11. Ceza Dairesi 2009/8567 E. , 2011/22390 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahte belge kullanmak HÜKÜM : 765 sayılı TCK'nun 356, 59, 647 sayılı Kanunun 4, 6, TCK'nun 94. maddeleri uyarınca erteli 675 YTL adli para cezası Öğretmen olan sanığın askerlik celp döneminde mazeretli olduğuna ilşkin Bursa Devlet Hastahanesinden verilmiş gibi 7 gün istirahatinin uygun olduğuna dair tamamen sahte rapor düzenleyip, askerlik şubesine ibraz ederek kullandığının iddia ve dosya içeriğ
**11. Ceza Dairesi 2009/8567 E. , 2011/22390 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahte belge kullanmak HÜKÜM : 765 sayılı TCK'nun 356, 59, 647 sayılı Kanunun 4, 6, TCK'nun 94. maddeleri uyarınca erteli 675 YTL adli para cezası Öğretmen olan sanığın askerlik celp döneminde mazeretli olduğuna ilşkin Bursa Devlet Hastahanesinden verilmiş gibi 7 gün istirahatinin uygun olduğuna dair tamamen sahte rapor düzenleyip, askerlik şubesine ibraz ederek kullandığının iddia ve dosya içeriğine uygun gerekçelerle kabul olunması karşısında; dosyadaki delilleri duruşmadan edindiği kanaate göre değerlendirip suçun 765 sayılı TCK'nun 356. maddesi kapsamında şehadetnamede sahtecilik vasfında belgelerden olduğunu kabul eden mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen "şehadetnamede sahtecilik" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıık lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar dolduğu anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle mülga 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 28.11.2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ İncelenen dosyada sayın çoğunlukla aramızdaki görüş farklılığı, sanığın eyleminin “gerçek kişinin resmi belgede sahteciliği” suçunu oluşturacağı gerekçesi ile bozulması gerektiğine ilişkindir. Sanık ... Çay öğretmen olup hakkında D.K.K. Kuzey Deniz Saha Komutanlığı askeri Mahkemesinde celp dönemine iştirak etmediğinden dolayı “bakaya suçu” nedeniyle dava açıldığı, yargılama sırasında mahkemece, sanığın söz konusu celbe iştirak edememesinin sebebi olarak ibraz ettiği suça konu Bursa Devlet Hastanesi Acil Polikliniğinden 28.11.2003 tarih ve 186462 protokol numarası ile düzenlenmiş istirahat raporunun kayıtlarında bulunup bulunmadığını teyit amacıyla ilgili hastane baş hekimliğine sorulduğu, gelen cevabi yazıda böyle bir bu raporun kayıtlarında olmadığının bildirilmesi üzerine sanık hakkında askeri mahkemece yapılan suç duyurusu üzerine 765 Sayılı TCK.nun 356. maddesi uyarınca cezalandırılması istemi kamu davası açıldığı ve yapılan yargılama neticesinde sanığın sevk maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir. Sanığın talimatla alınan savunmasında; 2003 yılı kasım ayında rahatsızlanması üzerine Bursa Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine başvurduğunu, gerekli tetkikler yapıldıktan sonra suça konu raporun kendisine doktor tarafından düzenlenerek verildiği söylemesine rağmen, mahkemeye sunulan ve Bursa Devlet Hastanesi Acil Polikliniği’nden “Lumbalji” teşhisiyle 7 gün istirahatin uygun olduğu görüşünü içeren raporu düzenleyen olarak görünen ve mahkemece bizzat tanık olarak dinlenen Dr. Erol Bahçe, suça konu belgedeki kaşenin kendisine ait olduğunu ancak imza ve yazının kendisine ait olmadığını söylemiş ve bu beyanı dosyada mevcut bilirkişi raporu ile de doğrulanmıştır. Tüm bu deliller ışığında sanık bu raporu askeri makamlara “sahte” olduğunu bilebile celp döneminde askere gitmemek üzere sunmak suretiyle kullanmıştır. Burada gerçeğe aykırı olarak hazırlanan bu belgenin (raporun) niteliği üzerinde durulmalıdır. Hukuki bir sonuç doğurmaya veya bir durumu belgelemeye ya da kanıtlamaya yarayan yazıya belge denir. Kamu görevlisi veya hukuken yetkili olduğu kabul edilen bir görevli tarafından görevi nedeniyle düzenlenen ve zorunlu biçimsel koşulları taşıyan belgeler ise resmi belgedir. O halde resmi belgeden söz edebilmek için: 1- Belge, kamu görevlisi tarafından düzenlenmelidir. Somut olayımızda, suça konu belge hastane acil poliklinik başlığını taşıyan ve ancak resmi görevli bir doktor tarafından düzenlenebilecek bir belgedir. Sanığımızda tanık olarak dinlenen Dr. Erol Bahçe’ye ait gerçek kaşe ile adı geçenin imzasını taklit etmek suretiyle sahte istirahat raporunu düzenlemiştir. Nitekim, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23.06.1981 gün ve 4453/4734 sayılı kararında; “Hastane