Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2022/2720 E. , 2024/1272 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/2720 Karar No : 2024/1272 TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Belediye Başkanlığı VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- … 2- … 3- … (Kendi adına asaleten … ve …'e velayeten) VEKİLLERİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2022/2720 E. , 2024/1272 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/2720 Karar No : 2024/1272 TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Belediye Başkanlığı VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- … 2- … 3- … (Kendi adına asaleten … ve …'e velayeten) VEKİLLERİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava Konusu İstem: Dava; murisleri ...'in 03/08/2009 tarihinde geçirdiği trafik kazasında yaşamını kaybetmesinde davalı idarenin kusurlu olduğu ileri sürülerek miktar arttırımı yapılmak suretiyle eş ... için 263.444,44 TL maddi, 15.000,00 TL manevi, çocukları ... için 43.116,88 TL maddi, 15.000,00 TL manevi, ... için 74.254,30 TL maddi, 15.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 425.815,62 TL zararın işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; Kahtalar Belediyesinde itfaiye eri olarak çalışmakta olan ...'in, her ne kadar araç kullanmak için sürücü belgesi bulunmakta ise de, asli görev ve sorumluluğu dışında ve tecrübesi ve bilgisinin tescil edilmediği bir hizmette görevlendirilmesi sonucunda hayatını kaybetmiş olduğu, idarenin söz konusu şoförlük hizmetini yürütecek personeli bulundurması ve hizmeti ehil personele yaptırması gerekirken, bu hizmetin yürütülmesiyle ilgisi bulunmayan davacıların murisini görevlendirmiş olması nedeniyle hizmetin kuruluş ve işleyişi bakımından asli olarak kusurlu ve sorumlu olduğu sonucuna ulaşıldığı, görev sırasında geçirilen trafik kazası sonucu vefat eden ...'in geride kalan davacılara adi maluliyet gelirine denk dul ve yetim aylığı bağlandığı, geride kalan eşi ...'in kaybı nedeniyle karşılanmamış destekten yoksunluk maddi zararının rapor tarihi itibariyle 35 yaşında ve 18 yaşından küçük iki çocuğunun olduğu ve yeniden evlenme ihtimalinin de göz önünde bulundurulduğunda 263.444,44 TL, kızı ...'in 43.116,88 TL ve oğlu ... için de 74.254,30 TL karşılanmamış destekten yoksunluk maddi zararının olduğu, davacılar vekilince 356.815,62 TL için ıslah dilekçesi verildiği ve ... için 263.444,44 TL maddi, ... için 43.116,88 TL maddi ve ... için 74.254,30 TL maddi tazminatın davacılara ödenmesine, davacıların ölen kişinin yakınlık derecesi elem ve üzüntüsü ölçütünde davacılardan ölenin eşi olan ... için 15.000,00 TL, ölenin çocukları olan ... için 15.000,00 TL ve ... için 15.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulü gerektiği, davacılardan ... için 263.444,44 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatı oluşturan maddi tazminatın 12.000,00 TL'lık kısmı ile 15.000,00 TL manevi tazminatın adli yargı yerinde açılan davanın tarihi olan 03/08/2010 tarihinden itibaren, ıslah dilekçesi ile arttılan 251.444,44 TL maddi tazminatın ise ıslah tarihi olan 18/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; davacılardan ... için 43.116,88 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatı oluşturan maddi tazminatın 6.000,00 TL lik kısmı ile 15.000,00 TL manevi tazminatın adli yargı yerinde açılan davanın tarihi olan 03/08/2010 tarihinden itibaren, ıslah dilekçesi ile arttılan 37.116,68 TL maddi tazminata ıslah tarihi olan 18/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; davacılardan ... için 74.254,30 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatı oluşturan maddi tazminatın 6.000,00 TL lik kısmı ile 15.000,00 TL manevi tazminatın adli yargı yerinde açılan davanın tarihi olan 03/08/2010 tarihinden itibaren, ıslah dilekçesi ile arttılan 68.254,30 TL maddi tazminata