başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvurucu tarihinden itibaren türk silahlı kuvvetleri tsk emrinde uzman onbaşı statüsünde görev yapmakta iken tarihinde asker hastanesi baştabipliği tarafından sağ omuz çıkığı ön tanısıyla ileri tetkik ve tedavi için etimesgut asker hastanesi ortopedi bölümüne sevk edilmiştir etimesgut asker hastanesinde tarihinde yatışı yapılarak başvurucu ameliyat edilmiştir hastanenin tarihli sağlık kurulu raporuyla başvurucu ba
başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvurucu tarihinden itibaren türk silahlı kuvvetleri tsk emrinde uzman onbaşı statüsünde görev yapmakta iken tarihinde asker hastanesi baştabipliği tarafından sağ omuz çıkığı ön tanısıyla ileri tetkik ve tedavi için etimesgut asker hastanesi ortopedi bölümüne sevk edilmiştir etimesgut asker hastanesinde tarihinde yatışı yapılarak başvurucu ameliyat edilmiştir hastanenin tarihli sağlık kurulu raporuyla başvurucu başvuru numarası karar tarihi hakkında omuz tamiri ameliyatlısı tanısı konulmuş ve bir buçuk ay hava değişimi raporu tanzim edilmiştir aynı hastanenin tarihli sağlık kurulu raporu ile sağ eklem çıkığı sağ omuz tamiri ameliyatlısı tanısıyla kırk beş gün istirahat raporu tanzim edilmiştir başvurucu gülhane askeri tıp akademisinde gata tarihinde yeniden ameliyat edilmiştir tarihli ve sayılı ameliyat raporunda şöyle denilmiştir sağ omuz içi anatomik yapılar görüldü önceden yerleştirilmiş olan vidaları izlendi ve çıkarıldı başı vidaların sürtünme sonrası oluşturduğu lezyon izlendi düzenlendi bol yıkamayı müteakip portaller çekildi portal girişleri usulüne uygun kapatılarak pansumanı yapıldı omuz askısı uygulanarak ameliyata son verildi başvurucuya tarihli sağlık kurulu raporuyla ameliyatlısı tanısıyla on gün ve tarihli sağlık kurulu raporuyla da sağ omuz hareket kısıtlılığı tanısıyla kırk beş gün hava değişimi raporu tanzim edilmiştir söz konusu raporlar üzerine dağ komanda tugay komando komutanlığının tarihli işlemi ile başvurucunun hava değişimi ve istirahat sürelerinin üç aydan fazla olması nedeniyle tarihinden geçerli olmak üzere uzman erbaşlık sözleşmesi feshedilmiştir belirtilen işlemin iptali istemiyle açılan davada askeri yüksek mahkemesi a birinci dairesinin tarihli ve sayılı kararıyla davacının istirahat ve hava değişimi ve almasına yol açan rahatsızlığının sayılı kanunun maddesinde belirtilen ilişiğinin kesilmemesini ve izinli sayılmasını gerektirecek mahiyette görev esnasında veya görev dışında görevinden dolayı uğradığı bir kaza sonucu ya da bir meslek hastalığından kaynaklanmadığı göz önüne alınarak kanun hükmünden kaynaklanan bağlı yetki uyarınca sözleşmesinin feshedilerek tsk ile ilişiğinin kesilmesi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir başvurucu sözleşmesinin feshine ilişkin olan bu karara karşı bireysel başvuruda bulunarak eşitlik ilkesinin ve çalışma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de anayasa mahkemesi sayılı başvuruyu tarihli kararıyla konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulmuştur diğer yandan başvurucu hakkında gata hastanesi tarafından düzenlenen tarihli raporda başvurucunun sağ omuz eklem hareket kısıtlığı tanısı ile tskda görev yapamayacağı tespit edilmiştir başvurucu askerlik görevi sırasında tarihinde düşerek omzunda tahribat oluştuğu ve rahatsızlığın tedavisiyle ilgili tarihli ameliyatın kusurlu olduğu iddialarıyla maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle tarihinde idari başvuru yapmıştır başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine tarihinde tam yargı davası açılmıştır tarihli ve sayılı kararıyla davayı süre aşımı gerekçesiyle reddetmiştir a gerekçesi şöyledir dava dosyasında bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacının yılında dağ komando okulu eğitim merkezi komutanlığında p olarak görevli iken komutanlık önüne hastaneye sevk konulu yazmış olduğu dilekçesinde yıl önce düşmem sonucunda meydana gelen omuz çıkmaları ilk başlarda rahatsız etmemekteydi konyada yapmış olduğum askerlik hizmeti sırasında omuz çıkmaları artarak ağrılar fazlalaşınca başvuru numarası karar tarihi konya askeri muayenemi olarak tedavi süreci başladı sonuç olarak ameliyata karar verildi askerlik hizmetini yapmakta