TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 202... KARAR NO : 202.... BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 09/11/2023 KARAR TARİHİ : 05/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı tarafın iddiaları: Davacı ortak dav…
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 202... Esas - 202.... T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 202... KARAR NO : 202.... BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 09/11/2023 KARAR TARİHİ : 05/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı tarafın iddiaları: Davacı ortak davalı şirketin 11/08/2023 tarihli genel kurulunda alınan 2,3,4,5 ve 6 nolu kararların terditli olarak yokluğunun ve butlanının tespitini veya iptalini istemektedir. Davacı vekili bahsi geçen kararlara karşı olumsuz oy kullandıklarını ve muhalefet şerhinin işlendiğini, gündemin 2. Ve 3. Maddelerine konu davalı şirketin 2022 dönemi yönetim kurulu faaliyet raporu ile bilanço ve kar/zarar tablolarının gerçeği yansıtmadığını ve ilgili yönetmeliğe aykırı düzenlendiğini, gündemin 3. Maddesine konu ibra hakkında oy hakkı olmayan yönetim kurulu üyesi Hülya Bilgin Çolakoğlu'nun oy kullanmasının yasaya aykırı olduğunu, gündemde yer almasına rağmen "Kârın kullanım şeklinin, dağıtılacak kâr ve kazanç payları oranlarının belirlenmesi" hususunun görüşülüp karara bağlanmadığını, 5 nolu kararda 2022 yılı zararı hakkında bir karar verilmediğinin belirtilmesinin hukuki değerinin bulunmadığını, şirketin sermaye yapısını bozacak nitelikte ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde alınan 6 nolu kararda ise yönetim kurulu üyesine 37.500,00 TL huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini ve sadece bir ortağın menfaatinin gözetildiğini belirtmiştir. Davalı tarafın savunmaları: Davalı taraf dava konusu genel kurulda onaylanan Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu'nun ve bilançonun gerçeğe uygun olduğunu, şirketin varlığı ve işleyişi için haklı sebeplerin bulunması durumunda kâr payı dağıtmama kararı alınabileceğine, şirket olağan genel kurul toplantısında 2022 yılına ilişkin zarar hususu gündeme alınıp görüşüldüğünü ve herhangi bir karara bağlanamayıp tutanağa işlendiğini, belirlenen huzur hakkının yönetim kurulunun harcadığı emek ve mesai ile orantılı olduğunu ve pay sahiplerinin kardan pay alma haklarını da ihlal etmediğini belirterek davanın reddini istemiştir. Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Davalı şirketin 11/08/2023 tarihli genel kurulunda alınan 2-3-4-5 ve 6 numaralı kararların yokluğunun veya butlanının bulunup bulunmadığı ya da yasaya ve sözleşmeye aykırılık iptali koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarındadır. Şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış Bilirkişi ......13/05/2024 tarihli raporunu ve itirazlar üzerine ek raporunu dosyaya sunmuştur. Bu bilirkişi raporlarına itiraz üzerine bilirkişi Ali Taş'tan 30/06/2025 tarihli ikinci bir rapor alınmıştır. Davanın genel kurul kararlarının iptaline yönelik olması, alınan bilirkişi raporlarının denetim ve hüküm kurmaya elverişli olması hususları nazara alınarak bilirkişi raporuna yönelik itirazların reddine karar verilmiştir. Dava anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine yöneliktir. Genel kurul kararlarında hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk olarak karşımıza çıkmaktadır. 