8. Ceza Dairesi 2024/17036 E. , 2024/9560 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/518 E., 2020/263 K. SUÇ :Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma kararının kaldırılması Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 21.02.2024 tarihli 2021/16820 Esas, 2024/1584 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18/03/2024 tarihli ve 8 - 2020/66322 sayılı itirazı üzerine yapılan inc…
**8. Ceza Dairesi 2024/17036 E. , 2024/9560 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/518 E., 2020/263 K. SUÇ :Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma kararının kaldırılması Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 21.02.2024 tarihli 2021/16820 Esas, 2024/1584 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18/03/2024 tarihli ve 8 - 2020/66322 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrası hükümleri gereği sanık aleyhine yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz başvurusunda özetle; ""Temyiz sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemede, sanık tarafından, temyiz dilekçesinde, cezasının ertelenmesi gerektiğinden bahisle maddi hukuk normlarına aykırılık ileri sürülmesine rağmen, "Sanığın savunması alınmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde ilk derece mahkemesi kararına göre daha ağır ceza tayin edilmek suretiyle hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu" gerekçesi ile, gösterilmeyen muhakeme hukuk normuna aykırılıktan bozma kararı verilemeyeceğini nitekim, muhakeme hukukuna aykırılığın bozma nedeni yapılabilmesi için bu durumun mutlaka temyiz dilekçesinde gösterilmesi gerektiği kuralının istisnası 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesi olup, bozma nedeninin bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini, keza sanığın belirttiği adreslere usule uygun şekilde tebligatlar yapılarak sanığın duruşmadan haberdar edildiğini ve sanık hakkında iddianame ile açılan kamu davasında sevk maddesi olarak TCK'nın 245/1 maddesinin gösterilmesi nedeni ile sanığın bu suç yönünden savunmasını yaptığını, dolayısıyla değişen suç vasfına göre ayrıca savunma alınmasını gerektirecek bir durum bulunmadığını, bu kapsamda, bozma kararının kaldırılarak işin esası hakkında karar verilmesi gerektiğini"" belirtmiştir. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 289/1 maddesinde, "Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da kanunda belirtilen hukuka kesin aykırılık halleri nedeni ile kararın incelenebileceğinin" belirtilmesi, Aynı maddenin (e) bendinde "Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılmasının" kesin hukuka aykırılık hallerinden sayılması, 5271 sayılı Kanun'un 282/1-f maddesinde yer alan "195 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, sanık hakkında verilecek ceza, ilk derece mahkemesinin verdiği cezadan daha ağır ise, her hâlde sanığın dinlenmesi gerekeceği " Hususları dikkate alınarak yapılan incelemede; Dairemizin 21.02.2024 tarihli 2021/16820 Esas, 2024/1584 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; Sanığın, güveni kötüye kullanma suçundan, 1 yıl 6 ay hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi tarafından yeniden yargılama yapılarak, 03.03.2020 tarih, 2018/518 Esas, 2020/263 Karar sayılı karar ile istinaf başvurusunun kabulüne ve sanığın, zincirleme şekilde başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan, 5 yıl hapis ve 750 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, her ne kadar istinaf yoluna sadece sanık tarafından başvurulmuş olması nedeni ile 5271 sayılı Kanun'un 283/1. maddesi gereğince, sanığın sonuç olarak 1 yıl 6 ay hapis ve 10.000 TL adli para cezasına hükmedilmiş ise de; bahsi geçen cezanın sonuç ceza değil infaza ilişkin dikkate alınacak ceza miktarı olduğu, bu bağlamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sanık hakkında ilk derece mahkemesince hükmolunan sonuç ceza arttırılmış olmasına rağmen, sanığın savunmasının alınmadığı ve bu durumun kesin hukuka aykırılık hallerinden olduğu, ayrıca sanığın mernis adresine yapılan duruşma gün ve saatini bildirir tebligata, "Duruşmaya gelmemesi halinde, sanığın zorla getirileceği" şerhi düşülerek hatalı ihtarda bulunulması karşısında da, tebligatın usule uygun olduğundan bahsedilemeyeceği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 15.05.2024 tarihli, 2022/2645 Esas 2024/4214 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere Dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2024 tarihinde karar verildi.