Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/13321 E. , 2025/3456 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/13321 Karar No : 2025/3456 DAVACI : ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Ku…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/13321 E. , 2025/3456 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/13321 Karar No : 2025/3456 DAVACI : ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararların içeriğinde bahsedilen olay ve kişilerle ilgisi bulunmadığı halde, hangi eylem ve nedenlerle bu kararların tesis edildiği açıklanmadan disiplin cezalarının en ağır hali ile meslekten çıkarıldığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ya da irtibatlı olduğu değerlendirilebilecek kriterlerden hiçbirinin şahsında gerçekleşmediği, şahsına hangi eylemlerin isnat edildiğini bilmediğinden tahmin yolu ile kendisini savunmak zorunda bırakıldığı, örgüt üyesi olmanın örgütün amacını bilerek ve bu amacı benimseyerek örgüte girmek ile mümkün olduğu, failin eylemlerinde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk varsa örgüt üyesi olduğunun kabulü gerektiği, Yargıtay'ın bu konuda birçok içtihadının bulunduğu, örgüt üyeliği suçu için özel kastın da bulunması gerektiği, şahsının meslekten çıkarılma nedenlerinin açık ve tereddütsüz şekilde gösterilmesi gerektiği, mesleğini hiçbir örgüt veya kişiden emir veya talimat almadan onuru ile sürdürdüğü, dava konusu kararlarla Anayasa'nın 36., 38/4., 38/6. ve 40. maddelerinin ihlal edildiği, OHAL döneminde alınan tedbirlerin OHAL'in gerektirdiği önlem ve tedbirler sınırını aştığı ve ölçülü tedbirler olmadığı, Avrupa Konseyi Venedik Komisyon Raporunda da bu durumun irdelendiği, irtibat ve iltisak değerlendirmesinin muğlak olduğu, bu şekilde "adil yargılanma", "mahkemeye erişim" ve "lekelenmeme" haklarının, "suçta ve cezada kanunilik" ilkesinin ve "masumiyet karinesi" nin ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen 16/05/2022 tarih ve E:2017/3475, K:2022/3082 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/04/2024 tarih ve E:2022/3761, K:2024/742 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Dairemizin 16/05/2022 tarih ve E:2017/3475, K:2022/3082 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/04/2024 tarih ve E:2022/3761, K:2024/742 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan karaların iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş ve bu kararın (istinaf kanun yoluna başvurulmadığından) 01/06/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Dairemizin 16/05/2022 tarih ve E:2017/3475, K:2022/3082 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/04/2024 tarih ve E:2022/3761, K:2024/742 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir: 1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları. 2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri. 3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası. 4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği Dairemizin 16/05/2022 tarih ve E:2017/3475, K:2022/3082 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/04/2024 tarih ve E:2022/3761, K:2024/742 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere; 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır. 2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/04/2024 tarih ve E:2022/3761, K:2024/742 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir. Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür. Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Kurulumuz tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 16/05/2022 tarih ve E:2017/3475, K:2022/3082 sayılı kararda; Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, F.B.G. isimli tanığın, davacının karakteri ile ilgili olarak; "girişken yapıda değildi", "çok fazla kimseyle görüşmeyen, geri planda duran" değerlendirmelerinde bulunduktan sonra, davacının ... Cumhuriyet savcısı olarak atandıktan kısa bir süre sonra Gaziantep Cumhuriyet Başsavcı vekili olarak atanmasının, 2014 HS(Y)K seçim döneminde Yargıda Birlik Platformu adayları lehine çalışmamasının ve seçim günü oy kullanmamasının FETÖ ile irtibatı olduğu şeklinde düşünmesine neden olduğunu belirtilmek suretiyle davacının örgütle bağlantısına yönelik olasılığa dayalı yorum ve varsayım ile duyumlardan hareketle çıkarımda bulunulduğu, davacının örgütle bağlantısı bulunduğuna, aynı adliyede görev yaptığı meslektaşlarıyla örgütsel amaçlarla görüştüğüne ve birlikte hareket ettiğine ilişkin iddianın somut bilgilerle desteklenmediği, bu konuda gözlemlerden hareketle çıkarımda bulunulmaya çalışıldığı, davacının örgütle iltisakının ve irtibatının bulunduğuna, 2014 yılı HS(Y)K seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını "desteklediğine" ve örgütsel amaçlarla örgüt üyeleriyle birlikte hareket ettiğine ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, A.K. isimli tanığın, Kemer ilçesinde polis memuru olarak görev yaparken davacının Başsavcı olarak görev yaptığı ve şahsının usulsüz dinlenilmesinde davacının da dahli olduğunu, Kemer ilçesinin FETÖ imamı olduğunu iddia ettiği E.Y. ile davacının irtibatlı olduğuna ilişkin iddialarının somut bilgilerle desteklenmediği, davacının bu tanık beyanına yönelik beyanlarının aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı, M.F.M. isimli tanığın, M.G. adlı kişiden duyduğunu aktardığını, diğer bir deyişle anlatımlarının duyuma dayalı olduğu, iddialarının somut bilgilerle desteklenmediği, davacının bu tanık beyanına yönelik yukarıda yer verilen beyanlarının aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı, Netice itibarıyla, davacının FETÖ terör örgütü içerisinde yer aldığını ve 2014 yılı HS(Y)K seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediğini ve örgütsel amaçlarla örgüt üyeleriyle birlikte hareket ettiğini ortaya koyacak nitelikte olmadığı anlaşılan tanık beyanları, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının Bank Asya'da hesabının bulunması yönünden, davacının Asya Katılım Bankası hesabının 1998-2008 yılları arasında açılması ve söz konusu hesapta FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönem de dahil olmak üzere herhangi bir hesap hareketliliğinin tespit edilmemiş olması ve davalı idare tarafından da davacının örgüte yardım amacıyla hesap açtığı ve para yatırdığı yönünde herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığının görülmesi karşısında, davacının Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde hesabının bulunmasının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, Unvanlı görev yönünden, davacının Antalya ili, Kemer ilçesi Cumhuriyet Başsavcılığı ve Gaziantep Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğine FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla görevlendirildiğine ilişkin iddianın başkaca bir delille desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacı hakkındaki iddianamede belirtilen MASAK Raporu yönünden, davacı hakkında düzenlenen 27/04/2017 tarihli MASAK raporunda yer alan tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek nitelikte olmadığı, ayrıca davalı idarece bu tespitle ilgili olarak davacının ileri sürdüğü iddiaların aksini ortaya koyabilecek FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir nitelikte herhangi bir bilgi veya belgenin de dosyaya sunulmadığından, anılan raporda yer alan tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının evinde yapılan ev aramasında ele geçen kitap yönünden, davacının evinde yapılan aramada ele geçen ve Fethullah Gülen'in yazarı olduğu "Çekirdekten Çınara" isimli kitabın, davacının evine bilgisi dışında girdiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili olaylar yokken küçük kızı ile parkta bulunduğu sırada tanımadıkları bir bayan tarafından eşine verildiği, eşinin de evde bakmak üzere çantasına koyulup, oradan da kitaplığa konularak unutulduğu, varlığından dahi haberi olmadığı yolundaki davacı beyanlarının aksini ortaya koyabilecek dava dosyasında başkaca bir delil bulunmadığından, anılan tespitin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Dijital materyaller yönünden, içerisinde FETÖ/PDY terör örgütü liderine ait ses kayıtlarının bulunduğu 1 GB kapasiteli flash belleğin davacıya ait olup olmadığının kesin ve somut delillerle ortaya konulamadığından, bu hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmediği, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, 20/04/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 03/11/2023 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında, FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığının belirtildiği, bu disiplin soruşturması kapsamında ise, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığına ilişkin değerlendirmede dikkate alınmadığı, Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 20/04/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da, davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı belirtilerek, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmiştir. Dairemizin 16/05/2022 tarih ve E:2017/3475, K:2022/3082 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/04/2024 tarih ve E:2022/3761, K:2024/742 sayılı kararıyla; "... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince; Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan F.B.G.'e ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 16/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; “Ben şu an ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi üyesi olarak görev yapmaktayım. HSYK Genel Kurulu’nun FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verdiği ...’i kendisi Gaziantep Adliyesi’ne atandığında benim de aynı adliyede icra Mahkemesi Hakimi olmam nedeniyle tanıyorum. Tam olarak hangi tarihte atandığını hatırlayamıyorum. Kendisi esas itibariyle çok girişken yapıda değildi, ancak 2014 HSYK’sından önceki HSYK tarafından Gaziantep Adliyesine Cumhuriyet Savcısı olarak atandıktan kısa bir süre sonra Cumhuriyet Başsavcı vekili olarak atandı, bu durum ben de şaşkınlık yaratmıştı. 2014 HSYK seçimleri öncesinde dönemin Gaziantep Başsavcısı A.B. ve Gaziantep Adliyesi Komisyon Başkanı F.E. ile birlikte bir grup meslektaş Yargıda Birlik Platformu adayları lehine bir çalışma ve kulis yürütüyorduk, ..., bizimle birlikte bu çalışmalar iştirak etmemiştir. 2014 HSYK seçimlerinin olduğu gün ben sabahtan Gaziantep Adliyesi’ne gelmiştim. Yargıda Birlik Platformunu destekleyen meslektaşlar bir aradaydık, kendisi seçim günü de Adliyeye gelmemişti. Hatta Başsavcı A.B. bey, benim Başsavcı vekilim dahi gelmedi yönünde sitemde bulunmuştu. Ben seçim günü gelmemiş ve oy kullanmamış olmasından yola çıkarak kendisinin FETÖ irtibatı olduğunu düşünmüştüm. ...’in 2014 HSYK seçimlerinde oy kullanmadığını kesin olarak biliyorum. Kendisinin net bir tavrı yoktu ve karakter itibariyle de çok fazla kimseyle görüşmeyen, geri planda duran biriydi. 2014 HSYK Seçimlerinden kısa bir süre sonra da Başsavcı vekilliği görevinden alınmıştı...", Öte yandan Danıştay Beşinci Dairesinin 20/04/2021 tarihli ara kararıyla, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından, FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının onaylı örneğinin gönderilmesi istenilmiş, söz konusu ara karar cevabı olarak Emniyet Genel Müdürlüğünce dava dosyasına sunulan 01/11/2021 tarihli yazı ekinde yer alan bilgi notunda, 08/02/2021 tarihinde Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan M.F.M isimli şahsın ifadesinde davacının adının geçtiğinin belirtilmesi üzerine UYAP üzerinden yapılan incelemeden temin edilen M.F.M. hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarih ve Soruşturma No: ..., E:... sayılı iddianamede yer alan M.F.M.'nin ifadesinde; "...FETÖ ile ilk temasım;... M.G. beni ders çalışmam için örgüte bağlı öğrenci evlerine yönlendirdi. Gaziantep ilinde 8.sınıf ve lise boyunca örgüte bağlı öğrenci evlerine gidip geldim...2019 yılının Aralık ayında A. (K) eve uzun süre gelmeyince kirayı ödeyemedik. Gelmediği süre boyunca A.