ıslah tarihi olan 18/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından; ...'in 1992 yılında Kahtalar Belediyesinde şoför olarak çalışmak üzere iş başvurusunda bulunduğu ve 1993 yılında şoför olarak işe alındığı, uzun süre şoför olarak görev yaptığı, 2005 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile norm kadro uygulaması nedeniyle şoför kadrosu olmaması nedeniyle işten çıkarılması gerekirken, tümüyle iyi niyetli olarak boş olan itfaiye eri kadrosuna atanarak işten çıkarılmadığı, mezkur belediyede itfaiye birimi olmadığı gibi, itfaiye aracının da mevcut olmadığı, 3 kişilik kadro ile itfaiye teşkilatı kurulmasının mümkün olmaması nedeniyle müteveffanın şoför olarak çalıştırıldığı, idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, dava konusu trafik kazasının tümüyle adıgeçenin kusurundan kaynaklandığı, tek yönlü trafik kazasında ölenin tam kusurlu olduğu, ölenin mirasçısı olan davacılara SGK tarafından dul ve yetim aylığı bağlandığı ve adi maluliyet aylığına denk geldiği, bağlanan gelirler hesaplanan zarardan indirilmiş ise de, ileriye yönelik gelirler hesaplanarak indirim yoluna gidilmiş olması verilen bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğu sonucunu doğuracağından, mezkur raporun karara esas alınmasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek, mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: Dr. … DÜŞÜNCESİ:Davacılar tarafından, murisleri ...'in 03/08/2009 tarihinde geçirdiği trafik kazasında yaşamını kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusuru olduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat davası açılmıştır. Mahkemece, müteveffanın itfaiye eri kadrosunda olmasına rağmen şoför olarak görevlendirilmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu kabul edilerek, davacılara maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden, müteveffa ...'in 07/12/1992 tarihli iş talep formunda şoför olarak iş talebinde bulunduğu, 12/03/1993 tarihinde şoför kadrosuna aday memur olarak atandığı, bu tarihten itibaren sürekli şoför olarak görev yaptığı, 29/11/2005 tarih 2006/9809 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile norm kadro ihdas edilerek şoför kadrosunun sınırlandırılması nedeniyle adıgeçenin işten çıkarılmayarak 11/09/2006 tarihinde itfaiye eri kadrosuna atandığı, 3 kişilik kadro ile belediyede itfaiye teşkilatı kurulması mümkün olmayınca adıgeçenin makam şoförü olarak görevlendirildiği, 01/10/2007 tarihinden itibaren … plakalı Makam aracının kendisine zimmetlendiği, bu araçla İller Bankası'ndan imar planı işi için gelen çalışma ekibini Alanya İlçesi'nden almak üzere 03/08/2009 tarihinde şoför olarak görevlendirildiği ve bu görevi sırasında direksiyon hakimiyetini kaybederek, yolun gidişe göre sol (deniz) tarafına uçuruma yuvarlanmak suretiyle meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybettiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar, müteveffa itfaiye eri kadrosunda çalışmakta iken şoför olarak görevlendirilmişse de, ölenin şoför olarak iş başvurusunda bulunduğu, şoför kadrosunda işe alındığı, uzun süre bu kadroda çalıştığı, norm kadro uygulaması nedeniyle işten çıkarılmayıp tümüyle ölenin lehine olarak itfaiye eri kadrosuna atandığı ama şoför olarak çalışmaya devam ettiği, ölenin bu duruma hiçbir itirazının bulunmadığı görülmektedir. Mahkemece, ölenin araç kullanmak için sürücü belgesi bulunmakta ise de, asli görev ve sorumluluğu dışında ve tecrübesi ve bilgisinin tescil edilmediği bir hizmette görevlendirilmesi sonucunda hayatını kaybetmiş olması nedeniyle, idarenin hizmet kusuru olduğu kabul edilmiş ise de, ölenin şoför olarak işe alındığı ve uzun süre şoför kadrosunda görev yaptığı, norm kadro uygulaması nedeniyle tümüyle ölenin lehine olacak şekilde itfaiye eri kadrosuna atandıktan sonra da aynı şekilde şoför olarak görev yaptığı, ölenin gerek şoför