Ceza Genel Kurulu 2020/244 E. , 2025/99 K. İtirazname No : 2016/238321 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 285-84 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıkların, hükümlü veya tutukluların ayaklanması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 296/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay; kasten yangın çıkarma suçundan ise aynı Kanun'un 170/1-a-c ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, her iki suç bakımından TCK'nın …
**Ceza Genel Kurulu 2020/244 E. , 2025/99 K.** **"İçtihat Metni"** İtirazname No : 2016/238321 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 285-84 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıkların, hükümlü veya tutukluların ayaklanması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 296/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay; kasten yangın çıkarma suçundan ise aynı Kanun'un 170/1-a-c ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, her iki suç bakımından TCK'nın 53/1, 54 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.04.2010 tarihli ve 285-84 sayılı hükümlerin, katılan Bakanlık vekili, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafiileri ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 30.11.2011 tarih ve 13961-22785 sayı ile vekâlet ücreti yönünden hükümlerin düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 30.10.2019 tarih ve 238321 sayı ile; "....1- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik itiraz nedenlerinin incelenmesinde; İddia, sanıklar savunmaları, tutanaklar, tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından; olay tarihinde tutuklu olarak yargılanmakta olan bir kısım sanıkların duruşmaya çıkarılmalarının temini için sabaha karşı jandarma ve cezaevi görevlileri eşliğinde sanıkların bulunduğu koğuşlara operasyon yapıldığı, bu kapsamda görevliler tarafından ikazda bulunulduğu, sanıkların teslim olmaması üzerine gözyaşartıcı bomba kullanıldığı, olayın başlangıcında kimin tarafından ateşlendiği belli olmayacak şekilde birkaç el silah sesi duyulduğu, ateş neticesinde bir tutuklunun öldüğü, buna ilişkin soruşturmanın ayrı şekilde yürütüldüğü, bir kısım sanıklarca 17 Ağustos 1999 depremi nedeniyle bahçeye kurulan çadırların yakıldığı, bunun dışında görevliler tarafından atılan gaz bombaları nedeniyle çadırların yanmasının ve yangın çıkmasının hızlandığı, bir kısım sanıklar tarafından koğuş girişlerine barikat kurulması nedeniyle operasyonun bu kez koğuşların üst kısmındaki çatı bölümünden devam ettiği, bu kapsamda hilti denilen aletlerle koğuşların tavan kısmının görevlilerce delinmeye başlandığı, açılan deliklerden sanıklara müdahale edilmeye çalışıldığı, buna karşı bir kısım sanıklarca tüpten yapılan alev saçan aletlerle görevlilere doğru karşı müdahale de bulunulduğu, bir kısım sanıklarca cezaevine daha önce sokulmuş telefonlar vasıtasıyla basınla iletişime geçildiği, öğleye doğru tamamı hakkında daha önce beraat kararı verilen temyiz dışı bir kısım sanıkların teslim olduğu, haklarında daha önce mahkumiyet kararı verilen bir kısım sanıkların ise iki grup halinde teslim olduğu somut olayda; Her ne kadar örgüt suçu nedeniyle sanıkların birlikte kaldıkları koğuşlarda, olay tarihinden önce aralarında cezaevi görevlisi, avukat bulunan kişilerin rehin alma olaylarının gerçekleştiği, bu kapsamda cezaevinde kesici, delici alet yapılması, el yapımı bomba bulundurulması eylemlerinin gerçekleştiği ancak bu olaylara ilişkin olarak temyize konu işbu dosyadan ayrı olarak patlayıcı madde bulundurma, isyan ve diğer suçlardan dolayı ayrı soruşturmaların yürütüldüğü, temyize konu işbu olayda ise cezaevi idaresinin kısmen ve tamamen ele geçirilmesinden ziyade bir kısım örgüt yöneticisi veya üyesi iddiasıyla yargılanan sanıkların duruşmalara katılmaması nedeniyle duruşmalara katılmalarının temini maksadıyla söz konusu operasyonun yapıldığı, operasyondan önce herhangi bir rehin alma, yangın çıkartma ve isyan yaşandığına ilişkin dosyaya