(k) whatsapp üzerinden aramalarıma cevap vermiyordu. Ev arkadaşım M.E.T. ile birlikte M.G. in çalıştığı ... isimli iş yerine gittik. M.G. in yanında A.’ı(k) tekrardan whatsapp üzerinden aradığımda yine cevap vermedi. M.G. bunun üzerine bizim konularla alakalı A. isimli bir şahısla whatsapp üzerinden arayarak randevulaştı ve A.’a ulaşılamadığını, yurtdışındaki üstlerine bununla ilgili rapor tutulması gerektiğini ...’e söyledi. M.G. A. ile Görüşmek için bizim yanımızdan ayrıldı. A. isimli şahsın evinin ... Mahallesi ... Caddesi No:... ... İç Kapı No:... Şahinbey/GAZİANTEP olduğunu M.G.’den öğrendim. A. isimli şahsı daha sonra ... isimli iş yerinde görmüştüm. A. isimli şahıs, 1.70 boylarında 35-40 yaşlarında hafif esmer, Örgütün 15 Temmuz sonrası Eğitim Yapılanması içerisinde Üniversite öğrencilerinden sorumlu, A. (K) ile aynı konumda olduğunu düşündüğüm bir şahıstı. Ayrıca bu rezidansta örgüte ait tıp fakültesi öğrencilerinin kaldığı bir evin olduğunu, bu evde kalan öğrencilerden birini ... isimli iş yerinde M.G. in yanında görmüştüm. Bu öğrenci M.G.’den para alıyordu. İsminin de M.D. olduğunu M.'den öğrenmiştim. M.G. örgütsel görüşmelerinin tamamını whatsapp üzerinden yapmaktaydı. Bu olaydan bir gün sonra M.G.'in yanına gittiğimizde M.G. A.(K) isimli şahsı whatsapp üzerinden aradı. A. da kendisine anladığım kadarıyla polisler tarafından takip edildiğini deşifre olduğunun uzun bir süre gelemeyeceğini söylemiş. Bunun üzerine M.G. bizi ... sahibi olan F.K.’YI whatsapp üzerinden arayarak iki tane öğrencinin olduğunu kalacak yerlerinin olmadığını müsait yerinin olup olmadığını sordu olumlu cevap alınca kendisine ait araçla birlikte eksi oturduğumuz evdeki eşyaları alarak ... mahallesi ... sokak no ... te bulunan ... B blok giriş katta merdivenden inince düz yürüyüp sola dönünce ikinci kapıdaki daireye yerleştik. Eski kaldığımız eve kimlerin taşındığını veya daha sonralarında örgüt tarafından kullanılıp kullanılmadığını bilmiyorum. M.G. isimli şahıs ... sahibi F.K. ile uzun zamandır tanışıyorlar. Bu evde 2020 yılı Mart ayına kadar M.E.T. ile birlikte kaldık. M.G. bu evin kirasını ve giderlerini ve cüzi miktar harçlığımızı veriyordu. Ben ...ta kalırken M.G. yanında H. isimli bir şahısla gelerek bizi tanıştırdı. H.'a yurt dışından örgüte ait paraların geldiğini ve bu paraları H. aracılığı ile üniversite öğrencilerine dağıtımını yaptığını ve şu anda aranıyor olduğunu, kalacak yerinin olmadığından benden kimlik isteyerek F.K. ile görüşüp ...ta b blokta 115 numaralı daireyi tutmak istediğini söyledi bende kabul ettim ve kimliğimi M.'e verdim. M., F.K.’ya H. ile ilgili durumu anlattı ve gözlemlediğim kadarıyla F., H.'ı tanıyor idi. H. 40-45 yaşlarında kilolu 1.75 boylarında beyaz tenli gür saçlı birisiydi. ... numaralı GSM hattını kullanıyordu. H.’ın örgütsel faaliyetleri hakkında benim herhangi bir bilgim yoktur. M.’in bana söylediği H.’a yurtdışından gelen paranın nasıl geldiği, kimler üzerinden geldiği, hangi yollarla geldiği ve kimlere dağıtıldığı konusunda herhangi bir bilgiye sahip değilim. Fakat H.’