Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davaya konu yapılan çalışma /kazı esnasında gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi nedeniyle, davalı Borçlu tarafından; 31.03.2020 tarihinde, Esenyurt - Balıklıyolu mah - ... Sok. No : ... adresinde yapılan çalışma sırasında, müvekkil şirket enerji dağıtım altyapısına 4.890,49 TL, 07.03.2020 tarihinde, Gaziosmanpaşa - Karadeniz mah. ... Sok. No: ... adresi önünde yapılan çalışma sırasında, müvekkil şirket enerji dağıtım altyapısına 1.709,14 TL ve 10.03.2
DAVACI : VEKİLİ :DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)DAVA TARİHİ : 05/08/2022KARAR TARİHİ : 01/11/2022GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, .....Mah. .... Bulv. No:....... adresinde bulunan iş yerini mobilya ve boya atölyesi olarak kullanmakta olduğunu, Esnaf ve Sanatkarlar odası ya da vergi kaydı bulunmadığı, yine de müvekkil ile davalı taraf arasında ticari abonelik sözleşmesinin mevcut olup, müvekkilinin kullandığı tesisat numarasının .... olduğunu, Davalı tarafça, müvekkil aleyhine işyerinde kaçak elektrik kullandığı iddiasıyla ..... tarihli ve .... nolu tutanakla 27.654,47 TL ceza kesilmiş olup bu ceza .... tarih ve ... nolu faturayla tahakkuk ettirilmiş olduğunu, Davalı tarafın, kesilen ceza nedeniyle müvekkili aleyhine Diyarbakır İcra Müdürlüğünün .... Esas numarasıyla icra takibi başlatmış olduğunu, müvekkil, aleyhinde başlatılan icra takibinin baskısı ve tehdidi nedeniyle .... tarihinde, davalı tarafın ...Bankasına kayıtlı ...... nolu İban numaralı hesabına 30.037,00 TL ödeme yapmış olduğunu, Bu ödemenin müvekkili adına dava dışı ..... tarafından yapılmış olduğunu, davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla ve alınacak bilirkişi raporuyla tam tespit edildiği anda arttırılmak üzere müvekkilin davalıya 10.000,00 TL borçlu olmadığının tespitini, müvekkilin, icra baskısı altında ödediği 30.037,00 TL'nin fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla ve alınacak bilirkişi raporuyla tam tespit edildiği anda arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'sinin taraflarına geri ödenmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş olduğu anlaşıldı. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazı bulunduğunu, bununla beraber iik m.72'de istirdat davasının açılması şartlarından olan icra tehdidi altında borcun ödenmesi gerekirken borç icra dairesine ödenmemiş olup haricen tahsil olmuş olduğunu, davacının dava dilekçesi hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi sayın mahkemeyi yanıltmaya yönelik ifadelerle dolu olduğunu, müvekkil şirketten celp edilecek olan belgelerden anlaşılacağı üzere davacının sayaç dışından harici hat çektiği tespit edilmiş olduğunu, böyle iken kaçak elektrik tüketimi nedeniyle kendisine tahakkuk ettirilen kaçak tahakkuku ile ek tahakkuk bedelleri yönünden davacı tarafından dava açılmış olması davacının kötü niyetli olduğunun ispatı olduğunu, arz ve izaha çalışılan nedenlerle; Davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiş olduğu anlaşıldı. GEREKÇE:Dava, kaçak elektrik tüketiminden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin ... tarih, .... Esas ...Karar sayılı kararında da ayrıntılı olarak açıklandığı ve Mahkememizce de anılan karara atıf yapılmak suretiyle iştirak edildiği üzere; 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 1.maddesinde kanunun amacı açıklandıktan sonra, “Kapsam” başlıklı 2.maddesinde; “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar..” hükmüne yer verilmiştir. Kanunun 3.maddesinde; “Mal; Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi kapsar.Tüketici ise, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Yine anılan kanunun 3/d maddesinde; “Hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet” olarak tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için; kanunun amacı içerisinde, yukarıda tanımları verilen taraflar arasında, mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.Somut olayda; dosya kapsamında yer alan kaçak tespit tutanağı ile diğer bilgi ve belgeler incelendiğinde davacının abone grubunun “ticarethane’’ olarak belirtildiği, yine davacı vekili tarafından müvekkilinin büfe işlettiği ifade edilmiştir. Buna göre, eldeki davada davacının tüketici sıfatına haiz olmadığı ve davaya bakma görevinin tüketici mahkemesinin görevi kapsamında kalmadığı açıktır.Bu noktada öncelikle çözümlenmesi gereken husus davaya bakma görevinin hangi mahkemeye ait olduğudur.Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir.