1. Hukuk Dairesi 2009/10926 E. , 2009/12426 K. "" MAHKEMESİ : ALANYA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/04/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden davalı adına olan 37 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlerden olduğunu, zilyetlik ve imar ihya koşullarının oluşmadığını ileri sürerek tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın özel mülkiyete elv…
**1. Hukuk Dairesi 2009/10926 E. , 2009/12426 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ALANYA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/04/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden davalı adına olan 37 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlerden olduğunu, zilyetlik ve imar ihya koşullarının oluşmadığını ileri sürerek tapu iptal ve tescile karar verilmesini istemiştir Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın özel mülkiyete elverişli yerlerden olduğu ve imar ihya olgusunun tamamlandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı Hazine vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 37 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında tarla niteliği ile davalı adına senetsizden tespit edildiği ve tespitin 1.5.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı Hazine, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlik ve imar ihya koşullarının oluşmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece yerinde yapılan keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın bir kısmının taşlık ve kayalık olduğunu ve bu bölümlerde ziraat yapılmadığını belirtmişler, ancak ziraat ve fen bilirkişilerinden alınan rapor ve krokide taşınmazın hangi bölümlerinin taşlık ve kayalık olduğu açıklığa kavuşturulmamıştır. Bilindiği üzere, taşlık kayalık niteliğindeki taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup zilyetlikle kazanılmasına yasal olanak yoktur. Ne var ki, mahkemece yerel bilirkişi ve tanık anlatımları üzerinde durulmaksızın sonuca gidilmiştir. Hal böyle olunca; yerinde yeniden keşif yapılarak uzman bilirkişilerden taşınmazın niteliği konusunda mahalli bilirkişi ve tanık ifadeleri de gözetilerek önceki raporlarında irdelenmek suretiyle duraksamaya yer vermeyecek şekilde kapsamlı rapor alınması, varsa taşlık ve kayalık olan bölümlerin krokide gösterilmesi, 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde belirtilen koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması, ondan sonra hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA,26.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.