ın telefonu devamlı kapalıydı sadece bir yeri aramak için açıp whatsapp tan arayıp kapatıyordu. H. bu evde 3-4 ay kadar kaldı. Bu şahısla beraber yemek yapıp yerdik, bu şahısla irtibatım whatsapp üzerinden gerçekleşiyordu. H. isimli şahıs daha önce trafik sigorta işleriyle uğraştığını duymuştum. Ben ...ta kaldığım dönemde M.G.’in çalıştığı ... isimli iş yerine gittiğimde M.G.’in yanına H. isimli şahsın konusuyla alakalı görüşmek için ismi ... olan ihraç bir savcı ve ismi F. olan bir avukat gelmişti. M. bu şahıslarla irtibatı watsapp üzerinden arayarak kurmuştu. Bu savcının ve avukatın isimlerini M.G.’den öğrenmiştim. Görüşmenin ... saklanmaya devam edip etmemesi ve ne kadar ceza alıp almayacağıyla alakalıydı. Kısa bir görüşme yaptıktan sonra İhraç savcı ... ve Avukat F. oradan ayrılmışlardı. Avukat F. ve İhraç Savcı ...’in örgüt içerisinde faaliyet yürüttüğü konusunda herhangi bir fikrim yoktur. Fakat FETÖ ile alakalı işlem yapılan şahısların davalarıyla ilgilendiğini M.'den duymuştum. İhraç savcı ... ve avukat F. in M. ile olan dostlukları eskiye dayanmaktaydı. Daha sonra H. gidip teslim olmuş ve savcılıktan serbest kalmıştı... Ayrıca M.G'in 15 Temmuz 2016 öncesinde ve şuanda da FETÖ terör örgütünün Gaziantep üniversitesi tıp fakültesi öğrencilerinden sorumluluğunun yanında diğer Üniversite öğrencileri ile de ilgilenirdi..." beyanlarında bulunduğu görülmüştür. Öte yandan, ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosyaya sunulan ... tarih ve ... Soruşturma sayılı yazı ve ekleri incelendiğinde; M.F.M isimli tanığın yukarıda yer alan ifadesinde ismi geçen avukat M.F.İ. hakkında, FETÖ/PDY terör örgütüne üyelik suçundan soruşturma başlatıldığı ve bu kapsamda adı geçen şüpheliye ait cep telefonunda yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda; M.F.M isimli tanığın yukarıda yer alan ifadesinde geçen olayla ilgili olarak, davacının 30/03/2022 tarihinde şüpheli avukat M.F.İ.'ye WhatsApp uygulaması üzerinden mesaj atarak, bahse konu olayla ilgili olarak Danıştay Beşinci Dairesinin E:2017/3475 esasına kayıtlı dava dosyasına sunduğu beyanları hakkında bilgi verdiği görülmüştür. Davacı tarafından, avukat M.F.İ.'yi tanımadığı ve M.G. isimli şahsın çalıştığı ... dükkanında hiçbir zaman M.F.İ. ile bir araya gelmediği ileri sürülmüşse de; davacının 30/03/2022 tarihinde WhatsApp uygulaması üzerinden mesaj atması ve bahse konu olayla ilgili olarak M.F.İ'yi bilgilendirmiş olması karşısında, davacının bu konudaki beyanlarına itibar edilmemiştir. Davacıya ait hizmet belgesinden, davacının 14/07/2011-10/06/2013 tarihleri arasında Antalya ili, Kemer ilçesinde Cumhuriyet Başsavcısı, 23/06/2014-26/01/2015 tarihleri arasında ise Gaziantep ili Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak görev yapmış olduğu anlaşılmıştır. Davacı hakkında düzenlenen, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No: ... sayılı iddianamede; 20/07/2017 tarihinde davacının ev adresinde yapılan aramada, "FETÖ/PDY terör örgütü ele başı Fethullah Gülen'in yazarı olduğu Nil yayınları tarafından neşredilen 22 yayın no'lu "Çekirdekten Çınara" isimli kitabın ele geçirildiği..." tespitine yer verilmiştir. Temyize konu kararda, Dairece dosyadaki mevcut deliller, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli olmadığı şeklinde yorumlanmış ise de; yukarıda yer verilen tanık ifadeleri ve davacının avukat M.F.İ.'ye 30/03/2022 tarihinde WhatsApp uygulaması üzerinden attığı mesaj ile dosya yer alan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu kanaatine ulaşılmıştır... ... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/04/2024 tarih ve E:2022/3761, K:2024/742 sayılı bozma kararında; yukarıda yer verilen tanık ifadeleri ve davacının avukat M.F.İ.'ye 30/03/2022 tarihinde WhatsApp uygulaması üzerinden attığı mesaj ile dosya yer alan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına, 1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ...-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcı ile harcanan posta giderinden ...-TL'nin davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ...-TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı vekilinin duruşmaya gelmediği görülerek duruşmasız davalar için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.