T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/4347 Karar No : 2025/5030 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, davacılardan ...…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/4347 E. , 2025/5030 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/4347 Karar No : 2025/5030 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, davacılardan ...'un Tunceli ...Komando Tugayı ... Komando Tabur Komutanlığı emrinde Piyade Uzman Onbaşı olarak görev yapmakta iken katıldığı Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında 20/01/2017 tarihinde terör örgütü mensuplarınca bomba yüklü araçla yapılan saldırıda yaralanmasında davalı idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık ... için 1.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi, diğer davacı anne ve babanın her biri için ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlığa konu olayda, davalı idare emrinde uzman erbaş olarak görev yapan davacı ...'un görevini icra ettiği sırada ve görevi nedeniyle yaralanarak iş gücü kaybına uğradığı anlaşıldığından, bu nedenle ortaya çıkan zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği, dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen hesap raporuna göre davacı ...'un 20/01/2017 tarihindeki terör saldırısında ağır yaralanarak %52 oranında kalıcı iş gücü kaybı yaşaması nedeniyle elde ettiği toplam ekonomik yararın uğradığı toplam zarardan fazla olduğu, tazmin edilmesi gereken net maddi zararının bulunmadığı anlaşıldığından, maddi tazminat isteminin reddi gerektiği, davacı ...'un yaralanması ve kalıcı iş gücü kaybına uğraması nedeniyle yaşadığı elem ve üzüntünün karşılığı olarak adı geçene manevi tazminat ödenmesi gerekmekte ise de, 2330 sayılı Kanun uyarınca adı geçene 50.419,35 TL nakdi tazminat ödendiği, bu tutarın adı geçenin manevi zararını karşılamaya yetecek miktarda olduğu anlaşıldığından, manevi tazminat ödenmesi isteminin de reddi gerektiği, ...'un ağır yaralanması ve % 52 oranında kalıcı iş gücü kaybına uğraması nedeniyle anne ve babası olan ... ve ...'un elem ve üzüntü yaşayarak manevi olarak zarara uğradığı anlaşıldığından, bu zararın karşılığı olarak takdiren ...'a 20.000,00 TL, ...'a 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, toplam 40.000,00 TL manevi tazminatın davacılardan ... ile ...'a ödenmesine, kalan manevi tazminat talepleri ile ...'un maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ...İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, davacı ...'un bir başkasının bakımına muhtaç hale geldiği, geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının oluştuğu, talep edilen manevi tazminat tutarlarının tamamının kabul edilmesi gerektiği, kararın eksik inceleme ve araştırma sonucunda verildiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, olayda idarelerine izafe edilebilecek bir hizmet kusurunun bulunmadığı, talep edilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu, hükmedilen tazminata karar tarihinden itibaren faiz işletilebileceği, idarelerinin harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davacıların temyiz isteminin kısmen kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacılardan ...'un Tunceli ... Komando Tugayı ... Komando Tabur Komutanlığı emrinde Piyade Uzman Onbaşı olarak görev yapmakta iken Fırat Kalkanı Harekatına katıldığı, bu kapsamda 20/01/2017 tarihinde terör örgütü mensuplarınca bomba yüklü araçla yapılan saldırıda yaralandığı, tedavisi devam etmekte iken davacılar tarafından, olay nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemiyle davalı idareye başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun zımnen reddi üzerine de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1) Temyize Konu Kararın Davacı ...'un Maddi Tazminat İstemi Yönünden İncelenmesi: Olayda, davacı ...'un Tunceli ... Komando Tugayı... Komando Tabur Komutanlığı emrinde Piyade Uzman Onbaşı olarak görev yapmakta iken katıldığı Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında 20/01/2017 tarihinde terör örgütü mensuplarınca bomba yüklü araçla yapılan saldırı sonucu yaralandığının sabit olduğu, bu itibarla, tazminata yürütülen bir kamu hizmetinin bünyesinde