T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/332 Esas KARAR NO : 2025/1333 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 08/11/2023 NUMARASI : 2022/304 Esas, 2023/253 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/332 Esas KARAR NO : 2025/1333 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 08/11/2023 NUMARASI : 2022/304 Esas, 2023/253 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının 2011 yılında Konya'da ticari faaliyetine başladığını ve 2015 yılında İstanbul'da şube açarak ticari faaliyetini geliştirdiğini, davacının Türkiye genelinde kozmetik ve estetik amaçlı kullanılan epilasyon, bölgesel incelme, cilt bakım türevi ve cihazları üreten ve satan bir şirket olduğunu, davacının ticaret unvanını 2011 yılında Konya Ticaret Odası'nda ve 2015 yılında ise İstanbul Ticaret Odası'nda tescil ettirdiğini, davacının bu ticari faaliyeti kapsamında 2011/51146 başvuru numaralı markasını 03, 10, 41 ve 44. sınıflarda, 2018/54996 başvuru numaralı markasını 03, 10, 35, 41 ve 44. sınıflarda tescil ettirdiğini, bu markaları kesintisiz şekilde kullandığını, davalı ... Danışmanlık Hizmetleri Sağlık Turizm ve Ticaret Limited Şirketi'nin, davacının marka tescilinde yer alan nice sınıfları ve davacının ticari faaliyetleri ile aynı ve/veya benzer hizmetler gördüğünü, davalının yürüttüğü hizmetler ve ticari faaliyet alanlarında davacının markasal korumasının olduğunu, davalının davacının markasal korumasının bulunduğu bu ticari faaliyet ve hizmetleri "..." ibareli unvanı ile sürdürdüğünü, davalının ticaret unvanında ayırt edicilik kazandıran tek unsurun "..." ibaresi olduğunu, bu ibarenin davacının 2011/51146 ve 2018/54996 başvuru numaralı marka tescillerinde tek kelime olarak yer alan "..." ibaresinin birebir kullanımı olduğunu ve iltibas suretiyle marka hakkına tecavüz teşkil edeceğinin açık olduğunu, davalının, aynı sektörde faaliyet gösterdiği davacının ticaret unvanında yer alan ayırt edici tek unsurunun, kendi ticaret unvanında yine tek ayırt edici unsur olarak seçmesinin TTK madde 54 ve devamı hükümlerine çıkça aykırılık teşkil ettiğini, her iki tarafın da unvanında, "..." ibaresi dışında kalan ibarelerin faaliyet türünü belirttiğini, faaliyet türü dışında kalan ayırt edici tek unsurun yalnızca "..." ibaresinden oluştuğu açık olduğunu, davalının ticari faaliyeti kapsamında kullandığı ticaret unvanının, davacı aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğinden, davacının bu ticaret unvanını önceki tarihle tescil ettirdiği de gözetilerek davalı ticaret unvanının sicilden terkininin gerektiğini, "..." ibaresi ile yapılan reklam ve tanıtımlara maruz kalan hedef müşteri kitlesinin, davacıya ulaşmak isterken davalı ile iletişime geçebileceğini, yahut davalının kötü, eksik, ayıplı mal ve hizmetlerine muhatap olan tüketicinin bu hizmeti davacının sağladığını zannedebileceğini, tüm bu hususların "..." ibaresinin tüketici ve diğer tacirler nezdinde karıştırılmaya yol açacağının ve davacının bundan zarar göreceğinin, müşteri ve itibar kaybedeceğinin açık göstergesi olduğunu ileri sürerek davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin ve bu ibarenin yer aldığı unvan ve ibareler ile görülen hizmetler kapsamındaki ticari faaliyetlerin, davacının 2011/51146 ve 2018/54996 başvuru numaralı markalarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin tespitine, marka hakkına tecavüz teşkil eden ve haksız rekabet eden davalı ticaret unvanının sicilden terkinine, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı tarafından davaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. MAHKEME KARARI: Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 08/11/2023 tarihli 2022/304 E. - 2023/253K. sayılı kararıyla; "...Davalı vekili 14/08/2023 tarihli dilekçesi ile, davacı tarafından dava dilekçesinde ve dilekçeler teatisinde bahsedilmeyen ihtarname suretinin yasal süreler geçtikten sonra dosyaya eklenmesine muvafakatlerinin bulunmadığını beyan etmiş ise de, söz konusu ihtarname mahkememizce res'en değerlendirilmesi gereken sessiz kalma yolu ile hak kaybı iddiaları bakımından sunulduğu için ihtarname