Başvuru, darbe teşebbüsü sonrasında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlamalar dolayısıyla yürütülen bir soruşturmada uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, darbe teşebbüsü sonrasında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlamalar dolayısıyla yürütülen bir soruşturmada uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/9/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl bugüne kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları, soruşturma mercileri ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş, çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12). Anılan süreçte FETÖ/PDY'nin "emniyet hizmetleri" alanındaki örgütlenmesine yönelik olarak Aydın Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kaspamında Aydın Sulh Ceza Hâkimliğinin 30/7/2016 tarihli kararıyla başvurucu hakkında tutuklama tedbiri uygulanmıştır. Kararın ilgili bölümü şöyledir: "Şüpheliler... Ali Biray Erdoğan,... üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun niteliğine, kanun maddesinde öngörülen ceza miktarına, şüphelilerin üzerlerine atılı suçun CMK'nun 100/3-a-11 maddesinde yazılı katalog suçlardan olması, katalog suç nedeniyle tutuklama nedeninin kanun gereğince varsayıldığı, soruşturma dosyası kapsamında toplanan deliller, şüphelilerin savunmaları, olaya ve şüphelilerin yakalanmalarına ilişkin kolluk görevlilerince düzenlenmiş olan tutanak içerikleri, arama ve el koyma tutanakları, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün görevden uzaklaştırma yazıları, Ankara Başsavcılığı'nın Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'nca şüpheliler hakkında soruşturmaya başlanması karşısında şüphelilerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi oldukları yönünde üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, delillerin toplanma aşamasında olması, şüphelilerin delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ihtimallerinin bulunduğu, tanıklar veya başkaları üzerinde baskı yapabilecekleri, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının yasal veya gayriyasal imkanlarla yurt dışına kaçma teşebbüslerinin olduğunun görsel ve yazılı basında yer alması ve atılı suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi göz önüne alındığında şüphelilerin yargılamadan kaçabilecekleri yönünde somut olgular mevcut olduğundan verilmesi muhtemel ceza ile tutuklama tedbirinin anılan gerekçelerle ölçülü olduğu ve bu yüzden adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla atılı suçtan CMK'nun Maddesi uyarınca şüphelilerin ayrı ayrı TUTUKLANMALARINA...karar verildi." Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Aydın Sulh Ceza Hâkimliği 8/8/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu, anılan kararı 2/9/2016 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu 16/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 22/3/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucu dışında kırk üç şüpheli hakkında da benzer suçlardan cezalandırma talebinde bulunulmuştur. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluşuna ve tarihçesine, hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve hangi tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir. Devamında ise örgütün Aydın Emniyet Müdürlüğü yapılanmasına ilişkin unsurlara yer verilmiştir. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekse örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY terör örgütü hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:i. İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen 21/12/2016 tarihli tevdi raporunda; başvurucunun eşi adına 17/1/2014 tarihinde yeni hesap açtırdığı, bu hesap bakiyesinin 003,49 TL olduğu, FETÖ/PDY örgüt liderinin talimatıyla Bank Asyaya hesap açtırdığı veya var olan hesabını artırdığının tespit edildiği,ii. Gümüşhane Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde ifadesi alınan A.A.nın 2008 yılında komiserlik sınavını bitirip Aydın Polis Okulunda komiser olarak göreve başladığını, komiser gruplarıyla sohbet ortamlarına girdiğini, sohbet ortamında başvurucuyu gördüğünü ifade ettiği,iii. Isparta Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturması kapsamında ifadesi alınan tanık O.nin başvurucunun 2013 yılında Aydın Polis Okuluna kayıt yaptırdığını, birinci sınıfın birinci döneminde dolaplarında yasak eşya bulundurdukları gerekçesi ile kendisine kızdığını, bu arada masasının üstünde açık dizüstü bilgisayarında Fetullah Gülen'in videosunu gördüğünü, bu nedenle başvurucunun örgüt içinde olduğunu düşündüğünü ifade ettiği,iv. Başvurucu hakkında İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından düzenlenen 10/1/2017 tarihli tevdi raporuna göre başvurucunun eşinin Asya Katılım Bankasında bulunan hesabının 17/01/2014 tarihinde açıldığı, bu tarihten sonra hesap ekstresinin incelemesinde virman, katılım hesabı açma, katılım hesabı temdit, TL hesaba kasadan yatırma şeklinde işlemler olduğu, hesabın aktif olarak kullanıldığının tespit edildiği belirtilmiştir. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak yapılan hukuki değerlendirmenin ilgili bölümü şöyledir:"...Bu anlatımlarla şüpheli Ali BİRAY ERDOĞAN’ın; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından organize edilen gizlilik esasına dayalı örgüt üyelerinin katıldığı sohbet iştirak ettiği, sohbetlerde toplanan himmet vb. adlarla anılan yardımlarda bulunduğu, BANK-ASYA isimli FETÖ/PDY’nin silahlı terör örgütünün finans kuruluşunda destek amaçlı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü liderinin kendiniz, eşiniz yakınlarınız adına Bank Asya’ya para yatırın talimatıyla önce eşi adına hesap açtığı ardından bu hesapta katılım hesabı açtığı, tanık anlatımlarında da belirtildiği üzere FETÖ/PDY mensupları ile irtibatlı olduğu, yapılanma içerisinde yer alarak örgütün eylem ve faaliyetlerine katıldığı, örgüt üyesi olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmıştır." Başvurucu, soruşturma aşamasındaki savunmasında özetle idari soruşturma kapsamında verdiği dilekçesinde; ailecek aldıkları prensip kararı gereği kendi maaşını ev ihtiyaçlarına harcadıklarını, eşinin maaşını ise tasarruf amaçlı biriktirdiklerini, talimatla para yatırmadıklarını, oğlunun okul taksitlerini de bu Bank Asyaya yatırdıklarını, Cumhurbaşkanı'nın ikazı üzerine parayı çektiklerini ifade etmiştir. Başvurucu 31/5/2017 tarihinde tahliye edilmiş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla dava ilk derece mahkemesinde derdesttir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;... Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),..." 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini,b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." Yargıtay Ceza Dairesinin 20/12/2017 tarihli ve E.2017/1862, K.2017/5796 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir: "... Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşrutiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda 'paralel yapı' veya 'terör örgütü' olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilerek, bir Devlet okulunda öğretmen olarak görev yapan, örgütle irtibatlı olduğu için kapatılmasına karar verilen sendikaya üye olan, örgütün kriptolu iletişim ağı olan ByLock iletişim sistemini kullanmayan ancak 25/9/2014 ve 13/10/2014 tarihlerinde örgüt liderinin talimatı doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı Bank Asya’ya eşi adına para yatıran sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığından, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden faaliyetlerin yardım suçunu oluşturacağı [anlaşılmış]..."