iken uzman erbaş seçme sınavına girerek kazandım ve ameliyat olmaktan vazgeçtim ve p olarak okuldaki eğitimimi almaya başladım ama ağrılar şiddetli bir şekilde artmaya başlayınca askeri hastanesine sevkim uygun görüldü şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır dava konusu olayda tazminat isteminin sebebi olan omuz çıkması olayının idari eylemin davacının el yazısı ile komutanlık önüne yazmış olduğu dilekçeden anlaşılacağı yılında meydana geldiği hatta bu sürenin davacının askere sevk edilmeden önceki tarihi de ihtiva edebileceği şüphesini uyandırdığı dikkate alındığında davacının omzunun çıktığı tarihten itibaren omuz çıkma olayı şayet mecburi askerlik hizmetinde bir yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemesinin gerektiği halbuki davacı rahatsızlığını iyi niyet kurallarına aykırı bir şekilde uzman erbaş sınavında saklayarak davalı idareyi kandırdığı rahatsızlığını tedavi ettirmeyerek büyük bir efor sarf edeceği bir eğitim olan komando eğitimine iştirak ederek rahatsızlığın bilerek sebebiyet verdiği bu gerçekler karşısında davacının iyi niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği rahatsızlığının artmasında asıl sorumluluğun davacıya ait olduğu sonucuna varılmıştır davacı vekili bir yıllık kesin süre geçtikten sonra tarihinde tazminat istemiyle idareye müracaat ettiğinden davada süre aşımı bulunmaktadır her ne kadar davacı hakkında eylem tarihinden yaklaşık dört yıl sonra kesin işlemli rapor tanzim edilmiş ve davacı bu rapor üzerine tarihinde ön karar tesis için idareye müracaat ettikten sonra davasını ikame etmiş ise de anılan raporun geçirilen dava süresini ihya kabiliyeti bulunmadığından süre aşımından reddi gerektiği sonucuna varılmıştır başvurucunun karar düzeltme istemi aynı dairenin tarihli ve sayılı kararıyla olayda karar düzeltme sebeplerinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir karşıoyda şöyle denilmiştir sürenin zararın ortaya çıktığı tarihten başlatılma zorunluluğu vardır zarar ortaya çıkmadan istenecek bir tazminat konusu olmayacağından dava açma hakkı da olmayacaktır tazminat istenebilmesinin ilk koşulu bir zararın varlığıdır sözleşmeli uzman çavuş olan davacının yaralanması ve devamında yapılan tedavide hata dolayısıyla oluşan rahatsızlığı sağlık durumuna ilişkin raporunun onaylanması ile tespit edilmiştir bu nedenle idari müracaat süresinin onaylanan raporun davacıya tebliğ edildiği tarihten başlatılması gerekmektedir davacı hakkında gata hastanesi sağlık kurulunun raporun hangi tarihte onaylanarak kesinleştiği dosya içeriğinden anlaşılamamıştır ancak zorunlu idari müracaat süresinin rapor tarihinden başlatılması durumunda dahi tarihinde davalı idareye yapılan zorunlu müracaatın bir yıllık müracaat süresi aşılmadan yapılmış olduğu davada süre aşımı bulunmadığı kanaatinde olduğumuzdan karar düzeltme kabul edilerek süre aşımı yönünden davanın reddine ilişkin verilen kararın kaldırılması ve davanın esastan görülmesi gerekmektedir bu karar başvurucu vekiline tarihinde tebliğ edilmiştir başvurucu tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur iv hukuk a ulusal hukuk anayasanın maddesinin son fıkrası şöyledir kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür tarihli ve sayılı askeri yüksek mahkemesi kanununun maddesinin birinci fıkrası şöyledir başvuru numarası karar tarihi eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların askeri yüksek mahkemesinde dava açmadan önce bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler b uluslararası hukuk avrupa hakları sözleşmesinin maddesinin numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir avrupa hakları mahkemesi sözleşmenin maddesinin numaralı fıkrasında ifade edilen hakkın kurucu unsurlarından birinin mahkemeye erişim hakkı olduğunu belirtmiştir krallık b no mahkemeye erişim hakkı sözleşmenin maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçası olup partners b no bu kapsamda numaralı fıkra herkesin kişisel hakları ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya bir yargı yeri önüne çıkarma hakkını güvence altına alır krallık mahkemeye erişim hakkı niteliği gereği devlet tarafından düzenleme yapılmayı gerektirdiğinden mutlak bir hak olmayıp sınırlamalara tabidir göre