kadrosunda gerekse itfaiye eri kadrosunda iken fiilen 17 yıl boyunca şoför olarak görev yaptığı dikkate alındığında, şoförlük görevinde tecrübe ve bilgisinin olmadığından bahisle idarenin hizmet kusurunun olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır. Davacılar tarafından, idarenin hizmet kusuruna dayalı olarak ölenin desteğinden yoksun kalmaları nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulması üzerine, mahkemece, ölenin itfaiye eri kadrosunda bulunmasına rağmen şoför olarak görevlendirilmesi nedeniyle idarenin hizmet kusurunun bulunduğu kabul edilerek, davacılara maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle illiyet (nedensellik) bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Bakılmakta olan davada, idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı açık olup, hizmet kusuruna dayalı olarak idarenin hukuki sorumluluğu ve tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Ancak, dava konusu olayda, idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve kusursuz sorumluluk esasları çerçevesinde tazminat ödemesinin gerekip gerekmediği hususunun irdelenmesi gerekir. Dava dosyası incelendiğinde, müteveffanın davalı idarede kamu görevlisi olarak 17 yıldır çalıştığı, işe alınırken kadrosunun şoför, norm kadro uygulaması sonrasında ise itfaiye eri olarak devam ettiği, ölenin ve idarenin karşılıklı rızaları ile adıgeçenin fiilen şoför olarak görev yaptığı, kazanın gerçekleştiği … plakalı resmi aracın 01/10/2007 tarihinde adıgeçene zimmetlendiği, adıgeçenin mezkur araç ile İller Bankası'ndan imar planı işi için gelen çalışma ekibini Alanya İlçesi'nden almak üzere 03/08/2009 tarihinde şoför olarak görevlendirildiği, adıgeçenin resmi olarak görevlendirildiği işin ifası sırasında meydana gelen kazada vefat etmiş olduğu dikkate alındığında, kamu görevlisinin resmi görevini ifade ederken meydana gelen kaza nedeniyle idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, kusursuz sorumluluk ilkeleri çerçevesinde idarenin tazminat yükümlülüğünün bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. Meydana gelen zararla, zarara neden olan olay veya davranış arasındaki sebep-sonuç ilişkisine illiyet bağı denir. (Prof. Dr. Fikret Eren, Sorumluk Hukuku Açısından Uygun İlliyet Bağı Teorisi, 1975, s.1) Bu konuda, hukukumuzda benimsenin teori “uygun illiyet bağı teorisidir”. Bu teori, “Somut olayda gerçekleşen türden bir sonucu, olayların normal akışına ve hayat tecrübelerine göre, niteliği ve ana temayülü itibariyle meydana getirmeye genel olarak elverişli olan veya bu türden bir sonucun gerçekleşme ihtimalini objektif olarak artırmış bulunan zorunlu şart ile söz konusu sonuç arasındaki bağa uygun illiyet bağı denilir.” şeklinde tanımlanmaktadır. (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Mert Demir, İlliyet (Nedensellik) Bağını Kesen Sebepler, s.3) İlliyet bağı, gerek kusur sorumluluğu gerekse kusursuz sorumluluk hali için aranan zorunlu bir şarttır. Hukuki sebep ne olursa olsun illiyet bağının varlığı mutlaka aranmaktadır. Ancak kusursuz sorumluluk hallerinde sorumluluğun doğması için “kusur” aranmadığından, kusur sorumluluğuna nazaran kusursuz sorumluluk halinde illiyet bağı daha da önemlidir. Zira burada sorumluluğun doğması için fiil ile zarar arasında sebep-sonuç ilişkisinin bulunması yeterli olmaktadır. (Mert Demir, İlliyet (Nedensellik) Bağını Kesen Sebepler, s.1) Hukuki sorumluluğu doğuran unsurlar arasında illiyet bağı büyük önem taşır. İlliyet bağı sorumluluk hukukunun temel şartı olup, illiyet bağının yokluğu halinde zarar verenin sorumluluğu doğmaz. (Mert Demir, İlliyet (Nedensellik) Bağını Kesen Sebepler, s.1) Buna göre, idarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için ortada bir zararın bulunmasının yanında, bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir deyişle zararla idari faaliyet arasında illiyet (nedensellik) bağının kurulabilmesi gerekir. Yine meydana gelen zararda, zarar görenin veya üçüncü kişinin kusuru illiyet (nedensellik) bağını ortadan kaldırıyorsa, idarenin tazmin sorumluluğu tamamen ortadan kalkar. Nitekim, sebep ile zararlı sonuç arasındaki bağın çeşitli nedenlerle uygun olmaması yani “illiyet bağının yokluğu” ya da sebep ile zarar arasında “illiyet bağının kesilmesi” söz konusu olmaktadır. Bu durumda, sebep ile sonuç arasında uygun illiyet bağı asıl olarak hiç kurulmamakta ve hukuki sorumluluk doğmamaktadır.