T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1189 - 2026/627 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1189 KARAR NO : 2026/627 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.07.2024 NUMARASI : 2023/231 Esas 2024/447 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 10.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 03.…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1189 - 2026/627 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1189 KARAR NO : 2026/627 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.07.2024 NUMARASI : 2023/231 Esas 2024/447 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 10.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 03.05.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.04.2022 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalanan, davalı ...'ın sürücüsü ve işleteni olduğu araç ile davacının sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu davacının sağ işaret parmağının 1. boğumundan kopmasına neden olduğunu ve meydana gelen kaza nedeniyle davacının geçici ve sürekli malul kalacak derece ağır yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğu, maddi ve manevi zararlarından davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik asgari 2.395,00-TL (davacının uğramış olduğu sürekli iş göremezlik zararı için 100,00-TL, geçici iş göremezlik zararı için 100,00-TL, bakıcı gideri zararı için 100,00-TL ve adli tıp rapor ücreti 2.095,00-TL olmak üzere) maddi tazminat bedelinin belirsiz alacak olarak tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00-TL manevi tazminat bedelinin davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini istemiş; 16.02.2024 tarihli talep arttırım dilekçesiyle, sürekli iş göremezlik talebini 181.502,92 TL'ye, bakıcı gideri talebini 2.502,00 TL'ye, geçici iş göremezlik talebini 6.588,41 TL'ye artırdığını bildirmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, dosyada bulunan ifade tutanakları incelendiğinde, davacı araç sürücüsü ...'ın olay başlangıcında önündeki aracı hatalı geçme manevrası yaptığı, arkasından gelen aracın geçmesini beklemediği, dolayısıyla 2918 sayılı KTK'nın 54. maddesine aykırı davrandığından asli kusurlu olduğu, devamında ise iki araç yan yana geldiklerinde aracından inerek ... plakalı araca fiziki şiddet uyguladığı, aracın sürücüsü ...'a saldırdığı, sürücü ...'ın ise aracıyla olay yerinden uzaklaşmak istediğinde parmağının kendi aracının açık olan sürücü kapısı ile diğer araç arasında sıkıştırarak koptuğunun anlaşıldığını, bu nedenle ...'ın yanından araç geçmekteyken aracının sürücü kapısını açtığından kendi yaralanmasıyla sonuçlanan olayda %100 oranında tamamen kusurlu olduğunu, sürücü ... ise aracından inmediğinden, diğer araca karşı bir fiziki müdahale yapmadığından, sürücü ...'ın saldırılarından kurtulmak için olay yerinden uzaklaştığından olayda kusursuz olduğunu, davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu marifetiyle şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesinin gerektiğini, her halükarda adil ve güvenilir bir yargılama bakımından, maluliyet oranının Yargıtay'ın işaret ettiği şekilde belirlenmesinin gerektiğini, itirazları baki kalmak kaydıyla her halükarda tazminat tutarının TRH-2010 tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplanmasının gerektiğini, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve tedavi gideri tazminatı trafik poliçesi teminatı kapsamında olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ...; davaya karşı cevap dilekçesi vermemiş, davalı vekili 07.01.2024 tarihli bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyan dilekçesinde olayda tamamen davacı sürücünün kusurlu olduğunu, davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu marifetiyle şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın trafik kazası nedeniyle davacının geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ve manevi zararının tazmini istemine ilişkin olduğu; tarafların gösterdiği delillerin toplanmasından sonra bilirkişi incelemesine başvurulduğu, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 19.12.2022 tarihli raporunda, 20 Şubat 2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla bedensel engel oranı hesaplandığında, İşaret Parmağı DİF eklemden ampütasyonu nedeniyle davacının %5 oranında engelinin meydana geldiği ve kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 1 (bir) ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 3 (üç) aya kadar uzayabileceği kanaatinde olduklarını belirtildiği; 07.01.2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, 08.04.