Başvuru, başvurucunun şeref ve itibarına yönelik sözlere karşı açtığı tazminat davasının reddi nedeniyle şeref ve itibar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, başvurucunun şeref ve itibarına yönelik sözlere karşı açtığı tazminat davasının reddi nedeniyle şeref ve itibar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 7/11/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Olayların geçtiği tarihte Ankara'nın Keçiören ilçesi belediye başkan adayı olan başvurucu 1994-2009 tarihleri arasında üç dönem Keçiören Belediyesi başkanlığı yapmış -2019 yerel seçimlerinde yeniden Keçiören Belediye başkanı seçilmiş olan- aktif bir siyasetçidir. Davalı ise Keçiören ilçesinde yaşayan ve seçmen sıfatını haiz bir vatandaştır. Başvurucunun belediye başkanlığı yaptığı dönemlerde, bazı esnaf ve pazarcılara çeşitli baskılar uygulandığı iddiaları kamuoyunda tartışılmıştır. Davalının savunmaları ve dosya içerisinde yer alan bilgilere göre olayın arka planı ile ilgili basında yer alan bazı haberler şöyledir:i. T. isimli internet gazetesinde 29/8/2008 tarihinde "Flörte dayak meyhaneye kilit" başlığıyla yer alan haberin ilgili kısımları:"...Büfeci dayağıyla gündeme gelen Ankara’nın en büyük ilçesi Keçiören’de 1994’te 22 olan içkili restoran sayısı şu anda '0'. Eski belediye başkanı H.K. görevi AKP’li Turgut Altınok’a teslim ettikten sonra yaşananları şöyle anlattı: 'Kimseye içkili yer ruhsatı vermediler. Baskı ve şiddetle bütün restoranlar kapatıldı.' 'A takımı'ndan dayak Keçiören’in Altınok’tan önceki Belediye Başkanı H.K., 'Benim dönemimde içkili restoran için talepte bulunan ve şartları belediyemizce uygun görülen her işletmeye ruhsatı verildi. 1994’te, 22 içkili restoran vardı. Hatta belediyemize ait bir tesisi kiraya verip içkili restoran haline getirmiştik. Biz görevi Altınok’a teslim ettikten birkaç yıl sonra tüm restoranlar baskı ve şiddet kullanılarak kapatıldı. Kimseye de içkili restoran ruhsatı verilmedi. Adını ’A Takımı’ koydukları bir ekip oluşturarak parklarda elele tutuşanlara dayak attılar, büfecilere saldırdılar' dedi. Arabistan'a çevirdilerKeçiören’de kapatılan son içkili restoranın sahibi olan SHP Ankara İl Başkanı [K.] da restoranının kapatılma sürecini şöyle anlattı: 'Altınok göreve başladıktan birkaç ay sonra sürekli taciz edilmeye başlandık. Restoranımız sürekli kapatılıyor ve baskı altında bırakılıyorduk. Müşterilerimiz tedirgin olmaya başlamıştı. ’A Takımı’ denilen ekip kurarak müşterilerimizi korkutuyorlardı. Biz de bir süre sonra restoranı kapatmaya karar verdik. Keçiören’i, aradan geçen 14 yıl içinde Arabistan’a çevirdiler'Korku imparatorluğu H. gazetesine konuşan ve baskılardan korktukları için isimlerinin yazılmasını istemeyen alkollü içki satan büfe sahiplerinin birçoğu, Altınok’un göreve başlamasının ardından içki satışları nedeniyle kendilerine baskı yapılmasından yakındılar. Ramazan ayında baskıların daha da arttığını söyleyen başka bir büfeci ise şunları söyledi: 'İçki sattığımız için Ramazan ayında büfenin açılmasını istemiyorlar. Zabıtalar sürekli kontrole geliyor ve ’gözünün üzerinde kaşın var’ diyerek sudan sebeplerle tutanak tutup büfeleri kapatıyorlar. Fiziki güç kullanarak Keçiören’de korku imparatorluğu kurdular. İnsanlar ellerine içki alıp evlerine getirmeye korkar oldu.'..."ii. T. isimli internet gazetesinde 9/10/2008 tarihinde "Dövdüler bir de üstüne para istiyorlar" başlığıyla yer alan haberin ilgili kısımları şöyledir:"Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, dükkânına gelen iki belediye zabıtası tarafından dövüldüğü kamera görüntüleriyle ortaya çıkan esnaf Ş. ile babası P.