değerlendirmeye alınmıştır. Davalı vekili 27/09/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile, sundukları ihtarname ve tebliğ şerhinin delilleri arasına alınmasını ve anılan delil doğrultusunda ve aksi yönde davalı tarafından sunulmuş bir delil de bulunmamış olması hususları gözetilerek önceki talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. Dava, davalının ticaret unvanının, davacı markasını içermesi nedeniyle markadan doğan haklarına tecavüzünün ve davacı ticaret unvanını içermesi nedeniyle haksız rekabetin tespiti ve davalının ticaret unvanının terkini talebine yöneliktir. Marka hakkına tecavüzden bahsedebilmenin ilk koşulu fiili markasal kullanımdır. Somut olayda davacı ispat külfetinde olduğu davalının hizmet, ürün ve ticari faaliyetlerinde davacı markasına benzer kabul edilebilecek "..." kelimesini havi fiili bir markasal kullanımına yönelik herhangi bir delil sunamamıştır. Toplanan tüm delillere göre ise davalının "..." ibaresini barındıran ticari unvanındaki söz konusu ibareyi ön plana çıkarır markasal bir kullanımı tespit edilememiştir. Bu durumda marka hakkına tecavüzün koşullarının oluşmadığının kabulü gerekir. Davacı, dava dilekçesinde tescilli markalarının yanısıra ticari unvanına da dayanmıştır. TTK'nun 52/1.maddesine göre "Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir." Somut olay değerlendirilirken sessiz kalma yolu ile hak kaybı hususu da göz önüne alınmalıdır. Rakibinin kullandığı ticari işarete; örneğin tescilleyip kullandığı unvana uzun süre sessiz kalan marka sahibi, markadan doğan koruma hakkını kaybetmiş olur."(GÜNEŞ, İlhami SMK Işığında Uygulamalı Marka Hukuku, Ankara - 2020, s.258) Davalının 2016 yılından beri ticaret unvanını fiilen kullandığı, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünde bulunan davacının ticaret siciline kaydedilerek ilan edilen ticaret unvanından habersiz olduğu savunmasının dinlenebilir olmadığı, davacının 23/05/2022 tarihli ihtarnameye kadar bu kullanıma sessiz kaldığı, davalı ticaret unvanına geçen uzun süreden sonra dava açmasının ve terkin talebinde bulunmasının iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağının kabulü gerekir. Kural olarak markaya ve ticaret unvanına tecavüz eylemleri için hükümsüzlük taleplerinde olduğu gibi kanunda bir dava açma süresi öngörülmüş değildir. Ancak TMK'nun 2. maddesine göre herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Buna göre davalının uzun bir süre kullanımına sessiz kalmak suretiyle davalının davaya konu marka - ticari unvan ya da işarete - artık kullanıma karşı dava açılmayacağına dair inanç oluşturarak yatırım yapmasına neden olan davacının daha sonra tecavüz iddiasında bulunmasını iyiniyet kuralları çerçevesinde korunmaması gerektiği yönünde doktrin ve uygulamada görüş birliği oluşmuştur. "Yargıtay'ın yerleşik içtihatları (11 HD. 03/03/2009 T., 2007/5706-2009/2451 ; 31/01/2009, 2007/8966-2009/3835) sessiz kalma durumunun bir koruma istisnası olduğunu görstermektedir. Haksız rekabete maruz kalanın bu olaydan doğan talep ve dava hakkının kötüye kullanılmaması asıldır. Marka hakkı ya da ticaret unvanı sahibi, haklı bir sebep olmadığı halde hakkını uzun süre ileri sürmeyerek karşı tarafta bundan böyle de kullanmayacağı yönünde bir kanaat uyandırdığı taktirde, artık bu hak kullanılamayacaktır. Aksine davranış hakkın kötüye kullanılması olup hukukça korunmayacaktır. Sessiz kalma hali bu durumdan yararlanacak olan açısından bir def'i değil, itiraz sebebidir. Bu nedenle de mahkemece kendiliğinden gözetilmelidir. (11. HD. 02/10/2012-2011/7104-2012/14860; 11 HD., 18/10/2012-2010/12137-2012/16604)" Tüm bu açıklamalar ışığında davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığı kanaatine ulaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacının davasının REDDİNE,.." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Davalının ticaret unvanındaki esaslı ve asli unsur olan "..." ibaresinin davacıya ait "..." ibareli marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olduğunun, yerel mahkemenin de aksi yönde tespiti gerekçeli kararda yer almadığını anılan durum istinaf incelemesine konu edilmediğini, davalı tarafın sessiz kalma yoluyla hak kaybı olduğuna yönelik def'i ileri sürmediğini, mahkemece re’sen inceleme yapılamayacağını, Davalının davacı markasının tescil sınıfları kapsamında kalan ticari faaliyetleri doğrudan şirket tescili ile başlamadığını, dilekçeleri ekinde sundukları ticaret sicil gazetesi sayfasında görüleceği üzere, davalı, davacı ile ortak ticari faaliyet alanlarında 8 Kasım 2021 tarihinden itibaren faaliyet göstermeye başladığını, davalının bu tarihten önceki "..." ibareli ticaret unvanı kullanımı, taraflar arasındaki ortak ticaret faaliyet kapsamında kalmadığından, hukuka aykırı bir kullanım söz konusu olmayacağı, davalının 8 Kasım 2021 tarihinden önce davacı markasının tescil sınıfı kapsamında ticari faaliyet yürütmediğinden, sessiz kalma yoluyla hak kaybının yaşanıp yaşanmadığına ilişkin inceleme ancak bu tarih referans alınarak incelenebileceğini, davalı ticaret unvanından ve faaliyet alanından haberdar olunur olunmaz iyi niyetli şekilde kendilerine ihtarname keşide edilmesi ve akabinde dava ikame edilmesi nedeniyle davacının, 8 Kasım 2021 tarihinden bu yana devam eden davalı ticari faaliyetlerine ve bu faaliyetleri kapsamında kullandığı ticaret unvanına sessiz kalmadığı sabit olduğunu, tesis edilen kararın hukuka aykırı olduğunu, Haberdar olma koşulu tahkikat aşamasında incelenmediğini, Marka tescilinden farklı olarak, ticaret sicil tescilleri yayına çıkma ve itiraza uğrama gibi bir prosedüre sahip olmadığını, tacirlerin her an tüm ticaret sicil tescillerini inceleme yükümlülüğü olmadığı gibi bu işlemin ticareti hayatın olağan işleyişinde fiilen tatbiki de mümkün olmadığını, tarafların farklı bölgelerde ticari faaliyet yürüttüklerini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, markaya tecavüz ile haksız rekabetin tespiti ile ticaret ünvanı terkini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.SMK 7. maddesi gereğince marka sahibi, tescil ile marka koruması elde eder ve korumanın kapsamı markanın tescil sınıflarına göre belirlenir. Marka ilke olarak tescil kapsamındaki mal ve hizmetler için koruma sağlar. Markasal kullanım, öğretide, işareti taşıyan mal ve/veya hizmetlerin, köken itibariyle diğer mal ve/veya hizmetlerden ayırtedilmesini sağlamaya yönelik olduğunun alıcılar tarafından anlaşılmasının mümkün kılacak şekilde kullanılması biçiminde tanımlanmaktadır. Buna göre markasal kullanım, markanın köken gösterme foksiyonu itibariyla mal ve hizmetlerin farklılıklarını göstermeye yarayan bir kullanım şeklidir. (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, Ocak 2023, Oniki Levha 5. Baskı, syf.597)Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından tescilli markalarına dayalı olarak markaya tecavüz ile haksız rekabetin tespiti ile ticaret ünvanı terkini istemi ile huzurdaki dava açılmış olup, celp edilen TPMK kayıtlarından; Davacının "..." ibareli 2011 51146 sayılı markasının 03, 10, 41 ve 44. sınıf mal ve hizmetlerde ve yine 2018 54996 sayılı "..." ibareli markasının 03, 10, 35, 41, 44. sınıf mal ve hizmetlerde tescilli oldukları, davalıya ait tescilli herhangi bir marka bulunmadığı görülmüştür. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de alınan bilirkişi raporunda iddiaya konu kullanımlar karşılaştırmalı olarak incelenmediği gibi markasal kullanım iddiası yönünden mevcut raporda sektör bilirkişi bulunmaması da yerinde değildir. Bu durumda mahkemece öncelikle, dosyanın içinde sektör bilirkişisinin de yer aldığı yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek iddia ve savunma kapsamında yeterli ve denetime elverişli rapor alınması ve hasıl olacak neticeye göre karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeni rapor alınması gerekliliğine değinilerek kaldırma kararı verilmiş olmakla sair istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 08/11/2023 tarih ve 2022/304 Esas, 2023/253 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 5- İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 190,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.359,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.23/10/2025