(Mert Demir, İlliyet (Nedensellik) Bağını Kesen Sebepler,s.2) İlliyet bağını kesen sebeplerden birisi de zarar görenin kusurudur. Bu durumda zarar, doğrudan mağdurun (zarar görenin) eylemi ile gerçekleşmektedir. Nitekim, Türk Medeni Kanunu 2. maddesine yer alan dürüstlük kuralına göre, hiç kimse kendi kusuru sonucu kendisine karşı meydana gelen bir zararı başkasına yükleyemeyeceğinden, zarar verenin daha doğru ifade ile zarara sebep olanın hukuki sorumluluğu ortadan kalkmaktadır. (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler; Mert Demir, İlliyet (Nedensellik) Bağını Kesen Sebepler, s.4) Dava konusu kazaya ilişkin, 03/08/2009 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağı incelendiğinde, "Kaza sürücü ...'in ... plaka sayılı resmi otomobil ile Gazipaşa istikametinden Alanya istikametine seyir halinde iken km 14+300'e geldiğinde aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek, yolun gidişe göre sol tarafına (deniz) tarafına uçuruma yuvarlanması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Kazanın oluşumunda ... plakalı resmi oto sürücüsü ... 2918 sayılı KYTK.nda yer alan sürücülere ait diğer kusurlardan 52-1/B "Aracın hızını yol, hava, yük ve teknik özelliklere uydurmama" kuralını ihlal ettiğinden Asli derecede kusurlu olduğu anlaşılmış olup" denilmek suretiyle, araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun belirtildiği görülmektedir. Yine, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No: … sayılı dosyasına sunulan 21/07/2009 tarihli Trafik Bilirkişi Raporunda, ... plakalı araç sürücüsü ...'in Asli Kusurlu olduğu belirtilmiştir. Anlaşılacağı üzere, ...'in vefat ettiği trafik kazası, tek taraflı (başkaca bir aracın yer almadığı) bir kaza olup, araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle aracın şarampole yuvarlanması neticesinde meydana gelmiş olup, kazanın meydana gelmesinde mütevveffa 8/8 oranında tam kusurludur. Bu durumda, müteveffanın kusuru illiyet bağını kestiğinden, idarenin tazminat sorumluluğu doğmamaktadır. Bu itibarla, müteveffa ...'in yakınları tarafından destekten yoksun kalma nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulü yolunda verilen mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Başkanlar Kurulunun 28/12/2021 günlü, E.2022/8, K:2022/9 sayılı kararı ile Dairemize iletilen dosyada; Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacılar tarafından; murisleri ...'in 03/08/2009 tarihinde geçirdiği trafik kazasında yaşamını kaybetmesinde davalı idarenin kusurlu olduğu ileri sürülerek eş ... için 12.000 TL maddi, 15.000,00 TL manevi, çocukları ... için 6.000 TL maddi, 15.000,00 TL manevi, ... için 6.000 TL maddi, 15.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 24.000 TL maddi, 45.000 TL manevi tazminat olarak 69.000 TL.nin olay tarihi 03/08/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talep edilmiştir. Daha sonra, 03/08/2010 tarihli ıslah dilekçesi ile müddeabih 356.815,62 TL arttırılmak suretiyle, talep edilen maddi tazminat miktarı eş ... için 263.444,44 TL, ... için 43.116,88 TL ve ... için 74.254,30 TL olarak talep edilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşir ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açar. İdareler yapmakla yükümlü oldukları kamu hizmetleri sırasında önce yeterli örgütleri kurmak, bu örgütlere zararlı sonuç doğurabilecek bir olayın meydana gelmesini önleyecek gerekli personel ile hizmetin gerektirdiği araç ve olanakları sağlamakla görevlidirler, bunların zamanında sağlanamaması ve yerine getirilmesindeki kusur sonucu hizmetin hiç işlememesi veya geç ve noksan işlemesine sebebiyet verilmiş olması, idarelere zarar gören bu kimselerin zararlarının tazmini sorumluluğunu yükler. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava dosyasının incelenmesinden, davalı idarede (mülga Kahyalar Belediye Başkanlığı'nda) itfaiye eri ünvanıyla memur olarak çalışan ...'in, İller Bankası'ndan imar planı işi için gelen çalışma ekibini Alanya İlçesi'nden almak üzere 03/08/2009 tarihinde şoför olarak görevlendirildiği, adı geçenin sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın Alanya istikametine seyir halinde iken, direksiyon hakimiyetini kaybederek, yolun gidişe göre sol (deniz) tarafına uçuruma yuvarlanmak suretiyle meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybetmesi nedeniyle, ölenin yakınları tarafından maddi ve manevi tazminat talebiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar ...'in araç kullanmak için sürücü belgesi bulunmakta ve 16/03/1993 tarihinden itibaren şoför olarak belediyede çalışmış ise de, adıgeçenin 2005 yılından itibaren itfaiye eri kadrosunda bulunduğu, asli görev ve sorumluluğu dışında bir hizmette görevlendirilmesi sonucunda hayatını kaybettiği; idarenin söz konusu şoförlük hizmetini yürütecek personeli bulundurması ve hizmeti ilgili personele yaptırması gerekirken, davacıların murisinin şoför olarak görevlendirmesi nedeniyle hizmetin kuruluş ve işleyişi bakımından asli olarak kusurlu ve sorumlu olduğu, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle davacıların zararını tazmin etmeleri gerektiği sonucuna varılmaktadır. A) Temyiz İstemine Konu Kararın, Maddi Tazminat İsteminin Kabulüne İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi: İdarenin hizmet kusuru nedeniyle tazminat ödenmesi gerekmekte ise de, bu tazminat miktarının belirlenmesi önem arzetmektedir. Bakılmakta olan davada; İdare Mahkemesi kararına dayanak alınan bilirkişi raporunda PMF (Populaion Mesculine et Fe'minine-Fransız Yaşam Tablosu) yaşam tablosunun esas alındığı, müteveffa için 2 pay, eş için 2 pay, çocukların her biri için 1'er pay olmak üzere 6 pay üzerinden değerlendirme yapıldığı, aktif dönem hesabında PSD (Peşin Sermaye Değeri)nin dikkate alınmadığı, davacıların çalışıp çalışmadıklarının ve destek ihtiyaçlarının devam edip etmediğinin araştırılmadığı, davacıların sigorta şirketine açtığı davalar sonucunda yapılan ödemelerin dikkate alınmadığı görülmektedir. Tazminatın amacı uğranılan gerçek zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle tazminat, zarar görenin zenginleşmesi veya zarar verenin cezalandırılması sonucuna yol açmamalıdır. Dolayısıyla hesaplanacak tazminatın azami miktarı gerçek zarar ile sınırlı olup, öncelikle davacıların zararı güncel duruma göre belirlenmelidir. Bu itibarla, davacıların uğradığını iddia ettiği maddi zararı aşağıda belirtilen şekilde bilirkişi tarafından yeniden hesaplanmalıdır. Bu hesaplama yapılırken de, müteveffanın çalışabileceği muhtemel yaşı dikkate alınarak aktif dönem - pasif dönem için ayrı ayrı olacak şekilde ve bilirkişi raporunun düzenlendiği tarih itibariyle işlemiş dönem - işleyecek dönem için ayrı ayrı olacak şekilde hesaplama yapılması, bu dönemlere göre PSD (Peşin Sermaye Değeri)nin gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Hesaplama yapılacak dönemlerin incelenmesi; Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, desteğin ölüm tarihinden bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, desteğin emsali itfaiye memurunun aylar itibarıyla aldığı görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenen dul ve yetim aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan dul ve