tarafından düzenlenen ve sanığın istirahatli olduğunu gösteren “hasta taburcu teskeresi” başlığını taşıyan belgenin resmi evrak niteliğinde olması nedeni ile…” ve aynı dairenin 17.04.2006 gün ve 9406/3806 sayılı kararında da; “Suç tarihinde Mersin Devlet Hastanesinde kadın doğum uzmanı olarak görev yapan sanığın, görevi nedeniyle gerçeğe aykırı rapor düzenlediğinin iddia edilmesi karşısında, sübutu halinde eyleminin 765 Sayılı TCK.nun 339. (5237 Sayılı Yasanın 204/2) maddesine uygun suçu oluşturduğu…” denilerek bu tür belgelerin “resmi belge” olduğunu kabul etmiştir. Suça konu belgenin Bursa Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine ait olup “resmi belge” olduğunda bir tereddüt yoktur. 2- Belgenin görev gereği düzenlenmesi gerekir. İstirahat raporu, yapılan muayene sonucu teşhis edilen rahatsızlık nedeniyle ilgili kişinin bir süre olağan yaşantısına ara vererek istirahat etmesinin zorunlu olduğunu belgeleyen ve ancak bir hekim tarafından verilmesi zorunlu olan bir belge(varaka)dir. Bu istirahat raporu bir kamu kurumunda memur olmayan ya da özel yasalarına göre memur gibi cezalandırılmaları gerekmeyen doktor, eczacı veya sıhhiye memurunun düzenlemesi halinde 765 sayılı TCK.nun 354. maddesindeki, eğer memur olan veya özel yasalarına göre memur sayılan doktor, eczacı veya sıhhiye memurunun resmi görev ve yetkisini kötüye kullanarak sahte rapor düzenlemesi ise aynı Yasanın 339, 340. Maddelerinde yazılı suçları oluşturacaktır. Somut olayımızda ise; sanığımız Bursa Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine ait raporu o hastanede çalışan Dr. ....’nin kaşesi ile kaşeleyip, imzasını taklit edip hastane mührü ile mühürlemek suretiyle düzenlediği sabittir. Nitekim dairemizin 12.04.2006 gün ve 7975/2986 sayılı kararında ;“Resmi kurum olan Kayseri Devlet Hastanesince düzenlenen rapordaki 1. hafta olan istirahat süresini tahrif ederek 2 hafta yapan sanığın eyleminin suç tarihi itibariyle yürürlükte olan 765 Sayılı TCK. nun 342/1. maddesine uyduğu…” denilmek suretiyle gerçek kişilerin resmi kurumlarca düzenlenebilecek raporu düzenlemesini “resmi belgede sahtecilik” olarak kabul etmiştir. 3-Sahte Resmi Belgenin kullanılması gerekir. Somut olayımızda; Bursa Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine ait rapor sanık tarafından sahte olarak düzenlendikten sonra celp dönemine iştirak etmediğinden dolayı hakkında “bakaya” suçundan açılan davada askeri mahkemeye ibraz edilmek suretiyle kullanılmıştır. Sanığın eylemi 765 sayılı TCK.nun 356. maddesi kapsamında bir suçu iki nedenden dolayı oluşturmamaktadır: a)TCK.nun 356. maddesinde suçun konusunun, “Bir kimse 354 ve 355’inci maddelerde yazılı sıfat ve yetkiyi haiz olmadığı halde…” demek suretiyle resmi bir kurumda çalışmayan özel muayenehanede veya özel bir sağlık kuruluşunda çalışan doktor, eczacı, sağlık memuru veya diğer bir sağlık mensubu tarafından gerçeğe aykırı olarak verilen belgeler olduğu açıkça belirtilmiş olup madde resmi görevli bir sağlık mensubunun sıfat, yetki, imza ve kaşesi kullanılmak suretiyle düzenlenen “sahte rapor”u kapsamamaktadır. b)İkinci olarak bir an için 356. maddenin resmi görevli sağlık mensuplarının düzenlemeye yetkili oldukları belgelerin gerçek kişiler tarafından düzenlenmesi fiilini de kapsadığını düşündüğümüzde ortaya şöyle bir tablo çıkacaktır: - Özel çalışan bir doktorun isim, imza ve kaşesini taklit suretiyle gerçeğe aykırı bir rapor düzenlediğinde TCK. 354. Maddesi uyarınca 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve para cezası ile mahkumiyetine hükmolunacak, - Resmi görevli bir doktorun imza ve kaşesini taklit suretiyle gerçeğe aykırı bir rapor düzenlediğinde ise 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile mahkumiyetine karar vermek gerekecektir ki; bu durum Yasa koyucunun amacı ile de bağdaşmayacaktır. Yani özel doktorun adı ile sahte rapor hazırlayana 6 ay hapis, resmi görevli doktorun adı ile resmi kurumun belgesini ve mührünü kullanarak sahte rapor hazırlayana yarı oranında 3 ay hapis cezası vermek gerekecektir ki, bu şekilde bir yorum ceza adaletine de ters düşecektir. Bu gerekçelerle sanığın eyleminin 765 sayılı TCK.nun 342/1(5237 sayılı TCK.nun 204/1). fıkrasındaki suçu oluşturacağından sayın çoğunluğun suça konu belgenin şahadetname olarak değerlendirilerek sanık hakkında zamanaşımı nedeniyle düşürülme kararı verilmesi görüşüne katılmıyorum.