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu %5 oranında malul olan ve %50 kusurlu olduğu tespit edilen 1980 doğumlu davacı ... için; 6.588,41 TL geçici tam işgücü kaybı, 181.502,92 TL sürekli kısmi işgücü kaybı yönünden maddi tazminat ile, 2.502,00 TL geçici bakıcı gideri hesaplandığı raporun karar vermeye elverişli olduğu, tüm dosya kapsamına göre, 08.04.2022 tarihinde davalıya ait aracın davacının aracına çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davalı ...'ın “şeride tecavüz etmek” asli kuralını ihlal etmesi nedeniyle olayda %50 oranında, davacı ...'ın “doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma” asli kuralını ihlal etmesi nedeniyle olayda %50 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeniyle davacının toplam vücut engel oranının %5 olduğu, sekel halini aldığı, sürekli olduğu, kaza nedeniyle davacının bakıcı ihtiyaç süresinin 1 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceği, davacının sürekli iş görmezlik zararının 181.502,92 TL, geçici iş görmezlik zararının 6.588,41 TL, bakıcı giderinin 2.502,00 TL olduğu anlaşıldığından bu miktarlar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerektiği; manevi tazminat talebi yönünden ise; tarafların ekonomik ve sosyal durumları, her iki tarafın olayda % 50 oranında kusurlu olması, davacın olay nedeni ile % 5 oranında malul kalması ve 3 ayda iyileşmesi dikkate alınarak 25.000,00 TL manevi tazminat miktarının davacının manevi huzurunu doyurmaya yetecek ancak zenginleşmesine de yol açmayacak miktarda olduğu kabul edilerek bu değer üzerinden talebin kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, gerekçesiyle; "Maddi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile 181.502,92 TL sürekli iş görmezlik tazminatı, 6.588,41 TL geçici iş görmezlik tazminatı, 2.502,00 TL bakıcı giderinin davalı sigorta şirketi yönünden 13.01.2023 temerrüt tarihinden, davalı ... yönünde 08.04.2022 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketi sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 0,03 TL sürekli iş görmezlik tazminatı talebi ile 2.095,00 TL adli tıp rapor ücreti talebinin reddine, Manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile takdiren 25.000,00 TL manevi tazminatın 08.04.2022 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiş hüküm tüm taraflarca istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalının, davacının yaralanmasında illiyet bağı olmadığına yönelik iddialarının yerinde olmadığını, davalının, davacının aracına çarpması ile parmağının kopmasına neden olduğunu; ceza yargılamasında davalının, davacının parmağının kanadığını görmesine rağmen aracı davacı ile birlikte süremeye devam ettiğini beyan ettiği, kopmuş parmaktan kan çıkacağını, dolayısı ile parmağın koptuğunu görmesine rağmen soğuk kanlılıkla aracını süremeye devam ettiğini, davacının parmağının araç kapısını açması ile kopmayacağını, çok şiddetli bir darbeye ihtiyaç olacağını, davalının parmağının bu şekilde kopması mümkün olmadığından karşı tarafın eylemi ile gerçekleştiğinin aşikar olduğunu, davacının olay günü aracından inmediğini, aracından indiğine dair en ufak bir delil olmadığını, parmağını davalının aracının üzerine de koymadığını, bu hususta ceza dosyasında iddia ve delil de olmadığını, olayın davacının elinin kendi aracının kapısının üzerinde iken, davalının aracını hareket ettirmesi ile parmağının koptuğunu, nitekim davacının eşi de, “ karşı yönden bir anda araçlar gelince, davalının, aracının sağ ön tarafı ile davacının aracın sağ yan ve ön tarafına sürterek ilerlemesi sırasında parmağın koptuğunu beyan ettiğini” hal böyle iken davalının eylemi ile kaza arasında illiyet bağı olmadığının iddia edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının kusura yönelik itirazlarının da davayı uzatmaya matuf olup, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere kazanın meydana gelmesinde davalının asli kusurlu olduğunun sabit olduğunu, mahkemece takdir edilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu, talepleri gibi manevi tazminatın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, rapor ücretine yönelik taleplerinin reddine karar verilmesinin ve bu kısım üzerinden davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, zira söz konusu miktar mahkemece yargılama giderine dahil edilerek hüküm altına alındığını, bu nedenle ret kararı verilmiş gibi vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kazayla, yaralanma arasında illiyet bağı bulunmadığını, iki aracın kazası sonrasında, iki aracın yan yana gelerek durdukları ve davacının aracından inerek, davalıya fiziki şiddet uyguladığı ve davalıya saldırdığı, davalı ...’