yetim aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki (işlemiş dönem) zarar kalemlerinin fiilen gerçekleşmiş olan kısmı (ölüm olayının gerçekleştiği tarih ile yeniden düzenlenecek bilirkişi rapor tarihi) için peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır. Aktif dönemde işleyecek dönem zararı, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihten desteğin yasal emeklilik yaşını dolduracağı tarihe kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde de, desteğin emsali itfaiye memurunun aylar itibarıyla alabileceği görev aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek dul ve yetim aylıkları dikkate alınarak, desteğin görev aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan dul ve yetim aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destekten yoksun kalma zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. Pasif dönemdeki zararı, desteğin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna kadar olan dönemi ifade eder. Bu dönemde, yasal emeklilik yaşını tamamladığı ve yasal emekli olma koşullarına sahip olduğu farz edilen desteğin alacağı emekli aylıkları ile SGK tarafından davacılara bağlanan ve aylar itibarıyla ödenecek dul ve yetim aylıkları dikkate alınarak, desteğin emekli aylığı üzerinden her bir davacıya ayıracağı destek tutarı ile SGK tarafından her bir davacıya bağlanan dul ve yetim aylık tutarı arasındaki fark, davacıların destek zararını oluşturmaktadır. Bu dönemdeki zarar kalemlerinin -fiilen gerçekleşmemiş olması nedeniyle- peşin sermaye değerlerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontaya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) dikkate alınması gerekmektedir. Mahkeme kararının faiz yönünden incelenmesi; Davacılar tarafından, talep edilen maddi ve manevi tazminata 03/08/2009 olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması talep edilmiş olup, mahkemece ilk talep edilen miktar için adli yargı yerinde açılan dava tarihi olan 03/08/2010 tarihinden itibaren, arttırılan kısım yönünden ıslah tarihi olan 18/12/2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. Bilindiği üzere, yapılacak yargılama neticesinde davacılar lehine hükmedilecek tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi "idareye başvuru tarihi", idareye başvuru yapılmaması halinde ise, davanın açıldığı tarih olmaktadır. İdari yargıda dava açılmadan önce adli yargıda dava açılması halinde ise, yasal faizin başlangıç tarihi adli yargıda davanın açıldığı tarih olmaktadır. Hal böyle olmakla birlikte, destekten yoksunluk tazminatı desteğin ölümünden muhtemel ömrü boyunca ileriye yönelik olarak hesaplanan bir tazminat olduğundan, ileride doğacak alacak için davanın açıldığı tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi hukuka aykırı bulunmaktadır. Bu nedenle, ölenin muhtemel geliri (olayımızda ölenin emsali kişinin aldığı maaşları) dikkate alınarak yapılan destekten yoksunluk tazminatı hesabında, adli yargıda davanın açıldığı tarihten önce muacel olmuş miktar yönünden dava tarihi itibariyle, dava açıldıktan sonra muaccel hale gelecek miktar yönünden ise buna ilişkin maaşların doğacağı tarihten itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekmektedir. Ölenin muhtemel ömrü dikkate alınarak henüz muaccel hale gelmemiş maaş için, dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi hukuka aykırı bulunmaktadır. Zira muaccel hale gelmemiş alacak için geçmişe etkili olacak şekilde faize hükmedilmesi doğru değildir. Destek paylarının incelenmesi; Destekten yoksun kalma tazminatı, ölen kişinin desteğinden yoksun kalan kişiler tarafından talep edilmektedir. Sağ kalan eş ve çocuklar, ölüm sebebiyle destekten yoksun kalmaktadır. Yine ölüm sebebiyle evlatlarını kaybeden anne ve babalar da destekten yoksunluk tazminatı talep etme hakkına sahip bulunmaktadır. Çocuğun (olayımızda ...'in) ölüm öncesinde mutlaka fiilen