Başvuru, polis memurları tarafından darbedilme ve hakarete maruz kalma ile bu olayla ilgili olarak etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, polis memurları tarafından darbedilme ve hakarete maruz kalma ile bu olayla ilgili olarak etkili soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 2/9/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular 1/10/2014 tarihinde özel araçlarıyla seyir hâlinde iken Ankara Altındağ Demirfırka Polis Karakolunun bulunduğu sokakta, Motosikletli Timler Amirliğinde görevli polis memurlarının araçtan şüphelenmeleri üzerine durdurulmuşlardır. Polis memurları, başvurucuları araçtan indirerek kimlik kontrolü yapmıştır. Başvurucuların kimliklerini ibraz etmeleri sırasında polis memurları ile aralarında birtakım olaylar yaşanmıştır.A. Taraf Beyanları Başvurucuların anlatımlarına göre olaylar şöyle gelişmiştir:i. Naim Erdoğan'ın kimliğini kontrol eden polis memuru, kimlikte belirtilen yaşın gerçekte olduğundan küçük olduğunu düşünerek Naim Erdoğan'a mesleği ve askerlik durumu ile ilgili sorular sormuş, Naim Erdoğan'ın öğrenci olduğunu söylemesi üzerine öğrenci kimliğini görmek istemiştir. Naim Erdoğan'ın öğrenci kimliğini cüzdanının içinden göstermesi üzerine polis memuru sinirlenerek hakaret etmiş ve üstüne yürümüştür. ii. Polis memurları, araya girmek istemesi üzerine Yunus Demir'in üstüne yürümüş, diğer polisler de yanlarına gelerek kendilerini kelepçelemiş, sinkaflı sözlerle hakaret etmeye başlamış ve fiziksel şiddet uygulamışlardır. Polis memurları bu sırada -özellikle Yunus Demir olmak üzere- kendilerine yoğun miktarda biber gazı sıkmışlardır. iii. Yunus Demir ekip aracına bindirilmiş ve burada darbedilmiştir. Polis memurları "Burası Bitlis, Iğdır değil." şeklinde de söylemlerde bulunmuşlardır. iv. Daha önce önden taktıkları kelepçeleri çıkarıp arkadan takarak Yunus Demir dışındakileri araçlarına bindirerek -aracı polislerden biri kullanmak suretiyle- 19 Mayıs Stadyumu içinde bulunan polis merkezine götürmüşlerdir. Götürüldükleri odanın içinde on polis memuru tarafından 4-5 dakika boyunca darbedilmişlerdir. Daha sonra sivil giyimli birinin gelerek "Burada ne yapıyorsunuz, dayak işini bırakın, herkes işini yapsın, işi olmayan dışarı çıksın." demesi üzerine beş altı polis memuru odayı terk etmiştir. Kalan polis memurları kendilerini duvara dayamış ve onlara tekme atarak bacaklarını açtırmış, üst araması yapmışlardır. Bu sırada polis memurları küfretmeye devam etmişlerdir.v. Yunus Demir diğerlerinden farklı bir polis merkezine götürülmüş ve burada darbedilmiştir. Kafasına ve burnuna darbe almış, aldığı darbeler nedeniyle burnunda kanama meydana gelmiştir.vi. Diğerlerinin duvar dibine sıralandıkları sırada Yunus Demir de burnu kanar hâlde, gözü kanlanmış ve yüzü kızarmış şekilde yanlarına gelmiştir. GBT kontrolü yapıldıktan sonra iki kişilik araç içine dört kişi bindirilerek adli muayene raporu alınması için muayeneye götürülmüşlerdir.vii. Sağlık muayenesi sırasında darbedildiklerini beyan etmelerine karşın muayene özenli yapılmamış ve yaralanmalarının neler olduğu kendilerine sorulmuştur. Yaralanmaların belirtileri henüz ortaya çıkmadığından bazı yaralanmaları tespit edilememiştir. Polis memurları sağlık raporlarını düzenleyen sağlık personeli ile görüşmüştür. Polis memurlarının yargılama aşamasında alınan ifadeleri şöyledir:i. Polis Memuru N.K.nın beyanı şöyledir:"Olay tarihinde yunus ekibi olarak diğer müşteki sanıkların aracından şüphelendiğimizden araçlarını sağa çekmelerini istedik. Kimliklerini istedik. Bu sırada Naim isimli sanık bize hitaben 'kimlik vermeyiz' şeklinde sinkaflı küfürler etti. Biz kendisini uyardık. Bu sırada araçtan inen diğer 3 müşteki sanık da bizlere karşı sinkaflı şekilde küfürler