bu hak sözleşmenin tanımlamaksızın kabul ettiği bir hak olduğundan bir hakkın kapsamını belirleyen çerçevesini çizen sınırlardan başka sınırlamalara da tabi olabilir ancak hiçbir durumda bu sınırlamalar hakkın özünü zedelememelidir krallık ayrıca bu sınırlama meşru bir amaç izlemeli ve kullanılan araçlarla gerçekleştirilmek istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunmalıdır aksi takdirde bu sınırlama maddenin numaralı fıkrasıyla bağdaşmaz birleşik krallık b no temyize başvurma dava açma gibi usul kurallarına ilişkin kanunlarda birtakım süreler öngörülmesi hukuksal güvenlik ilkesi ve mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan ve eksik olan kanıtlara dayanarak uzak geçmişte meydana gelmiş olaylar hakkında karar vermelerini istemekle oluşabilecek adaletsizliklerin önüne geçmek gibi önemli ve meşru amaçlara hizmet etmektedir ve b no süre koşulu gibi dava açmaya ilişkin usul koşulları birden fazla yoruma neden olabilecek nitelikte ise mahkemeye erişim hakkı kapsamında o yorumlardan birinin davayı açmak isteyen kişileri engelleyecek şekilde katı bir şekilde kullanılmaması veya söz konusu koşulların katı bir uygulamaya tabi olmaması gerekir ve cumhuriyeti b no b no kararında süre aşımı nedeniyle davası reddedilen başvuranın mahkemeye hakkının engellenip engellenmediği hususunu değerlendirmiştir söz konusu olayda başvurucu askerlik hizmetini yerine getirirken tarihinde yaşanan bir çatışmada yaralanmış tedavisi uzunca bir süre devam etmiş ve sonunda başvurucunun yılında askerlikle ilişiği kesilmiştir başvuru numarası karar tarihi başvurucu sonraki yıllarda sürekli baş ağrısından ve baş dönmesinden yakınmış yılında başında belirlenemeyen metal bir cismin olduğu tespit edilmiş yılında gatadaki muayenesinde başvurucunun başında mermi olduğu anlaşılmıştır başvurucu tarihinde tazminat almak amacıyla idareye başvurmuş ancak bu talebi reddedilmiştir bunun üzerine başvurucunun idare aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davada a söz konusu olayın yaşandığı tarihten itibaren beş yıl içinde dava açılmadığı gerekçesiyle davayı süre aşımı yönünden reddetmiştir anılan kararında davanın temelinde yer alan konunun aslen beş yıllık süre sınırını başvurucunun yaralandığı tarihten itibaren hesaplayan yerel mahkeme kararındaki gerekçelendirme olduğunu ifade etmiş başvurucunun tarihinde kafatasındaki mermiden haberdar olmaması tartışma konusu olmadığından kendisinden beş yıl içinde tazminat davası açmasının beklenmesinin makul olarak değerlendirilemeyeceğine mahkemenin nazarında şahsi yaralanmayla ilgili tazminat davalarında dava açma hakkının tarafların uğradığı zararı gerçekte değerlendirebildiğinde kullanılması gerektiğine hükmetmiş ve süre sınırı hakkındaki katı yorumunun davanın esasının tam olarak incelenmesine engel olması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır ve ve başvurusunda da başvurusundaki içtihadını sürdürmüştür başvuruya konu olayda başvuranlar yılından yılına kadar çalışma ortamında asbest maruz kalması sebebiyle oluşan hastalık nedeniyle yılında vefat eden bir teknisyenin eşi ve çocuklarıdır olayda hastalığın amyanttan kaynaklandığı yılında belli olmuş ve başvuranların mirasçısı tarihinde işveren aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açmıştır federal mahkemesi on yıllık zamanaşımı süresinin zararın ortaya çıktığı andan değil olayın oluş anından itibaren başlayacağını belirterek davacının yılından sonra maruz kalmadığını önceki olaylar açısından ise taleplerin zamanaşımına uğradığına karar vermiştir söz konusu başvuruda zamanaşımına ilişkin kuralların yol açtığı gibi tetikleyici olaylardan ancak yıllar sonra teşhis edilebilen hastalıklardan muzdarip kişilere sistematik olarak uygulanmasının bu kişileri iddialarını mahkemeler önünde ortaya koyma olanağından yoksun bırakma ihtimali bulunduğuna dikkat çekmiştir kişinin belli bir hastalıktan muzdarip olduğunu bilemeyeceğinin bilimsel olarak kanıtlanmış olduğu durumlarda bu gerçeğin zamanaşımı süresinin hesaplanmasında dikkate alınması gerektiğini belirterek zamanaşımı sürelerinin uygulanmasının başvuranların mahkemeye erişimini söz konusu haklarının özüne halel getirecek derecede kısıtlamış olduğuna karar vermiştir ve v