ın da olay yerinden uzaklaşmak istemesi üzerine, parmağının açık olan kendi araç kapısı ile davalının aracı arasında sıkışması sonrasında parmağının koptuğunun anlaşıldığını, davalının ise aracından inmediğini ve fiziki müdahalede bulunmadığını, bu nedenle kaza ile yaralanması arasında illiyet bağı bulunmadığını, bilirkişi raporunda dahi araçların durakladığı kabul edilerek rapor tanzim edildiğini, buna göre olayın, davacının aracından inerek davalıya saldırması sırasında meydana geldiğinin anlaşıldığını, davalının, davacıya müdahalesi ispatlanamadığından, davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının iddiasını kanıtlaması gerektiğini, ayrıca kazaya ilişkin kamera kayıtları ve diğer deliller incelenmeksizin eksik inceleme ile karar verildiğini, davayı kabul etmemekle birlikte, kazanın meydana gelmesinde davalının kusuru bulunmaması nedeniyle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, olayın araçların yan yana durmasından sonra, davacının aracından inerek, davalıya saldırması ve davalının olay yerinden kaçmak istemesi sırasında, davacının parmağının kendi aracının kapısı ile davalının aracının kapısı arasına sıkışması ile meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde aracının kapısını açarak davacının sebebiyet verdiğini ve kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ceza soruşturmasında alınan kusur raporunda da, davacının parmağının kopmasında asli kusurlu olduğunun kabul ediliğini, bu nedenle kusur raporları arasındaki çelişkinin de giderilmesi gerektiğini, somut olayda malul kişinin müterafik kusuru bulunduğu dikkate alınarak, olası tazminat tutarından makul oranda indirim yapılması gerektiğini, ceza dosyasına göre davacının zararın meydana gelmesine ve artmasına kendisinin neden olduğu anlaşıldığından tazminat miktarından indirim yapılması gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kaza ile davalının yaralanması arasında illiyet bağının bulunmadığını, kolluk ifade tutanakları incelendiğinde, olayın başlangıcında davacının önündeki aracı hatalı geçme manevrası yaptığı, arkasından gelen aracın geçmesini beklemediğini, dolayısı ile kazanın meydana gelmesinde KTK’nın 54. maddesi gereğince asli kusurlu olduğu, devamında ise iki araç yanyana geldiklerinde davacının aracından inerek, davalıya fiziki şiddet uyguladığını ve davalıya saldırdığını, davalının da olay yerinden uzaklaşmak istediğinde parmağını kendi aracının açık olan sürücü kapısı ile davalıya ait araç arasında sıkışmasına ve kopmasına neden olduğunu, davalının ise aracından inmediği gibi fiziki şiddet de uygulamadığını, bu sebeple davalının olayda kusurunun bulunmadığını, kaza ile davalının eylemi arasında illiyet bağının olmadığını, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, kazaya ilişkin görüntülerin incelenmesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde, davalının kusuru olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, zira ceza soruşturması dosyasında alınan raporda da, davacının parmağının kopmasında asli kusurlu olduğunun belirtildiği belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. Maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle, maddi ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece, taraflar arasındaki, davacının yaralanması ile neticelenen olayın meydana gelmesinde, tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek, maddi tazminatın kabulüne, manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm, tüm taraflarca istinaf edilmiştir. Meydana gelen olaya ilişkin olarak, ... hakkında kasten mala zarar verme suçundan, davalı ... hakkında ise taksirle yaralama suçundan iddianame tanzim edilerek, Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesine dava açıldığı, UYAP Sistemininden yapılan kontrolde; Mahkemenin 2022/949 Esas 2023/806 K. Sayılı ilamı ile açılan davada, mahkemece; "Yapılan yargılamaya toplanan deliller, sanıklar savunması, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; katılan sanıklar arasında hadise tarihinde trafikte yol verme meselesi nedeniyle