ettiler. Biz kimlikleri almak için ısrar ettiğimizde sanıklardan Yunus Demir E... arkadaşımızın üzerine yürüyerek kolunu tutup arkadan büktü. Biz de bu nedenle diğer sanıkları ittirdik. Bize karşı fiili saldırıda bulunan Yunus Demir'dir. Aynı zamanda "senin kafanı kopartırım" şeklinde arkadaşımızı tehdit etmişti. Biz kendilerini bu şekilde hareket ettikleri için gözaltına almak için biber gazı sıkmak zorunda kaldık. Kendilerine karşı herhangi bir hakaretimiz olmadı. Sayı itibariyle arabaya sığmayacağımızdan iki grup halinde gittik. Yunus Demir Demir Fırka karakoluna, diğerlerini ise sığmayacakları için ve tutulacak tutanaklar için 19 Mayıstaki toplanma merkezine önce götürdük. Muayene sırasında doktorla ön görüşme yaptığımız doğru değildir. Biz kendilerine vurmadık. Gözaltına almak için görevimizi yaptık. Hakaret de etmedik..."ii. Sorulması üzerine N.K. "Demir Fırka karakolu olay yerine yakındır. Ancak karakol küçük olup başka yerlerden de olaylar geldiği için tutanak tutma zorluğu nedeniyle önce toplanma yerimiz olan 19 Mayıs merkezine götürdük. Zaten karakola götürdüğümüzde ifadeler alınıp Cumhuriyet Savcısıyla görüşülmeden nezarete alınamayacakları için orada zorluk yaşayacağımızdan önce merkeze götürdük." şeklinde beyanda bulunmuştur.iii. Polis Memuru İ.Y.nin beyanı şöyledir:"...Kimlik sormamız üzerine müşteki sanıklardan Naim'in kimliği veriş tarzı ve hakaret etmesi nedeniyle olaylar gelişti. Diğer müşteki sanık Yunus devreye girerek arkadaşımın üzerine yürüyüp kolunu bükmesi ve 'kafanı koparırım' demesi üzerine onu etkisiz hale getirmeye çalıştık. Diğerleri iteklemeye çalıştılar. Biz kendilerine karşı herhangi bir hakarette bulunmadık. Yunus'u da gözaltına almaya çalıştık. Her dört sanık da bize karşı sinkaflı şekilde küfürler ettiler. 19 mayıs toplanma yerine götürmemizin sebebi, tutanakların hazırlanması ve polis merkezine sanıkları hazır halde götürmek üzere çalışma yapmak için götürdük. Orada polis memurlarının kalabalık olmasının nedeni toplanma merkezi olduğu içindir. Toplanma merkezinden çıkardıktan sonra raporları alınmıştır. İddiaları doğru değildir..."iv. Sorulması üzerine İ.Y."Tutanağın tutulduğu tarih ve saat yazılmıştır. Karakola teslim saati değildir. Bu nedenle sağlık merkezindeki saat ile arasında fark olması normaldir. Ayrıca bizim raporu sanıkların karakola teslim edildikten sonra almamızın nedeni de doğaldır. Zira önce onları teslim ettik. Şikayetimi karakola bildirdikten sonra gidip rapor aldık. Ayrıca Yunus Demir'i Demir Fırka karakoluna önce götürdüğümüzde kalabalık olduğu için herhangi bir kayıt yapmadan önce 19 Mayıs merkezine götürdük." şeklinde beyanda bulunmuştur.v. Polis Memuru E.A.nın beyanı şöyledir:"...Kimlik gösterme meselesi yüzünden çıkan tartışmada diğer müşteki sanıklardan Yunus Demir benim üzerime yürüyerek ittirmeye çalıştı. Ben müdahale edince benim üzerime yürüyerek kolumu büküp 'kafanı kopartırım' şeklinde tehditte bulundu. Diğer müşteki sanıklar da birlikte sinkaflı şekilde bizlere hakaret ettiler. Daha sonra kendilerini biber gazı sıkarak gözaltına aldık. Kendilerine karşı herhangi bir hakaretimiz olmadı. Yunus'a da vurmadık. Sadece gözaltına almaya çalıştık..."vi. Polis Memuru R.A.nın beyanı şöyledir:"...Önce müşteki sanık Naim'den ben kimlik istedim. Bana ters bir şekilde kimliği yüzüme çarparak gösterdi. Ben de buna tepki gösterdim. Bu sırada Yunus isimli sanık üzerimize yürüdü. E... isimli arkadaşımın kolunu büküp 'kafanı kopartırım, benim savcı tanıdıklarım var' şeklinde tehditlerde bulundu. Her dört sanık da bize hakaret ettiler. Biz kendilerine herhangi bir hakarette bulunmadık. Yunus'a da vurmadık, sadece gözaltına aldık..."B. Sağlık Raporları Başvuruculardan Yunus Demir hakkında Ankara Ulus Devlet Hastanesinde 1/10/2014 günü saat 31'de düzenlenen adli muayene raporuna göre sol gözde sklereda hiperemi, sol burun kökünde ekimoz sol kulak kepçesi ve arkasında palpasyonla ağrı ve hiperemi, nazal yan grafide nazal fraktür tespit edilmiştir. Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesinde yapılan kulak, burun, boğaz konsültasyonunda nazal norzumda minimal ekimoz tespit edilmiş, nazal grafide fraktür hattı izlenmediği tespit edilmiştir. Yaralanmanın kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Başvuruculardan Edip Elma hakkında Ankara Ulus Devlet Hastanesinde 1/10/2014 günü saat 29'da düzenlenen adli muayene raporuna göre sol tibia-fibula orta hatta kas bölgesinde hassasiyet palpasyonla ağrı tespit edilmiştir. Diğer başvurucuların adli muayene raporları bireysel başvuru dosyası kapsamında sunulmamıştır. Polis Memuru N.K. hakkında Ankara Ulus Devlet Hastanesinde 1/10/2014 günü saat 30'da düzenlenen adli muayene raporuna göre sağ omuzda ağrı, sağ el bileğinde ekimoz tespit edilmiştir. Polis Memuru İ.Y. hakkında aynı Hastanede 1/10/2014 günü saat 29'da düzenlenen adli muayene raporuna göre sağ el dorselde eritem tespit edilmiştir. Polis Memuru E.A. hakkında aynı Hastanede 1/10/2014 günü saat 30'da düzenlenen adli muayene raporuna göre sağ el bilekte ekimoz ve ağrı tespit edilmiştir. Polis Memuru R.A. hakkında aynı Hastanede 1/10/2014 günü saat 31'de düzenlenen adli muayene raporuna göre sağ ön kolda ağrı eritem tespit edilmiştir. Adli Süreç Başvurucular 2/10/2014 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verdikleri dilekçeyle polis memurları tarafından darbedildiklerini ve hakarete maruz kaldıklarını ifade ederek memurlardan şikâyetçi olmuşlardır. Yürütülen soruşturma neticesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 3/3/2015 tarihli iddianamesiyle polis memurları hakkında hakaret ve Yunus Demir'e yönelik kasten yaralama suçundan, başvurucular hakkında ise görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından, Yunus Demir hakkında ayrıca tehdit suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. Ankara Asliye Ceza Mahkemesinin 17/6/2015 tarihli kararıyla;i. Başvuruculardan Naim Erdoğan, Murat Tavşan, Edip Elma'nın görevi yaptırmamak için direnme suçundan beraatlerine, ii. Yunus Demir'in görevi yaptırmamak için direnme suçundan hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, tehdit suçundan ceza verilmesine yer olmadığına, iii. Dört başvurucunun kamu görevlisine hakaret suçundan hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, iv. Polis memurlarının başvuruculara yönelik hakaret suçundan adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,v. Polis memurlarının başvurucu Yunus Demir'e yönelik yaralama suçundan adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"Olay tarihinde yunus ekibi olarak nitelenen motosikletli timler amirliğinde görevli polis memurları olan müşteki sanıklar N.K., İ.Y., E.A. ve R.A.'nın diğer müşteki sanıkların içinde bulunduğu araçtan şüphelenerek durdurup kimlik kontrolü yapmak istedikleri sırada müşteki sanıklardan Naim Erdoğan'ın kimliğini göstermesi sırasında tavrı nedeniyle aralarında tartışma çıktığı, bunun üzerine müşteki sanık Yunus Demir'in güvenlik görevlilerinin üzerine yürüdüğü ve müşteki sanık E.A.'nın kolundan tutarak büktüğü ve 'senin kafanı kopartırım' şeklinde tehdit ettiği, diğer müşteki sanıkların da olaya müdahale etmesi üzerine güvenlik görevlilerince biber gazı sıkılarak etkisiz hale getirildikleri, yine bu olayın başlangıcında müşteki sanıkların 'i...ler siz kimsiniz, s.k edin gidin' şeklinde polis memurlarına hakaret ettikleri, polis memurlarının da 'burası Iğdır değil, Bitlis değil' diyerek sinkaflı şekilde küfür ettikleri, müşteki