6. Hukuk Dairesi 2023/4050 E. , 2024/5033 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/198 E., 2022/152 K. KARAR : Red 1-İlk Derece Mahkemesince yapı ipoteği tesciline ilişkin davada davanın yüklenici Adem As İnşaat Ltd. Şti. yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, diğer davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir. 2- Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (kapatılan) 14.Hukuk Dairesi tarafından 04.07.2017 gün, 2017/1996 Esa…
**6. Hukuk Dairesi 2023/4050 E. , 2024/5033 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/198 E., 2022/152 K. KARAR : Red 1-İlk Derece Mahkemesince yapı ipoteği tesciline ilişkin davada davanın yüklenici Adem As İnşaat Ltd. Şti. yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, diğer davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir. 2- Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (kapatılan) 14.Hukuk Dairesi tarafından 04.07.2017 gün, 2017/1996 Esas 2017/5640 Karar sayılı ilamla yapı ipoteği tescil şartlarının oluşmadığı ve alacağın tespitiyle yetinilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3-Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davacının delillerini sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Yargıtay (kapatılan) 14. Hukuk Dairesi tarafından 04.02.2021 gün, 2020/2846 Esas 2021/612 Karar sayılı ilamla davacı tarafından dava dilekçesinde delillerinin sunulmuş olduğu ve yapılan tahkikat uyarınca belirlenen alacak hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. 4- Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı yüklenici davalı Adem AS İnşaat Gıda Temz. Otom. Tur. San.Tic. Ltd. Şti. yönünden, davacının 733.019.80 Türk Lirası alacaklı olduğunun tespitine ilişkin karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Kamu düzenine aykırılık halleri ile uyulan bozma ilamının içeriği ve usuli kazanılmış hak ilkesinin re'sen gözetildiği; kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.03.2022 gün, 2021/198 Esas 2022/152 Karar sayılı kararına ilişkin davacı vekilinin tüm temyiz istemlerinni reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edenden alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.12.2024 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla ile karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Değerli çoğunlukla aramızdaki uyuşmazlık konusu; yapı ipoteği tesciline yönelik davada, ipotek alacağının öncelikle başka bir ilamla kesinleşmesinin gerekip gerekmediği, bir başka ifade ile aynı dosyada hem alacağın esasının hem de ipotek tesisinin birlikte görülüp görülemeyeceğine ilişkindir. Öncelikle çözümlenmesi gereken birinci usulü husus, bozmaya uyulmakla usulü kazanılmış hak oluşup oluşmayacağı konusudur. Bilindiği üzere usulü kazanılmış hak müessesesi, yasayla düzenlenmemiş, Yargı uygulamalarıyla yerleşmiştir. Bu yerleşik uygulamadan sonra 6100 sayılı HMKnın 373/6. maddesi ile “Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her halde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.” Şeklinde düzenlenmiştir. Yasa Koyucunun abesle iştigal etmeyeceği malumdur. Eğer bozmaya uyulmakla verilen karar bakımından usulü kazanılmış hak olsaydı, Yasa Koyucunun “bozmaya uyulmakla artık başka bir karar verilemez” şeklinde düzenleme yapması gerekirdi. Diğer yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir çok kararında ön sorun olarak bu hususu değerlendirmiş, 2021/843E, 2022/80K sayılı kararında “21. Öte yandan 17.04.2013 tarihli ve 6460 sayılı Kanun ile HUMK’nın 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 429. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm ile Yargıtay Dairesinin iki bozma kararı arasındaki çelişkinin giderilmesi için temyiz inceleme yetkisi Hukuk Genel Kuruluna verilmiştir. Böylelikle Yargıtay Dairesinin birbiriyle çelişen kararlarının Hukuk Genel Kurulunda incelenerek giderilmesi amaçlanmıştır. Bu düzenleme birinci veya ikinci bozma kararı lehine bir doğruluk veya kesinlik karinesi ihdas etmemekte olup, düzenleme ile somut olay ekseninde iki zıt bozma kararından hangisinin uygun olduğuna yahut bunların dışında başka bir çözüm seçeneğinin bulunup bulunmadığına üçüncü defa Özel Daire değil de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu karar verebilecektir. Bu düzenleme, üçüncü kararların türlerine bakılmaksızın temyizen incelenmesi yönünden direnme kararlarındaki rejimi bu kararlara da bir tür teşmil etmektedir. Bu itibarla HUMK’nın 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile değiştirilmeden önceki 429. maddesinin dördüncü fıkrası olarak eklenen hüküm de esasında usulî müktesep hakkın istisnalarından birini oluşturmaktadır. 22. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve 2017/1-2620 E., 2021/445 K.; Hukuk Genel Kurulunun 18.03.2021 tarihli ve 2017/(13)3-704 E., 2021/303 K.; Hukuk Genel Kurulunun 25.11.2020 tarihli ve 2017/11-2474 E., 2020/944 K.; Hukuk Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/15-430 E., 2020/744 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.” Diyerek bozmaya uymakla usulü kazanılmış hak oluşmayacağı sonucuna varmıştır. Bozma ilamına uymanın usulü kazanılmış hak oluşturmayacağını belirledikten sonra işin esasına gelince; Somut olayda alt yüklenici olan davacı taşınmaz maliki olan belediye ve borçlu/yüklenici aleyhine alacağının tespiti ve yapı ipoteği/kanuni ipotek tesisini talep etmiştir. Mahkeme yaptığı yargılama neticesinde davacının yüklenici Adem As İnş. Gıda Temz. Otom. Tur. San. Tic. Ltd. Şti’den toplam 733.019 Türk Lirası alacaklı olduğunun tespitine, ve davalı belediyeye ait olan 5488 ada 3 parsel üzerine yapı ipoteği konulmasına karar vermiştir. Bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 14.Hukuk Dairesi, “ayrı bir ilamla alacağa hükmedilmediğinden yapı ipoteği tesisinin koşulları oluşmadığından …” kararı bozmuştur. Bozmaya uyan mahkeme ipotek tesisi isteminin reddine, alacağın tespitine karar vermiştir. TMK’nın 893/3.fıkrasında “Bir taşınmaz üzerinde yapılan yapı veya diğer işlerde malzeme vererek veya vermeden emek sarf ettikleri için malzeme ve emek karşılığı olarak malik veya yükleniciden alacaklı olan alt yüklenici veya zanaatkârların” kanuni inşaatçı ipotek hakkına sahip oldukları belirtilmiştir. Aynı Kanunun 895/3.fıkrasında ise bu ipotek hakkının tesisi için alacağın malik tarafından kabul edilmiş veya mahkemece karara bağlanmış olması şart koşulmuştur. Alacak taşınmaz maliki tarafından kabul edilmezse, yükleniciden alacaklı olan alt yüklenici veya zanaatkârlar, taşınmaz maliki ve yüklenicinin taraf olduğu ayrı bir dava açarak alacağın varlığı ile ilgili bir ilam almak suretiyle yapı ipoteği için mahkemeden talepte bulunabilecekleri gibi ayrı bir dava açmadan bu davada olduğu gibi hem alacağın varlığının tespiti hem de yapı ipoteğinin tesisi için tek dava ile talepte bulunabilirler. Hatta tek dava ile yapı ipoteği tesisi talebinin usul ekonomisi ve davacının amacı bakımından daha uygun olduğu izahtan varestedir. Mahkeme ilk kararında isabetli olarak davacı alacağının tespiti ve yapı ipoteği tesisine karar vermesine rağmen 14. Hukuk Dairesinin usul ekonomisine aykırı bozma kararına uyularak ilk kararının aksine karar vermesi doğru olmamıştır. Açıklanan bu nedenlerle kararın bozulması gerekirken usulü kazanılmış hak ilkesi esas alınarak onama yönünde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.