yansıyan herhangi bir bilgi ya da belgeye rastlanmadığı, hatta operasyon neticesinde duruşmaya çıkmayan sanıkların duruşmalara çıkmalarının temin edildiği anlaşılmıştır. Buradan anlaşılacağı üzere, sanıkların fiillerinin hükümlü ya da tutuklunun ayaklanması ve bu kapsamda yangın çıkartmak suretiyle genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını işlemek kastı olmadığı; sanıkların dış dünyaya yansıyan hareketlerine bakıldığında amaçlarının, gerek operasyan başlangıcında ölen tutuklu arkadaşlarının tesiriyle kendini koruma içgüdüsü gerek operasyona karşı çıkarak, görevlilerin koğuşlara girmesine mani olmak ve bu kapsamda duruşmaya çıkarılmak istenenleri teslim etmemek maksadıyla hareket ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ise yargılamaya devamla suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK'nın 258. maddesi ile daha sonra yürürlüğe giren TCK'nın 265. maddesi gereğince 'görevi yaptırmamak için direnme' suçu bakımından lehe değerlendirme yaparak sanıkların hukuki durumlarının yeniden tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. 2- Sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında kurulan hükümlere yönelik itiraz nedenlerinin incelenmesinde ise; Ceza yargılamasının amacı, hiçbir duraksamaya yer vermeden maddî gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu araştırmada, yani gerçeğe ulaşmada mantık yolunun izlenmesi gerekir. Gerçek; akla uygun ve realist, olayın bütünü veya bir parçasını temsil eden kanıtlardan veya kanıtların bütün olarak değerlendirilmesinden ortaya çıkarılmalıdır, yoksa bir takım varsayımlara dayanılarak sonuca ulaşılması, ceza yargılamasının amacına kesinlikle aykırıdır. Anayasanın 38/4. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/2. maddelerinde düzenlenmiş bulunan suçsuzluk karinesi, yine AİHM'nin kararlarında istikrarla uygulanan 'sanığın şüpheden yararlanma hakkı' suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçsuz sayılması gerektiğini ifade etmektedir. Bu karine uyarınca, suçsuz olduğunu varsayılan kişinin suçlu kabul edilmesi için kesin hükümle mahkum olması, mahkumiyet için de fiilin ispatlanması, yani şüphenin bertaraf edilmesi gerektiğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi suçsuzluk karinesinin bir uzantısı olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm bunların ışığında somut olay incelendiğinde; Haklarında mahkumiyet hükmü kurulan ve 1 nolu itiraz düşüncemizde bahsi geçen diğer sanıkların eylemlerine ne şekilde katıldıklarına ilişkin yasal ve yeterli gerekçe bulunmaksızın, somut olay bakımından haklarında mahkumiyete yeterli delil bulunmadığı için beraat kararı verilmesi gereken 2 nolu itirazımızda ismi geçen işbu sanıklar hakkında; dinlenen tanıklar ve diğer esasa ilişkin deliller ve bilgiler hükme esas alınmadan, değerlendirmeye tabi tutulmadan, söz konusu hususlar gerekçeye yansıtılmadan yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle atılı suçları işlediklerine ilişkin genel bir kabulle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 09.06.2020 tarih ve 24199-12945 sayı ile; itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONULARI VE ÖN SORUN Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; 1- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’nun eylemlerinin niteliğinin, 2- Sanıklar ..., ..., ... ve ...’e isnat edilen eylemlerin sabit olup olmadığının, Belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, itiraz edilen kararın Yargıtay 4. Ceza Dairesine ait olduğu ve adı geçen Dairece CMK’nın 308/2-3. maddeleri uyarınca itiraz konusunda bir karar verilmediği, itirazın Yargıtay 8. Ceza Dairesince incelenerek karar verildiği anlaşılmakla, itiraza ilişkin olarak Ceza Genel Kurulunca bir değerlendirme yapılmasının mümkün olup olmadığı hususu görüşülecektir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 30.10.2019 tarih ve 238321 sayı ile; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında hükümlü veya tutukluların