çıkan tartışma sonrasında katılan sanık Mehmet'in aracını durdurduğu, diğer sanığında sanık Mehmet'in aracının hemen yanında aracını durdurduğu, her iki araç arasında bir insanın geçebileceği bir mesafenin bulunduğu, sanık Mehmet'in trafikteki tartışma nedeniyle sinirlenerek aracının kapısını açarak aracından indiği, sanık Bekir'in aracından inmeyip araç içinde kaldığı, sanık Mehmet'in diğer sanığın aracının kapısına tekme ve yumrukla vurarak zarar verdiği, bu esnada sanık Mehmet'in diğer sanığın aracının kapısının üst kısmına eline koyduğu, tartışmanın devamında sanık Bekir'in aracını hareket ettirerek seyir haline geçtiği esnada sanık Mehmet'in parmağının her iki araç arasında kalarak koptuğunun ve bu şekilde yaralandığının anlaşılmasından ibaret olayda;" denilerek, olayın oluş şekli belirlenerek, ...'ın kasten mala zarar verme suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, ... hakkında ise; " katılan sanık Bekir'in aracın içinde oturduğu esnada yaralanan diğer sanığın aracından inerek sanık Bekir'in göremeyeceği şekilde elini aracının kapısının üzerine koyması, bu esnada sanık Bekir'in tartışmanın daha da büyümemesi amacıyla hareket edip bunun sonucunda sanık Mehmet'in sanık Bekir'in aracının üstünde bulunan elini kaldırmayarak her iki araç arasında parmağının kalarak kopması ile sonuçlanan olayda, sanık Bekir'in meydana gelen taksirle yaralama eyleminde herhangi bir kusuru olmadığı, sanık Mehmet'in diğer sanığın aracının üzerine elini koyması ve diğer sanığın bunu görmemesi ve devamında tartışmanın büyümemesi amacıyla hareket etmesi hususları bir bütün olarak dikkate alındığında gerçekleşen neticenin katılan sanık Mehmet'in dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık neticesinde meydana geldiği anlaşıldığından sanık Bekir'in kusur yokluğundan beraatine karar verilmiştir." denilerek, davacı ...'ın yaralanmasında, sanığa izafe edilecek kusur olmadığından beraatine karar verildiği, ilk derece mahkemesi kararına yönelik ...'ın istinaf başvurusunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi 2023/1453 E. 2025/402 K. Sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmesi sonrasında, kararın kesinleşmiş olduğu görülmüştür. Eldeki davada, ilk derece mahkemesi tarafından alınan kusur raporunda; olaya sebep olan davacının aracı ile şerit değiştirmesi olayı ve akabinde araçların yan yana durması ile yaşanan olaylar ve bunun neticesinde davacının parmağından yaralanması, tek olay gibi değerlendirilerek, "Davacı sürücü ...’ın sevk ve idaresinde aracı ile seyir halinde iken, önünde duraklayan Halk Otobüsü ile arasında mesafe kısa olmasına rağmen otobüsün hareketini beklememesi, arka gerisinde gelmekte olan trafiği kontrol etmeksizin sola doğrultu değiştirme ile “U” manevrası yapması, arka gerisinden gelen trafiği tehlikeye atması, sola doğrultu değiştirme ile arka gerisinde gelen davalı sürücünün sevk ve idaresindeki aracın önünü kapatması, dikkatsiz ve tedbirsiz hareket etmiş olmakla olayda % 50 (Yüzde Elli) oranında kusurludur. " denilerek, kaza ile neticelenmeyen olaya istinaden davacının kusurunu belirlemiş, sonrasında araçların yan yana durması ve davacının fiziki saldırısı sırasında parmağının bir kısımının kopması ile sonuçlanan olay istinaden de " Davacının beyanına göre, aracının sol kapısını açmıştır. Yaralanma da bu kapının açılması sonrası gerçeklemiştir. Davalı sürücü sevk ve idaresindeki aracını davacının aracının yanına yaklaşık 20 cm kadar yanaştırmıştır. Davalı sürücünün ileri doğru hareket ve şeride tecavüz etmek suretiyle davacı aracının açık olan sol kapısına çıkıntı kısmına çarparak parmağın kopmasına neden olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki araç ile dikkatsiz ve kontrolsüz bir şekilde seyretmesi, önünde doğrultu değiştiren araca karşı tedbir almaması, sağında yol ortasında bulunan davacı aracının yanına yanaşarak ve devamında ileri doğru hareket ederek ve şeride tecavüz etmek suretiyle davacının işaret parmağının kopmasına neden olduğu olayda % 50 (Yüzde Elli) oranında kusurludur. " denilerek, olayların meydana gelmesindeki her iki araç sürücüsünün kusurunun değerlendirdiği, mahkemece de söz konusu rapor oluşa uygun görülerek, hükme esas alındığı anlaşılmıştır. Haksız fiilen kaynaklanan tazminat davasında kusur, haksız eylem sonucunda meydana gelen neticeye ilişkin olarak belirlenir. Neticeyi meydana getiren eylem ile, öncesindeki olaylarlar arasında uygun illiyet bağı