destekte bulunması şart değildir, ölen çocuğun ileride destek sağlayabileceği, farazi desteğin mevcudiyeti yeterlidir. Destek payları belirlenirken ölenin desteğinden faydalanan anne ve babası, eşi ve çocuklarının dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir. Destek payları belirlenirken, bu kişilerden birinin destekten çıkması halinde, destek görmeye devam edenlerin destek paylarının arttırılması gerektiği yargı kararlarında kabul edilmektedir. (Yargıtay 10. HD., 19/12/1995, E1995/10669,1995/10932, Yargıtay 10. HD., 10/06/1997, E1997/2075,1997/4409) Anne babanın destek payları, destek evleninceye kadar anne ve babanın her birine % 25, evlenmesiyle % 16, bir çocuğunun olması durumunda % 14, iki çocuğunun olması durumunda her birine % 12,5 oranında destek sağlayacağı kabul edilmektedir. (Yargıtay 17. HD. 09/03/2021 tarih, E.2020/2124, K.2021/2461 sayılı kararı, Çocuğun Ölümü, İstanbul Barosu Dergisi 2021, cilt 95, sayı 4, sayfa 454) Dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, müteveffa ...'in vefat ettiği 03/08/2009 tarihinde annesi ...'in hayatta olduğu (2020 tarihinde vefat etmiş), eşinin ve 2 çocuğunun olduğu görülmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, müteveffa için 2 pay, eş için 2 pay, çocukların her biri için 1'er pay olmak üzere 6 pay üzerinden değerlendirme yapıldığı, müteveffanın annesi için pay ayrılması gerekirken, herhangi bir pay ayrılmadığı görülmektedir. Yine, anne ...'in oğlu ...'in ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebiyle herhangi bir dava açıp açmadığı hususu da mahkemece araştırılmamıştır. Destek sürelerinin incelenmesi; Ölenin desteğinden yararlanan eş ve çocukların evlenmesi veya işe girmesi halinde, ölenin desteğine olan ihtiyaçları ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle, davacıların evlenip evlenmediği ve bir işte çalışıp çalışmadığı hususunun araştırılması ve sonucuna göre destek sürelerinin belirlenmesi gerekmektedir. Davacılara sigorta tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının incelenmesi; Davacılar tarafından … Sigorta A.Ş. aleyhine murisleri ...'in 03/08/2009 tarihinde geçirdiği trafik kazasında yaşamını kaybetmesi nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin … tarih, E…., K. … sayılı kararıyla, eş ... için 102.787,67 TL, ... için 15.483,14 TL, ... için 19.729,19 TL destekten yoksun kalma tazminatının 13/12/2013 dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir. Davalı sigorta şirketinin temyiz talebinden feragat etmesi nedeniyle, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin … tarih, E. …, K. … sayılı kararıyla, temyiz isteminin (dilekçesinin) reddine karar verilmiştir. Yine, aynı davacılar tarafından … Sigorta AŞ aleyhine açılan davada, … Asliye Ticaret Mahkemesinin E. … sayılı kararıyla, feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar, mahkemece yapılan araştırmaya istinaden davacılar vekilinin 20/01/2014 tarihli dilekçesi ile, sigorta şirketine dava açılmadığı, ... Sigorta AŞ tarafından tazminat talebinin reddedildiği bildirilmiş ve ... Sigorta AŞ.nin 13/06/2013 tarihli yazısında "vefat eden sigortalı araç sürücüsü ve işleteni ...'in sebebiyet verdiği kazada kendi kusurundan yararlanamayacağı, aracın sigortacısı olarak tarafımızın bu olaydan dolayı sorumlu tutulamayacağını, ... sigorta nolu Zorunlu Mali Sorumluluk poliçesinden tazminat talebinin yerine getirilmesinin mümkün olmadığı" belirtilmiş ise de, daha sonra ... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03/04/2015 tarihli kararın kesinleştiği dikkate alınarak, mezkur karar uyarınca veya başka bir şekilde sigorta şirketlerince davacılara herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususu yeniden araştırılarak, varsa yapılan ödemelerin tazminat miktarından indirilmesi gerekmektedir. B) Temyiz İstemine Konu Kararın, Manevi Tazminat İsteminin Kabulüne İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi: İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin kabulüne yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN KISMEN REDDİNE, KISMEN KABULÜNE, 2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, manevi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA,maddi tazminata ilişkin kısımının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Yasa'nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava; murisleri ...'in 03/08/2009 tarihinde geçirdiği trafik kazasında yaşamını kaybetmesinde davalı idarenin kusurlu olduğu ileri sürülerek miktar arttırımı yapılmak suretiyle eş ... için 263.444,44 TL maddi, 15.000,00 TL manevi, çocukları ... için 43.116,88 TL maddi, 15.000,00 TL manevi, ... için 74.254,30 TL maddi, 15.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 425.815,62 TL zararın işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır. Mahkemece, Kahtalar Belediyesinde itfaiye eri olarak çalışmakta olan ...'in, her ne kadar araç kullanmak için sürücü belgesi bulunmakta ise de, asli görev ve sorumluluğu dışında ve tecrübesi ve bilgisinin tescil edilmediği bir hizmette görevlendirilmesi sonucunda hayatını kaybetmiş olduğu, idarenin söz konusu şoförlük hizmetini yürütecek personeli bulundurması ve hizmeti ehil personele yaptırması gerekirken, bu hizmetin yürütülmesiyle ilgisi bulunmayan davacıların murisini görevlendirmiş olması nedeniyle hizmetin kuruluş ve işleyişi bakımından asli olarak kusurlu ve sorumlu olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilerek, hizmet kusurunun bulunduğu kabul edilerek idarece tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden, müteveffa ...'in 07/12/1992 tarihli iş talep formunda şoför olarak iş talebinde bulunduğu, 12/03/1993 tarihinde şoför kadrosunda aday memur olarak atandığı, adıgeçenin 16/03/1994 tarihinde adaylık süresinin sona erdiği asli memurluğa atandığı, 25/04/1994 tarihinden itibaren … plakalı … marka otomobilin her türlü sorumluluğunun kendisine ait olduğu, 20/12/1994 tarihinden itibaren belediyeye ait … plakalı halk otobüsünün şoför ve sorumluluğunun verildiği, 02/10/2000 tarihinden itibaren çöp aracı şoförlüğünü yapmak üzere görevlendirildiği, 31/07/2001 tarihinden itibaren … plakalı kamyonda asıl şoförün dönüşüne kadar görevlendirildiği, 12/03/2001 tarihinden itibaren … plakalı aracın şoförü olarak görevlendirildiği, 29/11/2005 tarih 2006/9809 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile norm kadro ihdas edilerek şoför kadrosunun sınırlandırıldığı, adıgeçenin işten çıkarılmak yerine 3 kişilik itfaiye eri kadrosuna kaydırıldığı, 11/09/2006 tarihinde itfaiye eri olarak ataması yapılmış ise de, itfaiye teşkilatı kurulamayınca adıgeçenin makam şoförü olarak görevlendirildiği, 01/10/2007 tarihinde ... plakalı … Makam aracının zimmetlendiği, bu araçla İller Bankası'ndan imar planı işi için gelen çalışma ekibini Alanya İlçesi'nden almak üzere 03/08/2009 tarihinde şoför olarak görevlendirildiğinde, direksiyon hakimiyetini kaybederek, yolun gidişe göre sol (deniz) tarafına uçuruma yuvarlanmak suretiyle meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybettiği anlaşılmaktadır. Davacıların murisi belediyede 12/03/1993 tarihinde şoför kadrosunda işe başlamış ve vefat ettiği 03/08/2009 tarihine kadar 17 yıl boyunca fiilen şoför olarak görev yapmıştır. Bu nedenle, ölenin asli görev ve sorumluluğu dışında ve tecrübesi ve bilgisinin tescil edilmediği bir hizmette görevlendirilmesi sonucunda hayatını kaybetmiş olmasından ve davalı idarenin hizmet kusurundan söz edilemez. Bu nedenle, ...'in itfaiye eri kadrosunda iken şoför olarak görevlendirilmesinde idarenin hizmet kusuru bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hizmet kusurunun olduğu kabul edilerek davacılara tazminat ödemekle yükümlü tutulması yönündeki Daire kararına katılmıyorum.