Ş. hakkında, kişilik haklarına hakarette bulundukları iddiasıyla toplam 50 bin YTL’lik iki ayrı tazminat davası açtı.... söz konusu olayın ardından ve babası P.nin bakkal dükkânının kapısına, 'Şehir eşkiyalarının başı Turgut Altınok...' ve 'Turgut gidecek şehir eşkiyalığı bitecek' yazılı pankartlar astıkları belirtildi..." . " iii. H. gazetesinin 8/7/2010 tarihli nüshasında "Savcı Keçiörende A Takımını Arıyor" başlıklı haberin ilgili kısımları şöyledir:"Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Keçiören ilçesinde sık sık dayak olaylarıyla gündeme gelen 'A Takımı' hakkında soruşturma başlattı. Savcılık yine bir dayak olayına karışan 'A Takımı' üyelerinin tespit edilerek ifadelerinin alınması için Etlik Polis Merkezi’ne talimat gönderdi. Polislerin 'A Takımı' üyelerini tanımalarına rağmen hala ifadelerinin alınmadığı iddia edildi....Yıllardır Keçiören’de varlığı iddia edilen ancak ispatlanamayan 'A Takımı', ilk kez bir savcılık soruşturmasıyla resmi kayıtlara geçti.Cumhuriyet Savcısı, polise gönderdiği yazıda Kanuni Parkı’nda bir kişinin dövülmesi olayına karıştığı iddia edilen 'A Takımı’na' mensup kişilerin ifadelerinin alınmasını istedi. Ancak, aradan iki ay geçmesine rağmen bu kişiler polis tarafından bulunamadı..." Davalı, başvurucunun belediye başkanı adaylığını açıkladığı dönemde; 16/1/2014 tarihinde başvurucu hakkında üçüncü bir şahıs tarafından Twitter isimli sosyal paylaşım sitesinde yazılan bir bildirimi retweet (yeniden gönderim) yapmak suretiyle takipçileri ile paylaşmıştır. İlgili paylaşım şu şekildedir:"Pazar eşkiyası Turgut Altınok, ben sana aday olmazsın demedim, adam olamazsın demiştim, yine haklı çıktım." Başvurucu, paylaşımda geçen ifadeler nedeniyle davalının hakaret suçundan cezalandırılması talebiyle suç duyurusunda bulunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 7/5/2014 tarihli iddianamesiyle başvurucunun hakaret suçundan cezalandırılması talep edilmiştir. Yargılamayı yapan Ankara Asliye Ceza Mahkemesi davalının "hakaret suçunu işlediğini anlaşılması nedeniyle" 800 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş ve hükmün açıklanmasını geri bırakmıştır. Verilen karar itiraz üzerine kesinleşmiştir. Anılan paylaşım üzerine başvurucu, davalı hakkında manevi tazminat davası açmıştır. Yargılamayı yapan Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi 21/3/2017 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımları şöyledir:"...Ankara Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/1227 Esas sayılı dosyasında; ...yaptırılan bilirkişi incelemesi ile [E.K]'nin 'Pazar eşkiyası Turgut Altınok, ben sana aday olmazsın demedim adam olamazsın demiştim. Yine haklı çıktım' şeklinde hakaret içeren ifadeleri alıntı da olsa paylaşmak suretiyle katılımda bulunduğu, bu ifadeleri retweetlemek suretiyle eylemini gerçekleştirdiği, ... sanığın hakaret suçunu işlediği anlaşıldığından eylemine uyan TCK'nın 125/maddesi delaletiyle 125/ Maddesi gereğince ...90 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, karar verildiği, kararın 03/04/2015 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. TMK. nun 24/1 maddesine görehukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse hakimden saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. TBK.nun maddesine göre de kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Bu davada; davalı, www.twitter.com isimli sosyal paylaşım sitesinde kendisine ait olan Emrah Kabadayı isimli profilden 'Pazar Eşkiyası Turgut Altinok Ben sana aday olamazsın demedim, Adam olamazsın demiştim. Yine haklı çıktım.' şeklinde sözlerle davacıyı küçük düşürücü, onu aşağılayıcı, hakaret içeren