taşıdığı riskler nedeniyle kamu personelinin uğramış olduğu zararların kusur şartı aranmaksızın giderilmesini öngören ve kusursuz sorumluluk sebepleri arasında yer alan mesleki risk ilkesi uyarınca hükmedilmesi gerektiğinden, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ile idarenin sorumluluk sebebi yönünden hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında bu yönden isabetsizlik bulunmamaktadır. Bakılan davada, İdare Mahkemesince davacı ...'un iş gücü kaybı zararının hesaplanması amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan 26/05/2021 tarihli hesap bilirkişisi raporunda, davacıya yapılan ödemeler dikkate alınarak davacının zararının karşılanmış olduğunun belirtilmesi üzerine bu rapor hükme esas alınarak adı geçen davacının tazmin edilmesi gereken net maddi zararının bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Davacının maddi zarar taleplerini, geçici ve sürekli iş göremezlik (efor kaybı) ve bakıcı gideri kalemleri oluşturduğundan, her üç kaleme yönelik ayrı inceleme yapılması gerekmektedir. Geçici iş göremezlik zararı, kişinin beden bütünlüğünü etkileyen olay sonrası tedavi ve iyileşme süresince hiçbir şekilde çalışamaması (çalışma gücünü geçici olarak %100 oranında kaybetmesi) nedeniyle uğradığı gelir kaybı zararını ifade etmekte olup, oluşması halinde söz konusu gelir kaybı zararının tazmini gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Bununla birlikte, davacının Piyade Uzman Onbaşı olarak görev yapması nedeniyle geçici iş göremezlik süresince aylık ve özlük hakları korunarak hastalık iznine ayrıldığından anılan dönemde herhangi bir gelir kaybı zararı doğmamıştır. “Tam bağımlı engelli”, “ağır özürlü” ya da “bakıma muhtaç” gibi kavramlarla ifade edilir hale gelen ve bu durumu sağlık kurulu/bilirkişi raporuyla tespit edilen kişiye (kalıcı) bakıcı giderinin ödenmesi hususunda tartışma bulunmamaktadır. Efor tazminatı ile bakıcı giderinin birlikte verilip verilemeyeceği hususuna yönelik olarak 10/02/2025 tarihli Dairemizin başkan ve bütün üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen büyük heyette; "Efor" tazminatı ve "bakıcı" tazminatının ayrı tazminat kalemleri olduğu, bir başka ifadeyle geçici ve/veya kalıcı sakatlığın neden ve tesiri neticesinde meydana gelen efor/güç kaybına bağlı olarak uğranılan geçici ve/veya kalıcı işgöremezlik zararının ayrı, kalıcı sakatlık nedeniyle zarar görenin bakıcı yardımına ihtiyacı olduğunun tespit edilmesi halinde bakıcıya ödeyeceği ücret gideri karşılığı uğranılan zararın ise ayrı bir zarar kalemi olduğu, her iki zarar kaleminin amaç ve kapsamının farklılık arz ettiği, her iki tazminat kaleminin birlikte verilmesinin mükerrerliğe yol açmayacağı yolunda karar verilmiştir. Buna göre, Dairemizin başkan ve bütün üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda alınan ilke kararı gereğince efor tazminatı ve bakıcı giderinin birlikte verilemeyeceği hususundaki uygulamadan dönülmüştür. Esasen, bireylerin makul güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesi, içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmemektedir. (Unedic/Fransa, B. No:20153/04, 18/12/2008, S 74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin / Türkiye, S 58). Mahkemelerin yorumlarında dinamik ve evrilen bir yaklaşımın sürdürülememesi reform ya da gelişimi engelleyeceğinden kararlardaki değişim, adaletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmez. (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No:36815/03, 14/01/2010. S 38). Bakılan uyuşmazlıkta, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının rahatsızlıklarının 20/01/2017 tarihinde meydana gelen yaralanmaya bağlı olduğuna, davacının malul olduğuna, maluliyetinin derecesinin 1053 sayılı Nizamnameye göre dört olduğuna, kontrol muayenesi gerekmediğine, başkasının yardım ve desteğine muhtaç derecede malul olmadığına karar verildiği; İdare Mahkemesince davacının sevki üzerine hazırlanan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 09/03/2020 tarihinde kayda giren raporunda, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının dava konusu olay nedeniyle oluşan çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının %52 