'Yokluk'; bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu veya şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir (Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s.196). Bu aykırılık, işlemin unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi 'yokluk' ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği, mülga 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 S. TTK 445-446) düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2008 gün ve 2008/11-246 E., 2008/239 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/1941 Esas 2020/435 Karar ) Bir genel kurul kararının yokluğu başlangıçtan itibaren bir genel kurul kararının olmadığını ifade eder. Bir genel kurul kararının kurucu unsurlarının mevcut olmaması genel kurul kararının yokluğunu, eski deyimle “keenlemyekun” yani mutlak butlanla malul olduğunu gösterir. Mutlak butlanla batıl kararların baştan itibaren hükümsüz olduğuna dair Yargıtay da aynı görüştedir. Yokluk halinde alınan kararlar hiçbir hüküm ve sonuç doğurmaz. Yokluğun tespiti halinde iptal davası değil yokluğun tespiti davası açılır ve bu dava herhangi bir süreye tabi değildir. Açılacak davada herhangi bir zamanaşımı ya da hak düşürücü süre uygulanmaz. (Hasan Pulaşlı (İÜHFM C. LXXI, S. 2, s. 335-346, 2013) Butlan sebepleri Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesinde “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.” şeklinde genel olarak sayılmış olup Türk Ticaret Kanunu 447. maddesinde de “Genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır.” şeklinde daha özel ve somut olarak sayılmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/11-701 Esas, 2022/275 Karar) Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik anonim şirketlere yönelik olarak somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 445. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.6102 sayılı TTK’nın 622. maddesi yollamasıyla anonim şirket genel kurul kararlarının iptali hakkındaki hükümlerin limited şirket için de uygulanması gerekecektir. 6102 sayılı TTK’nın 445. maddesi gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/11-701 Esas, 2022/275 Karar) İptal davası açısından anonim ortaklıkta kararların alınmasında kural olarak çoğunluk ilkesi geçerlidir. Bu kararlar toplantıya katılmayanlar ile katılıp muhalif kalanlar açısından dahi geçerlidir. Bu bakımdan iptal davası önem taşır. İptal davasını açabilecek olanlar, pay sahipleri, organ olarak yönetim kurulu üyeleri ve yönetim kurulu üyelerinden her birisidir (TTK. 446). 6102 sayılı TTK.'nun 446-(1)-a) maddesine göre, anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptalini isteyebilecek kişilerin, toplantıda hazır bulunup, karara olumsuz oy veren ve muhalefeti tutanağa geçirten kişiler olarak belirlendiği; aynı maddenin, diğer bentlerinde, dava açabilecek diğer kişilerin sayıldığı anlaşılmıştır. Toplantıya katılıp alınan karara olumsuz oy vermek ve buna ilişkin muhalefeti toplantı tutanağına yazdırmak, iptali davasının açılması için dava şartıdır (HGK'nın 20.09.1985 tarih ve 11-59/725 sayılı kararı; "...TTK'nın 381. maddesi gereğince genel kurul kararının iptali için alınan kararda muhalif kalınması, toplantı tutanağına muhalif kalındığının yazdırılması ve altının imzalanması gerekir. Bu husus dava şartıdır. Davacının gündemde seçim maddesi olmadığı şeklindeki beyanı anılan maddede gösterilen şartları kapsamamaktadır..." (İKİD 1987, S. 313, s. 4655-4656), Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Prof. Dr. Abuzer Kendigelen, İçtihatlı-Notlu Türk Ticaret Kanunu ve İlgili Mevzuat, Oniki Levha Yayınları, Güncelleştirilmiş 10. Bası, İstanbul, 2014, s:341). Dava konusu genel kurulda 2 nolu kararda 2022 yılı yönetim kurulu faaliyet raporunun oylandığı ve davacının red oyuna karşılık çoğunlukla kabul edildiği, 3 nolu kararda 2022 yılı bilançonunu ve gelir tablosunun oylanarak davacının red oyuna karşılık çoğunlukla kabul edildiği, 4 nolu kararda yönetim kurulunun davacının red oyuna karşılık çoğunlukla ibra edildiği, 5 nolu kararda 2022 yılı zararı ile ilgili herhangi bir karar verilmediğinin belirtildiği, 6 nolu kararda yönetim kurulu üyesine 35.750,00 TL huzur hakkı ödenmesine davacının red oyuna karşılık çoğunlukla karar verildiği görülmektedir. Toplantı tutanağının altında yer alan muhalefet şerhinde davacı ortağın ibra kararına muhalefetini bildirdiği görülmektedir. Diğer kararlara ilişkin muhalefet şerhi bulunmamaktadır. Davacının genel kurul tutanağına koyduğu muhalefet şerhi “Şirket hissedarı olarak muhtelif zamanlarda sözlü ve ayrıca Kadıköy 7. Noterliğince 21.07.2022 tarihli 09543 yevmiye numaralı ihtarname ile mali ve sair konularda bilgi alma hakkı ile başvurularımıza herhangi bir dönüş sağlanmamış olup bu itibarla şeffaflık, bilgi verme yükümlülüğü, son yıllarda hiç kar dağıtılmaması ve varsa diğer yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden dolayı şerh ile şirket organlarını ve faaliyetlerini ibra etmediğimi bildiririm. TTK md 438 gereğince şirkete özel denetçi atanmasını talep ederiz” şeklindedir. İptali istenen 5 nolu kararda şirketin 2022 yılı zararına ilişkin herhangi bir karar alınmadığı belirtildiğinden bu maddeye karşı iptal davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bu sebeple bu madde (5 nolu) yönünden davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmelidir. İptali istenen 4 nolu kararda yönetim kurulunun davacının red oyuna karşılık diğer ortak Hülya Bilgin Çolakoğlu'nun oyu ile çoğunlukla ibra edildiği anlaşılmaktadır. İbrada kabul oyu kullanan .....yönetim kurulu başkanıdır. Davacı ... 72 /240 pay sahibi olduğu davalı şirketin 168/240 payı aynı zamanda şirketin tek yönetim kurulu üyesi ve başkanı olan ....'e aittir. 6102 sayılı TTK’nın 436/2. maddesi, “Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." hükmünü haizdir. Somut olayda, yönetim kurulunu oluşturan ....kendi ibrasında oy kullanarak ibra kararı alındığından anılan kararların yoklukla maluldür. Bu sebeple 4 nolu ibra kararının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiştir. İptali istenen 2 ve 3 nolu kararlar faaliyet raporunun ve finansal tabloların oylanmasına ilişkindir. 6 nolu karar ise yönetim kurulu üyesine huzur hakkı ödenmesine yöneliktir. Bu kararlarda bultanı ya da yokluğu gerektiren bir hükümsüzlük hali görülmemiştir. Ayrıca davacının bu kararlara yönelik açık bir muhalefet şerhi bulunmamaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere muhalefet şerhi iptal davası açısından özel dava şartıdır. Somut olayda davacının muhalefet şerhi bu kararları kapsamamakta sadece ibraya yöneltilmiş bulunmaktadır. Ayrıca alınan bilirkişi raporları bütününden faaliyet raporlarının ve finansal tablolarının gerçeğe aykırı olmadığı ve fiktif veriler içermediği sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın kısmen kabulüne, 2-Davalı şirketin 11/08/2023 tarihli genel kurulunda alınan şirket müdürünün ibrasına ilişkin 4 nolu kararının yoklukla malul olduğunun tespitine, 3-Davalı şirketin 11/08/2023 tarihli genel kurulunda 5 nolu kararda alınmış bir karar bulunmadığından bu karara yönelik davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddine, 4-Davalı şirketin 11/08/2023 tarihli genel kurulunda alınan ve dava konusu olan diğer ( 2- 3- 6 numaralı) kararlara yönelik davanın reddine, 5-Mahkememizin 07/12/2023 tarihli ara kararı ile verilen davalı şirketin 11/08/2023 tarihli genel kurulunda alınan dava konusu olan ( 2- 3- 5- 6 numaralı) kararların yürütmesinin durdurulmasına yönelik tedbirin kaldırılmasına, 4 nolu karar yönünden yürütülmesinin durdurulması kararının ise karar kesinleşinceye kadar devamına, 6-Alınması gereken maktu harçtan peşin alınan harcın mahsubu ile eksik 345,55 TL karar harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden -reddedilen kısım sebebiyle- AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı , 269,85 TL peşin harç 33.000,00 TL bilirkişi ücreti, 445,25 TL posta gideri olmak üzere toplam 33.984,95 TL yargılama giderinin kabul oranına göre taktir olunan 15.000,00 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereği talep aranmaksızın taraflara tebliğine, 11-Tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/11/2025 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır