne olduğu açıkça belli olmadığını, Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi gereğince istenilen alacağın zamanaşımına uğradığını bildirerek, davanın ve ıslah talebinin reddini savunmuşlardır. Mahkemece; davanın hukuki niteliği itibari ile davacıların dayandığı 25.08.2001 tarihli sözleşmenin muris Hüsnü Serin'in tüm mirasçıları tarafından imzalandığını, sözleşmede muristen kalan taşınmazların mirasçılar tarafından ne şekilde paylaşılacağının kararlaştırıldığını, her ne kadar davalılar mirasçı R.. S..'in okuma yazma bilmediğinden sözleşmedeki imzanın tanıklar huzurunda atılmadığından geçersiz olduğunu bildirmiş iseler de, davalı R.. S..'in mahkemenin 2011/127 ve 2004/124 esas sayılı dava dosyalarında taraf olup kendisine gönderilen davetiyeyi bizzat imza karşılığı tebellüğ ettiği, yine R.. S..'in, emekli maaşını aldığı bankada ve Vergi Dairesine verilen beyannamelerde kendi imzasını kullandığı göz önüne alındığında davalının okuma yazma bilmeyip imzasının geçersiz olduğu yönündeki savunmanın doğru bulunmadığı, dayanak sözleşmenin bu nedenle geçerli olduğunu, ancak sözleşmede “E. G. Mahallesi, Y. F. Caddesindeki evin arsası ve ortak yolun davacılara eşit hisse ile kaldığı,” ve “davacıların eşit değerde 7.200 Amerikan Doları 01 Kasım 2001 tarihinde R.. S..'e ödemede bulunacakları... ödeme tarihinden itibaren 6 ay içerisinde R.. S..'in evi boşaltacağı” kararlaştırıldığı, davacılar tarafından ödenmesi kararlaştırılan bu paranın belirtilen tarihte ve halen ödenmediği davacıların da kabulünde olduğu, her ne kadar davacılar, davalı A.. G..'in anlaşmayı bozduklarını beyan etmesi üzerine ve davalı R.. S..'in parayı kasıtlı olarak kendilerinden istemediği, bu nedenle parayı ödemediklerini ileri sürmüş iseler de; edimini ifa etmek isteyen davacıların mahkemeden tevdi yeri tayini talep ederek vadesinde edimlerini yerine getirmeleri mümkün olup bu husus davalıların rızasına bağlı olmadığından, davacılar edimlerini yerine getirmediklerinden sözleşme tarihinde yürürlükte olan Borçlar Kanunu'nun 81. maddesi gereğince bir kimse kendi edimini ifa etmedikçe karşı taraftan edim ifası isteyemeyeceğinden, bu nedenle davacılar sözleşme gereği 01 Kasım 2001 tarihinde davalı R.. S..'e ödemeleri gereken parayı ödemediklerinden aynı sözleşmede kararlaştırılan karşı taraf ediminin yerine getirilmesini isteyemeyecekleri hükmü bulunduğundan bu nedenle miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil isteminin reddine ve davacılar ıslah dilekçelerinde dava dilekçesinde yer alan tescil taleplerinden vazgeçmeksizin ecrimisil talep ettiklerinden, ıslah ile talep sonucuna yeni bir talep eklemek mümkün olmadığından ıslah dilekçesindeki ecrimisil talebi dikkate alınmayarak davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davalılardan Aysel Serin Girgin ve davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Miras paylaşım sözleşmesi, borçlandırıcı nitelikte bir sözleşme olduğundan; tasarrufi işlemin yapılması için, taşınmazlar yönünden tapu iptal ve tescil davası açılması gerekir. Sözleşmenin yapıldığı 25.08.2011 tarihinde davalı taşınmaz miras ortaklığı kapsamında olarak elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir. Dayanak miras paylaşım sözleşmesi, TMK'nun 676. maddesi uyarınca tüm mirasçıların katılımı ile usulüne uygun olarak düzenlenmiştir. Davacıların dayandığı sözleşmenin, murisleri Hüsnü Serin'in 28.06.2001 tarihinde vefatı sonrası tüm mirasçılarının katılımı ile oybirliğiyle düzenlenmiş olması sebebiyle TMK’nun 676. ve devamı maddeleri uyarınca miras paylaşım (taksim) sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerekir. Bu durumda davacılar tarafından dosyaya sunulan 25.08.2001 tarihli Harici Taksim Senedi başlıklı adi yazılı ve murisin tüm mirasçıları tarafından imzalanan miras paylaşım sözleşmesi geçerli olup, taraflarını bağlar. Mirasçılar söz konusu bu miras taksim sözleşmesinde yazılı hükümleri yerine getirmek zorundadır. İkiden fazla mirasçının bulunduğu miras ortaklığında, miras paylaşım sözleşmesi karşılıklı nitelikte olmakla birlikte; bir mirasçı karşı ifanın yapılmasını tek başına isteyemeyeceğinden; karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ödemezlik def'ini düzenleyen BK. md. 81 (TBK. md. 97) uygulanamaz. Yazılı paylaşma (taksim) sözleşmesinden doğan borç ifa edilmediği takdirde, her bir mirasçı, paylaşma sözleşmesinden doğan borcu ifa etmekten kaçınan mirasçı aleyhine ifa davası açabilir. Somut uyuşmazlıkta, ifa davası tapu iptal/tescil davası olarak açılmıştır. Dayanılan sözleşme bir ön sözleşme olmayıp, TMK. 676. maddesine uygun olarak düzenlenmiş bir miras paylaşım (taksim) sözleşmesidir. Mirasçılardan R.. S..'in okur-yazar olmadığı halde, sözleşmeyi imzaladığı iddia edilmiş ise de; bu mirasçının böyle bir iddiası olmadığı gibi; olsa bile böyle bir iddianın TMK. 2. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılmasını teşkil edeceği açıktır. Davalıların da davacılardan kendilerine düşen edimi talep ve dava hakları mevcuttur. Öyleyse, davacıların bu yönlere ilişkin temyiz itirazları haklıdır. Mahkemenin ret kararı hatalı olmuştur. Mahkemece, miras taksim sözleşmesinde, davacılara bırakılan taşınmazlar yerinde yapılacak keşif ile kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ayrıntılı olarak belirlenerek, miras taksim sözleşmesi dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde miras taksim sözleşmesinin geçersiz olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. Davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı A. G.'in temyiz isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK 297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde davacılara, 148,80 TL peşin harcın da davalılardan A.. G..'e iadesine 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.