Başvuru, terör olaylarından dolayı köyü terke mecbur kalınması nedeniyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun ve açılan davanın reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; ret işlemine karşı açılan davaya ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması ve makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; terör olaylarından dolayı köyü terke mecbur kalınması nedeniyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun ve açılan davanın reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; ret işlemine karşı açılan davaya ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması ve makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 13/10/2014 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 15/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 11/4/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından görüş sunulmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Tunceli ili Ovacık ilçesi Karataş köyünde ikamet etmekte iken 1994 yılında meydana gelen terör olayları neticesinde köyün boşaltılmasıyla yerleşim yerinden göç etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir. Başvurucu 11/4/2006 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Tunceli Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur. Komisyon 4/3/2011 tarihli ve 2011/1-6340 sayılı kararında; dosyanın incelenmesi sonucu başvurucunun dosyasının annesinin dosyası ile birleştirildiği, ayrıca Komisyona beyan etmiş olduğu dosyasındaki tapuların annesi S.A.nın dosyasındaki tapuların aynısı olduğu görülmüş yani dosyanın mükerrer olduğu anlaşılmış olup birden fazla başvuru yapıldığından talebin reddine karar verilmiştir. talebin reddine ilişkin Komisyon kararına karşı başvurucu tarafından Elazığ İdare Mahkemesinde dava açılmıştır. Elazığ İdare Mahkemesinin 26/7/2012 tarihli ve E.2012/769, K.2012/1375 sayılı kararı ile davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:“...Dava dosyasının incelenmesinden; davacının malvarlığının bulunduğu Tunceli İli, Ovacık İlçesi Karataş Köyünde meydana gelen terör olayları sebebiyle buradaki malvarlığına ulaşılamaması nedeniyle uğranılan zararın 5233 sayılı Yasa kapsamında tazmini istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Tunceli Valiliği Zarar Tespit Komisyonunun 2011 tarih ve 2011/1-6340 sayılı kararının iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır. Bakılan davada Mahkememizin2012 tarihli ara kararı ile davacı vekilinden; davacının hayvan zararlarını tespite yönelik tüm bilgi ve belgelerin istenildiği, cevaben gönderilen ve Mahkememiz kaydına 2012 tarihinde giren cevap dilekçesinde; 2007 tarihli tutanak dışında herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı ve davacıdan zararının ispatına yönelik herhangi bir bilgi ve belgenin beklenmemesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durumda, taşınır mal niteliğinde bulunan hayvan zararlarının ispat külfetinin Türk Medeni Kanununun maddesi hükmü uyarınca Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiş olduğundan, bu kapsamda dava dosyası içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu; davalı idare tarafından yapılan ve davacı vekilinin katılarak imzaladığı keşif tutanağında davacının hayvanları olduğuna ilişkin hiçbir tespite yer verilmediği, menkul mal niteliğinde bulunan hayvanların kolayca elden çıkarılabileceği gibi köyü terk ederken beraberinde götürebilmesi de mümkün bulunduğu, davacı tarafından hayvanları olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin (hayvan sağlık raporu vs) dava dosyasına sunulmadığı sadece 2007 tarihli azalar ile davacı tarafından imzalanmış tutanağın sunulduğu görülmekte olup, davacının hayvanları olduğunun ve dolayısıyla hayvancılık yapamaması nedeniyle oluştuğu iddia olunun zararının tazminine yönelik olarak yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır...” Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 4/12/2013 tarihli ve E.2012/11664, K.2013/9945 sayılı ilamı ile kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek onanmasına karar verilmiştir. Başvurucu karar düzeltme talebinde bulunmuş; aynı Dairenin 19/6/2014 tarihli ve E.2014/4309, K.2014/5634 sayılı ilamı ile talep reddedilmiştir. Karar düzeltme kararı, başvurucuya 11/9/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 13/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. B. İlgili Hukuk 5233 sayılı Kanun’un , , , , , , geçici , geçici , geçici maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki kararın maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28). 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un maddesiyle değişik maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir: “Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar, c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar, e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, Nakdî ödeme yapılır. … Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”