olduğu, kaza nedeniyle tedavi süresince bakıcı ihtiyacı süresinin altı ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin onsekiz aya kadar uzayabileceği hususlarının belirtildiği görülmekte olup, bu durumda davacının olay nedeniyle oluşan maluliyetinin sürekli olduğu, günlük yaşamını ve işini daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan maddi zararının en fazla net asgari ücret tutarı kadar olacağı, Dairemizin içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır. Bununla birlikte, davacının yaşamını devam ettirebilmesi için başkasının yardım ve desteğine muhtaç olmadığı, ancak tedavi süresi içinde bakıcı ihtiyacının bulunduğu görülmektedir. Dava konusu olay nedeniyle davacının talep ettiği efor (güç kaybı) tazminatı ile bakıcı giderinin hesaplanması için, meslekte kazanma güç kaybı oranı ile tedavi süresi içindeki bakıcı ihtiyacı süresinin tespit edilmesi, bu tespit yapılırken de 03/08/2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve olay tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'ne göre düzenlenecek sağlık kurulu raporunun esas alınması gerekmektedir. Buna göre, anılan Yönetmeliğe göre alınacak sağlık raporunda belirtilen güç (efor) kaybı oranı esas alınmak suretiyle aşağıdaki ilkeler çerçevesinde hesap bilirkişisince yeniden hesaplama yapılmalıdır. Davacının aktif dönemdeki, (geçici iş göremezlik süresinin bitiminden yasal emeklilik yaşının sonuna kadar olan dönemdeki) maddi zararının, 2022 yılına kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete meslekte kazanma gücü kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerekmektedir. Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, bedensel kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle (AGİ hariç net asgari ücret tutarına meslekte kazanma gücü kayıp oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir. Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir. Bununla birlikte; 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca davacıya ödenen nakdi tazminatın ve 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi kapsamında ödenen tütün ikramiyesinin de olay nedeniyle sağlanan yarar niteliğinde olduğu kabul edilerek, hesaplanan maddi zarar tutarından, rapor tarihindeki yasal faiz uygulanarak güncellenmiş değerlerinin mahsup edilmesi; vazife malullüğünü gerektiren olay olmasaydı davacının kamu görevlisi olmanın doğal ve olağan sonucu olarak almaya devam edeceği aylıkları, emsaline ödenen görev aylığı kadar olan bir tutarda vazife malullüğü aylığı olarak 3713 sayılı Kanun hükümlerine göre almaya devam ettiği ve yine yasal olarak emekli olacağı tarihte alacağı emekli ikramiyesinin de bu Kanun'a göre emsali kamu görevlisinin görev aylığı üzerinden ödendiği dikkate alındığında, vazife malullüğü aylığı ile emekli ikramiyesinin hesaplanan efor/güç kaybı zararından mahsup edilmemesi, bayram ikramiyesinin ise, işçi veya memur emeklisi ayrımı yapılmaksızın SGK'dan aylık ve gelir bağlanan herkese kamu kaynağından/Hazineden karşılansa bile sosyal amaçlı olarak ödenmesi sebebiyle yarar olarak düşülmemesi gerekmektedir. Öte yandan; her ne kadar, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ile hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararına esas alınan 24/05/2021 tarihli bilirkişi raporunda, davacının yeni görev aylığı da dahil edilerek hesaplama yapıldığı görülmekteyse de, Dairemizin başkan ve bütün üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen 31/05/2023 tarihli toplantıda; harp/vazife malullüğü aylığı alan kişilerin, yeni görevleri veya işleri karşılığında ödenen aylıklarının, çalışmalarının karşılığı hak ettikleri bir gelir olması ve angarya yasağı gereği maddi zararlarının tespitinde hesaba katılmaması gerektiği yönünde alınan ilke kararı gereğince bu kişilerin yeni görevleri veya işleri karşılığında ödenen aylıkların yarar olarak kabul edilmesine ilişkin içtihadında değişikliğe gidilmiş olup, dolayısıyla bu değişiklik nedeniyle davacıya yeni görevi karşılığında ödenen aylıkların hiçbir şekilde zarar hesabında dikkate alınmaması gerekmektedir. Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının tedavi süresince olan bakıcı ihtiyacına dayanan bakıcı gideri ile aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararına karşılık ödenmesi gereken tazminatın bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. 2) Temyize Konu Kararın Davacı ...'un Manevi Tazminat İstemi Yönünden İncelenmesi: Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. Dava dosyasının incelenmesinden, temyize konu kararla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacı ...'un yaralanması ve kalıcı iş gücü kaybına uğraması nedeniyle yaşadığı elem ve üzüntünün karşılığı olarak adı geçene manevi tazminat ödenmesi gerekmekte ise de, 2330 sayılı Kanun uyarınca adı geçene 50.419,35 TL nakdi tazminat ödendiği, bu tutarın adı geçenin manevi zararını karşılamaya yetecek miktarda olduğu gerekçesiyle adı geçenin manevi tazminat ödenmesi isteminin reddine karar verilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin 24/09/2024 tarih ve E:2024/15, K:2024/159 sayılı kararıyla 2330 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan"...ve manevi.." ibarelerinin iptallerine karar verildiği görülmektedir. Bu durumda, dava konusu olayın vehameti, davacının dava konusu yaralanma nedeniyle gördüğü tedavinin süresi, maruz kaldığı kalıcı engellilik durumu, söz konusu olayın davacı üzerinde yarattığı etki ile yaşadığı acı ve sıkıntılar göz önünde bulundurularak ve 2330 sayılı Kanun uyarınca ödenen nakdi tazminatın hesaplanacak maddi tazminattan yarar olarak kabul edilip mahsup edileceği de dikkate alınarak davacı ... için makul ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminat tutarının takdir edilmesi gerekirken, İdare Mahkemesi kararının davacı ...'un manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. 3) Temyize Konu Kararın Davacı ... ile ...'un Manevi Tazminat İstemleri Yönünden İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesi kararının davacılardan ... ile ...'un manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısımlarına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmı usul ve hukuka uygun olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir. 4) Temyize Konu Kararın, Davacı ... ile ... Lehine Hükmedilen Manevi Tazminata Yasal Faiz Uygulanmaması Yönünden İncelenmesi: Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatı ödediği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, uyuşmazlık bakımından ön karar başvurusunda bulunulduğu tarihteki haliyle 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almaktadır. İdari işlem ve eylemlerden dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak idareye başvuru tarihinin, dava dilekçesinde yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin bir istemde bulunulmaması halinde ise dava tarihinin esas alınması Danıştay içtihatlarında genel kabul görmüş ve istikrar kazanmıştır. Bakılan davada, davacılar tarafından, dava konusu olay nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemiyle 16/04/2019 tarihinde başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun reddi üzerine açılan davada davacı anne ve babanın her biri için ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birlikte ödenmesine karar verilmesinin de talep edildiği, temyize konu kararla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararıyla, davacı anne ve baba için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı idare tarafından ödenmesine karar verildiği, ancak hükmedilen manevi tazminata yasal faiz uygulanmadığı görülmektedir. Bu durumda, davacı ... ile ... lehine hükmedilen manevi tazminata davalı idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerekirken, adı geçen davacılar lehine hükmedilen manevi tazminata yasal faiz uygulanmamasında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE, davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı temyize konu kararının davacı ... ile ...'un manevi tazminat istemi yönünden ONANMASINA, davacı ...'un maddi ve manevi tazminat istemleri ile davacı ... ile ... lehine hükmedilen manevi tazminata yasal faiz uygulanmaması yönlerinden BOZULMASINA, 3. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/11/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. tazminat //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };