Başvuru, taşınmazların yeşil alan olarak ayrılmasına ilişkin imar planı revizyonu işlemine karşı açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, taşınmazların yeşil alan olarak ayrılmasına ilişkin imar planı revizyonu işlemine karşı açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurular 10/11/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 2014/17739, 2014/17740, 2014/17741, 2014/17742, 2014/17743, 2014/17744, 2014/17747 ve 2014/17749 numaralı bireysel başvuru dosyaları, aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2014/17738 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiş ve 2014/17739, 2014/17740, 2014/17741, 2014/17742, 2014/17743, 2014/17744, 2014/17747 ve 2014/17749 numaralı başvuru dosyaları kapatılmış, inceleme 2014/17738 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmüştür. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvuruculardan Ali Sayıcı, Mehmet Çakıcı, Nejat Şanlı, Özhan Akgünlü, Suat Uysal ve Visam Kış sırasıyla 1981, 1948, 1939, 1963, 1941 ve 1953 doğumlu olup Hatay ili İskenderun ilçesinde; Besime Uysal 1941 doğumlu olup Hatay ili Belen ilçesinde, Fatma İnan 1948 doğumlu olup Hatay merkezde ikamet etmektedirler. Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi'nden yapılan sorgulama neticesinde başvuruculardan Fatma Nusrat Kömürcü'nün bireysel başvuru tarihinden önce 4/8/2013 tarihinde öldüğü tespit edilmiştir. Başvurucular Hatay ili Karaağaç beldesi Hatun köyü mevkiinde kâin 11/1 pafta 793, 801, 803, 818, 823 ve825 parsel numaralı taşınmazların malikleridir. İskenderun Karaağaç Belediyesi (Belediye) Meclisi 9/5/2012 tarihli kararla Etap 1/1000 ölçekli uygulama imar planı revizyonunu kabul etmiştir. Bu plan revizyonuna göre başvurucuların taşınmazları yeşil alan ve park alanı içinde kalmıştır. Revizyon planı 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 10/5/2012-11/6/2012 tarihleri arasında askıya çıkarılmıştır. Başvurucular aynı bent uyarınca askı ilan süresi içinde Belediye Meclisine itirazda bulunmuşlardır. Belediye Meclisinin 22/6/2012 tarihli kararlarıyla itirazlar reddedilmiştir. Ret kararları 22/8/2012 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular 10/10/2012 tarihinde Etap 1/1000 ölçekli uygulama imar planı revizyonunun ve bu planın dayanağı olan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/25000 ölçekli çevre düzeni planının iptali istemiyle Hatay İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmışlardır. Mahkeme 18/2/2013, 28/2/2013 ve 21/3/2103 tarihli kararlarla davaları süre aşımı yönünden reddetmiştir. Mahkeme 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinde idari işlemlere karşı idare mahkemesinde dava açma süresinin altmış gün olduğunu vurgulamış; maddesi uyarınca bir idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması amacıyla üst makama, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makama başvurulmasının, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durduracağını ve isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması hâlinde de dava açma süresinin durduğu günden itibaren yeniden işlemeye başlayacağını belirtmiştir. Mahkeme 3194 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki, imar planlarına karşı bir aylık askı ilan süresi içinde itiraz edilebileceğini ifade eden hükme yer vermiş ve bu hükmün özel bir itiraz süresi getirdiğini açıklamıştır. Mahkemenin görüşüne göre imar planlarına karşı 3194 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen bir aylık askı ilan süresi içinde yapılan itirazlar 2577 sayılı Kanun'un maddesi kapsamındaki düzeltme başvurusu hükmündedir. Bu durumda, dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren idarenin altmış günlük cevap verme süresi işlemeye başlamakta, son ilan tarihinden itibaren altmış gün içinde cevap verilmemesi durumunda altmışıncı günü izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açılması gerekmektedir. Somut olaya ilişkin değerlendirmesinde Mahkeme, askı ilan süresi içinde itiraz edilmesi üzerine askı süresinin son günü olan 11/6/2012 tarihinden itibaren altmış gün içinde cevap verilmemiş olması nedeniyle 10/8/2012 tarihinde itirazın reddedilmiş sayıldığını ifade etmiş ve bu tarihi izleyen günden itibaren altmış gün içinde ve en son 9/10/2012 tarihinde açılması gerekirken 10/10/2012 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı sonucuna ulaşmıştır. Mahkeme olayda 2577 sayılı Kanun'un maddesi uygulandığından altmış günlük zımni ret süresinden sonra cevap verilmesinin dava açma süresini ihya etmeyeceğinin altını çizmiştir. Mahkeme 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/25000 ölçekli çevre düzeni planının da dava konusu Belediye Meclisi kararından çok önce ilan edildiğini ve ilan tarihinden itibaren altmış gün içinde açılmayan davanın süresinde olmadığını vurgulamıştır. Mahkeme kararları Danıştay Altıncı Dairesinin (Daire) 11/11/2013 tarihli kararlarıyla onanmıştır. Karara muhalefet eden Daire Başkanı ve bir üye, 2577 sayılı Kanun'un maddesinde getirilen altmış günlük zımni ret süresinin yargılama usulüne ilişkin olduğunu ve idari usullerde uygulanmasının mümkün bulunmadığını belirtmişlerdir. Muhalefet görüşünde, Anayasa'nın ve maddeleri uyarınca idari başvuruların geciktirilmeksizin cevaplanması gerektiği hatırlatıldıktan sonra somut olayda idarenin geç cevap vermesinin sorumluluğunun başvuruculara yüklenemeyeceği ifade edilmiştir. Aksi görüşün, zımni ret süresi geçtikten sonra idare tarafından tesis edilen işlemlerin dava konusu edilmesi imkânını ortadan kaldıracağının vurgulandığı muhalefet yazısında, mülkiyet hakkına ilişkin sonuçları dikkate alındığında bu durumun hukuk devletinde kabulünün mümkün olmadığı açıklanmıştır. Karar düzeltme istemleri aynı Dairenin 22/9/2014 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir. Nihai kararlar 14/10/2014 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucular 10/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. A. Ulusal Hukuk 2577 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili bölümü şöyledir: “ Dava açma süresi,... Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış... gündür. Bu süreler;a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,...Tarihi izleyen günden başlar.” 2577 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “ İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.” 2577 sayılı Kanun'un maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili bölümü şöyledir: “ Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından:...e) Süre aşımı,...Yönlerinden sırasıyla incelenir." 2577 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili bölümü şöyledir: “Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin; ... b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine, ... Karar verilir." 3194 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi şöyledir: “İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." Dairenin 20/12/2004 tarihli ve E.2004/7836, K.2004/6766 sayılı; 17/4/2006 tarihli ve E.2004/1982, K.2006/2043 sayılı; 23/2/2007 tarihli ve E.2007/549, K.2007/1111 sayılı; 24/11/2010 tarihli ve E.2008/2001, K.2010/10455 sayılı; 5/4/2010 tarihli ve E.2008/3923, K.2010/3234 sayılı; 22/4/2011 tarihli ve E.2009/7720, K.2011/961 sayılı; 16/1/2012 tarihli ve E.2010/13305, K.2012/57 sayılı; 18/2/2013 tarihli ve E.2010/4419, K.2013/883 sayılı ve 16/1/2014 tarihli ve E.2012/7447, K.2014/108 sayılı kararlarında benimsediği görüşün özeti şöyledir:“3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı maddesinin (b) bendinde: "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye Başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir." hükmü yer almaktadır.Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı maddesinde dava açma süresinin; özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, yine aynı Kanun'un "Üst makamlara başvurma" başlıklı maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı hususu kurala bağlanmıştır.Anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesinden; imar planlarına karşı, 2577 sayılı Kanun'un maddesi kapsamında yapılacak başvurular için, 3194 sayılı Kanun'un 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bunadurum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Kanun'un maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 60 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. Buna