ayaklanması ve kasten yangın çıkarma suçlarından Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesince 05.04.2010 tarih ve 285-84 sayı ile verilen mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesi sonucundan Yargıtay 4. Ceza Dairesince verilen 30.11.2011 tarihli ve 13961-22785 sayılı düzeltilerek onama kararına itiraz edildiği ancak dosyanın kararına itiraz edilen Yargıtay 4. Ceza Dairesi yerine Yargıtay 8. Ceza Dairesine gönderildiği, Yargıtay 8. Ceza Dairesince yapılan inceleme sonucunda ise 09.06.2020 tarih ve 24199-12945 sayı ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna tevdii edildiği, Anlaşılmıştır. V. GEREKÇE 1. Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Olağanüstü kanun yolları arasında yer alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi CMK'nın 308. maddesinde; "Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz." şeklinde düzenlenmiş iken anılan maddeye 05.07.2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 99. maddesi ile, "(2) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir. (3) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir." şeklinde iki fıkra eklenmiş, 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 37. maddesinin beşinci fıkrası ile de birinci fıkrada yer alan "otuz gün" ibaresi "bir ay" şeklinde değiştirilerek madde son şeklini almıştır. CMK'nın 308. maddesine 6352 sayılı Kanunla eklenen fıkralar birlikte değerlendirildiğinde; Özel Daire kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz edildiğinde dosyanın önce kararına itiraz edilen Özel Daireye gönderilmesi, Dairenin mümkün olan en kısa sürede itirazı inceleyerek yerinde gördüğü takdirde kararını düzeltmesi, görmez ise itiraz konusunda karar verilmek üzere dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla Ceza Genel Kurulunca bir itirazının incelenebilmesi için öncelikle bu itirazın kararına itiraz edilen Özel Dairece usulüne uygun olarak incelenmiş ve itiraz nedenlerinin yerinde görülmemiş olması gerekir. Aksi takdirde kararına itiraz edilen Özel Dairece incelenip sonuca bağlanmayan bir itirazın Ceza Genel Kurulunca incelenmesi mümkün bulunmamaktadır. 2. Ön Soruna İlişkin Hukuki Değerlendirme Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in hükümlü veya tutukluların ayaklanması ve kasten yangın çıkarma suçlarından mahkûmiyetlerine ilişkin Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.04.2010 tarihli ve 285-84 sayılı mahkûmiyet hükümlerinin, temyiz istemlerini inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 30.11.2011 tarih ve 13961-22785 sayı ile düzeltilerek onandığı, bu karar karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 30.10.2019 tarih ve 238321 sayı ile itiraz yoluna başvurulduğu, ancak dosyanın kararına itiraz edilen Yargıtay 4. Ceza Dairesi yerine Yargıtay 8. Ceza Dairesine gönderildiği, anılan Dairece yapılan inceleme sonucunda, 09.06.2020 tarih ve 24199-12945 sayı ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna tevdi edildiği anlaşılmış ise de; Ceza Genel Kurulunca bahse konu itirazın incelenebilmesi için öncelikle kararına itiraz edilen Özel Dairece usulüne uygun olarak incelenmiş ve itiraz nedenlerinin yerinde görülmemiş olması gerekmektedir. Ancak itiraz, Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından CMK'nın 308. maddesi uyarınca usulüne uygun şekilde incelenmemiştir. Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca dosyanın gönderildiği Yargıtay 8. Ceza Dairesince itirazın yerinde görülmediğinden bahisle verilen 09.06.2020 tarihli ve 24199-12945 sayılı tevdi kararının hukuken geçerli olması ve sonuç doğurması mümkün değildir. Bu itibarla, CMK'nın 6352 sayılı Kanun'la değişik 308. maddesi uyarınca inceleme yapılabilmesi için dosyanın kararına itiraz edilen Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; CMK'nın 6352 sayılı Kanun'la değişik 308. maddesi uyarınca itirazın incelenebilmesi için dosyanın kararına itiraz edilen Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.