3. Hukuk Dairesi 2012/4744 E. , 2012/12413 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde 5.000 TL manevi tazminat bedelinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde; İnşaat Yüksek Mühendisi
**3. Hukuk Dairesi 2012/4744 E. , 2012/12413 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde 5.000 TL manevi tazminat bedelinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde; İnşaat Yüksek Mühendisi olduğunu ve uzun yıllardan beri de siyasetle ilgilendiğini ve halen ... ' de ... Milletvekili olarak bulunduğunu, aynı zamanda Çevre Komisyonu Başkanlığı yapan ve tüm kamuoyunca tanınan değerli bir şahsiyet olduğunu, kitaplarında ve makalelerinde yazılarında tarafsızlığı, demokrasiye bağlılığı ve demokrasi anlayışı ile ülkenin bütünlüğü ve üniter yapısını her zaman savunan bir kişi olduğunu, davaya konu hakaret içeren sözlerin yer aldığı 19 Kasım 2010 ... Gazetesi' nde yeni bir başka davaya konu, ... Gazetesinin asılsız haberine dayanılarak, gazeteciler tarafından ... Genel Başkanı Sayın ...' na, müvekkiline atfedilen sözlerle ilgili, görüşünün sorulması üzerine; davalının, davacıya atfen, " Kişilik Sorunu Var " şeklinde söz söylemek suretiyle hakaret edildiğini, müvekkilinin herhangi bir kişilik sorunu/bozukluğu bulunmadığını, müvekkilinin söylemediği sözlerden dolayı, ... Gazetesinin yaydığı haberin ertesinde, haberin, hakikati yansıtmadığı ve bu nedenle müvekkilinden özür dilediğini belirtir bir düzeltme yayınladığını, bir sonra da ... Gazetesinin aynı haber nedeniyle düzeltmeye yer verdiğini, bu gelişmelere rağmen davalının, sarf etmiş olduğu sözlerle ilgili bir düzeltme yapmadığı gibi, müvekkiline de şahsen ulaşıp durumu açıklamadığını, bu durumun da, davalının sözlerinin sadece, gazete haberlerine dayanarak sarf etmediği ve iyi niyetli olmadığına delalet teşkil ettiğini,davalının hakaret içerikli bu sözlerinin her yönü ile hukuka aykırı olduğunu, dava konusu sözlerin hakaret içerdiğini belirterek, 5.000 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının beyan ettiği sözler nedeniyle, basın mensuplarınca müvekkiline soru sorulması üzerine, müvekkiline ait olduğu iddia edilen sözleri söylediğini, davacı tarafından söylendiği iddia edilen sözler nedeniyle, dava konusu ifadelerinin davacının sözlerinin karşılığı olup, hakaret içeren ve tazminatı gerektiren herhangi bir ifade olmadığı açıktır.Dava konusu edilen konuşmanın, hukuka uygun olmakla birlikte, aksi kabul edilecek olsa bile, talep edilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, davacının kişilik haklarının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların, haksız ve hukuki temelden yoksun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkeme; “davacıya atfen, ... Gazetesinde ve ... Gazetesinde çıkan sözler üzerine, gazetecilerce, davalıya soru sorulması üzerine, davalının, "kişilik sorunu olanlara yanıt vermem doğru olmaz", demek suretiyle, davacıya söz söylediği, davalının gazetecilerce sorulan, soruların gerçek olup olmadığını veya söylenen sözlerin ne kadarının doğru olduğunu araştırıp sormadan, davacının kişilik sorunu olduğunu iddia ederek, hakaret ettiği, bu sözlerin kamuoyu önünde ve kamu görevi yapan Milletvekiline karşı bir başka Milletvekili tarafından söylenmiş olması, eleştiri sınırları içerisinde değerlendirilmediği” gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Halka mal olmuş bir kişi olarak hareket eden devlet adamları, milletvekilleri, yüksek yargıçlar, ünlü sanatçı ve sporcular, diplomatlar, yazarlar gibi kişilerin tahammül edecekleri eleştiri sınırlarının diğer kişilere göre daha tahammülü olacağı açıktır. Bu kişiler belirli olaylar nedeniyle toplumun ilgisini üzerlerine toplayan ve kendileri için halkın bilgi edinme ihtiyacının doğduğunun kabulü gerekir. Siyasetçinin fiil ve davranışları kaçınılmaz olarak ve bilinçli bir şekilde, gazetecilerin olduğu kadar vatandaşların, hepsinden çok da siyasi rakibinin sıkı denetimine tabidir. Bir siyaset adamı, özellikle de kendisi eleştiriye yol açabilecek halka açık konuşmalar yaptığı zaman daha fazla hoşgörü göstermelidir. Ancak, korumanın getirdikleri ile siyasi sorunların özgürce tartışılmasının getirdiği yararlar denge içinde olmalıdır.Davalı tarafından söylenen sözlerin amaç ve sonucu ile hakaret kastının varlığını oluşturacak nitelikte değil, siyasi üslup ile tenkit niteliğinde olduğunun belirlenmesine göre manevi tazminat tayin ve taktirinin gerekmediği vicdani kanaatinin hakim olduğu düşüncesi oluşmuştur.Dava, kişilik haklarının saldırıya uğradığı nedenine dayalı, manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacının siyasi konuşma, basında yeralan davalının demecinin eleştiri sınırları içinde yer alması sebebiyle incelemenin Anayasanın Temel Hak Ve Özgürlükler bölümünde yeralan ve gerekse Medeni Kanunun 24 ve 24/a maddesinde güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunmadığı yolunda değerlendirme yapılmıştır.Bu durumda, davalının yaptığı söz konusu konuşmanın tarafların sıfatı nazara alındığında konuşmanın bütünü itibariyle değerlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda karşı eleştiri niteliğindeki sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında düşünce açıklaması niteliği taşıdığı kişilik hakkına saldırı oluşturmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Şu durum karşısında, mahkemece davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.