13. Hukuk Dairesi 2014/47827 E. , 2016/5300 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, gözlerindeki astigmat rahatsızlığı nedeniyle davalılardan Haksağ (Medipolitan) Sağlık Merkezine başvurduğunu, davalı doktor
**13. Hukuk Dairesi 2014/47827 E. , 2016/5300 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, gözlerindeki astigmat rahatsızlığı nedeniyle davalılardan Haksağ (Medipolitan) Sağlık Merkezine başvurduğunu, davalı doktor ... tarafından lazer operasyonu yapılması gerektiğinin ve bu operasyonla rahatsızlığının tamamen iyileşeceğinin belirtildiğini, Haksağ Sağlık Merkezinde bu operasyon için gerekli lazer ameliyat sistemi olmadığı için İstanbul Göz Hastanesi ticari ünvanlı davalı ...de 17/07/2001 tarihinde operasyonun gerçekleştirildiğini, operasyon sonrasında görme kaybına uğradığı gibi, göze perde inmesi, alt üst olarak çift görme ve uzağı hiç görememe şikayetlerinin ortaya çıktığını, önceden mevcut olan şikayetlerinin de arttığını, İstanbul Göz Hastanesinde başka bir doktor tarafından 12/03/2002 tarihinde yapılan muayenesinde, yanlış teşhis ve buna bağlı olarak yanlış operasyon yapıldığının, göz korneasının ince olması nedeniyle lazer operasyonunun uygun olmadığının, normal seyirde 40-50 senede oluşabilecek bir göz rahatsızlığının, söz konusu lazer operasyonu nedeniyle çok hızlı bir seyir geçirerek gözdeki rahatsızlığın artmasına sebebiyet verdiğinin belirtildiğini, yanlış teşhis ve operasyon nedeniyle sağ gözünün görme oranının % 10'a düştüğünü, İstanbul Mikrocerrahi Hastanesinde kör olma noktasına gelen sağ gözüne kornea nakli yapıldığını, operasyonlar nedeniyle büyük acı ve manevi ızdırap çektiğini, yaklaşık 10.000,00 TL harcaması olduğunu, tedavi sürecinin de halen devam ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın, 17.7.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müeteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, maddi tazminat ile ilgili talep atiye bırakıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat yönünden ise, kısa kararda, “manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine” karar verilmiş, gerekçeli kararda ise, “manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın 17.7.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine” şeklinde karar verilmiş olup, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. 1-6100 sayılı HMK’nun 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nun 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nun 298/2. maddesi gereğince de, gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Somut olayda mahkemece kısa kararda, “manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine” şeklinde karar verilmiş, gerekçeli kararda ise, “manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın 17.7.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine” şeklinde hüküm kurulmuş olmakla, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır. Bu husus, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup mahkemece, 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi, kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilebilmesi için usul ve yasaya aykırı olan hükmün bozulması gereklidir. 2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (2) no’lu bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde davacı ve davalı ...'ye, peşin alınan 256,20 TL harcın istek halinde davalı ...ve ...'na iadesine, 23/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.