olmaması durumunda, kişilerin öncesindeki olaylar çerçevesinde kusuru olsa dahi, her iki olay arasında neticeyi meydana getirmek adına uygun nedensellik bağı bulunmadıkça, meydana gelen neticeden ilk eylemde kusuru bulunan, haksız fiilden kaynaklanan neticeden sorumlu tutulamayacağı gibi, ilk eylemdeki kusur, hakkaniyet gerektirmedikçe tazminattan indirim sebebi de olamaz. Somut olayda, davacının aracı ile seyri sırasında, hatalı manevrada bulunarak kural ihlalinde bulunduğu, akabinde trafik kazası meydana gelmediği gibi, davacının kural ihlali neticesinde araçlarının yarattığı tehlike başkaca trafik kazasına da neden olmamıştır. Her ne kadar davacının parmağından yaralanması bu olay neticesinde meydana gelmiş ise de, ikinci olay, ilk olayın doğal sonucu olmayıp, davacının kasten aracından inerek, davalıya fiili saldırısı sırasında meydana gelmiş olup, bu nedenle ilk olaydaki kusur ile meydana gelen netice arasında uygun nedensellik bağı bulunmamaktadır. Bu nedenle ikinci olayın meydana gelmesinde, ilk olaydaki kusurun nazara alınması doğru değildir. Olayda meydana gelen kusur, davacının aracından kasten inerek, davalıya ve aracına fiili saldırısı ve davalının, fiili saldırı üzerine kendisinden beklenecek davranış çerçevesinde değerlendirilmelidir. Ceza dosyası, kapsamına göre olay davacının kasti eylemi ile başlamış olup, davacının, davalının aracına kasten zarar verdiği, bu sırada davacının da, saldırıyı defetmek için olay yerinden uzaklaştığı, anlaşılmaktadır. Nitekim ceza yargılamasında da davacının yaralanmasında, davalının kusuru olmadığından beraatine karar verilmiştir. Bu durumda, ceza dosyası da, dosya içerisine kazandırılarak, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden ya da Karayolları Fen Heyetinden görev yapmış bilirkişilerden oluşan heyetten, davacının aracından inerek fiili saldırısı sırasında meydana gelen yaralanması nedeniyle, davalıya izafe edilebilecek kusur olup olmadığı, fiili saldırı karşısında, davalının olay yerinden uzaklaşmak istemesi sırasındaki eylemleri nedeniyle kendisine kusur izafe edilip edilmeyeceği hususunda, ceza dosyası ile kesinleşen oluşun nazara alındığı, denetime elverişli gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, oluşa uygun düşmeyen, rapora göre davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 2- Diğer yandan, mahkemece HÜTF Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda, davacının araç kapısına sıkışması nedeniyle "sağ el 2. parmağında DİF eklem seviyesinden ampute olduğu, diğer el parmak hareketlerinin tam olduğu, işaret parmağı hareketlerinin sınırlarda ağrılı olduğu tespit edilmiştir" denilerek, engel oranı ve iyileşme süresi belirlendikten sonra "kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanılmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkacak bakıcı ihtiyacının bir ay olduğu" belirtilmiştir. Mevcut yaralanması nazara alındığında, davacının hangi sebeple bakıcı ihtiyacı olacağı açıklanmadığından, mevcut yaralanmasının niteliğine göre bakıcı ihtiyacının yeteri kadar değerlendirilip değerlendirilmediği hususunda tereddüt oluştuğundan, mevcut yaralanması nedeniyle davacının iyileşme süresi içinde geçici iş görmezliği oluşabilir ise de, yaralanmasına bağlı bakıcı ihtiyacı olup olmayacağı, hususunda mevcut yaralanmasının özellikleri, bakıma muhtaçlığına ihtiyaç duyulmasını gerektiren sebeplerin denetime elverişli olarak gösterildiği rapor alınarak, buna göre karar verilmesi gerekirken, denetime elverişli olmayan, mevcut yaralanmasına göre bakıcı ihtiyacı konusunda tereddüt yaratan rapora göre karar verilmiş olması da isabetli değildir. Açıklanan nedenlerle, tüm tarafların istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, öncelikle ceza dosyası dosya içerisine kazandırılarak, yukarıda açıklandığı üzere, karayolları fen heyetinde görev yapmış bilirkişilerden oluşan heyetten ya da Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden, davacının kasti eylemi ve davalının kasti eylem karşısındaki davranışı değerlendirilerek, buna göre kusur durumunun tespit ediliği rapor alınarak, davalının kusurlu olduğu kanaatine varılması halinde maluliyet raporundaki eksiklikte giderilerek, sonucuna göre olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacının ve davalıların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf edenlere iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 10.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.