sanık Yunus'u gözaltına almaya çalışırken görev sınırlarını aşarak kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanmak suretiyle adli tıp raporunda belirtildiği şekilde yaraladıkları, karşılıklı anlatımlar, adli muayene raporları, olay tutanağı ve dosya kapsamından anlaşılmakla müşteki sanık Yunus Demir'in polis memurlarına karşı tehdit ve cebir suretiyle görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği, Yunus Demir ile birlikte diğer müşteki sanıklar Naim Erdoğan, Murat Tavşan ve Edip Elma'nın tüm polis memurlarına hitaben alenen hakaret suçunu işledikleri, polis memurlarının da kamu görevlisinin nüfuzun kötüye kullanmak suretiyle müşteki sanık Yunus Demir'in yaralanmasına sebebiyet verme suçunu ayrıca diğer müşteki sanıklara karşı polis memurlarının alenen hakaret suçunu işledikleri anlaşılmakla müsnet suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmalarına, polis memurlarının müşteki sanık Yunus Demir'e yönelik yaralama suçunda haksız tahrik altında olayı gerçekleştirdikleri kanaatine varıldığından cezalarında indirim yapılmasına, polis memurları olan müşteki sanıkların diğer müşteki sanıklara, diğer müşteki sanıkların polis memurlarına yönelik hakaret suçlarında kişiye yönelik değil gruba yönelik olarak bir suç işleme kararının icrası cümlesinden olarak zincirleme suç niteliğinde hakaret suçunu işledikleri anlaşıldığından TCK 43 maddesi uyarınca cezalarında artırım yapılmasına karar vermek gerekmiş, her ne kadar müşteki sanıklar Naim Erdoğan, Murat Tavşan ve Edip Elma hakkında polis memurlarına karşı görevi yaptırmamak için direnme suçundan kamu davası açılmış ise de, dinlenen polis memurları ve dosya kapsamından bu müşteki sanıkların söz konusu suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatlerine karar vermek gerekmiş, keza Yunus Demir'in direnme suçunu tek başına ve müşteki sanık E.A. isimli polis memuruna karşı gerçekleştirdiği anlaşıldığından TCK 265/3 VE 43/2 maddeleri uyarınca cezasında artırım yapılmasına karar verilmemiş, Yunus Demir hakkında tehdit suçundan da kamu davası açılmış ise de, eylemin görevi yaptırmamak için direnme suçunun unsuru olduğu anlaşıldığından bu suçtan ceza verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiş..." Başvurucuların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı yaptıkları itiraz, Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 14/7/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Anılan kararın 6/8/2015 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine başvurucular 2/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Disiplin Soruşturması Yapılan incelemede başvuruya konu olaya ilişkin olarak ilgili polis memurları hakkında bir disiplin soruşturmasının başlatılmadığı anlaşılmıştır. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Zor ve silah kullanma Madde 16-(Değişik: 2/6/2007-5681/4 md.) Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir. İkinci fıkrada yer alan;a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını,ifade eder.Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir...." 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” 5237 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. (3) Kasten yaralama suçunun;…d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,…işlenmesi halinde şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.” 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun maddesinin (5), (6) ve (7) numaralı fıkraları şöyledir: “… (5) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.(6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir. (Ek cümle: 22/7/2010 - 6008/7 md.) Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez. (7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.