Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/4824 E. , 2024/5592 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/4824 Karar No : 2024/5592 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Madencilik ve Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Verg
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/4824 E. , 2024/5592 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/4824 Karar No : 2024/5592 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Madencilik ve Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi VEKİLLERİ : Av. ... - Av. ... Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirket adına, yasal defter ve belgelerinin incelemeye ibraz edilmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimleri reddedilmek ve sonraki döneme devreden katma değer vergisinin değiştiği de gözetilerek yeniden oluşturulan beyan tablosuna göre 2014 yılının Ocak, Şubat, Nisan ilâ Eylül Aralık, 2015 yılının Nisan ve Haziran dönemleri için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacı şirketin 2014 yılına ait yevmiye ve envanter defterinin zayi olduğunun tespit edildiği dikkate alındığından, defter ve belgeleri saklama ve ibraz yükümlülüğü olan ve ispat yükü kendisine düşen davacı tarafından mücbir sebebin varlığına dair söz konusu yasal defterlerin zayi olduğuna ilişkin Mahkeme kararı ibraz edildiği, buna karşın ispat yükü kendisine geçen davalı idare tarafından davacının indirim konusu yaptığı katma değer vergilerinin reddini gerektiren hususlar tespit edilmeksizin defter ve belgelerin ibraz edilmediğinden bahisle yapılan dava konusu tarhiyatta ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle vergi ve cezalar kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu tarhiyatta ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı şirketin 2014 yılına ait yasal defter ve belgelerin ibrazına yönelik ... tarih ve ... sayılı yazı şirketin yönetim kurulu başkanına 21/12/2018 tarihinde tebliğ edildiği, ancak yasal süresinde ibraz edilmediğinden bahisle ... tarih ve ... sayılı Vergi İnceleme Raporuna dayanılarak katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle dava konusu tarhiyatın yapıldığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezasının kesildiği anlaşılmıştır. Dosya içeriği bilgi ve belgeler ile ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının incelenmesinden, davacı şirket genel müdürü ile birlikte imza altına alınan 05/102019 tarihli ifade tutanağında, davacı şirketin bir süre önce İskenderun'a taşındığı, taşınma sırasında bazı defter ve evrakların kaybolduğu, söz konusu defter ve evrakların kaybolup kaybolmadığı veya çalınıp çalınmadığını bilmediğini ve bu durumla ilgili araştırma yapılması ile birlikte herhangi bir fail tespit edilmesi halinde şikayetçi olduklarını, iki ayrı muhasebe şirketi ile çalıştıklarını ve söz konusu defter ve evrakların muhasebecilerde olduğu ancak muhasebeciler tarafından kendilerine herhangi bir defter veya evrak teslim edildiğinde dair bir tutanak verilmediğinden defter ve evrakların muhasebe şirketlerinde olduğundan şüphelendiklerini beyan ettiği, söz konusu tutanak sonrasında 18/10/2019 tarihinde zayi belgesi verilmesi istemiyle dava açılması sonrası Mahkemece bir serbest muhasebeci mali müşavir ile birlikte şirket merkezinde 08/11/2019 tarihinde yapılan keşif sonrası bilirkişi Hüseyin Çolak tarafından 12/12/2020 ve 17/03/2020 tarihli bilirkişi raporları sunulduğu, Mahkemece söz konusu raporlar dikkate alınarak yevmiye defteri ve envanter deflerinin zayi olduğuna hükmedildiği anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinde re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması olarak tanımlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasının (3) numaralı bendinde, bu Kanun'a göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmının tutulmaması veya tasdik ettirilmemiş olması veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmemesi re'sen tarh nedeni olarak sayılmıştır. Kanun'un 3. maddesinin (B) işaretli fıkrasında vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, gerçek mahiyetin, yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan tanık ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı; iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia edene ait olduğu belirtilmiştir. 213 sayılı Kanun'un 256. maddesinde defter ve belgelerin vergi idaresinin yetkili makam ve memurlarına ibraz ve inceleme için arz edilmesinin zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır. Kanun'un 13. maddesinin (2) numaralı fıkrasında da vergi ödevinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler mücbir sebep hali olarak sayılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 82. maddesinin (7) numaralı fıkrasında, bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacirin zıyaı öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebileceği, bu davanın hasımsız açılacağı, Mahkemenin gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebileceği düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Çekişmesiz yargı işleri" başlıklı 382. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e-1) bendinde, ticari defterlerin ziyaı halinde belge verilmesinin ticaret hukukundaki çekişmesiz yargı işlerinden olduğu; 388. maddesinde ise Kanun'da aksine hüküm bulunmayan hallerde, çekişmesiz yargı kararlarının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği hüküm altına alınmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Katma değer vergisi indiriminden yararlanabilmek için, 3065 sayılı Kanun'un 34. maddesinde, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilme ve bu vesikaların defterlere kaydedilme şartı aranmıştır. Beyan esasına dayalı olan Türk vergi sisteminde, idarece aksi ortaya konulmadığı müddetçe, mükellefler beyanlarının doğruluğu karinesinden yararlanırlar. Bu ilkeden hareketle, beyanları üzerinden yasal haklardan yararlanan mükelleflerin defter ve belgeleri, zamanaşımı süresi içerisinde vergi idaresinin incelemeye yetkili elemanları tarafından her zaman incelenebilir. Böyle bir inceleme için defter ve belgelerin, mükelleften istenildiğinde incelemeye yetkili olanlara ibrazı zorunludur. Defter ve belgelerin haklı bir sebep olmaksızın inceleme ibraz etmeyen mükellefler, beyanlarının doğruluğu karinesinden yararlanamazlar. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü bendinde, bu Kanun'a göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmının tutulmamış veya tasdik edilmemiş olması veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara, herhangi sebeple ibraz edilmemesi hali re'sen tarh sebepleri arasında sayılmıştır. Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanun'un 13. maddesinde sayılan mücbir sebep hallerinden herhangi birisinin bulunması, vergi ödevinin yerine getirilmesini engelleyecek sebep olarak kabul edildiğinden mücbir sebep halinin varlığının ispatlandığı bir durumda vergi ödevinin yerine getirilmediğinden bahsedilemeyecektir. Vergi Usul Kanunu'nun 13. maddesinde mücbir sebep halinin mutlak surette zayi belgesi ile ispatlanması gerektiği yönünde bir hüküm bulunmadığı gibi bu konuda Ticaret Kanunu hükümlerine atıf da yapılmamıştır. Bu nedenle, yargı yerlerince, dava dosyasına sunulan zayi belgesi ve/veya diğer deliller göz önüne alınarak defter ve belgelerin mücbir sebep nedeniyle vergi idaresine ibraz edilip edilemediğinin her uyuşmazlıkta ayrı ayrı değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir. Mükellefler, defter ve belgelerin zayi olduğu hususunu Ticaret Mahkemesinden alacakları zayi belgesi ile ispat edebilecekleri gibi diğer resmi makamlardan alacakları hukuken geçerli başka belgelerle de ispat edebileceklerdir. Diğer bir ifadeyle zayi belgesinin varlığı tek başına defter ve belgelerin zayi olduğu sonucu doğurmayacağı gibi yokluğu da defter ve belgelerin zayi olmadığı sonucuna götürmeyecektir. Zira, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda zayi belgesi verilmesi istemlerinin çekişmesiz yargı işi olduğu ve verilen kararların kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği açıkça belirtilmiştir. Davacı tarafından incelemeye ibraz edilemeyen defter ve belgelerin, şirket merkezinin taşınması sırasında kaybolduğu ve bulunamadığı, iki ayrı muhasebe şirketi ile çalıştıkları ve defter ve belgelerin sözü edilen şirketler tarafından kendilerine teslim edildiğine dair tutanak bulunmadığından kendilerinde olabileceğinden şüphelenildiği, defter ve belge isteme yazısının 21/12/2018 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra defter ve belgelerin kaybolduğuna yönelik şikayetin ve zayi belgesi için açılan davanın 21/12/2018 tarihinden yaklaşık on ay sonra açıldığı hususları hayatın olağan akışı ve mutad ticari icaplara uygun düşmemiştir. Öte yandan, davacı tarafından defterlerinin zayi olduğuna ilişkin maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyen Asliye Ticaret Mahkemesi kararı dışında söz konusu iddianın gerçekliğini ortaya koyabilecek başka bir delil de sunulmamıştır. Bu durumda, olayda normal ve mutad olmayan duruma ilişkin ispat külfetinin davacı tarafından yerine getirildiğinden söz edilemeyeceğinden ve mücbir sebebin varlığının kabulüne imkan bulunmadığından yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık görülmemiş olup dava konusu vergi ve cezaların Vergi Mahkemesince yazılı gerekçeyle kaldırılmasına ilişkin karara yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair kararın bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 05/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.