sözler söylediği, böylece davacının kişilik haklarını ihlal ettiği sabit olmuştur. Her ne kadar davacı, siyasetçi olup ağır eleştirilere katlanmak zorunda olsada, davalının paylaştığı sözler eleştiri sınırını aşmakta doğrudan davacının kişilik haklarına hedef almaktadır. Bu nedenle kişilik hakları ihlal edilen davacının manevi tazminat istemeye hakkı bulunmaktadır. Davalının istinaf yargı yoluna başvurması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 15/9/2017 tarihli kararıyla kararın kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımları şöyledir:"...Ceza dava dosyasında her ne kadar davalı, davacıya yönelik hakaret suçundan yargılanmış ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de,... hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder nitelikte bir hüküm olmadığından hukuk yargıcı yönünden ortada bağlayıcı nitelikte bir ceza mahkemesi kararı bulunmamaktadır.Davacı, dava dilekçesinde de beyan ettiği üzere 1994-2009 yılları arasında Ankara’nın Keçiören ilçesinde belediye başkanlığı yapmış bir siyasetçidir. Dava konusu olan ifadeler, 2014 tarihinde yapılacak olan yerel seçimlerde davacının bir kez daha belediye başkanlığına aday olmasından sonra internet ortamında paylaşılmış olup seçimlerin yaklaştığı bir dönemde, seçmenlerin siyaset ve siyasetçiler hakkında yorum ve eleştirilerde bulunmaları demokratik hakları olup, söz konusu ifadelerin yazıldığı zaman diliminden bağımsız olarak değerlendirilmesi doğru olmayacaktır.Aynı zamanda davacının daha önce üç dönem belediye başkanlığı yaptığı yeni seçimler öncesinde yeniden belediye başkanlığına aday olduğu, davalının Ankara/Keçiören’de yaşayan bir seçmen sıfatı taşıdığı unutulmadan davalının paylaşımının ifade özgürlüğü sınırlarını aşıp aşmadığının değerlendirilmesi gereklidir. ...Somut olaya baktığımızda, davacının üç dönem belediye başkanlığı yapmış bir siyasetçi, davalının ise davacının adaylığını koyduğu seçim çevresinde yaşayan bir seçmen olduğu, davacının siyaseti seçmekle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin dediği gibi bilinçli olarak eylem ve davranışlarını vatandaşların kontrolüne açık bıraktığı, dava konusu paylaşımın davacının yeni seçimler öncesinde yeniden belediye başkanlığına aday olduğu bir ortamda yapıldığı değerlendirildiğinde, ortaya çıkacak kamusal yarar nedeniyle davacının sert, ağır ve hatta incitici de olsa eleştirilere açık olması gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı, davalının paylaşımlarına karşı yazılı ve görsel basını kullanarak cevap verebilecek imkanlara da sahiptir. Davalı eleştirilerini dile getirirken doğrudan, açık ve somut bir isnatta bulunmamış, daha çok subjektif değerlendirmeleri niteliğindeki ifadeleri kullanmıştır. Bu sırada ağır olarak nitelendirilebilecek bir kelime kullanmış olsa da, bu ifadenin davacının belediye başkanlığı yaptığı dönemde gösterdiği siyasi tutum ve davranışlara yönelik bir eleştiri olduğu, davacının bizzat kişilik haklarını hedef almadığı değerlendirilmiştir. Bu şartlar altında davalının ifade özgürlüğüne sınırlama getirilmesini gerektirir demokratik bir toplum için gereklilik bulunmadığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir". Nihai karar başvurucuya 19/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 7/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun "Sorumluluk" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk kurallarının yer aldığı kararlar için İlhan Cihaner (2) (B. No: 2013/5574, 30/6/2014); Bekir Coşkun ([GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015) ve Kemal Kılıçdaroğlu (B. No: 2014/1577, 25/10/2017) kararlarına bakılabilir.