göre, imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde açılması gerekir." Dairenin 4/2/2015 tarihli ve E.2013/6419, K.2015/412 sayılı; 10/2/2015 tarihli ve E.2011/9034, K.2015/627 sayılı; 17/2/2015 tarihli ve E.2014/6102, K.2015/859 sayılı ve 16/6/2016 tarihli ve E.2015/1058, K.2016/4295 sayılı kararlarının ilgili bölümü şöyledir: “...Anayasanın "Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma" başlıklı maddesinin son fıkrasında: "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 2004 günlü, 5170 sayılı Yasanın maddesi) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." hükmü getirilmiştir. Bu hüküm ile usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmaların iç hukuk sistemine yansıtılma yöntemi belirlenmiştir. Buna göre, bu andlaşmalardan temel hak ve özgürlüklere ilişkin olanlarla yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi durumunda uluslararası andlaşma kurallarının esas alınması anayasal bir gerekliliktir....Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığını, bazı sınırlamalara tabi olabildiğini, bununlabirlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiğini, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/ maddesi ile bağdaşabileceğini, bu ilkelerden, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınmaları gerektiği belirtilmiştir.Anayasa’nın “Yargı Yolu” başlıklı maddesinin fıkrasında, “idari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar” hükmü yer almaktadır.Anayasa’nın maddesi, idareye başvurulara “yazılı” yanıt verme yükümlülüğü getirmektedir. maddenin fıkrasına göre, “kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.” hükmü yer almaktadır.Anayasa'nın maddesinde, herkesin mülkiyet ve miras hakkına sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği belirtilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı belirtilmiştir.2577 sayılı Kanunun "Üst makamlara başvurma" başlıklı maddesinde : İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükmü yer almıştır.3194 sayılı İmar Kanununun "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı maddesinin (b) bendinde: "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." kuralı yer almaktadır.3194 sayılı İmar Kanunun maddesinin fıkrasında, ''İmar planlarına göre parselasyon planları yapılıp, belediye ve mücavir alan içinde belediye encümeni, dışında ise il idare kurulunun onayından sonra yürürlüğe girer. Bu planlar bir ay müddetle ilgili idarede asılır. Ayrıca mutat vasıtalarla duyurulur. Bu sürenin sonunda kesinleşir. Tashih edilecek planlar hakkında da bu hüküm uygulanır.'' kuralı yer almaktadır.Esasen, 2577 sayılı Yasada yer alan kurallar idari usulü belirleyen kurallar olmayıp, yargılama usulünün belirlenmesine ilişkin kurallardır. Yargılama usulünde, dava açılmadan önce, idari yoldan işlemin idare bünyesinde ilgili yönünden yeniden değerlendirilmesine olanak sağlayan ve dava açılmasını idarenin bu değerlendirme sonucuna bağlayan ve bunu dava açma süresi ile ilişkilendiren Yasanın 10, 11, 12, maddesindeki gibi kurallar yer almaktadır. Bu kapsamda yapılacak başvurulara cevap verilmemesi hali ise, dava açma süresine yönelik olarak oluşturulmuştur.Yukarıdaki hükümler uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında askı tarihleri arasında 2577 sayılı Kanunun maddesi uyarınca itirazda bulunulması üzerine; anılan itiraza ilişkin başvurunun Anayasanın maddesi uyarınca yetkili makama geciktirilmeden ulaştırılması ve maddesi uyarınca başvurunun sonucunun gecikmeksizin ilgiliye bildirilmesi gerekmekte olup; ilgilinin haklarının zımni ret süresi ile sınırlandırılması yukarıda yer verilen yasal düzenlemelere uygun görülmemiştir.