14. Hukuk Dairesi 2015/14321 E. , 2016/1422 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.02.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, 16.01.2013 günlü dilekçesi ile bir kısım parseller yönünden taşınmaz bedelinin tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.12.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin k…
**14. Hukuk Dairesi 2015/14321 E. , 2016/1422 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 04.02.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, 16.01.2013 günlü dilekçesi ile bir kısım parseller yönünden taşınmaz bedelinin tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.12.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_ K A R A R \_ Davacı , dava konusu taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında harman yeri olarak davalı ... adına tespit edildiği ancak harman yeri olarak kullanılmaması nedeniyle Medeni Kanun hükümleri gereğince çıplak mülkiyetin sahibi olan ...ye devredilmesi gerektiğini ileri sürerek tapu iptali ve adına tescilini talep etmiştir. Davalı ..., 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra dava açıldığını, ayrıca taşınmazın mevzuat hükümlerine uygun olarak adlarına tescil edildiğini, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı ...nin temyizi üzerine karar ... Mahkemesinin iptal kararı üzerine 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmayacağı gerekçesi ile Dairemizce bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu taşınmazın harman yeri vasfını yitirdiği ve 3194 sayılı imar kanunun 11. maddesinde belirtilen "imar gören yerlerin imar planının onayı ile vasıflarını kendiliğinden kaybederek kullanım amacına konu ve tabi olurlar" hükmü nedeniyle dava konusu parsellerin kanun gereği arsa vasfına dönüştüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanununun "Belediye tasarrufundaki yerler" başlıklı 79. maddesi hükmüne göre "Diğer kanunlarla getirilen hükümler saklı kalmak üzere, mezarlıklar ile belediye sınırları içinde bulunan ve sahipsiz arazi niteliğinde olan seyrangâh, harman yeri, koruluk, dinlenme yerleri, meydanlar, bataklık, çöp döküm sahaları, yıkılmış kale ve kulelerin arsaları ve enkazı ve benzeri yerler belediyenin tasarrufundadır. Belediye tarafından deniz, akarsu ve gölden doldurma suretiyle kazanılan alanlar, Kıyı Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olarak kullanılmak şartıyla ... Bakanlığı tarafından belediyelerin, büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerinin tasarrufuna bırakılır." hükmü yer almaktadır.