İdareye yapılan başvurunun, altmış gün içinde yanıtlanmamasının ret sayılması, vatandaşlara sağlanan bir güvencedir. Ancak Yasalarımızda bu güvencenin sağlanmış olması, idarenin anayasal yükümlülüğünü (yanıt verme) ve vatandaşın güvencesini (idari dava açma süresinin yazılı bildirimden başlamasını) ortadan kaldıramaz.Herhangi bir nedenle, zımni ret olanağını kullanmayan (veya kullanamayan) bir kişinin, idareden sonradan gelen açık ret işlemi üzerine dava açma hakkını kullanması Anayasa’nın 74 ve maddeleri ile kurulan sistemin bir gereğidir.Zımni ret kurumu, idarece hukuka aykırılığın bir aracı olarak kullanılmasını engellemek için geliştirilmiştir. İdari yargıda, idarenin hukuksallığını denetlemenin tek aracı iptal davasıdır. Zımni ret kurumunun varlığı, idarenin sessiz kalarak, ilgiliye, idari yargıda dava edeceği bir işlem vermemesi ihtimalini ortadan kaldırmaktır. İdarenin sessiz kalarak, adaletin dağıtılmasına, hak arama özgürlüğünün kullanılmasına engel olması basit bir hukuksal varsayımdan yararlanılarak engellenmiştir. Hukuka aykırı olduğu düşünülen bir işlem için idari yargıya gitmeden önce seçimlik idari başvurularda, zimni ret süresi ve buna eklenen dava süresi geçtikten sonra idareden gelen açık yanıtlara karşı süresi içinde dava açılabilmesinin önünde Anayasanın maddesinin üçüncü fıkrası gereği herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır. Gerçekte madde (ve aynı sistematikte yer alan madde) yorum gerektirmeyecek kadar açıktır. İlgililer tarafından idari dava açılmadan ancak idari dava açma süresi içerisinde önce üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, talepte bulunarak idari işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini veya yeni bir işlem yapılmasını isteyebileceklerini düzenleyen maddenin bendinde “isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde” dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir. maddenin bendi açıkça iki olasılıktan söz etmektedir: “reddedilme”(açık ret) ve “reddedilmiş sayılma” (zımni ret). Bu hükmü, idareden altmış günlük zımni ret süresinden sonra gelen açık yanıtlar dava açma hakkı vermez şeklinde anlamlandırmak hükmün bir kısmını uygulanamaz hale getirmektedir. Böyle yorumlandığında hükmün “veya” bağlacından önceki kısmı gereksiz hale gelmektedir. Maddede, idari işleme karşı dava yoluna gitmeden önce itiraz eden kişilerin, idarenin anayasal yükümlülüğünü yerine getirmemesinden, yani dilekçe hakkını kullanan kişiye yanıt vermemesinden (zira Anayasanın maddesine göre yanıt verilmesi zorunludur) kaynaklanabilecek her türlü hak kaybını önlemek için her olasılık düzenlenmiştir. İdarenin açık yanıtının zımni ret süresi içinde gelmiş olmasını öngören böyle bir sınırlama getirilmemiştir. Bendin yazımı açıktır. Zımni ret süresi geçtikten sonra, artık elinde bir zımni ret işlemi olan kişinin altmış gün içinde dava açması yasal hakkıdır.Dava açma süresi içinde yapılan başvurularda idarenin sessiz kalarak dava hakkını engelleyememesi için getirilmiş olan zımni ret uygulamasından kaynaklanan bu hakkını, idari yargının karmaşık kuralları hakkındaki bilgisizliği, profesyonel yardımdan yararlanma olanağının bulunmaması veya idareye güven gibi herhangi bir nedenle kullanmayan kişinin; idare tarafından bu süreden sonra gönderilen açık ret işleminden sonra da dava açma imkanı bulunmaktadır. İYUK’un maddesinin bendi, hukuk devletinin gereklerine uygun bir düzenlemedir. Buna göre, idarenin Anayasadan doğan yükümlülüğünü zamanında yerine getirmeyerek, 2577 sayılı Kanunun maddesinde belirtilen sürenin geçmesinden sonra başvurunun ilgili makama ulaştırılmasından veya başvurunun sonucunun süresinden sonra ilgiliye bildirilmesinden doğan sorumluluğu başvuru sahibine yüklemek mümkün değildir. Başvuruya, yetkili organ tarafından sonradan verilen cevap üzerine, ilgilisinin cevabın tebliğinden itibaren süresi içerisinde dava açabileceği açıktır.Aksine bir yaklaşım idarenin zımni ret süresi geçtikten sonra ve bu sürenin geçtiğini bile bile kendiliğinden tesis etmiş olduğu bu işlemi, dava konusu edilebilecek nitelikte işlem olma özelliğinden çıkarır ki, bir hukuk devletinde bu yaklaşımın, mülkiyet hakkına ilişkin işlemin sonuçları da dikkate alındığında kabulü uygun görülmemiştir.Bu değerlendirmeler ışığında, ilgilinin askı süresi içerisinde yapmış olduğu itirazın yanıtlanmayarak reddi üzerine süresi içerisinde dava açabileceği gibi, zımni ret işlemi yerine idarece sonradan tesis edilecek ve idarenin gerçek iradesini ortaya koyan işleme karşı da dava açma süresi içerisinde dava açabilmesi mümkündür...."B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk için bkz. Ahmet Ersoy ve diğerleri, B. No: 2014/4212, 5/4/2017, §§ 31-